Ceza Genel Kurulu 2017/1 E. , 2018/219 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Sulh Ceza
Kasten yaralama suçundan sanık ..."nın, TCK"nun 86/2, 86/3-a, 62/1, 53 ve 58. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin İstanbul Anadolu (Kapatılan) 37. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 15.07.2014 gün ve 587-572 sayılı hükmün, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesince 12.11.2015 gün ve 15118-32074 sayı ile;
"28.06.2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanıp aynı tarihte yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 84. maddesi ile 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 6. madde hükmüyle sulh ceza mahkemelerinin kaldırılarak anılan maddenin yürürlüğe girdiği 28.06.2014 tarihi itibarıyla sulh ceza mahkemelerinde görülmekte olan dava dosyalarının bir ay içinde yetkili asliye ceza mahkemelerine devredileceğinin bildirilmesi karşısında, karar tarihinde görevli olmayan İstanbul Anadolu 37. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 15.07.2014 gün ve 587-572 sayılı mahkûmiyet kararının yok hükmünde olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
6545 sayılı Yasanın geçici 6. maddesinin 7. fıkrasında öngörülen biçimde kaldırılan mahkemeye ait dava dosyasının ilgili asliye ceza mahkemesine devri sağlanarak, yargılamaya hüküm öncesi aşamadan devam olunarak, bir karar verilmek üzere dosyanın mahalli mahkemesine gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine" karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 18.02.2016 gün ve 56570 sayı ile;
"... 6545 sayılı Kanun ile 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 6. maddesi ile;
"1- Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte sulh ceza mahkemeleri kaldırılmıştır.
2- Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yirmi gün içinde sulh ceza hâkimlikleri kurulur.
3- Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte, sulh ceza mahkemelerinde görülmekte olan dava dosyaları bir ay içinde yetkili asliye ceza mahkemelerine devredilir.
4- Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte, kaldırılan sulh ceza mahkemelerinde görülmekte olan işlerden, sulh ceza hâkimliğince bakılması gerekenler, sulh ceza hâkimliklerinin kurulmasından itibaren on beş gün içinde yetkili sulh ceza hâkimliğine devredilir.
5- Kaldırılan sulh ceza mahkemelerinde görev yapan hâkimler Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca, sulh ceza hâkimliklerinin kurulmasından itibaren on beş gün içinde müktesepleri dikkate alınarak uygun görülecek bir göreve atanır veya yetkilendirilirler.
6- Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte, sulh ceza mahkemelerince verilen kararlardan Yargıtay incelemesinde olanlar hakkında sadece görev nedeniyle bozma kararı verilemez.
7- Sulh ceza hâkimlikleri faaliyete geçirilinceye kadar, sulh ceza mahkemelerinin görev alanına giren her türlü kararı vermeye kaldırılan sulh ceza mahkemeleri yetkilidir. Kaldırılan mahkemelerde bulunan ve kesinleşen dosyalara ait arşiv ve emanetler ile diğer evrak ve dokümanlar Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenecek mahkeme veya mahkemelere ya da hâkimliklere devredilir ve müteakip işlem ve talepler bu mahkemelerce veya hâkimliklerce yerine getirilir veya karara bağlanır" şeklinde getirilen düzenleme,
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren anılan maddenin uygulanması ile ilgili yapılan 30.06.2014 tarihli iki duyuru ile geçişin ne şekilde yapılacağı açıklanmış, devrin kendilerinin yapacağı görevlendirme ve açıklamalar ışığında yapılması gerektiği tüm adli teşkilata duyurulmuştur. Buna göre Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 30.06.2014 tarihli 1535 sayılı kararında bu konuda düzenleme yapılıncaya kadar kaldırılan mahkemelerde bulunan derdest dosya ve kesinleşen dosyalara ait arşiv ve emanetler ile diğer evrak ve dökümanların Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından devredilecek mahkemeler belirlenene kadar bekletilmesi bildirilmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Birinci Dairesi tarafından sulh ceza mahkemelerinden devredilecek dosyaların asliye ceza mahkemelerine tevziine ilişkin kriterler belirlenerek tüm teşkilata duyuruluncaya kadar anılan Kanunun 84. maddesinin 7. fıkrasının birinci cümlesi uyarınca sulh ceza mahkemelerinin derdest dava dosyalarını devretmeyerek bu dosyalara (duruşma, keşif, karar verme, iddianamenin iadesi ve kabulü gibi her türlü iş ve işlem gibi) bakmaya devam etmelerinin uygun olacağı düşünülmektedir, şeklindeki duyuru,
Anılan Kanunun 84. maddesiyle 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 6. maddenin birinci fıkrasında "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte sulh ceza mahkemeleri kaldırılmıştır." hükmü; üçüncü fıkrasındaki "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte, sulh ceza mahkemelerinde görülmekte olan dava dosyaları bir ay içinde yetkili asliye ceza mahkemelerine devredilir." hükmü ve yedinci fıkrasındaki "Sulh ceza hâkimlikleri faaliyete geçirilinceye kadar, sulh ceza mahkemelerinin görev alanına giren her türlü kararı vermeye kaldırılan sulh ceza mahkemeleri yetkilidir. Kaldırılan mahkemelerde bulunan ve kesinleşen dosyalara ait arşiv ve emanetler ile diğer evrak ve dokümanlar Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenecek mahkeme veya mahkemelere ya da hâkimliklere devredilir ve müteakip işlem ve talepler bu mahkemelerce veya hâkimliklerce yerine getirilir veya karara bağlanır." hükmü birlikte değerlendirilerek Adalet Bakanlığı tarafından sulh ceza hâkimlikleri ve asliye ceza mahkemelerinin kurulmasını müteakip Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Birinci Dairesi tarafından sulh ceza mahkemelerinden devredilecek dosyaların asliye ceza mahkemelerine tevziine ilişkin kriterler belirlenerek tüm teşkilata duyurulacaktır, şeklindeki duyuruları,
