23. Hukuk Dairesi 2011/3301 E. , 2012/2252 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkil şirketin dava dışı ... Light Maritime Ltd. adlı şirketten olan alacağının rehinle teminat altına alındığını, bu alacağın tahsili için ... 16. İcra Müdürlüğü’nün 2004/1273 sayılı dosyasından rehnin paraya çevrilmesi yolu ile giriştikleri takipte, borçluya ait ... isimli yatın alacağa mahsuben müvekkiline ihale edildiği, ihalenin kesinleşmesi ile birlikte 08.05.2008 günü yatın ihale alıcısı-alacaklı müvekkile teslim edildiği, ihalede ortaya çıkan davalı şirket ile.... Limited unvanını tüzel kişilerin ihale şartnamesine aykırı bir şekilde teminat yatırmaksızın ihaleye katılma talepleri kabul edilmeyince ... İcra Mahkemesi’nde ayrı ayrı açtıkları 2007/12 ve 2007/15 esas sayılı ihalenin feshi davalarının 09.04.2007 günlü karar ile reddedildiğini, kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, ... 1. İcra Müdürlüğü’nün 2007/18 sayılı takip dosyasının alacaklısının davalı ve borçlusunun yabancı uyruklu Wavemaster şirketi olduğunu, rehnin paraya çevrilmesi yolu ile 05.01.2007 tarihi ile yani yatın satış ihalesinin yapıldığı gün takip yapıldığını ve aynı borçlu vekili tarafından sürelerden feragat edilerek muvazaalı şekilde oluşturulan borç kabul edilerek takibin kesinleştirildiğini, karşı tarafın 10 ay gibi bir süreden sonra ... 16. İcra Müdürlüğü’nün 2004/1273 sayılı dosyasına müracaat ederek rüçhanlı alacak iddiasında bulunduğunu ve son olarak anılan icra müdürlüğünün 08.07.2008 tarihli derece kararında istinaden depo edilen ihale bedelinden masrafların indirilmesinden sonra geriye kalan 2.067.047,60 TL’nin fer’ileri ile birlikte kendi dosyasına ödenmesi yönünde karar verildiğini, davalı şirketin gerçekte alacaklı olmadığını, takibin muvazaalı şekilde oluşturulduğunu ve kesinleştirildiğini, takibe esas deniz ödüncü senedinin geçersiz, sonradan düzenlenen ve sahte bir belge olduğunu, sahte belgeye dayalı davalı alacağını kabul etmediklerini, yapılan tercümeye esas İngilizce metninin başlığının ... Loan Bond olduğunu ve bunun deniz hukukunda deniz ödüncü senedine karşılık gelen bir terim olmadığını, tam karşılığının İngilizce olarak Bottomry olduğunu, yapılan tercümenin noter tarafından onaylanmadığından geçersiz olduğunu, belgeyi kaptan sıfatı ile imzalayan şahısın imzasının yetkili bir makam tarafından onaylanması gerekirken onaylanmadığını, gemi jurnalinde deniz ödüncü senedi kaydı bulunmadığını, ... isimli yatın senedin düzenlendiği 05.05.2003 tarihinde Yunanistan "ın Kos adasında bulunmadığını, adı geçen kaptanın kaptan olduğuna ilişkin belge
bulunmadığını,... Ticareti Bakanlığı’na bağlı ... Merkez Liman Başkanlığı "ndan verilme 17.01.2001 tarihli belge ile ... isimli geminin 23.04.2003-06.05.2003 tarihleri arasında sefer yapmaksızın ... bölgesi tersanesine bağlı olduğunun tevsik edildiğini, kaptan olarak ismi geçen şahsın... Ticaret Bakanlığı- Gemi Adamları Çalışma Müdürlüğü tarafından verilen 06.02.2007 tarihli emniyet cetveline göre başka bir gemide usta olarak çalıştığının ispatlandığını, 22.04.2003 tarihinde başka bir kaptan tarafından sefere çıkıldığına ilişkin belge bulunduğunu, unsurlarından eksik olan deniz ödüncü senedinin kanuni rehin hakkı ve gemi alacaklısı sıfatını bahşetmeyeceğini ileri sürerek, ... 16. İcra Müdürlüğü’nün 2004/1273 sayılı dosyasındaki davalı alacaklının alacağının derece kararından çıkartılmasına, çıkarılacak kararın müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin ... 1. İcra Müdürlüğü’nün 2007/18 sayılı dosyası ile deniz ödüncüne dayalı kanuni rehin hakkının paraya çevrilmesi yolu ile takip başlattıklarını, deniz ödüncü senedinde imzası bulunan kaptanın ... yatının kaptanı olduğunu, senedin düzenlenmesinde her hangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, kanuni rehin hakkı tanınması için her hangi bir mahkeme kararına gerek bulunmadığını, müvekkilinin alacağının geçersiz bir alacak olduğunu iddia eden davacının, bu iddialarını ileri sürmek bakımından daha önce kullanabileceği hukuki yolları bu aşamaya kadar kullanmamış olması nedeni ile bu aşamadan sonra kullanmaya çalışmasının Medeni Kanun’un 2. maddesi çerçevesinde dava hakkının kötüye kullanılması sayılacağını, müvekkiline karşı 05.01.2007 tarihinden itibaren 1 sene içerisinde menfi tespit davası ikame etmeyerek alacağın varlığını açıkça kabul edildiğini, menfi tespit davasında tartışılması gereken bu hususların bu davada tartışılamayacağını, TTK"nun 1235. maddesine göre deniz ödüncü senedi belgesinin kanuni rehin hakkı verdiğini, TTK"nun 1257. maddesi gereğince müvekkilinin alacağı olan gemi alacağı hakkı kanuni bir rehin hakkı olduğu için diğer bütün alacaklara ipotek temin edilmiş veya edilmemiş olan alacaklara nazaran rüçhanlı olduğunu, icra müdürlüğünde davacı tarafından yapılan itirazın reddedilmiş olması nedeniyle, aynı konuda dava ikame edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının takibe koyduğu deniz ödüncü senedinde, donatanın ödemediği mürettebat ücretleri, masraflar, liman vergileri ve yatın işletimi ve kullanılmasından doğan diğer masraflar ve gerekli ihtiyaçlar için ödünç alındığının belirtildiği, TTK’nun 1161. maddesi uyarınca senet içeriğinde belirtilen masrafların yatın işletimi için devamlı olarak donatan tarafından yapılması gerekli masraflar olduğundan, başlamış bir yolculuğun bitirilmesi için bir zaruret halini göstermediği, zaruret halinde söz konusu masraflar için ödünç alınabileceği, deniz ödüncü senedinde olaydaki kaptanın aldığı ödünç paraya karşı gemi üzerinde rehin tesisi hususunda anlaşma yapmadığından gerçek bir deniz ödüncü senedi olmadığı, senedin alacaklının haklarını gösteren, alt tarafında borcun ödenmemesi halinde ödünç veren alacaklısının "yat üzerindeki rehin hakkı dahil bütün hakları kullanması" ifadesinin bu eksikliği tamamlayamayacağı, rehin hakkının ancak tarafların anlaşması ile tesis edilebileceği, kendiliğinden meydana gelemeyeceği, kaptanın gemiyi rehnetmesinin söz konusu olmadığı, olaydaki deniz ödüncü senedinde ödünç alınan paranın sarf edileceği masrafların, yatın genel ve devamlı olarak yaptıkları masraflar olduğu, davaya konu deniz ödüncü senedinde TTK"nun 1160, 1161, 1162, 1164 ve 1235. maddelerinde yer alan
şartlarından hiç birinin mevcut olmadığı, davalının takibine dayanak kıldığı senedin, adi bir alacak senedi olduğu, alacak ve rehin hakkının kendiliğinden doğmayacağı, TTK"nun 1235. maddesinde sayılan alacaklar alacaklıya kanundan doğan rehin hakkı verirken sadece deniz ödüncünün verdiği kanuni rehin hakkı deniz ödüncü sözleşmesi ile meydana geleceği, davalının adi senetten dolayı rüçhanlı bir alacağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı alacaklının alacağını derece kararından çıkartılmasına ve çıkarılan bu alacağın davacı alacaklıya ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
MÖHUK’un 2/1. maddesine göre hâkim, Türk kanunlar ihtilâfı kurallarını ve bu kurallara göre yetkili olan yabancı hukuku re’sen uygular. Şikâyetçi vekili itirazını, şikâyet olunanın dayandığı belgenin, deniz ödüncü senedi niteliğinde olmadığı iddiasına dayandırmıştır. Bu durumda mahkemece, anılan yasal düzenleme çerçevesinde inceleme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken, dayanak belgenin TTK. hükümleri uyarınca deniz ödüncü senedi sayılmayacağı ve rehin hakkı bahşetmeyeceği yönündeki raporun hükme esas alınması suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 22.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.