10. Hukuk Dairesi 2016/1889 E. , 2016/2038 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, sigorta başlangıç tarihinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, 01.08.1967 doğumlu olan davacının, dava dışı işverene ait torna atölyesinde 01.09.1984 tarihinde 1 gün süreyle hizmet akdine dayalı çalıştığının ve bu çalışmanın, sigortalılık başlangıcı olarak tespiti istemine ilişkin olup; Mahkemece, davacının sigorta başlangıcına esas olan tarihteki çalışmanın çıraklık statüsünde geçtiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
506 sayılı Kanun"un 3"üncü maddesinin 2/B bendine göre, "Özel Kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları..." uygulanmamaktadır.
Uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 2089 sayılı Çırak Kalfa ve Ustalık Kanunu"nun 4"üncü maddesinde, bu Kanuna tabi bir sanatı o sanat için düzenlenen tarih ve pratik öğrenim programına göre o işyerinde öğrenmek amacıyla bir çıraklık sözleşmesi ile, bir işyeri sahibinin hizmetine giren kimseye çırak deneceği; 16"ncı maddesinde ise, işyeri sahibi veya temsilcisinin çırak adayını çalıştırmaya başlamadan önce velisi veya kanuni mümessili ile üç örnek yazılı bir çıraklık sözleşmesi yapmaya mecbur olduğu; 20"nci maddesinde, sözleşmenin bir örneğinin Mahalli Çıraklık Eğitim Komitesi"ne, derneğe kayıtlı ise, ilgili derneğe veya odaya vermek ve sicil numarasını alarak sözleşmeye yazmak zorunda olduğu bildirilmiştir. Diğer taraftan bir kişiye çırak denilebilmesi için, o kimsenin durumunun bu özel kanunda çıraklar hakkında yapılan tarife ve nitelendirmeye uyması gerekir. Yani, taraflar arasındaki ilişkinin niteliği belirlenirken, başka bir ifade ile, davacının belirtilen tarihte çırak olup-olmadığına karar verilirken, çalışma ilişkisine bakılarak karar verilmelidir. Kişi işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bir fiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir.
Dosyadaki kayıt ve belgelere göre; davacının 01.09.1984 işe başlama tarihi itibariyle 17 yaşında olduğu anlaşılmaktadır. 19.09.1984 tarihli sigorta müfettişi tutanağında davacı ile birlikte çalıştığı ve çırak olduğu iddia edilen iki kişinin çıraklık sözleşmesi olduğu belirtilmiştir. Ancak davacı ile işveren arasında yapılmış çıraklık sözleşmesine ilişkin yazılı bir belge ibraz edilmemiştir. Diğer yandan, dinlenen her iki tanık da davacının çalışmasının üretime yönelik olduğunu beyan etmiştir. Bu durumda tanık beyanları ile sigorta müfettişinin değerlendirmesi arasında çelişki hasıl olmuştur. Bu nedenle öncelikle davacı ile işveren arasında çıraklık sözleşmesi düzenlenip düzenlenmediği araştırılmalı, aynı işyerinde çalışan ve bordrolarda ismi yer alan işçiler ile komşu işyerlerinde çalışanlar tanık olarak dinlenmeli, yukarıda anılan çalışma ilişkisi aydınlatılarak, davacının çalışmalarının, bir mesleğin öğrenilmesine yönelik olup olmadığı, sözleşme sonrası dönemde herhangi bir eğitim merkezinde teorik veya pratik eğitim alıp almadığı, eğitimin yoğunluğu ve işyerinde fiilen çalışma süresi araştırılarak, işverenle davacı arasındaki ilişkinin niteliği belirlenmeli, böylelikle davacının çırak olarak kabul edilip edilemeyeceği saptanarak elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
Açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 16.02.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.