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Birinci Dairesi tarafından sulh ceza mahkemelerinden devredilecek dosyaların asliye ceza mahkemelerine tevziine ilişkin kriterlerin belirlendiği 16.07.2014 tarih 1642 sayılı karar ile itiraza konu hükmü veren İstanbul 37. Sulh Ceza Mahkemesinin dosyalarını İstanbul 90. Asliye Ceza Mahkemesine devredeceğinin diğer kapatılan bütün mahkemeler ile birlikte tüm adli teşkilata duyurulması ile bu tarih itibarı ile kapatılan sulh ceza mahkemelerinin her türlü karar verme yetkisinin kalkmış olacağı, itiraza konu kararın Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Birinci Dairesi tarafından sulh ceza mahkemelerinden devredilecek dosyaların asliye ceza mahkemelerine tevziine ilişkin kriterler belirlendiği 16.07.2014 tarih 1642 sayılı kararından bir gün önce verilmiş olması, itiraza konu kararın verildiği tarih itibarı ile UYAP sisteminde sulh ceza mahkemesi ekranından başka bir ekran da bulunmaması karşısında; itiraza konu mahkûmiyet kararını "yok hükmünde" saymak kanun koyucunun iradesi ile çelişmek neticesini ortaya koyacağı" görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
5271 sayılı CMK"nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 3. Ceza Dairesince 01.12.2016 gün, 3056-19932 sayı ve oyçokluğuyla, itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; 28.06.2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile kaldırılan sulh ceza mahkemelerince, sulh ceza hâkimlikleri faaliyete başlayıncaya kadar verilen kararların yok hükmünde olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 30 günlük süreden sonra yapılan itirazın sanık lehine mi aleyhine mi olduğunun, buna bağlı olarak da itirazın süresinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
İncelenen dosya kapsamından;
Özel Daire tevdi kararının 02.12.2015 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edildiği,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 18.02.2016 tarihinde yerel mahkeme hükmünün onanması gerektiği görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurulduğu,
Anlaşılmaktadır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi, 5271 sayılı CMK"nun olağanüstü kanun yollarının yer aldığı “Altıncı Kitap", "Üçüncü Kısım", "Birinci Bölüm”de 308. maddede düzenlenmiş, maddenin birinci fıkrasında, “Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, resen veya istem üzerine, ilamın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz” hükmüne yer verilmiştir.
Bu düzenleme ile, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının ilamın kendisine verildiği tarihten itibaren 30 gün içinde ceza daireleri kararlarına karşı itiraz kanun yoluna başvurabileceği öngörülmüş, ancak sanık lehine itirazlarda süre aranmayacağı kuralı benimsenmiştir. Buna göre, sanık aleyhine sonuç doğuracak şekilde belirlenen aykırılıklarla ilgili olarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına tanınan ve olağanüstü bir kanun yolu olan itiraz 30 günlük süre ile sınırlandırılmış olup, bu süre Özel Daire kararının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına verildiği tarihten itibaren başlayacak, süre geçtikten sonra sanık aleyhine itiraz yoluna gidilemeyecektir.
Bu açıklamalar ışığında önsoruna ilişkin olarak yapılan değerlendirmede;
Sanığın kasten yaralama suçundan mahkûmiyetine ilişkin hükmün, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine inceleme yapan Özel Dairece; 28.06.2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunla sulh ceza mahkemelerinin kaldırılarak bu mahkemelerde görülmekte olan davalara ilişkin dosyaların bir ay içinde yetkili asliye ceza mahkemelerine devredileceğinin belirtilmesi karşısında, karar tarihinde görevli olmayan sulh ceza mahkemesince verilen mahkûmiyet kararının hukuken yok hükmünde olduğu ve temyize konu bir hüküm bulunmadığı gerekçesiyle, asliye ceza mahkemesince yargılamaya hüküm öncesi aşamadan devam olunarak bir karar verilmek üzere dosyanın incelenmeksizin tevdiine karar verildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca karar tarihi itibarıyla sulh ceza mahkemelerinin hâlen görevli olduğu ve yerel mahkeme kararının onanması gerektiği görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmaktadır. Özel Daire tevdi kararının yerel mahkemenin mahkûmiyet kararını yok hükmünde sayması, tevdi kararına göre yargılamaya hüküm öncesi aşamadan tekrar başlanacak olması, bu durumun sanığın hukuki güvencesi daha fazla olan üst dereceli mahkemede yargılanmasını sağlayacak olması karşısında, Özel Daire tevdi kararının sanığın lehine olduğu kabul edilmelidir. Özel Dairece yok hükmünde olduğuna karar verilen mahkûmiyet hükmünün onanmasına ilişkin olan ve sanık aleyhine olduğunda tereddüt bulunmayan bu itirazın 5271 sayılı CMK"nun 308. maddesi uyarınca 30 günlük süreye tabi olduğu, dosya içeriğine göre 02.12.2015 tarihinde başlayan itiraz süresinin, 01.01.2015, 02.01.2016 ve 03.01.2016 günlerinin tatil günlerine rastlaması sebebiyle 04.01.2016 tarihinde sona erdiği hâlde, itiraz kanun yoluna 18.02.2016 tarihinde başvurulduğu anlaşıldığından, 30 günlük yasal süreden sonra yapılan sanık aleyhindeki itirazın Ceza Genel Kurulunca görüşülmesi mümkün değildir.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yasal süre içinde yapılmaması nedeniyle reddine karar verilmelidir.
SONUÇ :
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının süre yönünden REDDİNE,
2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.05.2018 günü oybirliğiyle karar verildi.