16. Hukuk Dairesi 2018/1338 E. , 2021/282 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TESCİL
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay"ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı ..., ... İlçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan ve kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmaz bölümü hakkında, irsen intikal, taksim, tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece verilen davanın kabulüne ilişkin önceki hüküm, Dairemizin 11.11.2016 tarih ve 2016/9135 Esas, 2016/8972 Karar sayılı ilamıyla, “Mahkemece yasal ilanlar yapılmadan davanın esası hakkında karar verilmesinin ve kabule göre de; dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkin olmasına rağmen, tapu iptali ve tescil kararı verilerek infazda tereddüt yaratılmasının isabetsizliğine” değinilerek, sair yönler incelenmeksizin bozulmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, 20.05.2013 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile belirtilen 39.800,00 metrekare yüzölçümlü taşınmaz bölümünün köyün en son parsel numarası verilmek suretiyle davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacının dayandığı Haziran 1289 tarih ve 270 sıra numaralı tapu kaydının dava konusu taşınmazı kapsadığı gibi, lehine zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının da gerçekleştiği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmazın, davacının dayandığı ve mevki itibariyle taşınmazın bulunduğu bölgeye uymayan, sınırları “... Bey, Molla ..., Hali ve Tarik” okuyan tapu kaydının kapsamında kaldığı kabul edilmek suretiyle, keşif aşamasında dinlenen mahalli bilirkişilerin beyanına göre hüküm kurulmuş olup, bir tapu kaydının taşınmaza aidiyetinin kabulü için köy ve mevkiinin uyması ve ayrıca taşınmazın konumuna göre en az 2 veya 3 sınırın ayırtedici ve sabit nitelikleriyle taşınmazı kapsaması zorunludur. Ne var ki, dayanılan tapu kaydının mevkii “Köşkü Süfla” olarak belirtilmiş olmasına rağmen, dava konusu taşınmazın kadastro tutanağı ve tapu kaydında yazılı mevkiinin “...” olduğu dikkate alınmamış, söz konusu tapu kaydının maliki ile davacı arasındaki akdi ya da ırsi ilişki belirlenmemiş, davacı tarafın dayandığı tapu kaydının tesisinden itibaren tüm tedavülleri ve varsa haritası getirtilmemiş, revizyon durumu ilgili yerlerden sorulmak suretiyle revizyon gördüğü taşınmazların tutanakları celbedilmemiş ve keşif sırasında dayanak tapu kaydının hudutları okunarak mahalli bilirkişilerden sorulmamıştır. Diğer taraftan, çifte tapu oluşumunun önlenmesi bakımından tescili istenen yer hakkında kadastro sonrası tapu kaydı oluşup oluşmadığı araştırılmamış, taşınmazın sınırında dere bulunduğu halde keşfe jeolog bilirkişi götürülmemiş ve taşınmaza komşu bulunan taşınmazlara ait kadastro tutanakları ve dayanakları olan belgeler getirtilerek yerel bilirkişi ve tanık sözleri bu yolla denetlenmemiştir. Bu şekilde eksik inceleme, araştırma ve değerlendirmeye dayanılarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmemektedir.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, çifte tapu oluşumunun önlenmesi için, fen bilirkişisi tarafından düzenlenen haritanın bir örneği eklenerek çekişmeli taşınmaz hakkında başkaca dava açılıp açılmadığı sorulmalı, Haziran 1289 tarih 27 sıra numaralı tapu kaydının revizyon durumu araştırılmalı, revizyon gördüğü taşınmaz ya da taşınmazlar bulunması halinde bu taşınmazların tespit tutanakları ile davacının dayandığı tapu kaydının tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile varsa haritası ve çekişmeli taşınmaza komşu parsellerin kadastro tespit tutanakları ve varsa dayanakları, hükmen ya da ihdasen oluşan tapu kayıtları bulunmakta ise oluşumlarına ilişkin ilam, belge ve haritalar, başka davanın konusu olanlar bulunmakta ise ilgili dava dosyaları ile 20.05.2013 tarihli fen bilirkişisi raporunda belirtilen ... Kadastro Mahkemesinin 1969/152 Esas sayılı dosyası getirtilmeli, Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek, taşınmazın bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre dava tarihi olan 2011 yılından 15-20-25 yıl öncesine (bulunmadığı takdirde bu tarihlere en yakın tarihlere) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğü"nden getirtilerek