13. Hukuk Dairesi 2017/7816 E. , 2019/6425 K.
"İçtihat Metni"... vekili avukat ... ile ... vekili avukat ... aralarındaki dava hakkında ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 11/11/2015 tarih ve 2014/246-2015/400 sayılı hükmün Dairemizin 14/06/2017 tarih ve 2016/3485-2017/7373 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.
K A R A R
Davacı, davalı adına dava dışı otomotiv şirketine araç bedeli açıklaması ile 45.000,00 TL havale ettiğini, bu şekilde davalının dava dışı şirkete olan borcunu kapattığını ancak davalının bu parayı kendisine geri ödemediğini, bu nedenle icra takibi başlattığını, davalı tarafça takibe yapılan itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, ... 2. İcra Müdürlüğü"nün 2014/4871 sayılı dosyasındaki icra takibindeki itirazın 35.000,00 TL’lik kısmının iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, kabul edilen kısım üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karşı taraf yönünden icra inkar tazminatının reddine karar verilmiş; hükmünş taraflarca temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 2016/3485 Esas 2017/7373 Karar sayılı 14.06.2017 tarihli ilamı ile;
“1-Dava, itirazın iptaline ilişkin olup, davacı, davalının dava dışı şirkete araç satışından doğan borcunu havale yoluyla ödediğini, havale dekontunda da araç bedeli açıklamasının bulunduğunu, davalının borcunu geri ödemediğini iddia ile itirazın iptalini istemiş, davalı ise, davacının bu borcu kapattığını kabul etmekle birlikte, 45.000,00 TL"nin 10.000,00 TL"sinin davacının kendisine daha önceden olan borcunun geri ödemesi olduğunu, kalan 35 bin lirayı ise elden davacıya geri ödediğini savunmuştur. Davacı takip konusu 45.000,00 TL"yi davalıya değil dava dışı şirkete havale etmiş ve davalının bu şirkete olan borcunu bu şekilde ödemiştir. Bu hususta bir uyuşmazlık yoktur. Söz konusu havale dekontunda "...-araç bedeli" açıklaması bulunmaktadır. Havale edilen miktarın 35.000,00 TL"sinin borç karşılığı yollandığını ancak davacıya elden geri ödendiğini savunan davalı bakiye 10.000,00 TL"nin ise zaten davacının kendisine olan borcunun geri ödemesi olarak yapıldığını savunmuştur. Bu durumda 10.000,00 TL"nin davacının davalıya önceden var olan borcun geri ödemesi olarak yapıldığını ispat yükü davalıya düşmektedir. Mahkemece, bu miktara yönelik ispat yükünün davalı da olduğu kabul edilerek buna göre değerlendirme yapılıp hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, ispat yükü davacıya yüklenmek suretiyle hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2-Davacı ile davalı arasındaki asıl alacak miktarının 35.000.00.TL olduğu kabul edilmiş mahkemece davanın kısmen kabulü ile takibin bu miktar üzerinden devamına şeklinde hüküm kurulmuştur. Ancak icra takip talebinde asıl alacak ile birlikte 7.458,75 TL işlemiş faiz de talep edildiği ve bu alacağın (asıl alacak ayrımı yapılmaksızın) tahsili tarihine kadar yasal faiz istendiği ve mahkemece, sadece asıl alacağa takip tarihinden itibaren faiz yürütülebileceğine dair hüküm kurulmamış olmakla faize faiz yürütülmesine neden olunmaktadır ki, verilen karar bu haliyle 6098 sayılı Borçlar Kanunu"nun 121/son maddesinde düzenlenen faize faiz yürütülemez hükmüne aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-11.11.2015 günlü ilam temyiz eden davalı vekiline 11.11.2015 tarihinde tebliğ edilmiş ve temyiz harcı 30.12.2015 tarihinde yatırılmıştır.
