10. Hukuk Dairesi 2016/671 E. , 2016/2084 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamda belirtilen şekilde bozma ilamına uyularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı, davalı işveren ve davalı Kurum avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dairemizce, 27.02.2012 tarih 2010/14081 E., 2012/3211 K sayılı kararla, ilamda açıkça belirtildiği üzere, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile hüküm tesis edilmesi nedeniyle bozma kararı verildiği, Mahkemece de bozma ilamına uyulmasına karar verildiği halde bozma ilamının gereğinin usul ve yasaya uygun şekilde yerine getirilmediği görülmüştür.
Şöyle ki; davacının talep döneminde gerek davalı işveren ve davalı işverene ait farklı işyerlerinden yapılan bildirimler ile dava dışı işyerlerinden yapılan bildirimlere esas ,işe giriş bildirgelerinde davacı adına atılı imzaların inkarı üzerine yapılan teknik bilirkişi incelemesi neticesinde, dava konusu dönemde tanzim edilen tüm işe giriş bildirgelerindeki imzaların davacının eli ürünü olmadığının tespit edildiği, dinlenen bir kısım tanık beyanlarının da davacının talep döneminde istem gibi sadece davalı işverenin emir ve talimatı ile çalıştığı yolundaki beyanları birlikte nazara alındığında, artık dava konusu dönemde Kuruma yapılan kesintili bildirimlerin gerçeği yansıtmadığının kabulü ile davacının davalı işveren tarafından ödünç işçi olarak kesintisiz çalıştığı yönündeki iddiası gereğince ve yeterince araştırılıp irdelenmelidir. Bu kapsamda Mahkemece yapılacak iş; kendiliğinden araştırma ilkesi uyarınca, davacının gösterdiği delillerle yetinilmeyip ,davacının çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi amacıyla, öncelikle ve özellikle uyulmasına karar verilen Dairemizin bozma ilamında ayrıntılı olarak işaret edilen hususlar dikkate alınarak, ödünç iş ilişkisinin varlığı irdelenmeli, bu amaçla Ticaret Sicil Müdürlüğünden bildirimde bulunan diğer şirketlerin bu kez açık resmi adları ile kayıtlı bilgileri temin edilmeli ,ardından ilgili şirketlerin yetkilileri ,talep döneminde bildirimi yapılmış bordro tanıkları dinlenip davacının çalışmasının gerçekliği ve niteliği ortaya konulmalı, yine davalı şirket ile bildirimde bulunan diğer şirketler arasındaki hukuki ilişki, aralarında sorumluluk gerektiren organik bir bağ bulunup bulunmadığı araştırılmalı; dinlenen tanık beyanlarının dava konusu dönemde kesintisiz olarak davalı işveren nezdinde çalışma iddiasını aydınlatmaya yeterli olmadığından hareketle ,tarafları bilir ve davacının iddia ettiği çalışmalarının hangi tarihleri kapsadığı, hangi yıl başladığı ve hangi sicil nolu işyerinde ifa edildiği hususlarında bilgi sahibi olabilecek ,dava konusu dönemde davalı işverenlerin bordrolarında kayıtlı tespiti mümkün yeteri sayıda diğer kişiler ile, aynı yerde komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş, kanaat edinmeye elverişli sayıda olanlar re"sen tespit edilerek beyanlarına başvurulmalı, komşu işyeri tanıklarının tespiti noktasında gerektiğinde kolluk marifetiyle kapsamlı araştırma yapılmalı; sonradan dinlenen tanık beyanları ile önce dinlenen tanık beyanları arasında çelişki oluşması halinde bu çelişki giderilmeye çalışılmalı; bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Kabule göre de; tarafların dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunlu olduğu dikkate alındığında; mahkemece kısmen kabul ile tespitine karar verilen 11.01.1996-30.03.2001 ila 01.01.2002-15.06.2006 tarih aralıklarının hangi maddi olgu ve hukuki gerekçeler ile belirlendiği gerekçeli karardan anlaşılamamakta olup bozma nedenidir.
Mahkemece, yukarıda değinilen esaslar doğrultusunda araştırma yapılmayarak eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı ve davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacı ve davalılardan ..."ne iadesine, 16.02.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.