10. Hukuk Dairesi 2016/1355 E. , 2016/2519 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, davacının yaşlılık aylığının iptaline yönelik Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, tarafların vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak karar verilmiş ise de, bozma ilamının gereği yerine getirilmemiştir.
Davanın yasal dayanağı, önceki bozma ilamında da belirtildiği gibi 1479 sayılı Yasanın 24 ve 25 maddeleridir.
Davaya konu somut olayda; davacı, Kurumca, vergi ve oda kaydına dayalı olarak, 29.04.1982 tarihinden itibaren anılan Yasal düzenlemeler çerçevesinde zorunlu sigortalı olarak kabul edilerek 01.06.1998 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, oda kayıtlarındaki usulsüzlükler nedeni ile 03.05.1985-14.02.1988 tarihleri arasındaki sigortalılığın iptal edilmesi sonrası tahsis şartları oluşmadığından yaşlılık aylığının başlangıçtan itibaren iptal edildiği anlaşılmaktadır.
İhtilaf konusu dönemde, oda kayıtlarındaki sahtecilik belirgin olup anılan yasal düzenlemeler çerçevesinde davacı yönünden zorunlu sigortalılık şartlarının bulunmadığı sabit olduğundan Kurumun başlangıçtan itibaren yaşlılık aylığının iptali işlemi yerindedir.
11.09.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6552 sayılı Kanunun 58. Maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen Geçici 54. maddede “Mülga 4355 sayılı Ticaret ve Sanayi Odaları, Esnaf Odaları ve Ticaret Borsaları Kanunu, mülga 5373 sayılı Esnaf Dernekleri ve Esnaf Dernekleri Birlikleri Kanunu ve mülga 507 sayılı Esnaf ve Küçük Sanatkârlar Kanununa göre; esnaf ve sanatkâr siciline veya odasına ya da her ikisine birden kayıtları bulunmakla birlikte üye kayıtlarının mevzuata uygun olarak yapılmadığının tespit edilmesi üzerine, Kuruma kayıt ve tescili yapılmakla birlikte, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalılık süreleri geçersiz sayılarak iptal edilen sigortalılardan 22/3/1985 tarihinden sonraki sürelere ait prim, gecikme zammı ve gecikme cezalarının 31/12/2013 tarihine kadar ödenmiş olması şartıyla 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalılıkları başlangıç tarihinden itibaren geçerli sayılır.
4 üncü ve 7 nci maddeler ile 2926 sayılı Kanunun 2 nci, 5 inci ve 9 uncu maddelerine göre kayıt ve tescili yapılanların, sigortalılık tescil ve sürelerine esas tarımsal faaliyetleri ile ilgili kurum ve kuruluş üye kayıtlarının mevzuata uygun olarak yapılmadığının tespit edilmesi üzerine sigortalılıkları geçersiz sayılarak iptal edilenlerin, tescillerinin yapıldığı tarihten 31/12/2010 tarihine kadar geçen sürelere ait prim, gecikme zammı ve gecikme cezalarının 31/12/2013 tarihine kadar ödenmiş olması şartıyla, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi kapsamındaki sigortalılıkları başlangıç tarihinden itibaren geçerli sayılır. Ancak, tevkifat kesintisine binaen geriye dönük yapılan tescillerden, tevkifatın yapıldığı tarihte ziraat odası kaydı bulunmayan, daha sonra geriye dönük tesis edilen kayıtlar geçerli kabul edilmez.
Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra birinci ve ikinci fıkralar uyarınca hizmet iptali yapılmaz.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Kurum tarafından belirlenir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan maddede belirtildiği üzere, sigortalılık süreleri geçersiz sayılarak iptal edilen sigortalıların sigortalılıklarının geçerli olabilmesi için, birinci şart esnaf ve sanatkâr siciline veya odasına ya da her ikisine birden yapılan kayıtların mevzuata uygun olarak yapılmaması gerekmekte olup ihtilaf konusu dönemlerde kaydı bulunmayıp geçmişe yönelik sahtecilik yolu ile oda yada sicil kaydı yapılan sigortalılar yönünden anılan düzenlemenin uygulanması mümkün değildir.
Hal böyle olunca, davacı sigortalının anılan düzenlemeden yararlandırılıp-yararlandırılmadığı davalı Kurumdan sorularak, davacının anılan düzenlemeden yararlandırılması durumunda ihtilaf konusu dönemdeki sigortalılığa yönelik davanın konusunun kalmayacağı gözetilmeli, bu halde, Kurumca ihtilaf konusu dönemin sigortalı olarak kabul edildiği tarihi takip eden ay başından itibaren davacıya yaşlılık aylığı tahsisi gerektiği nazara alınmalı, ihtilaf konusu dönemin anılan düzenleme kapsamında Kurumca kabul edilmediğinin anlaşılması halinde ise, yukarıda belirtildiği üzere, oda kaydında sahtecilik yolu ile geçmişe yönelik oda kaydı yapılan ve bu kayda dayalı sigortalılık kazanan davacı yönünden anılan maddenin uygulanamayacağı gözetilerek, davacının yaşlılık aylığı tahsisi sonrasında devam eden vergi kaydının varlığı göz önünde bulundurularak, tahsis tarihi sonrası kabul edilen zorunlu sigortalılık süreleri Kurumdan sorularak, davacının yaşlılık aylığı tahsisi için yaş şartı yanında 15 yıl primi ödenmiş sigortalılık süresi şartına tabi olduğu da göz önünde bulundurularak, Kurumca kabul edilen zorunlu sigortalılık sürelerine göre 15 yıl sigortalılık süresi şartının bulunup bulunmadığı irdelenerek,
süre yönünden tahsis şartlarının varlığı halinde ise, 1479 sayılı Yasanın 35. maddesinin yaşlılık aylığı tahsisi için “… sigortalının; … talepte bulunduğu tarihte prim ve her türlü borçlarını ödemiş olması … şarttır.” hükmü gözetilerek, yaşlılık aylığı tahsisinde esas alınacak sürelere yönelik prim borcunun bulunup bulunmadığı araştırılarak, varlığı halinde, usul ekonomisi gözetilerek davacıya anılan borcu ödemesi için makul süre verilerek, prim borcunun ödenmesi halinde, ödeme tarihini takip eden ay başından itibaren yaşlılık aylığı tahsisinin gerektiği gözetilerek, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 07.03.2016 gününde oy birliğiyle karar verildi.