Ceza Genel Kurulu 2017/671 E. , 2018/254 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Ağır Ceza
Nitelikli yağma suçundan sanık ..."nin eyleminin kendiliğinden hak alma suçunu oluşturduğu kabul edilerek 765 sayılı TCK"nun 64/1, 308/3, 71, 72, 75/2 ve 40. maddeleri uyarınca 9 ay hapis ve 273,78 Lira adli para cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba ilişkin Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 18.06.2001 gün ve 607-261 sayılı hükmün, Cumhuriyet savcısı ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 09.02.2004 gün ve 19729-903 sayı ile;
"...Yüklenen suçtan dolayı CMUK’nun 236. maddesinin yollamada bulunduğu Aynı Yasanın 3842 Sayılı Yasa ile değişik 135. maddesi uyarınca sorguya çekilmesi gereken sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...’e bu madde ile tanınıp savunmaya ilişkin bulunan hakları hatırlatılmadan ve hatırlatılmış ise bu konu tutanağa geçirilmeden yazılı biçimde karar verilmesi,
2- Kısa kararın açıklandığı oturumda hazır bulunan sanık ...’e CMUK’nun 251. maddesine aykırı olarak en son söz verilmeyerek savunma hakkının kısıtlanması" isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyan yerel mahkemece 11.07.2008 gün ve 374-304 sayı ile sanığın suç oluşturacak herhangi bir eylemi bulunmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmiş, bu hükmün de Cumhuriyet savcısı ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 25.02.2014 gün ve 15397-3360 sayı ile;
"Oluş ve dosya içeriğine göre özetle; yakınıcılar Tanju ve ..."in kardeş, ..."in baba, yakınıcı ..."ün arkadaşları olduğu; sanıklar ... ve ..."in sanık ..."in arkadaşları, sanıklar Mustafa ve ..."ün karı koca oldukları; yakınıcı ..."in sanık Mehmet Kolpak"ın marketinde 5 yıl kadar çalıştığı, 2000 yılının Temmuz ayında işten ayrıldığı; Tanju"nun, sanık ..."in ablasının kızı ile evlendiği, ailevi meselelerden dolayı aralarının açık olduğu; Tanju"nun sanık Mehmet"in marketinde çalıştığı ve sanık ..."in ablasının kızı ile nişanlı olduğu dönemde, sanıklar Mustafa ve Zeynep"in evine sigara, alkol ve gıda maddesi getirdiği, yakınıcı ..."ın sanıklardan ..."ün ... ile evlenmeden önce ilişkide bulunduğunu belirterek dedikodu yaydığı; gerek Tanju"nun marketten karşılıksız eşya alması, gerekse yakınıcı ..."ın sanık ... ile ilişkisi olduğu dedikodularının açıklığa kavuşturulması amacıyla, müşteki ..."ün araya girmesi ile suç tarihi akşamı sanık Mehmet Kolpak"ın ağabeyi tanık Yaşar Kolpak"ın evinde buluştukları, evde Yaşar Kolpak ve eşi, sanık Mehmet Kolpak ve eşi, karı koca sanıklar ... ve ... ile yakınıcılar ..., ..., ..., ..."ün oldukları; akabinde sanıklar ..., ... ve ..."in geldikleri, sanıklardan ..."in konuşma esnasında telefonu ile oynayan yakınıcı ..."ün elinden telefonunu alarak duvara fırlattığı, yakınıcı ..."ın evlenmeden evvel sanık ... ile ilişki kurup kurmadığı noktasında dedikodu çıkarmasına sinirlenen sanık ... ve sanık ..."nin ..."ı dövdüğü, sanık ..."nin çakmak fırlattığı; sanık ..."in, Tanju"nun sanık Mehmet Kolpak"ın marketinden gıda maddesi hırsızladığını belirterek yakıncıya vurduğu; sanık Mehmet"ten boş senet istediği, sanığın yanında getirdiği boş senetleri sanık ..."e verdiği, yakınıcı ..."a iki adet 5000 TL lik senet imzalattığı, sanıklardan Murset"in senetlerin kefilsiz olmayacağını söylemesi üzerine babaları yakınıcı ..."e tehdit ile senetleri kefil olarak imzalattırdıkları; sanıklardan Akif"in, Tanju ve ..."ın cep telefonlarını aldığı; sanıkların elinde bıçak ya da benzeri bir alet olmadığı, ancak sanık ..."in yakınıcılara "arkadaşlarının dolu olduklarını" söylediği, sanıklardan Akif"in yakalandığında söz konusu cep telefonlarını sattığı şahısları göstererek kısmi iadeyi sağladığının anlaşılması karşısında;
1- Sanıklar ... ve ..."ün, sanıklar ..., ... ve ..."in yağma suçlarına yardım etmek suretiyle katıldıklarına ilişkin her türlü şüpheden uzak kesin, inandırıcı delil olmadığından, üzerlerine atılı suçlardan ayrı ayrı beraatlerine karar verilmesi gerekirken, eylemlerinin ihkak-ı hak suçunu oluşturduğu ve bu suçunda zamanaşımına uğradığı belirtilerek haklarında düşme kararı verilmesi,
2- Sanık ..."in, yakınıcı ..."e yönelik eylemi yağma suçunu oluşturduğu halde, hukuki nitelendirmede yanılgıya düşülerek ihkak-ı hak suçunu oluşturduğu ve zamanaşımına uğradığı belirtilerek düşme kararı verilmesi,
3- Sanık ... "in, yağma suçunu 5237 sayılı TCK"nın 149/1 -c-d-h bendi uyarınca geceleyin, konutta, birden fazla kişiyle işlediği anlaşılmakla alt sınırdan uzaklaşarak hüküm kurulması gerekirken, aynı maddenin sadece (h) bendi uyarınca hüküm kurulması,
4- Sanık ..."in yakınıcı Tanju"nun telefonunu alması; yakınıcı ..."ın telefonunu alıp iki adet 5000 TL"lik senet imzalatması ve aynı senedi kefil olarak yakınıcı Cemali"ye de zorla imzalatması şeklinde gerçekleşen iki adet yağma eylemine, sanıklar ... ve ..."in eylem ve fikir işbirliği içerisinde katıldıkları gözetilmeden, sanıklar hakkında üzerlerine atılı suçlardan haklarında beraat kararı verilmesi,
5- Sanıkların, yakınıcı Tanju"nun marketten hırsızladıklarını iddia ettikleri mal karşılığında yakınıcı ..."a iki adet 5000 TL"lik senet imzalattıkları, aynı senetleri yakınıcı Cemali"ye de kefil olarak imzalattıkları ve borç altına soktukları anlaşılıp kabul edildiğine göre, suça konu senetler ile her iki katılana yönelik takip işlemi yapılabilse bile, sonuçta alınabilecek paranın tek olduğu, her bir katılandan ayrı ayrı bedelin tahsil edilemeyeceği eylemin tek mal varlığına yöneldiği ve bir yağma suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi,
6- Sanık ..."in, yakınıcılar Tanju ve ..."dan yağmaladıkları cep telefonlarını soruşturma aşamasında sattığı şahısları göstererek kısmı iadeyi sağladığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK"nın 168/3-4. maddesi uyarınca yakınıcıların kısmi iadeye rıza gösterip göstermedikleri sorulduktan sonra hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun tartışılmaması,
7- Sanık ..."in 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması" isabetsizliklerinden bozulmasına karar vermiştir.
Yerel mahkeme ise 07.07.2014 gün ve 116-215 sayı ile önceki hükmünde direnmiştir.
Bu hükmün de Cumhuriyet savcısı ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27.09.2015 gün ve 334518 sayılı “bozma” istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca 07.12.2016 gün ve 1230-888 sayı ile; 6763 sayılı Kanunun 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 10. madde uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 6. Ceza Dairesince 04.05.2017 gün ve 15-1160 sayı ile, direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Direnmenin kapsamına göre inceleme sanık ... hakkında kurulan hükümle sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı nitelikli yağma suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de; Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca öncelikle, ilk hükümde direnilmesine karar veren yerel mahkemenin hüküm fıkrasını yeniden kurma zorunluluğunun bulunup bulunmadığının tespiti gerekmektedir.
İncelenen dosya kapsamından;
Yerel mahkemece bozma kararından sonra yapılan yargılama sonucunda, önceki hükümde direnilmesine karar verilmesiyle yetinilip yeni bir hüküm kurulmadığı anlaşılmaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun istikrar kazanmış uygulamalarına göre, bir hüküm bozulmuş olmakla tamamen ortadan kalkacağından, mahkemelerce direnme kararı verilirken, 5271 sayılı CMK"nun 230, 231 ve 232. maddelerine uygun yeni bir hüküm kurulması zorunlu olup, aksi hâl 1412 sayılı CMUK"nun 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 308. maddesi uyarınca mutlak hukuka aykırılık oluşturmaktadır.
Ceza Muhakemesi Kanununun 230 ve 232. maddeleri uyarınca, aynı Kanunun 223. maddesine göre hükmün ne olduğu herhangi bir tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmeli, bozulmakla tamamen ortadan kalkan ve infaz yeteneğini yitiren önceki hükme atıf yapılmasıyla yetinilmemeli, onandığı takdirde başka bir kararın varlığını gerektirmeden infaza esas alınabilecek nitelikte yeni bir hüküm kurulmalıdır.
Bu açıklamalar ışığında ön soruna ilişkin olarak yapılan değerlendirmede;
Yerel mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda işlem yapılmamış ve bozulmakla tamamen ortadan kalkan önceki hükümde direnilmesine karar verildikten sonra, CMK"nun 223, 230 ve 232. maddeleri uyarınca verilen hükmün ne olduğu belirtilmemiş ve kararda bulunması zorunlu olan "hüküm" kısmı eksik bırakılmıştır.
Bu itibarla, diğer yönleri incelenmeyen direnme hükmünün belirtilen nedenle bozulmasına karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.07.2014 gün ve 116-215 sayılı direnme kararının, usul ve kanuna uygun olarak hüküm kurulmaması isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
2- Diğer sanıklar hakkındaki hükümlerin temyiz incelenmesinin yapılabilmesi için dosyanın Yargıtay 6. Ceza Dairesine gönderilmesi amacıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.05.2018 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.