Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2016/38
Karar No: 2018/241

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2016/38 Esas 2018/241 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2016/38 E.  ,  2018/241 K.

    "İçtihat Metni"



    Kararı veren
    Yargıtay Dairesi : 21. Ceza Dairesi
    Mahkemesi :Ağır Ceza
    Günü : 22.12.2010
    Sayısı : 22-508

    Resmî belgede sahtecilik suçundan sanık ..."ın TCK"nun 204/1, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin Gaziantep 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 22.12.2010 gün ve 22-508 sayılı hükmün, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 21. Ceza Dairesince 30.04.2015 gün ve 866-568 sayı ile onanmasına karar verilmiştir.
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 25.11.2015 gün ve 341083 sayı ile;
    "...Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 gün ve 232-250 sayılı, 09.10.2012 gün 2011/8-335 Esas 2012/1804 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere, belgenin nesnel olarak aldatıcılık yeteneğinin bulunması ve aldatma keyfiyetinin belgeden objektif olarak anlaşılması gerektiği, muhatabın hatasından, dikkatsizlik veya özensizliğinden kaynaklanan fiili iğfalin, aldatma yeteneğinin varlığını göstermeyeceği ve belgelerde sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdir ve tayini mahkemeye ait olduğu cihetle, tamamen sahte olduğu iddia olunan suça konu dosya içerisine alınan adli emanetin 2008/3250 sırasında kayıtlı 24.250 Lira bedelli sahte çek aslı üzerinde kriminal inceleme yaptırılmadığı ve aldatma yeteneğinin ne şekilde gerçekleştiğinin karar yerinde tartışılmaksızın eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi; usul ve yasaya aykırı olduğu" düşüncesiyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
    CMK"nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 21. Ceza Dairesince 10.12.2015 gün ve 13694-6115 sayı ile, itirazın yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçuna teşebbüsten verilen beraat hükmü temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olup inceleme, sanık hakkında resmî belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır.
    Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı resmî belgede sahtecilik suçunun yasal unsurlarının oluşup oluşmadığının tespiti bakımından çek aslı üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasının gerekip gerekmediğinin ve aldatma yeteneği yönünden yerel mahkemece gösterilen gerekçenin yeterli olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
    İncelenen dosya kapsamından;
    Sanığın, satın aldığı kamyon karşılığında suça konu çeki ciro etmeden mağdur ...’a verdiği, adı geçen mağdurun ortağı olan diğer mağdur ... ile birlikte söz konusu çekin karşılığının olup olmadığını öğrenmek amacıyla ....Bank Gatem Şubesine gittiklerinde, banka görevlilerince yapılan inceleme ve araştırma sonucunda çekin sahte olduğunun tespit edilmesiyle soruşturmanın başladığı,
    Suça konu çek aslının dosya içerisinde olduğu,
    Çek hesabının bulunduğu ....Bank Pınarbaşı Şubesince, Gaziantep Gatem Şubesine gönderilen 23.09.2008 tarihli faks cevabında; çekin sahte olup ödeme yapılmaması gerektiği bilgilerine yer verildiği,
    Çek hesabının bulunduğu ....Bank Pınarbaşı Şubesi tarafından, Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen 21.11.2008 tarihli cevap yazısında; keşidecisi .... - .... Konfeksiyon görünen 0037928 numaralı çekin şubelerine ait olmadığı, bu isme ait .... – Kepir Tekstil adında bir hesabın bulunduğu ve bu hesaba ait 0037928 numaralı çekin de ödendiği bilgilerinin yer aldığı,
    Yerel mahkemece 29.09.2010 tarihli oturuma getirtilen çek aslının incelenmesi sonucunda; “....Bank Pınarbaşı Şubesi Bornova İzmir Şubesine ait hamiline yazılmış 24.250 TL’lik İzmir - 23.12.2008 keşide tarihli .... isimli şahsın keşide etmiş olduğu hamiline yazılı bir çek olduğu, çekte herhangi bir cirantanın bulunmadığı ve çekin bankaya ibraz edildiğine dair herhangi bir şerhin de mevcut olmadığı, çekin bu hâliyle TTK anlamında çek vasfındaki senetlerden olduğu” şeklindeki gözlemin duruşma tutanağına aktarıldığı,
    Yerel mahkeme tarafından gerekçeli kararın deliller kısmında, suça konu sahte çekin Türk Ticaret Kanunu anlamında çek vasfındaki senetlerden olduğu belirtilmek suretiyle çek üzerinde yapılan incelemeye yer verildiği,
    Dosya içerisinde suça konu çek hakkında hazırlanmış herhangi bir bilirkişi raporunun bulunmadığı,
    Anlaşılmaktadır.
