Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2017/871
Karar No: 2018/226

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/871 Esas 2018/226 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2017/871 E.  ,  2018/226 K.

    "İçtihat Metni"

    Kararı Veren
    Yargıtay Dairesi : 1. Ceza Dairesi
    Mahkemesi :Ağır Ceza
    Günü : 27.12.2016
    Sayısı : 513-459

    Kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan sanık ..."ın 5237 sayılı TCK"nun 87/4-son, 29, 62, 53, 63 ve 54. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, mahsuba ve müsadereye ilişkin Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 07.12.2007 gün ve 269-433 sayılı hükmün, sanık müdafii ve katılan ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 28.02.2013 gün ve 9505-1603 sayı ile;
    "1-Dosyanın ve maktulün yeleğinin ilgili Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulu Başkanlığına gönderilerek;
    a- Maktulde meydana gelen yaralanmaya neden olan atışın uzaklığı,
    b- Otopsi raporuna göre maktulde tespit edilen saçma tanesinden kaynaklanan yaralanmalar ile maktulün kullandığı motosikletteki saçma tanesi isabetleri değerlendirildiğinde bu isabet ve yaralanmaların av tüfeği ile kaç atış sonucunda meydana gelebileceği,
    c- Maktulün, sanığın evinin bahçesinde ateş etmesi sonucu vurulduğu kabul edilir ise; bu şekilde yaralanan bir kişinin motosikletle olay yerinden yaklaşık 3.500 metre uzaklaşıp uzaklaşamayacağı hususlarında rapor alınarak sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
    2- Kabule göre de; olayda kullanılmayan ve suçla ilgisi olmayan emanette kayıtlı 7,65 mm çapında 4 adet çekirdek, 4 adet kovan ve 16 adet merminin müsaderesine karar verilmesi" isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.
    Bozmaya uyan yerel mahkemece 27.05.2014 gün ve 156-186 sayı ile, meşru savunma sınırının mazur görülebilecek bir heyecan, korku ve telaş nedeniyle aşıldığı kabul edilerek 5237 sayılı TCK"nun 27/2, 54 ile 5271 sayılı CMK"nun 223/3-c maddeleri uyarınca sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına ve müsadereye karar verilmiş, bu hükmün de Cumhuriyet savcısı ve katılan ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 12.10.2016 gün ve 4355-3573 sayı ile;
    "...Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre, olay günü tarladan dönen sanığın ikamet ettiği evin bahçesine girdiğinde, maktulün evinin merdivenlerinden inmekte olduğunu gördüğü, sanığı gören maktulün kaçmaya başladığı, sanığın durması için bağırması ile üzerindeki silahı sanığa doğrulttuğu, silahı gören sanığın evinin zemin kat duvarında asılı bulunan av tüfeğini aldığı ve bu sırada bahçe duvarından atlayarak kaçmaya çalışan maktule ateş ettiği, maktulün duvardan atlayarak motosikleti ile olay yerinden uzaklaştığı, evin içerisine giren sanığın yatak odasının dağıtılmış vaziyette olduğunu görünce, eşine ait ziynet eşyalarının çalındığını anladığı ve evden dışarı çıkarak babasına ait araç ile maktulün peşinden gittiği, maktule yaklaştığında onun düştüğünü gördüğü ve motosikletin olduğu yere doğru bir kez daha ateş ettiği, maktulün av tüfeği saçma taneleri yaralanmasına bağlı iç organ yaralanmasından gelişen iç kanama sonucu öldüğü anlaşılan olayda,
    Sanığın evi ve müştemilatı terk edip kaçmakta olan maktule ateş etmesi, kullanılan tüfeğin niteliği ve öldürücü gücü, atış mesafesi dikkate alındığında, sanığın maruz kaldığı tehlikenin ağırlığıyla orantılı olmayacak şekilde karşılık verdiği, bu itibarla sanığın, ağır haksız tahrik altında maktulü öldürdüğünün kabulü ile azami oranda haksız tahrik indirimi uygulanarak kasten öldürme suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi yerine oluşa uygun düşmeyen gerekçeler ve yanılgılı değerlendirme sonucu ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi..." isabetsizliğinden bozulmasına oyçokluğu ile karar verilmiş,
    Daire Üyesi D. Kahveci; "...Sanığın eyleminin ağır haksız tahrik altında kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçunu oluşturduğu" görüşüyle karşı oy kullanmıştır.
    Yerel mahkeme ise 27.12.2016 gün ve 513-459 sayı ile önceki hükmünde direnmiştir.
