18. Ceza Dairesi 2015/32441 E. , 2016/3681 K.
"İçtihat Metni" KARAR
Görevi yaptırmamak, için direnme suçundan sanık ..."nun. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 265/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Bakırköy 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 20/05/2014 tarihli ve 2012/983 esas. 2014/321 sayılı kararını kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03/07/2015 gün ve 242294 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre suç tarihinde alkollü araç kullanması nedeni ile müşteki polis memurları tarafından durdurulan sanığın kendisine cezai işlem uygulandığı esnada orada bulunan bir su bardağını kırıp kendi boğazına dayayarak müşteki polis memurlarına küfür edip hakaret ettiği ve "sizi ortadan kaldıracam sizinle görüşecem" şeklinde tehdit içeren sözler söyleyip taşkınlık yaptığı anlaşılmakla, her ne kadar mahkemesince sanığın tüm bu eylemlerinin görevi yapmayı engellemeye yönelik olduğu gerekçesi ile görevi yaptırmamak için direnme suçundan ceza verilmiş ise de, sanığın kendisine zarar vererek müştekilere hakaret ve tehdit etme şeklindeki eyleminin görevi yaptırmamak için direnme suçunu oluşturmayacağı, eylemin kamu görevlisine hakaret ve tehdit suçlarını oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
5271 sayılı CMK"nın 309. maddesinin 1.fıkrasında “Hakim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay’ca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.” hükmü yer almaktadır. Belirtilen maddede düzenlenen olağanüstü yasa yoluna başvurunun ilk koşulu hakim veya mahkeme tarafından verilen karar veya hükmün kesinleşmiş olmasıdır. Henüz kesinleşmemiş karar veya hükümler için bu yasa yoluna başvurulamaz.
İncelenen dosyada, mahkemece yokluğunda verilen hükmün, sanığın savunmasında verdiği adrese tebliğe çıkarıldığı ancak tebligatın iade edildiği, bunun üzerine “Yeni Mahalle Bahar Sok. No:2 Havza-Samsun” adresine Tebligat Kanunu"nun 35. maddesine göre 11.07.2014 tarihinde tebligat yapıldığı, ardından da “ Yeni Mahalle Orman Sok. No:2 Havza-Samsun” adresine Tebligat Kanunu"nun 21. maddesine göre tebligat yapıldığı, sanığın mernis adresinin ise “ Yeni Mahalle Bahar Sok. No:4/1 Havza-Samsun” olduğu anlaşılmıştır.
Tebligat Kanunu"nun 35. maddesine göre yapılan tebliğ geçersizdir zira, daha önce söz konusu adrese yapılmış bir tebligat bulunmamaktadır ve sanığın mernis adresi varken 35. maddeye göre tebligat yapılması kanuna uygun değildir.
Tebligat Kanunu"nun 21. maddesine göre yapılan tebligat ta, adresin sanığın mernis adresiyle aynı olmaması nedeniyle geçersizdir.
Tüm bu açıklamalar karşısında, yasa ve yönteme uygun olarak yapılmış bir tebligat bulunmadığından aleyhine yasa yararına bozma yoluna başvurulabilecek kesinleşmiş bir hükümden sözetmek de olanaksızdır.
Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, hükmün henüz kesinleşmemiş olması nedeniyle yerinde görülmediğinden, CMK"nın 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN REDDİNE,
2- Dosyanın, kanun yolu bildiriminin başvuru mercii, süresi ve yöntemi açısından şerhli davetiye ile sanığa bildirilip, tebligat eksikliğinin ikmali ile süresinde başvuruda bulunulması halinde temyiz incelemesi için Yargıtay’a gönderilmesini, aksi takdirde usulünce kesinleştirme işlemi gerçekleştirilerek, bu aşamadan sonra kanun yararına bozma isteminde bulunulmasını teminen mahkemesine iadesine, 29.02.2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.