Ceza Genel Kurulu 2017/672 E. , 2018/230 K.
"İçtihat Metni"
Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : 6. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Asliye Ceza
Günü : 01.10.2013
Sayısı : 41-187
Sanık ..."un hırsızlık suçuna teşebbüsten TCK"nun 142/1-b, 35/2 ve 63. maddeleri uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba; konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan TCK"nun 116/1. maddesi uyarınca 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, her iki suç yönünden aynı Kanunun 53/1. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna ilişkin Ayvalık 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 13.10.2006 gün ve 277-31 sayılı hükümlerin, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 19.12.2012 gün ve 21150-24150 sayı ile;
"Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hâkimin takdirine göre, suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-) Suçun niteliği, cezanın türü ve süresine göre; hükümden sonra 08.02.2008 tarih ve 26781 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun geçici 1/1. maddesinin yollamasıyla aynı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nun 231/5-14. madde ve fıkraları gereğince sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi zorunluluğu,
2-) Sanığın, arkadaşları ile birlikte, şikâyetçinin konutuna girerek hırsızlık suçunu işlediğinin anlaşılması karşısında, 5237 sayılı TCK"nun 116/1. maddesi ile uygulama yapılırken, aynı Kanunun 119/1-c maddesi ile cezanın artırılması gerektiği gözetilmeyerek eksik ceza tayini,
3-) Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nun 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun, kendi altsoyu açısından koşullu salıverme tarihine; kendi altsoyu dışındaki kişiler yönünden ise, cezanın infazı tamamlanıncaya kadar süreceğinin gözetilmeyerek, yazılı şekilde karar verilmesi," nedenlerinden, konut dokunulmazlığının ihlâli suçu yönünden ceza süresi bakımından kazanılmış hakkın saklı tutulması kaydıyla bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel mahkeme ise 01.10.2013 gün ve 41-187 sayı ile önceki hükümlerde direnilmesine karar vermiştir.
Bu hükümlerin de sanık ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.09.2014 gün ve 394766 sayılı “onama-bozma” istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca 14.12.2016 gün ve 1352-2051 sayı ile; 6763 sayılı Kanunun 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 10. madde uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 6. Ceza Dairesince 03.04.2017 gün ve 44-960 sayı ile, direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Sanık Gül Yel hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlâli suçlarından verilen mahkûmiyet hükümleri Özel Dairece düzeltilerek onanmak suretiyle kesinleşmiş olup direnmenin ve temyizin kapsamına göre inceleme, sanık ... hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlâli suçlarından verilen mahkûmiyet hükümleri ile sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar;
1- Hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK"nun 231. maddesi uyarınca sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin değerlendirme yapılması gerekip gerekmediğinin,
2- Sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan TCK"nun 116/1. maddesi uyarınca tayin edilen cezanın, suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi nedeniyle aynı Kanunun 119/1-c maddesi uyarınca artırılıp artırılmayacağının,
3- TCK’nun 53. maddesinin doğru uygulanıp uygulanmadığının,
Belirlenmesine ilişkin ise de; Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca öncelikle, direnme hükmünün yasal ve yeterli gerekçe içerip içermediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
İncelenen dosya kapsamından;
Yerel mahkemece bozmadan sonra yapılan yargılama sonucunda, Özel Dairenin, hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK"nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun sanık bakımından değerlendirilmesi ve TCK"nun 53. maddesinin uygulanması nedenlerine dayanan (1) ve (3) numaralı bozma sebeplerine yönelik direnme nedenlerinin gösterilmediği ve bozmaya niçin uyulmadığı açıklanmadan, ilk hükümdeki gerekçenin tekrarlanması suretiyle; sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan TCK"nun 116/1. maddesi uyarınca tayin edilen cezanın, suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi nedeniyle aynı Kanunun 119/1-c maddesi uyarınca artırılması gerektiğine ilişkin (2) numaralı bozma sebebine yönelik ise “karşı temyizin bulunmadığı” şeklindeki yetersiz gerekçe ile önceki hükümlerde direnilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Anayasamızın 141 ve 5271 sayılı CMK’nun 34. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının gerekçeli olması zorunludur. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, kanun koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi uygulamada da keyfiliğe yol açacağında kuşku yoktur. Nitekim Ceza Genel Kurulunun yerleşmiş uygulamalarına göre de, bir karar bozulmakla tamamen ortadan kalkacağından, yerel mahkeme tarafından CMK’nun 34, 230 ve 232. maddeleri uyarınca yeniden usulüne uygun olarak hüküm kurulması, bunun yanında direnmeye ilişkin gerekçenin de gösterilmesi gerekmektedir.
Bu açıklamalar ışığında önsoruna ilişkin olarak yapılan değerlendirmede;
Yerel mahkemece, Özel Dairenin bozma kararı ile tamamen ortadan kalkan sanık hakkındaki önceki hükümlerde direnilirken bu ilkeler doğrultusunda işlem yapılmamış, Özel Dairenin (1) ve (3) numaralı bozma sebeplerine yönelik direnme nedenleri gösterilmeden ve bozmaya niçin uyulmadığı açıklanmadan, ilk hükümdeki gerekçenin tekrarlanması suretiyle; (2) numaralı bozma sebebine yönelik ise yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile hüküm kurulmuştur.
Bu itibarla, diğer yönleri incelenmeyen direnme kararına konu hükümlerin belirtilen nedenlerle bozulmasına karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Ayvalık 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.10.2013 gün ve 41-187 sayılı direnme kararına konu hükümlerinin usul ve kanuna uygun direnme gerekçesi gösterilmeden karar verilmesi isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
2- Dosyanın, mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.05.2018 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.