15. Hukuk Dairesi 2020/734 E. , 2020/3197 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı bozmaya uyularak verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... geldi. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
- K A R A R -
Asıl ve karşı dava 29.12.2008 tarihli eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup, asıl dava 818 sayılı BK"nın 358/I. maddesi gereği sözleşmenin feshinin tespiti, 358/II. maddesine göre kalan işlerin başkasına yaptırılmasına izin ve davacının uğradığı zararların giderilmesi, karşı dava ise ödenmeyen iş bedeli alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, Dairemizin 13.11.2015 gün, 2015/519 Esas 2015/5751 Karar sayılı bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda, asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulü ile 73.545 Euro"nun tahsiline dair verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme yapılarak hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve bozmanın şümulü dışında kalarak kesinleşen cihetlere yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesinin mümkün bulunmamasına göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-1086 sayılı HUMK"nın yürürlükte olduğu dönemde çıkarılan 09.05.1960 tarih, 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı"nda; Yargıtay bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına usulî kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için de zorunluluk doğacağı, usulî kazanılmış hakka ilişkin açık kanun hükmü olmasa da temyiz sonucu verilecek bozma kararının hukuka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan amacı ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar amacıyla kabul edilmiş bulunması bakımından usulî kazanılmış hak müessesesi usul hukukunun dayandığı ana esaslardan olup kamu düzeniyle de ilgili olduğu belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK"da da usulî kazanılmış hakka ilişkin açık bir düzenleme bulunmamakta ise de bu ilkenin uygulanma gerekliliği HMK hükümleri karşısında da varlığını sürdürmektedir. Yargıtay"ın bozma kararına uyan mahkeme, bozma kararı uyarınca işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Çünkü, mahkemenin bozma kararına uyması ile, bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulî müktesep hak doğmuştur.
Yargısal ve bilimsel içtihatlarda “usulî kazanılmış hak” ya da “usulî müktesep hak” olarak adlandırılan bu ilke Yargıtay Hukuk Genel Kurulu"nun 10.02.1988 tarih, 1987/2-520 Esas, 1988/89 Karar sayılı ilamında “Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince işlem yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisinin lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usulî kazanılmış hak denilmektedir...” şeklinde tanımlanmaktadır.
Bu açıklamalar kapsamında somut olayda bozmaya uymakla oluşan usuli kazanılmış hakkın istisnaları bulunmamaktadır. Mahkemece asıl davada sözleşmenin feshinin tespiti talebinin reddine, kalan işlerin üçüncü kişilere yaptırılmasına izin verilmesine ve tazminat talebinin kabulü ile, karşı davanın reddine dair verilen 11.03.2014 tarihli ilk karar az yukarıda açıklandığı üzere Dairemiz ilamı ile bozulmuştur. Bozma ilamında karşı dava yönünden taraflar arasındaki sözleşme götürü bedelli olduğundan fiziki oran yöntemine göre hesaplama yapılmasının gereğine işaret edilmiştir. Mahkemece bozma ilamından sonra alınan ilk bilirkişi raporunda; karşı davada yüklenicinin davadaki talebi olan 202.000 Euro dan teslim edilmeyen malzeme bedeli, iş sahibi tarafından montajı başka firmalara yaptırılan montaj bedeli ile iş sahibinin üstlendiği nakliye bedelleri düşülerek hesaplama yapılmıştır. Mahkemece bozmaya uygun şekilde rapor düzenlenmediği gerekçesi ile yeni bir heyetten rapor alınmış ikinci raporda, sözleşme bedeli 505.000 Euro dan kanıtlanan 303.000 Euro düşülmüş bakiye 202.000 Euro, sözleşme bedeli olan 505.000 Euro ya oranlandıktan sonra teslim edilmeyen malzeme, yapılmayan montaj ve iş sahibinin karşıladığı nakliye bedelleri düşülerek yüklenici alacağı hesaplanmıştır. Mahkemece raporun bozma içeriğine uygun olmaması ve taraf vekillerinin itirazlarının değerlendirilmesi için yeni bir heyetten rapor alınmış ise de bilirkişiler ilk iki rapordaki hesaplamaya benzer şekilde fiziki oran kurmaksızın hesaplama yapmışlardır. Hükme esas alınan raporda bozmaya uygun şekilde hesaplama yapılmadığı anlaşılmıştır. Yukarıda belirtildiği gibi mahkemece bozma ilamına uyulması sonucunda bozma ilamı lehine olan taraf yönünden usulî kazanılmış hak doğacağından, uyulan bozma ilamına göre yargılamanın neticelendirilmesi gerekmektedir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; hükme esas alınan bilirkişi kurulundan ve taraflar arasındaki sözleşme 505.000 Euro götürü bedelli olduğundan, karşı davada yüklenicinin talep ettiği alacakla ilgili sözleşme ve eklerine göre işin tamamı esas alınıp, imalât bedelinin fiziki oran yöntemi kullanılarak, başka bir ifade ile yüklenicinin sözleşme kapsamında gerçekleştirdiği imalâtların eksik ve ayıpları da dikkate alınıp düşülmek suretiyle, işin tamamına göre fiziki gerçekleşme oranı tespit edilip, bu oranın 505.000 Euro götürü iş bedeline uygulanması sonucu hak ettiği iş ve imalat bedeli bulunup, bu bedelden kanıtlanan 303.000 Euro ödeme düşülmek suretiyle karşı davacı yüklenicinin istemekte haklı olacağı bakiye iş bedelinin miktarı konusunda gerekçeli ve denetime elverişli ek rapor alınıp değerlendirilmek suretiyle sonucuna uygun bir karar vermekten ibarettir. Fiziki oran yöntemine göre hesaplama yapmayan ve hakedilen alacağı doğru tespit etmeyen bilirkişi raporuna itibar edilerek karşı davada yazılı miktarda kısmen kabul kararı verilmesi doğru olmamış, bozulması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kabulü ile karşı davada kurulan hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, 3.050,00"şer TL duruşma vekillik ücretinin taraflardan karşılıklı olarak alınarak Yargıtay"daki duruşmada vekille temsil olunan diğer tarafa verilmesine, ödenenden 5766 sayılı Kanun"un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 267,80 TL Yargıtay başvurma harcının mahsup edilerek, varsa fazla alınan temyiz harcının temyiz eden davacı-karşı davalıya iadesine, 267,80 TL Yargıtay başvurma harcının mahsup edilerek, varsa fazla alınan temyiz harcının temyiz eden davalı-karşı davacıya iadesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 14.12.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.