18. Ceza Dairesi 2015/32798 E. , 2016/3677 K.
"İçtihat Metni"
KARAR
Hakaret suçundan sanık ..."in, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 482/3.maddesi uyarınca 1 ay hapis ve 343 yeni Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Sorgun Sulh Ceza Mahkemesinin 23/07/2007 tarihli ve 2003/192 esas, 2007/336 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, sanığın deneme süresi içinde yeniden suç işlediğinden bahisle yeniden yapılan yargılama sonucunda, sanığın 765 sayılı Kanun"un 482/3. maddesi uyarınca 1 ay hapis ve 343 yeni Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin aynı Mahkemenin 03/05/2011 tarihli ve 2011/177 esas, 2011/198 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 22.01.2015 gün ve 16595 sayılı istem yazısıyla dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında; “1- İsmail ve Gülkız oğlu, 1979 doğumlu, Sorgun ilçesi Doğanlı köyü nüfusuna kayıtlı ... hakkında hakaret eyleminden dolayı Sorgun Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kamu davası açılmasına rağmen, mahkemesince yapılan yargılama sonucunda sanığın karıştırılması sonucu, 30041449308 T.C. Kimlik nolu, İsmail ve Yosma oğlu ..."in cezalandırıldığı, bununla birlikte suçun asıl failinin İsmail ve Gülkız oğlu, 1979 doğumlu ... olduğunun gözetilmemesinde
2-Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 28/12/2005 tarih ve 2005/11724-19669 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 7. maddesinin 2. fıkrasında "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise. failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur." şeklindeki düzenlemeye yer verilmesi karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 125. maddesi gereğince sanık hakkında 140 yeni Türk lirası adli para cezasına uygulanmasına karar verilebileceği ve bu kararın da sanık lehine olacağının gözetilmemesinde,
3-Söz konusu mahkeme kararının gerekçe kısmında, sanık hakkında cezanın ertelenmesine karar verildiği şeklinde yazılmış ise de; hüküm kısmında sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar verildiğinin anlaşılması karşısında, gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturulmasında isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
Somut olayda iddianamenin, İsmail ve Gülkız oğlu 1979 Sorgun doğumlu, Sorgun Doğanlı köyü nüfusuna kayıtlı ... hakkında düzenlendiği, yargılama sırasında iddianamede gösterilen doğru kişinin savunmasının alındığı, ancak hükmün iddianamede kimlik bilgileri gösterilen sanık ... hakkında değil, İsmail ve Yosma oğlu, Çekerek 01.01.1972 doğumlu, Sorgun Yazlak Mahallesi nüfusuna kayıtlı ... hakkında kurulduğu ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, hatalı sanık hakkındaki hükmün kesinleştirilmesi sonrası, yine hatalı olarak gösterilen sanığın deneme süresi içerisinde başka bir suç işlediğinden bahisle daha önceki hükmün açıklandığı, açıklanan hükümde de yine hatalı sanık bilgilerinin yer aldığı, dolayısıyla, suçun asıl faili yerine, İsmail ve Yosma oğlu, Çekerek 01.01.1972 doğumlu, Sorgun Yazlak Mahallesi nüfusuna kayıtlı ... hakkında hüküm kurulması suretiyle hem ilk hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararında hem de hatalı kimlik bilgileri ile yapılan ihbar sonucu hükmün açıklanmasında hukuka aykırılık bulunduğu anlaşılmıştır.
Her ne kadar lehe-aleyhe yasa karşılaştırılmasının hatalı yapılması ve kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki meydana getirilmesi hususlarının da kanun yararına bozma konusu yapılması istenmişse de, bozmanın niteliğine göre en baştan yeni bir hüküm kurulması gerekeceğinden diğer hususlar bozma kararına eklenmemiştir.
Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Sorgun Sulh Ceza Mahkemesinin 03/05/2011 tarih ve 2011/177 esas, 2011/198 sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2- Bozma kararı doğrultusunda, anılan Kanun maddesinin 4/b fıkrası uyarınca yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın mahkemesine iadesine,
3- Kabule göre bozmanın konusunu oluşturan (2 ve 3) nolu kanun yararına bozma isteminin, bozma kararının niteliğine göre bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 29.02.2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.