3156 sayılı yasanın 20.maddesiyle değiştirilen HUMK.nun 432/1.maddesi uyarınca yasanın yürürlüğe girdiği 6.4.1985 tarihinden itibaren verilen kararlarda temyiz süresi 15 gündür. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 1.6.1990 gün ve esas 1989/3,karar 1990/4 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı uyarınca, temyiz süresi geçtikten sonra verilen temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. ve 2. bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 3. bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz dilekçesinin reddine,” karar verilmiş; bu kez davalı taraf karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1-Her ne kadar dava dosyası davalının karar düzeltme talebinde bulunması üzerine karar düzeltme incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmiş ise de; dosya üzerinde yeniden yapılan incelemede, gerekçeli karar yazım tarihinin 19.11.2015 olduğu, dolayısıyla davalıya gerekçeli karar tebliğ tarihi olarak görünen 11.11.2015 tarihinin gerçeği yansıtamayacağı, davalının 30.12.2015 olan temyiz tarihini süresinde kabul etmek gerektiği anlaşılmıştır. Buna göre Dairemizin 2016/3485 Esas 2017/7373 Karar sayılı 14.06.2017 tarihli ilamının, diğer maddelerine dokunulmaksızın, 3. bendinin kaldırılarak, davalının temyiz itirazlarının incelenmesine geçilmiştir.
2-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki 3 nolu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
3-Dava, itirazın iptaline ilişkin olup, davacı, davalının dava dışı şirkete araç satışından doğan borcunu havale yoluyla ödediğini, havale dekontunda da araç bedeli açıklamasının bulunduğunu, davalının borcunu geri ödemediğini iddia ile itirazın iptalini istemiş; davalı ise, davacının bu borcu kapattığını kabul etmekle birlikte, 45.000,00 TL’nin 10.000,00TL sinin davacının kendisine daha önceden olan borcunun geri ödemesi olduğunu, kalan 35,000,00 TL’yi ise elden davacıya geri ödediğini savunmuştur. Mahkemece, her ne kadar, davacı tarafından yapılan 35.000,00 TL’lik ödemenin, davalı tarafça geri ödendiğinin yazılı belge ile ispat olunamadığı, davalı tarafça sunulan belge yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilse bile davacı tarafın da bu ödemenin başka ilişkiye istinaden verildiğini ispat ettiği benimsenmek suretiyle, itirazın 35.000,00TL’lik kısmının iptaline karar verildiyse de; yapılan incelemede, davalının yapmış olduğu 35.000,00 TL’lik ödemeye ilişkin yazılı delil başlangıcı niteliğinde belge sunduğu ve bu delili destekler şekilde tanık dinlettiği, mahkemenin kanaatinin aksine, tanık beyanına itibar edilmemesinin yersiz olduğu, davacının da ilgili ödemenin başka bir hukuki ilişkiye istinaden yapıldığına dair sunduğu belgelerin dosyamız taraflarıyla ilişkisiz olduğu, dolayısıyla bu hususu ispata yarar nitelikte belgeler olmadıkları değerlendirildiklerinden, davalının ödeme savunmasının kabulü gerektiği benimsenmiştir. Açıklanan nedenle, bu husus dikkate alınarak hüküm tesisi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirir.
Ne var ki, mahkeme kararının Dairemiz önceki bozma kararına ilaveten bu gerekçe ile de bozulması gerektiği anlaşıldığından davalının bu yöndeki karar düzeltme istemi kabul edilmeli, Dairemiz kararı kısmen kaldırılmalı, mahkeme kararı anılan gerekçeyle de bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle, davalının karar düzeltme isteminin kabulü ile, Dairemizin 2016/3485 Esas 2017/7373 Karar sayılı 14.06.2017 tarihli ilamının yalnızca 3. bendinin KALDIRILMASINA, anılan ilamın 1. ve 2. bendine ilave olarak, yukarıda açıklanan 2. bent gereğince davalının sair temyiz itirazlarının reddine, yukarıda açıklanan 3. bent gereğince hükmün ilave olarak davalı yararına BOZULMASINA, Dairemizin 2016/3485 Esas 2017/7373 Karar sayılı 14.06.2017 tarihli ilamının bu şekilde DÜZELTİLMESİNE, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 22/05/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.