Abaküs Yazılım
20. Hukuk Dairesi
Esas No: 2016/12278
Karar No: 2016/12311

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2016/12278 Esas 2016/12311 Karar Sayılı İlamı

20. Hukuk Dairesi         2016/12278 E.  ,  2016/12311 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

    Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasından dolayı yerel mahkemece verilen yukarıda gün ve sayılı hükmün; Dairemizin 16/11/2015 gün ve 2015/10203 - 11273 E.K. sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiştir. Süresi içinde davacılar Hazine ve Orman Yönetim vekilleri tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya içindeki tüm belgeler incelenerek gereği düşünüldü:

    K A R A R

    1960 yılında 5602 sayılı Kanun uyarınca yapılan tapulama (kadastro) çalışmaları sırasında Yelki köyü 1817 parsel sayılı 31.600 m2 yüzölçümündeki taşınmaz 352 yazım numaralı vergi kaydı uygulanarak kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle palamutlu tarla niteliği ile Hüseyin oğlu ... adına tespit edilmiştir. Orman Yönetimi ve Hazinenin itirazları üzerine İzmir Tapulama Komisyonunca 23.12.1964 tarihinde yetkisizlik kararı verilerek tutanak aslı ve ekleri tapulama mahkemesine gönderilmiştir.
    Tapulama mahkemesince, tespit maliki ..."e duruşma günü tebliğ edilmeden köyde yapılan ilanlarla yetinilerek yapılan yargılama sonucunda tarım bakanlığının mütalaası uyarınca 1817 parsel sayılı taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlendiği, ancak taşlık, kayalık yerlerden olduğu gerekçesiyle kadastro tespitinin iptaline ve kadastro dışı bırakılmasına karar verilmiştir. Davalı ..., tespit tarihinden 17 yıl önce 1943 yılında öldüğü halde gerekçeli kararın torunu ..."a tespit maliki sağmış gibi tebliğ edilerek temyiz edilmeden kesinleştiği yönündeki şerh ile 5/2/1968 tarihinde kesinleştirilmiştir. ... mirasçıları vekili bu durumlara değinerek kararı temyiz etmiş, mahkemece, 19/03/2014 tarihli ek kararla temyiz süresinin geçtiği, kararın kesinleşerek infaz edildiği, infazdan 46 yıl sonra kararın temyiz edilemeyeceği gerekçesiyle temyiz talebinin reddine karar verilmiş, temyiz üzerine Dairenin 16/11/2015 gün ve 2015/10203 - 11273 E.K. sayılı ilamıyla ek karar bozulmuştur.
    Bozma kararında "Yerel mahkemenin ek kararı kaldırılıp, tespit malikinin dava tarihinden önce öldüğü, 6100 sayılı HMK"nun 50, 1086 sayılı Kanunun 38. maddeleri uyarınca davanın taraf ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi" gerektiği belirtilmiştir. Hazine ve Orman Yönetimi vekilleri karar düzeltme isteminde bulunmuşlardır.
    Dairenin 16/11/2015 gün ve 2015/10203 - 11273 E.K. sayılı bozma kararının gerekçesi maddi yanılgıya dayalıdır. Şöyle ki; Çekişmeli taşınmazın tespit maliki ..."ün kadastro tespit tarihinden 17 yıl önce 1943 yılında öldüğü, tapulama tutanağına tespit malikinin ölü olduğu yönünde şerh yazılmadığı, Tapulama mahkemesince de tespit malikine tebligat yapılmadan yargılamanın ölü kişinin mirasçıları aleyhine sonuçlandırıldığı, verilen nihai kararın dahi davalı sağ gibi tespit malikinin torunu olan Feridun"a tebliğ edilerek kesinleştirildiği yönünde taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
    Bilindiği üzere Kadastro Kanunları tasfiye niteliğinde kanunlar olup, uyuşmazlıkların uzun süre askıda tutulmasını önlemek ve biran evvel sonuçlandırmak amacını taşımaktadırlar. Bu nitelikleri gereği kendiliğinden (re’sen) araştırma ve inceleme ilkesini benimsemişlerdir.
    Tapulama mahkemesinde 03.08.1965 tarihinde başlanıp 20.11.1967 tarihinde sonuçlandırılan yargılama aşamasında yürürlükte bulunan 766 sayılı Tapulama Kanunun 62/son maddesinde “Duruşmanın yapılacağı gün, davanın taraflarından olup da dâva dosyasında kimlik ve adresleri belli olan kişilere ve tüzel kişilerin o bölgedeki işlerine bakan temsilcilerine davetiye ile ayrıca tebliğ olunur.”