dosya arasına konulmalı, aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftalar, uydu fotoğrafları ile memleket haritaları ilgili kurumlardan celbedilmeli, dosya bu şekilde keşfe hazır hale getirildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek mahalli bilirkişiler ve taraf tanıkları ile fen, jeoloji, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi ve 3 kişilik ziraat mühendisi kurulunun katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte, davacı tarafın dayandığı tapu kaydının varsa haritası zemine uygulanarak kapsamı belirlenmeli, haritası yoksa tapu kaydı tesisinden itibaren tedavülleriyle birlikte okunup sınırları mahalli bilirkişilere tek tek okunarak zeminde gösterilmek suretiyle uygulanmalı, yerel bilirkişilerce gösterilemeyen sınırların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, söz konusu tapu kaydında belirtilen “Tarik ve Hali” hududunun değişebilir nitelikte olup olmadığı yöntemince araştırılmalı ve bu suretle tapu kaydının çekişmeli taşınmazı kapsayıp kapsamadığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmeli; keşif sırasında dinlenilecek mahalli bilirkişi ve tanıklardan, tespite esas tapu kaydının mevki ve sınırları, dava konusu taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, imar-ihyaya konu edilip edilmediği, imar-ihyaya konu edilmiş ise ihyanın ne zaman başlayıp bitirildiği, taşınmazın dere yatağı niteliğinde olup olmadığı ve sınırında bulunan derenin yatak değiştirip değiştirmediği, davacının dayandığı tapu kaydında malik görünen ... ile davacı arasında irsi veya akti ilişki bulunup bulunmadığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanları arasındaki oluşabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle yöntemince giderilmeye çalışılmalı, komşu parsellerin tespitine esas tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazın yönünü ne okuduğu belirlenmeli, mahalli bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli; fen bilirkişisine, mahalli bilirkişi ve tanıkların gösterdiği hudutlar ile tapu kaydının kapsadığı beyan olunan bölüm haritasında farklı renklerle işaretlettirilerek, uygulanan tapu kaydının kapsadığı alanı gösterir, keşfi takibe ve bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verir rapor ve kroki düzenlettirilmeli, varsa revizyon gördüğü parseller de göz önüne alınarak tapu kaydının çekişmeli taşınmazı kapsayıp kapsamadığı net olarak tayin edilmeli, taşınmazın sınırından geçen dere ve Şemi yolu teknik bilirkişi raporunda işaretlettirilmeli; çekişmeli taşınmazın tapu kaydının kapsamı dışında kaldığının anlaşılması halinde, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye hava fotoğrafları bilimsel yöntemlerle (hava fotoğrafı ve memleket haritası ile kadastro paftası ölçeği harita çizim programları aracılığıyla eşitlenerek çekişmeli taşınmazın konumunun çevre parsellerle birlikte harita üzerinde gösterilmesi, hava fotoğrafları ile kadastro paftası çakıştırılıp stereoskop aletiyle) inceleme yaptırılarak, çekişme konusu taşınmazın önceki niteliğinin, imar-ihyasına en erken ne zaman başlanıldığının ve ne zaman tamamlandığının, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine çalışılmalı; jeolog bilirkişi ve ziraat mühendisleri bilirkişi kurulundan, taşınmazın toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmazın hangi bölümünde hangi bitki örtüsünün hakim olduğunu, taşınmazın imar-ihyaya konu olmaya başladığı ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi, taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğini, dere yatağı niteliğinde olup olmadığını veya dere yatağından kazanılıp kazanılmadığını, halen aktif dere yatağında kalıp kalmadığını, aktif dere yatağında değilse derenin etkisi altında kalan yerlerden olup olmadığını açıklayan, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi içeren, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınarak taşınmazı tüm yönleriyle gösterecek şekilde çektirilecek fotoğraflar üzerinde çekişmeli taşınmaz kabaca işaretlettirilmeli; tanık ve mahalli bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporuyla denetlenmeli ve bundan sonra tüm deliller değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.01.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.