18. Ceza Dairesi 2015/32442 E. , 2016/3683 K.
"İçtihat Metni"
KARAR
İşyeri dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme suçlarından suça sürüklenen çocuklar Okan Demiroğlu ve İzzettin Kaplan"ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 116/4. 119/1-c, 31/2, 62, 50/1-a. 52/2. 151/1, 31/2, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 6.000.00 ve 1.000,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmalarına, işyeri dokunulmazlığını ihlal suçu yönünden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Diyarbakır 2. Çocuk Mahkemesinin 07/05/2013 tarihli ve 2013/92 esas, 2013/297 sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Diyarbakır Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 30/01/2015 tarihli ve 2015/53 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından yasa yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02/07/2015 gün ve 243869 sayılı istem yazısıyla dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında:
1-Diyarbakır 2. Çocuk Mahkemesinin 07/05/2013 tarihli ve 2013/92 esas, 2013/297 sayılı kararının incelenmesinde:
Somut olayda, müştekinin kardeşi tanık Metin Yaşasın"ın saat 03.30 sıralarında işyerinden hırsızlık yaparken gördüğü şahısları bir süre takip ettikten sonra kaybettiği, polis ekiplerinin anonsu üzerine saat 05.30 sıralarında başka bir sokakta sanıkları yakaladıkları, ancak olay yerinden kaçan kişiler ile yakalanan suça sürüklenen çocukların aynı kişiler olduğuna dair kesin bir tespitin yapılmadığı, tanık Metin"in sanıkları teşhis edemeyeceğini beyan etmiş olması, suça sürüklenen çocukların da bütün aşamalarda yüklenen suçu işlemediklerini beyan ettiklerinin anlaşılması karşısında, atılı mala zarar verme suçunun sabit olmadığı gözetilerek, suça sürüklenen çocukların beraatlerine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde,
2-Diyarbakır Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 30/01/2015 tarihli ve 2015/53 değişik iş sayılı kararının incelenmesinde;
Mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği hallerde dahi. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 08/05/2013 tarihli ve 2013/7185 esas, 2013/18774 sayılı kararı ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22/01/2013 tarihli ve 2013/15 sayılı kararları ile, benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 12/09/2013 tarihli ve 2012/28099 esas, 2013/22065 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, itiraz merciinin hem maddi olay hem de hukuki yönden inceleme yapabileceği, somut olayda, müştekinin kardeşi tanık Metin Yaşasın"ın saat 03.30 sıralarında işyerinden hırsızlık yaparken gördüğü şahısları bir süre takip ettikten sonra kaybettiği, polis ekiplerinin anons üzerine saat 05.30 sıralarında başka bir sokakta sanıkları yakaladıkları, ancak olay yerinden kaçan kişiler ile yakalanan suça sürüklenen çocukların aynı kişiler olduğuna dair kesin bir tespitin yapılmadığı, tanık Metin"in sanıkları teşhis edemeyeceğini beyan etmiş olması, suça sürüklenen çocukların da bütün aşamalarda yüklenen suçu işlemediklerini beyan ettiklerinin anlaşılması karşısında; atılı işyeri dokunulmazlığını ihlal suçu sabit olmadığı ve suça sürüklenen çocukların beraatlerine karar verilmesi gerektiği gözetilerek, itirazın bu nedenle kabulü yerine, merciin sınırlı denetim yapma yetkisi bulunduğundan bahisle reddine karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
Somut olayda, suça sürüklenen çocukların, iş yeri dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarının yanında hırsızlık suçundan da 7000"er TL adli para cezasıyla cezalandırıldıkları, bu hükmün temyize tabi olması nedeniyle Yargıtay 13. CD"nin temyiz incelemesi sonucu: “müştekinin kardeşi tanık Metin Yaşasın"ın saat 03.30 sıralarında işyerinden hırsızlık yaparken gördüğü şahısları bir süre takip ettikten sonra kaybettiği, polis ekiplerinin anonsu üzerine saat 05.30 sıralarında başka bir sokakta sanıkları yakaladıkları, ancak olay yerinden kaçan kişiler ile yakalanan suça sürüklenen çocukların aynı kişiler olduğuna dair kesin bir tespitin yapılmadığı, tanık Metin"in sanıkları teşhis edemeyeceğini beyan etmiş olması, suça sürüklenen çocukların da bütün aşamalarda yüklenen suçu işlemediklerini beyan ettiklerinin anlaşılması karşısında, atılı hırsızlık suçunun sabit olmadığı gözetilerek, suça sürüklenen çocukların beraatlerine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi” şeklindeki gerekçe ile hırsızlık suçundan bozma kararı verildiği, akabinde mahkemenin bozma kararına uyarak suça sürüklenen çocukların hırsızlık suçundan beraatlerine karar verdiği; dosyada yapılan incelemede, suça sürüklenen çocukların mahkum edildiği mala zarar verme ve iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçlarının da hırsızlık suçuyla birlikte işlendiğinin kabul edildiği, mahkumiyete ilişkin delillerin aynı olduğu, Yargıtay 13. CD"nin de bu delilleri mahkumiyet için yeterli görmediği, dolayısıyla suça sürüklenen çocuklar hakkında mala zarar verme ve iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçlarından da beraat kararı verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Her ne kadar iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, itiraz mercii tarafından da itirazın reddine karar verilmişse de;
5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinde düzenlenen “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesinin uygulanabilmesi için, anılan maddenin 6. fıkrasında belirtilen objektif ve subjektif koşulların bulunması ve öncelikle sanığın isnad edilen suçu işlediğinin yapılan yargılama sonucu belirlenmesi gerekmektedir.