    Mağdurlar ... ve ... aşamalarda; suça konu çeki sanık ..."tan aldıklarını, çekin karşılığı olup olmadığını sormak için bankaya gittiklerinde sahte olduğunu öğrendiklerini beyan etmişlerdir.
    Sanık ... soruşturma aşamasında; Çolaklılar İnşaat Ltd. Şti."nin ortağı ve yetkilisi olduğunu, 37928 seri numaralı, 23.12.2008 keşide tarihli, 24.250 TL’lik çeki 22.09.2008 tarihinde yapmış olduğu bir iş neticesinde ismini Eyüp Çatalbaş olarak bildiği şahıstan aldığını, satın aldığı kamyon karşılığında suça konu çeki 23.09.2008 tarihinde mağdur ..."a verdiğini, çekin sahte olduğunu bilmediğini, bilmesi hâlinde bu çekin arkasını kaşeleyip imzalamayacağını, Eyüp Çatalbaş isimli şahsın açık adres ve kimlik bilgilerini bilmediğini, şahsa ulaşamadığını, çeki alırken bankadan sordurup o şekilde aldığını,
    Kovuşturma aşamasında ise; başka bir bağ evi inşaatı yapmakta iken bulundukları yere gelen isimlerini Mehmet ve Selahattin olarak söyleyen iki kişiyle görüştüğünü, suça konu çeki bu şahıslardan şantiyede iken aldığını, halen bu şahıslara ulaşamadığını, savunmasında belirttiği çekin duruşmada gösterilen çek olduğunu, üzerindeki yazı ve rakamların daha önceden yazıldığını, imzanın da yanında atılmadığını, çek verildiğinde ....Bankı aradığını, çekin numarasını ve sair bilgilerini belirterek çekin sağlam olduğunu öğrendiğini, çelişki nedeni ile sorulduğunda; okunan ifadesinin olay tarihine daha yakın olduğunu, aradan zaman geçtiğini, şimdi verdiği isimlerden Mehmet’in doğru, ancak Selahattin’in yanlış olabileceğini, Eyüp Çatalbaş isminin daha doğru olacağını,
    Savunmuştur.
    Çek; gerek mülga 6752 sayılı, gerekse meri 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda poliçe ve bonodan sonra üçüncü bir kambiyo senedi türü olarak kabul edilmiştir. Çek, hukuki niteliği itibarıyla poliçe gibi bir havaledir. Bu havalenin çek olarak vasıflandırılması için, aynı zamanda banka üzerinden çekilmiş olması zorunludur. Bankada hesap bulundurmak mücerret çek keşide hakkını vermeyeceğinden, ayrıca önceden bu hesap üzerinde çek keşidesi suretiyle tasarruf edilebileceğinin de kararlaştırılmış olması gerekir. Genellikle "çek anlaşması" veya "çek sözleşmesi" olarak adlandırılan bu akit ile muhatap banka, keşideciye çek üzerine yazdığı miktarı ödemeyi vadederken, keşideci de muhatap bankanın ödediği meblağı kendisine tediyeyi taahhüt etmektedir. Böylece, muhatap banka meşru hamil veya cirantaya kendi mal varlığından ancak keşidecinin şahsında hukuki sonuç doğurmak üzere ödemede bulunma yetkisini elde etmektedir.
    Bir senedin "çek" niteliğini haiz olabilmesi için taşıması gereken bazı zorunlu kanuni unsurlar bulunmaktadır.
