3. Hukuk Dairesi 2021/4215 E. , 2021/7000 K.
"İçtihat Metni"Davacı/birleşen davada davalı ... Sportif Spor Tesisleri ve İşl.İnş.Tur.San.Taah.Tic.Ltd.Şti. ile davalı/birleşen davada davacı ... aralarında birleştirilerek görülen muarazanın giderilmesi ve itirazın iptali davalarına dair Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinden verilen 23/09/2019 tarihli ve 2018/656 E. 2019/827 K. sayılı hükmün onanması hakkında Dairece verilen 25/03/2021 tarihli ve 2021/280 E. 2021/3141 K. sayılı ilama karşı, davacı/birleşen dava davalısı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiştir.
Düzeltme isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; davalı şirketin su abonesi olup kartlı sayaç üzerinden su tüketiminin gerçekleştirildiğini, davalı tarafından 30/01/2012 tarihli tutanağa istinaden kaçak su kullandığından bahisle 73.619,70 TL bedelli faturanın tahakkuk ettirildiğini ve karta su yükleme işleminin de durdurulduğunu; kaçak su kullanımının söz konusu olmadığını, davalının su satışına yönelik tekel konumunda bulunduğunu ve satışın durdurulmasının insan haklarına aykırılık teşkil ettiğini, mağdur edildiğini ileri sürerek; davalının kendisine su satışı yapmamak suretiyle yarattığı muarazanın giderilmesini talep etmiştir.
Davalı; davacı şirkete ait aboneliğin bulunduğu spor salonu niteliğindeki iş yerinde yapılan incelemede, ayrı bir hat çekmek suretiyle iş yeri, yüzme havuzu ve duşlarda kaçak su kullanıldığının tespit edildiğini ve 73.619,70 TL tutarında kaçak su fatura bedeli tahakkuk ettirildiğini, fatura bedelinin ödenmediğini savunarak, davanın reddini istemiş, birleşen davada ise; bahse konu 73.619,70 TL kaçak su fatura bedelinin tahsili amacıyla davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının haksız ve kötüniyetli itirazı nedeniyle takibin durduğunu ileri sürerek; icra takibine vaki itirazın iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; 08/09/2015 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak, davacının fatura fazlası suyu kaçak su kullanma kastıyla tüketmediği gerekçesiyle; asıl davanın kabulüne, davalının davacıya su satışı yapmamasına yönelik muarazanın giderilmesine; birleşen davanın kısmen kabulüne, davalının vaki itirazının kısmen iptali ile takibin 4.034,21 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine dair verilen karar, davalı tarafın temyizi üzerine; Dairece verilen 06/06/2018 tarihli ve 2016/5854 E. 2018/6522 K. sayılı kararla; (...kaçak tutanağının tanzim olunduğu taşınmazın davacı tarafından kiralanmadan önceki ve kiralandıktan sonraki kullanım amacı, taşınmazda yapılmış olan tamirat ve ilaveler nazarı dikkate alındığında davacı şirketin fiilinin yukarıda anılan yönetmelik hükmü gereğince kaçak su kullanımını oluşturduğunun kabulü gerekmektedir.O halde mahkemece yapılacak iş; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilerek, davalının davacı taraftan isteyebileceği kaçak su bedelinin, kaçak su tutanağının düzenlendiği tarihte yürürlükte bulunan ASKİ Tarifeler Yönetmeliği uyarınca, davacının kaçak fiili saptanabilmişse o tarihten, saptanamamış ise üç aylık tüketimin hesaplanması ve tarafların itirazlarının karşılanması konusunda denetime elverişli rapor alınması, davalının tahsilini istemekte haklı olduğu alacak miktarının bu şekilde belirlenmesi, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporu benimsenerek yazılı şekilde karar verilmesi yasaya aykırıdır...) gerekçesiyle bozulmuştur.
Bozmaya uyan mahkemece; davacının kaçak su kullandığının sabit olduğu, ancak kaçak su kullanımına ilişkin başlangıç tarihinin tespit edilemediği, bu hususta herhangi bir delil de sunulamadığı, ilgili yönetmelik gereğince davacı şirketin son 3 aydır kaçak su kullandığının kabulü gerektiği, bu nedenle bozma sonrası alınan bilirkişi kök ve ek raporlarındaki kaçak kullanım başlangıç tarihlerine itibar edilmediği, alacağın likit olmayıp yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle, asıl davanın reddine; birleşen davanın kısmen kabulüne, davalının vaki itirazının kısmen iptali ile takibin 6.930 TL asıl alacak, 102,53 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 7.032,53 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine dair verilen hüküm, taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairece verilen 25/03/2021 tarihli ve 2021/280 E. 2021/3141 K. sayılı karar ile onanmış; onama ilamına karşı, davacı/ birleşen davada davalı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiştir.
1) Asıl davaya yönelik karar düzeltme istemi yönünden yapılan incelemede ;
Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması üzerine, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK).
Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (Hukuk Genel Kurulunun 20/12/2013 tarihli ve 2013/23-131 E. 2013/1681K. sayılı ilam).
Somut olayda, mahkemece; ilk kararda, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, anılan kararın davalı tarafından temyizi üzerine; Dairece verilen bozma kararında, asıl davanın bozma konusu yapılmadığı, eş söyleyişle asıl davada verilen hükmün bozma kapsamı dışında kalarak kesinleştiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde ise, asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne yönelik hüküm tesis edilmiş olup, asıl davaya yönelik davacı aleyhine verilen bu karar ile davacının usuli kazanılmış hakkının ihlal edildiği görülmüştür.O halde, mahkemece; asıl davanın kabulüne yönelik tesis edilen hükmün bozma kapsamı dışında kalarak kesinleştiği, davacı yararına usuli kazanılmış hak oluşturduğu dikkate alınarak, bozma sonrası, kesinleşen asıl davaya yönelik yeniden inceleme yapılmaksızın, yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken; yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Ne var ki, mahkeme kararının bu gerekçe ile bozulması gerekirken, zuhulen onandığı bu defa yapılan yeniden inceleme sonucu anlaşıldığından; davacı vekilinin asıl davaya yönelik karar düzeltme isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
2) Birleşen davaya yönelik karar düzeltme istemi yönünden yapılan incelemede ;
Düzeltilmesi istenilen Yargıtay kararı 07/10/2021 tarihli olup, HUMK"nın 5219 ve 5236 sayılı kanunlarla değişen 440/III-1. maddesine göre 26.317 TL"den az olan davalara ait hükümlerin onanması ya da bozulmasına ilişkin Yargıtay kararlarına karşı karar düzeltilmesi yoluna gidilemez.
Hüküm altına alınan miktar, karar düzeltme sınırının altındadır. Bu nedenle, davacı/birleşen davada davalı tarafın düzeltme dilekçesinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle HUMK"nın 440. maddesi gereğince davacı / birleşen davada davalı vekilinin asıl davaya yönelik karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairece verilen 25/03/2021 tarihli ve 2021/280 E. 2021/3141 K. sayılı onama ilamının KALDIRILMASINA, asıl davaya yönelik mahkeme kararının davacı/birleşen davada davalı yararına BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenlerle davacı/birleşen dosya davalısı vekilinin birleşen davaya yönelik karar düzeltme dilekçesinin reddine, peşin alınan karar düzeltme harcının istek halinde düzeltme isteyene iadesine, 22/06/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.