CMK’nın 231. maddesinin 12. fıkrasına göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı itiraz yoluna başvurulabilecektir.
Olağan kanun yollarından olan itiraz, 5271 sayılı CMK’nın 267 ila 271. maddeleri, arasında düzenlenmiş olup "İtiraz olunabilecek kararlar" başlıklı 267. maddesinde; "Hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir" şeklindeki düzenlemeye göre, kural olarak sadece hakim kararlarına karşı gidilebilecek olan itiraz yoluna, kanunlarda açıkça gösterilmiş olunması kaydıyla mahkeme kararlarına karşı da başvurulması mümkündür.
CMK’nın 270 ve 271. maddelerine göre, itiraz incelemesi kural olarak duruşmasız ve dosya üzerinden yapılacak, merci gerekli görürse Cumhuriyet savcısı, müdafii veya vekili de dinleyebilecektir. Bunun yanında merci, yazı ile cevap verebilmesi için itiraz istemini Cumhuriyet savcısı ve karşı tarafa bildirebilecek, kendisi de inceleme ve araştırma yapabileceği gibi gerekli gördüğünde bunların yapılması konusunda emir de verebilecektir.
CMK’nın itirazla ilgili yukarıda yer verilen maddelerinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yönelik itirazın yalnızca şekil yönünden inceleneceği, esasın inceleme dışı bırakılacağına dair bir düzenleme bulunmamaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu da 22/01/2013 tarih ve 2012/10-534 esas, 2013/15 sayılı kararında; “İtiraz mercii, O Yer Cumhuriyet Savcısının suç vasfına yönelik aleyhe başvurusu üzerine incelemesini sadece şekli olarak değil, hem maddi olay hem de hukuki yönden yapmalı, gerekli gördüğünde cevap vermesi için itirazı sanık müdafiine tebliğ etmeli ve Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafiini dinlemeli, yine ihtiyaç duyduğu konular varsa gerekli araştırma ve incelemeyi yapmalı ya da bunların yapılmasını sağlamalı ve bunun sonucunda da TCK"nın 191/2. maddesi gereğince verilen tedavi ve denetimli serbestlik kararının isabetli olup olmadığına karar vermelidir.” şeklindeki gerekçesiyle itirazın hem maddi hem hukuki yönden ele alınması ve her yönden hukuka uygunluğunun denetlenmesi gerektiğine karar vermiştir.
Somut olayda; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yönelik mahkeme kararına, atılı suçun suça sürüklenen çocuklar tarafından işlenmediğine ilişkin nedenlerle itirazda bulunulması üzerine, itirazı inceleyen merciice, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının yalnızca CMK"nın 231. maddesindeki koşullar yönüyle incelenebileceği gerekçesiyle itirazın reddine karar verildiği görülmektedir.
Yukarıda yer verilen Ceza Genel Kurulu kararında da vurgulandığı üzere, itirazı inceleyen merciin hem usul hem esas yönünden inceleme yaparak, her türlü hukuka aykırılıkları denetleyebileceği anlaşıldığından, itirazın yalnızca hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının bulunup bulunmadığı ile sınırlı yapılması, yukarıda suçun sübutuna ilişkin olarak yazılan gerekçeler doğrultusunda, itiraz konusu incelenmeksizin itirazın reddine karar verilmesi hukuka aykırıdır.
Tüm bu nedenlerle kanun yararına bozma taleplerinin kabulü gerekmiştir.
Sonuç ve Karar:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, düzenlediği tebliğnamedeki düşünceler yerinde görüldüğünden,
1- Mala zarar verme suçundan suça sürüklenen çocuklar Okan Demiroğlu ve İzzettin Kaplan hakkında, Diyarbakır 2. Çocuk Mahkemesinin 07/05/2013 tarihli ve 2013/92 esas, 2013/297 sayılı kararın, 5271 sayılı CMK"nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2- Hükümdeki hukuka aykırılık suça sürüklenen çocuklara verilen cezanın kaldırılmasını gerektirmekle, anılan yasa maddesinin 4-d fıkrası gereğince, suça sürüklenen çocukların mala zarar verme suçundan ayrı ayrı BERAATLERİNE, hükmolunan cezanın çektirilmemesine,
3- Diyarbakır Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 30/01/2015 tarihli ve 2015/53 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
4- Aynı Kanun maddesinin 4-a fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, 29.02.2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.