    Buna göre çek;
    1- Senet metninde "çek" kelimesini ve eğer senet Türkçeden başka bir dille yazılmış ise o dilde "çek" karşılığı olarak kullanılan kelimeyi,
    2- Kayıtsız ve şartsız belirli bir bedelin ödenmesi için havaleyi,
    3- Ödeyecek kimsenin yani muhatabın ad ve soyadını ya da ticaret unvanını,
    4- Ödeme yerini,
    5- Keşide tarihini ve yerini,
    6- Keşidecinin imzasını,
    İhtiva etmelidir.
    Bu unsurlardan birini taşımayan bir senet çek sayılamayacaktır.
    Öte yandan, 5237 sayılı TCK"nun "Resmî belge hükmünde belgeler" başlıklı 210. maddesinin birinci fıkrası "(1) Özel belgede sahtecilik suçunun konusunun, emre veya hamile yazılı kambiyo senedi, emtiayı temsil eden belge, hisse senedi, tahvil veya vasiyetname olması hâlinde, resmî belgede sahtecilik suçuna ilişkin hükümler uygulanır" şeklindedir.
    Buna göre kambiyo senetlerinden olan çeklerde yapılan sahteciliklerde resmî belgede sahtecilik suçuna ilişkin hükümler uygulanacaktır. Burada söz konusu olan, sadece resmî belgede sahtecilik suçuna ilişkin cezanın uygulanması değildir. Resmî belgede sahtecilik suçuna ilişkin hükümlerin bütün olarak uygulanmasıdır.
    Resmî belgede sahtecilik suçu 5237 sayılı TCK’nun 204. maddesinde;
    “(1) Bir resmî belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmî belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmî belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
    (2) Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmî bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmî belgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
    (3) Resmî belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğinde olması hâlinde, verilecek ceza yarısı oranında artırılır” şeklinde düzenlenmiştir.
    Söz konusu suç, maddenin birinci fıkrasında seçimlik hareketli bir suç olarak tanımlanmış olup resmî belgenin sahte olarak düzenlenmesi, gerçek bir resmî belgenin başkalarını aldatacak şekilde değiştirilmesi veya sahte resmî belgenin kullanılması durumunda suç oluşacaktır.
    Maddenin ikinci fıkrasında, resmî belgede sahtecilik suçunun kamu görevlisi tarafından işlenmesi ayrı bir suç olarak tanımlanarak daha ağır bir yaptırıma bağlanmış, maddenin üçüncü fıkrasında ise, suçun konusunu oluşturan resmî belgenin, kanunun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan bir belge niteliğinde olması hâlinde cezanın yarı oranında artırılması hüküm altına alınmıştır.
    Sahtecilik suçlarının hukuki konusu kamunun güveni olup belgelerin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi, gerçek bir belgeye eklemeler yapılması, tamamen veya kısmen değiştirilmesi eylemlerinin kamu güvenini sarstığı kabul edilerek yaptırıma bağlanmıştır.
    Resmî belgenin sahte olarak düzenlenmesi ya da gerçek bir resmî belgenin değiştirilmesi eyleminin sahtecilik suçunu oluşturabilmesi için, düzenlenen ya da değiştirilen belgenin gerçek bir belge olduğu konusunda kişiyi yanıltıcı nitelikte olması gerekir. Aldatıcılık özelliği suçun temel unsuru olup özel bir incelemeye tabi tutulmadıkça gerçek olmadığı anlaşılamayan belge, sahte belge olarak kabul edilmelidir. Sahteciliğin kişileri aldatacak nitelikte olup olmadığı şüpheye yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır.
    Sahte belgenin ilk bakışta dikkati çekmeyecek biçimde düzenlenip, belirli bir kişiyi değil birçok kişiyi aldatabilecek nitelikte olması ve aldatma gücünün objektif olarak saptanması gerekir. Bu nedenle örneğin, memurların bilgisizliği ve ihmalleri nedeniyle kandırıcı yeteneği olmayan belge üzerinde işlem yapması belgeye hukuki geçerlilik kazandırmaz. Daha önceden var olan subjektif bir bilgi, belge üzerinde var olan aldatma yeteneğini ortadan kaldırıcı etkiye sahip değildir.
    Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 gün ve 232-250 sayılı kararında da, aldatma keyfiyetinin belgeden objektif olarak anlaşılması gerektiği, muhatabın hatasından, dikkatsizlik veya özensizliğinden kaynaklanan fiili iğfalin, aldatma yeteneğinin varlığını göstermeyeceği belirtilmiştir. Bu noktada sahteciliğe konu olan belgenin aldatma yeteneği olup olmadığının tartışılması ve belirlenmesi öncelikle yargılamayı yürüten mahkemeye ait olup hâkim, olayın çıkış, oluş ve akışını, düzenlenen belgelerle yapılan işlemleri göz önüne alarak, sahteciliğin kolaylıkla anlaşılıp anlaşılamayacağını bizzat saptamalı ve sonucuna göre belgelerde aldatma yeteneği olup olmadığını takdir ve tespit etmelidir.
    Görüldüğü gibi, mahkemece, suçun konusunu oluşturan belge aslı getirtilerek resmî belgede bulunması gereken başlık, sayı, tarih, imza, mühür gibi zorunlu öğelerin incelenmesi, nesnel olarak aldatma gücü olup olmadığının saptanması, duraksama hâlinde ise; mahkemeye yardımcı olma ve aydınlatma bakımından konusunda uzman bilirkişinin görüşüne başvurulmasında zorunluluk vardır.
    Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
    Sanığın, satın aldığı kamyon karşılığında ....Bank Pınarbaşı Şubesine ait, keşidecisi .... – .... Konfeksiyon, keşide tarihi 23.12.2008, bedeli 24.250 Lira olan suça konu çeki ciro etmeden mağdur ...’a verdiği, adı geçen mağdurun, ortağı olan diğer mağdur ... ile birlikte söz konusu çekin karşılığının olup olmadığını öğrenmek için ilgili bankanın Gatem Şubesine gittikleri, banka görevlisinin çekin sahte olabileceğinden şüphelenerek çek hesabının bulunduğu aynı bankanın Pınarbaşı Şubesinden konu hakkında bilgi istemesi üzerine, ilgili şube tarafından yapılan inceleme sonucunda suça konu çekin sahte olduğunun anlaşıldığı olayda; çek üzerinde çek hesabının ait olduğu görünen banka şubesi tarafından bahse konu çekin tamamen sahte olduğunun bildirilmesi, çek üzerinde herhangi bir tahrifatın bulunmaması, çekin sahte olduğunun ibraz edildiği banka görevlisince ilk bakışta anlaşılamaması ve mahkemece 29.09.2010 tarihli oturumda suça konu çek aslı getirtilerek özelliklerinin duruşma tutanağına geçirilip incelenmesinden sonra, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması karşısında; Ceza Genel Kurulu kararlarında da belirtildiği gibi belgedeki sahteliğin aldatma kabiliyetini haiz olup olmadığının öncelikle mahkemece değerlendirilmesi, duraksama hâlinde ise bilirkişi raporu alınması gerektiği göz önüne alındığında, tamamen sahte olan ve üzerinde herhangi bir tahrifat iddiası bulunmayan çek aslını bizzat duruşmada inceleyip mahkûmiyet hükmü kuran mahkemenin çekin aldatma kabiliyetinin bulunduğuna kanaat getirdiği, dosya içerisinde bulunan çek aslının sahteliğinin ilk bakışta fark edilemediği, mevcut hâliyle aldatma yeteneğinin bulunduğu anlaşıldığından, suça konu çek üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına gerek olmadığı, çekin aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığına ilişkin mahkemece yapılan inceleme ve karar gerekçesinin yeterli olduğu kabul edilmelidir.
    Bu itibarla, haklı nedene dayanmayan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
    SONUÇ:
    Açıklanan nedenlerle;
    1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
    2-Dosyanın, mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.05.2018 günü yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.


    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi