12. Ceza Dairesi 2016/457 E. , 2016/9254 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi : Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 1-Haberleşmenin gizliliğini ihlal, 2-Görevi kötüye kullanma
Hüküm : 1-Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan: TCK’nın 132,139 ve 73/4. maddelereği gereğince düşme,
2-Görevi Kötüye kullanma suçundan: CMK"nın 223/2-e maddesi gereğince beraat.
Görevi kötüye kullanma suçundan sanığın beraatine, haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan davanın düşmesine ilişkin hükümler, şikayetçiler vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1-Müşteki şirket vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde:
Sanığın, katılan ile dava dışı ... arasındaki telefon konuşmalarını kayda alma eyleminde, suçtan doğrudan zarar görmeyen şikayetçi şirketin, davaya katılmaya ve hükmü temyize hakkı bulunmadığı; mahkemece de 08.06.2012 tarihli celsede katılma isteminin reddedilmiş olduğu cihetle, şikayetçi vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca, isteme aykırı olarak REDDİNE,
2-Katılan vekilinin haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan verilen düşme kararına yönelik temyiz isteminin incelenmesinde:
Noter başkatibi olarak görev yapan sanığın, avukat olan tanık ...’in talebi üzerine, aralarında hukuki ihtilaf bulunan şirket yetkilileri ... ile katılan arasında geçen telefon konuşmalarını düzenleme şeklindeki tespit tutanağı ile kayda aldığı, bilahare avukat olan tanık ... tarafından, telefon konuşmalarının yer aldığı tespit tutanağını, katılanın yetkilisi olduğu şirket aleyhine açılan hukuk davasında replik dilekçesi ekinde delil olarak sunulması üzerine, katılanın kayıtlardan haberdar olduğu olayda,
Sanığın, görevinin gereklerine aykırı hareket ederek şirket yetkilileri ... ve Osman arasındaki haberleşme içeriklerini kayıt altına alma eyleminin, bütün halinde TCK"nın 132/1 ve 2. maddeleri ile 137. maddelerinde düzenlenen haberleşmenin gizliliğini ihlal suçları kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, katılan vekilinin şikayet dilekçesinde de belirttiği üzere, katılanın konuşma içeriklerinin kaydedilmesi eyleminden ilk olarak 15/01/2009 tarihinde haberdar olduğu, ancak katılan vekili tarafından 6 aylık şikayet süresi geçtikten sonra 20/08/2010 tarihli dilekçeyle şikayetçi olduğu anlaşılmakla, sanık hakkında haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan düşme, görevi kötüye kullanma suçundan beraat kararı verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş olup,
Sanığa isnat edilen haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun TCK’nın 139. maddesi uyarınca soruşturma ve kovuşturmasının şikayete tabi olduğu, katılanın, 15/01/2009 tarihinde haberdar olduğu suça konu eylemle ilgili, 6 aylık şikayet süresi geçtikten sonra vekili vasıtasıyla 20/08/2010 tarihli dilekçeyle şikayetçi olduğu anlaşılmakla, TCK’nın 73/1 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri uyarınca verilen düşme kararında bir isabetsizlik bulunmadığından; katılan vekilinin, eksik incelemeye ve şikayet tarihinin süresinde olduğuna, ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA,
3-Katılan vekilinin görevi kötüye kullanma suçundan verilen beraat hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince;
Noter başkatibi olarak görev yapan sanığın, avukat olan tanık ...’in talebi üzerine, aralarında hukuki ihtilaf bulunan şirket yetkilileri ... ile katılan arasında geçen telefon konuşmalarını düzenleme şeklindeki tespit tutanağı ile kayda aldığı, bilahare avukat olan tanık ... tarafından, telefon konuşmalarının yer aldığı tespit tutanağını, katılanın yetkilisi olduğu şirket aleyhine açılan hukuk davasında replik dilekçesi ekinde delil olarak sunulması üzerine, katılanın kayıtlardan haberdar olduğu olayda,
Sanığın, görevinin gereklerine aykırı hareket ederek şirket yetkilileri ... ve Osman arasındaki haberleşme içeriklerini kayıt altına alma eyleminin, iki ayrı suç kapsamında değil, bütün halinde TCK"nın 132/1 ve 2. maddeleri ile 137. maddelerinde düzenlenen haberleşmenin gizliliğini ihlal suçları kapsamında değerlendirilmesi gerektiği göz önünde bulundurulduğunda, sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan beraat kararı verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş olup,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin, görevi kötüye kullanma suçunun unsurlarının oluştuğuna, eksik incelemeye ilişkin, sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın üzerine atılı görevi kötüye kullanma suçunun kast unsurunun gerçekleşmemesi nedeniyle CMK"nın 223/2-c maddesi gereğince beraatine karar verilmesi gerekirken, atılı suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle CMK"nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususun aynı Kanunun 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının 1.bendinde yer alan “sanığın üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle CMK’nun 223/2-e” ibaresi çıkarılarak yerine “CMKnın 223/2-c”olarak gösterilen ilk paragrafındak “yüklenen suç açısından sanığın kastının bulunmaması nedeniyle CMK"nın 223/2-c maddesi gereğince BERAATİNE,” ibaresinin yazılması suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 01/06/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.