20. Hukuk Dairesi 2014/5867 E. , 2015/84 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... ve davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ..., 06/04/2009 havale tarihli dilekçesinde sınırlarını bildirdiği, .... Köyünde bulunan yaklaşık 10 dönüm taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek adına tescilini istemiştir.
Sulh hukuk mahkemesince, değer yönünden mahkemelerinin görevsiz olduğu gerekçesi ile, görevsizlik kararı verilerek dosya asliye hukuk mahkemesine gönderilmiştir.
Asliye hukuk mahkemesince, davanın kabulüne; 02.03.2010 tarihli bilirkişi raporunda (A), (B) ve (C) harfleri ile işaretli toplam 9784 m2 yüzölçümündeki taşınmazın, köyün son parsel numarası verilmek sureti ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, davalı Hazine tarafından temyiz edilen hüküm, Yargıtay 20. Hukuk Dairesi"nin 07/03/2012 gün ve 2011/14825 E.-2012/3280 K. sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; "Mahkemece çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu ve 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17. maddeleri hükümlerinin davacı yararına gerçekleştiği gerekçesiyle hüküm kurulmuşsa da yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir.
Şöyle ki; uzman bilirkişi raporlarında çekişmeli taşınmazın 1963 tarihli memleket haritasında yeşil renkle gösterilen çalılık işaretli alanda kaldığı ve eğiminin % 5-6 olduğu, (A) harfi ile işaretli 3400 m2 taşınmazın bağlık durumda (8-10 yaşlarında 600 kök bağ ), (B) ve (C) bölümlerinin ise boş halde olduğu bildirilmiş, yerel bilirkişi ve tanıklar ise 1953 yıllarında taşınmazın ekildiğini, sonradan ekilmediği zamanlarda bir bölümünün çalılık hale geldiğini haber vermişlerdir. 13.05.2009 tarihli idari tahkikat tutanağında da yaklaşık 2500 m2 bölümün bağlık, geri kalanının çalılık olduğu açıklanmış, dosyadaki fotoğraflardan da bu durum tespit edilebilmiştir. Mahkemece dava tarihinden 20 yıl öncesinin kullanım durumunu ve tasarruf sınırlarını gösteren memleket haritaları ile hava fotoğrafları incelenmediği gibi, yukarıdaki bulgular karşısında özellikle (B) ve (C) bölümlerinde zilyedlikle kazanma şartlarının oluşup oluşmadığı tartışılmamıştır.
O halde; mahkemece yeniden yapılacak keşifte, öncelikle dava konusu taşınmaz ve etrafını gösterir ve ilk defa o yerde grafik ya da fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği ile en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ve dava tarihinden 15 - 20 yıl önce iki ayrı tarihte çekilmiş steoroskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları bulunduğu yerlerden istenerek, bu belgeler dava konusu taşınmazlar ile çevresine uygulanıp, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazın niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü belirlenmeli, orman sayılan yerlerden değil ise öncesinin ne olduğu, özellikle (B) ve (C) bölümlerinde zilyetliğin ne zaman başlayıp nasıl sürdürüldüğü, kimden kime geçtiği ve ekonomik amacına uygun olup olmadığı, maddî olaylara dayalı ve ayrıntılı olarak sorulup saptanmalı, ziraat uzmanından zilyedlikle kazanılacak yerlerden olup olmadığı konusunda bilimsel verilere dayalı, doyurucu rapor alınmalı, resmî belgeler aleyhindeki tanık sözlerine değer verilemeyeceği düşünülmeli, böylece toplanacak deliller çerçevesinde karar verilmelidir." denilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra, davanın kısmen kabul ve kısmen reddine, 20/11/2013 tarihli fen bilirkişi krokisinde (A) harfi ile gösterilen 3400,50 m2"lik yerin köyün son parsel numarası verilmek sureti ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, (B) ve (C) harfleri ile gösterilen yerlere ilişkin davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ... ve davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, Medenî Kanunun 713. maddesi uyarınca kadastro sırasında tescil harici bırakılan tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde, 1744 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp 29/04/1977 tarihinde ilân edilen orman kadastrosu ve 2. madde çalışması ile 08/06/1978-07/07/1978 tarihleri arasında ilân edilen tapulama çalışmaları bulunmaktadır. Çekişmeli taşınmaz bu tapulama çalışmalarında paftasına "orman zabıtlı" olarak tapulama harici bırakılmıştır.
Mahkemece verilen karar, usûl ve kanuna aykırıdır. Şöyle ki; dosya kapsamından, eldeki davanın MK m.713"den kaynaklanan tescil davası olduğu, davada MK"nın 713. maddesi gereğince gerekli ilânların yapılmadığı, çekişmeli taşınmaz belediye ve kesinleşen orman kadastro sınırları içinde bulunmasına rağmen belediye tüzel kişiliğinin ve Orman Yönetiminin davada taraf olmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece; MK m. 13. gereğince gerekli ilânların yapılması, taşınmazın sınırları içinde bulunduğu belediye tüzel kişiliği ve Orman Yönetiminin davaya davalı olarak dahil edillerek, taraflara süre verilip, delillerinin toplanması ve sonrasında ortaya çıkacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, davanın esasına ilişkin olarak karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı ... ve davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde iadesine 19/01/2015 günü oy birliği ile karar verildi.