    Direnme kararına konu bu hükmün de Cumhuriyet savcısı ve katılan ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.02.2017 gün ve 6656 sayılı "bozma" istekli tebliğnamesiyle dosya, 6763 sayılı Kanunun 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 10. madde uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 31.05.2017 gün ve 656-2034 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar; sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nun 27/2. maddesinin uygulanma şartlarının bulunup bulunmadığının ve suç niteliğinin belirlenmesine ilişkin ise de; Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca öncelikle, hazır bulunduğu oturumda son söz sanığa verilmeden direnme kararı verilmesinin, savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
    İncelenen dosya kapsamından;
    Özel Dairenin bozma kararından sonra sanık ...’ın hazır bulunduğu 27.12.2016 tarihli oturumda, yerel mahkemece sırasıyla katılan ... ve vekili, Cumhuriyet savcısı ile sanık ve müdafiinden bozma ilamına karşı diyeceklerinin sorulduğu, hazır bulunan sanığa son söz hakkı tanınmadan duruşmaya son verilip direnme kararına konu hükmün kurulduğu anlaşılmaktadır.
    1412 sayılı CMUK"nun 251. maddesine benzer hükümler içeren 5271 sayılı CMK"nun "Delillerin tartışılması" başlıklı 216. maddesinin üçüncü fıkrasında; "hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir" düzenlemesi yer almaktadır. Bu hüküm uyarınca katılmış olduğu takdirde son söz mutlaka sanığa verilerek duruşma bitirilecektir. Ceza muhakemesinde sanığın en önemli haklarından biri de savunma hakkı olup, hazır bulunduğu oturumda son söz sanığa verilmeden hüküm kurulması, savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır.
    Yargıtay Ceza Genel Kurulunun süreklilik arz eden çok sayıdaki kararlarında açıkça belirtildiği üzere, savunma hakkı ile yakından ilgili olan son sözün sanığa ait bulunduğuna ilişkin usul kuralı emredici nitelikte olup, bu kurala uyulmaması kanuna mutlak aykırılık oluşturmaktadır.
    Temyiz merciince verilen bozma kararından sonra ilk derece mahkemeleri tarafından yargılamaya devam olunduğunda, dava henüz sonuçlanmamış bulunduğundan, ilk defa hüküm kurulurken "son sözün sanığa verilmesi" kuralı, bozmadan sonra başlayan yargılamalarda da "kamu davasının kesintisizliği ve sürekliliği" ilkesinin doğal bir sonucu olarak aynen geçerli olacaktır. Kovuşturmanın sona erdirilip hükmün tesis ve tefhimine geçilmesinden önce son söz alan tarafın sanık olması gerektiği şeklinde anlaşılması gereken "son sözün sanığa verilmesi" kuralına uyulmaması hâli, gerek "savunma hakkının sınırlandırılamayacağı" ilkesine, gerekse CMK"nun 216. maddesinin üçüncü fıkrasına açık aykırılık teşkil edecek ve bu durum, temyiz incelemesi aşamasında hükmün esasına geçilmeden önce bozma nedeni kabul edilecektir.
    Öğretide; "Son söz sanığındır. Son sözün sanığa verilmesi, müdafaa bakımından çok önemlidir. Bunun içindir ki son sözün hazır bulunan sanığa verilmemesi mutlak temyiz sebebi, hukuka kesin aykırılık ve dolayısıyla bozma sebebi sayılmaktadır." (Nurullah Kunter-Feridun Yenisey-Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, 18. Baskı, Beta Yayınları, İstanbul 2014, s. 1484); "Hüküm safhasına geçmeden önce son söz hazır olan sanığa verilmek zorundadır. Bu hüküm silahların eşitliği ve suçsuzluk karinesi ilkelerinin gereği olarak düzenlenmiş, uyulması zorunlu ve emredici bir hükümdür. Son sözün sanığa verilmesi bozmadan sonraki yargılamada da uyulması zorunlu bir usul kuralıdır." (Yener Ünver-Hakan Hakeri, Ceza Muhakemesi Hukuku, 7. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara 2013, cilt: 2, s. 146–149) şeklinde görüşler ileri sürülmek suretiyle, hükmün tesis ve tefhim edildiği duruşmada hazır bulunan sanığa mutlaka son sözün verilmesi gerektiği düşüncesi ittifakla benimsenmiştir.
    Bu açıklamalar ışığında ön soruna ilişkin olarak yapılan değerlendirmede;
    Yerel mahkemece bozmadan sonra yapılan yargılama aşamasında katılan ... ve vekili, Cumhuriyet savcısı, sanık ve müdafiinin bozma ilamına ilişkin görüşü alındıktan sonra, hazır bulunan sanığa son sözleri sorulmadan yargılama bitirilmek suretiyle hükmün tesis ve tefhim edilmesi, CMK"nun 216/3. maddesine açıkça aykırılık oluşturduğundan, savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuran bu usule aykırılık nedeniyle yerel mahkemenin direnme kararına konu hükmün diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir.
    SONUÇ:
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.12.2016 gün ve 513-459 sayılı direnme kararına konu hükmünün, hükümden önce son sözün hazır bulunan sanığa verilmemesi isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
    2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.05.2018 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi