13. Hukuk Dairesi 2016/12641 E. , 2019/6271 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki asıl dava olan itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulü, kısmen reddine, karşı dava olan alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı karşı davalı ve davalı karşı davacı ... ve davalı ... vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı karşı davalı; davalılardan ..."ın, eşi ..."den boşanmak için kendisine başvurması üzerine, aralarında 02/04/2009 tarihli avukatlık ücret sözleşmesinin düzenlendiğini, 2.000,00 TL peşin ve tahsil edilen paranın %10’u üzerinden ücret alınacağının kararlaştırıldığını, peşin paranın ödendiğini ancak %10 un ve karşı vekalet ücretlerinin ödenmediğini, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra hükmedilen tazminatların ve birikmiş nafakaların tahsili için iki ayrı takip başlatıldığını, takipler devam ederken takip borçlusu ..."in vefat etmesi üzerine, davalılardan Mualla"nın çocukları olan diğer davalılar ... ve ..."nin müteveffanın borcundan mirasçı sıfatıyla sorumlu tutulmaları için, kendisine takiplerin durdurulması yönünde talimat verdiğini, bilahare de kendisini azlettiğini, azlin haksız olduğunu, bu nedenle hak ettiği avukatlık ücretlerinin tahsili için ... 4. İcra Müdürlüğü’nün 2013/19083 sayılı dosyasıyla ilamsız takip başlattığını, davalının takibe itiraz ettiğini belirterek, haksız itirazın iptali ile takibin devamına ve lehine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı karşı davacı; davacının, vekilliğini yaptığı boşanma davasında, adına kayıtlı araca tedbir koydurması, boşanma davası kesinleşmeden katkı payının tahsili davası açılamayacağı hususunda kendisini yanlış yönlendirmesi, nafaka alacağı için icra takibini çok geç başlatmış olması, tahsil ettiği nafakaları geç ve eksik teslim etmesi, üzerinde tedbir şerhi olan taşınmaza bir de haciz şerhi koydurması, hacizli taşınmazlar için satış istememesi ve bu hususta yönlendirmesi nedenleriyle haklı nedenle azlettiği için ücret almaya hak kazanmadığını savunmuş, bu nedenle asıl davanın reddine karar verilmesini ve karşı davasında da peşin ödediği 2.000,00 TL avukatlık ücreti, haczi kaldırmak için ödenen 3.480,00 TL harç ve tahsil edilen nafakalardan davacıya ödenmeyen miktara karşılık şimdilik 3.000,00 TL olmak üzere toplam 8.840,00 TL"nin davacı karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır
Mahkemece, asıl davada davanın kısmen kabulü ile, ... 4. İcra Müdürlüğü’nün 2013/16083 sayılı takip dosyasında, davalı borçluların 18.259,14 TL toplam alacağa yapmış oldukları itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına (davalı borçlu ... dışındaki davalı borçluların alacağın 10.039,14 TL"sinden, davalı borçlu ... ile birlikte müteselsilen sorumlu olmak üzere), fazlaya ilişkin istemin ve tazminat talebinin reddine, karşı davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı karşı davalı ve davalı karşı davacı ... ve davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı ... ve davalı karşı davacı ...’ın tüm temyiz itirazlarının, davacı karşı davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında, takip konusu davacının davalıdan talep ettiği bedel belirli olduğundan likit ve muayyen nitelikte olduğunun kabulü ile icra-inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece, davacının bu istemi hakkında kabul kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Ne var ki yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK.438/7 maddesi hükmü uyarınca mahkeme kararının aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte belirtilen nedenle davalı ... ve davalı karşı davacı ...’ın tüm temyiz itirazlarının, davacı karşı davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle, mahkeme kararının "Hüküm" bölümünün 1.fıkrasında yer alan ”tazminat talebinin reddine” söz ve cümlesinin tamamen hükümden çıkarılarak, yerine “Davacı karşı davalının, icra–inkar tazminatı talebinin kabulü ile kabul edilen asıl alacağın %20"si oranında icra-inkar tazminatının davalı karşı davacı ...’dan alınarak, davacı karşı davalıya verilmesine” cümlelerinin yazılması suretiyle hükmün düzeltilmiş bu hali ile ONANMASINA, peşin alınan 29,20 TL harcın davacı karşı davalıya, 312,00 TL harcın davalı-karşı davacı ..."a, 312,00 TL harcın davalı-karşı davacı ..."a iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16/05/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.