    - 54. maddesinde “Hakim; tarafların delillerini topladıktan sonra re"sen tahkikatı genişletmek; lüzumlu gördüğü diğer delilleri toplama ve delilleri serbestçe takdir etmek yetkisini haizdir. Tahkikattan elde edeceği kanaate göre beşinci bölümde yazılı esaslar dairesinde karar vermek ve gayrimenkulun kimin adına tescil edileceğini belirtmekle mükelleftir. Gayrimenkulun ölü bir şahsa ait olduğu tahakkuk eder ve alâkalılar mirasçıların tahkikini istemezlerse ölü olduğu yazılmak suretiyle o şahsın adına tescil kararı verilir.
    - 55. maddesinde “Tapulama mahkemesi kararları dâvada taraf olanların leh ve aleyhinde muhkem kaziye teşkil eder. Taraf olmadığı halde lehine karar verilen şahıs hakkında mahkemece tesis edilen hüküm tarafları da bağlar.”
    -58. maddesinde “Bu kanunun tatbikinde ayrıca açıklık bulunmayan hallerde şifahi muhakeme usulü uygulanır”
    -75/1 maddesinde “Tapulama mahkemelerinde ve 51. madde uyarınca devredilen davalar hakkında mahalli asliye mahkemelerinde itiraz ve davaların gerektirdiği zaruri masraflar, haksız çıkan tarafa yükletilmek üzere, bütçeye konulan ödenekten harcanır” yönünde hükümler bulunmaktadır.
    Yine halihazırda yürürlükte bulunan 3402 sayılı Kanunun 29/2. maddesinin son cümlesinde "Dava sırasında, davalının dava tarihinden önce öldüğünün anlaşılması halinde davaya mirasçıları aleyhine devam edilir."
    Aynı Kanunun 28/1. maddesinin son cümlesinde ise “Kadastro hakimi, duruşma gününü taraflara Tebligat Kanunu hükümlerine göre resen tebliğ eder” hükümlerine yer verilmiştir.
    04.05.1978 gün 1978/4-5 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararıyla “ölü kişi aleyhine dava açılamayacağı ilkesi” kabul edilmiş ise de 766 ve 3402 sayılı kanunlardaki yukarıda belirtilen düzenlemelerle bu ilkeye istisna getirilmiştir. Kadastro mahkemelerinde özel yasa olan Kadastro Kanunu uygulanacağından ölü kişi aleyhine dava açılabilir. Dolayısıyla Yargıtay İnançları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 4.5.1978 gün 1978/4-5 sayılı kararının genel hukuk mahkemelerinde uygulanmasında zorunluluk bulunmakta ise de kadastro mahkemelerinde uygulanmasına yasal imkan bulunmamaktadır.
    Diğer taraftan yasal ayrıcalıklar dışında yargılamayı yürüten hakim davanın taraflarını dinlemeden veya iddia ve savunmalarını yapmak üzere yasal şekil ve şartlara göre çağırmadan, delilleri toplayıp hüküm veremez. Aksi taktirde tarafların hukuki dinlenilme ve savunma hakları ihlal edilir.
    Eldeki davada çekişmeli taşınmazın tespit maliki belli olduğu halde mahkemece yargılama sırasında yürürlükte bulunan 766 sayılı Kanunun 62/son maddesi gözardı edilerek taraf teşkili sağlanmadan tespit malikinin mirasçılarının yokluğunda yargılama yapılıp, Anayasa ile güvence altına alınan savunma hakları kısıtlanarak aleyhlerinde hüküm kurulmuştur.
    O halde mahkemece öncelikle çekişmeli taşınmazın tespit maliki olan Hüseyin oğlu ..."ün mirasçılarına Orman Yönetimi ve Hazinenin itiraz dilekçeleri ve duruşma gününü bildirir davetiye Tebligat Kanununa uygun olarak tebliğ edilip taraf teşkili sağlanmalı, delil ve belgeleri istenmeli, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, çekişmeli taşınmazın kadastro tespit tutanağı Tapulama Komisyonunca yetkisizlikle Tapulama Mahkemesine gönderildiğinden 3402 sayılı Kanunun 30/2 (766 sayılı Kanunun 54.) maddesi uyarınca resen yapılacak inceleme ve araştırma sonucu taşınmazın gerçek hak sahibi adına tesciline karar verilmelidir.
    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar Hazine ve Orman Yönetimi vekillerinin karar düzeltme istemlerinin kabulü ile mahkemenin 19/03/2014 günlü ek kararının kaldırılmasına ve 20/11/1967 gün ve 1965/140 E. - 1967/318 K. sayılı hükmün yukarıda anılan gerekçelerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 19/12/2016 gününde oy birliği ile karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi