12. Ceza Dairesi 2020/571 E. , 2021/1267 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dava : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
Hüküm : Davacının maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 450.000 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine
Davacının tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin hüküm, mahalli Cumhuriyet savcısı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 28/05/2020 tarih, 2017/453 Esas, 2020/228 sayılı ilamına ve süreklilik kazanmış uygulamalarına göre, şeklen direnme kararı verilmiş olsa dahi; bozma kararı doğrultusunda işlem yapmak, bozma kararında tartışılması gerektiği belirtilen hususları tartışmak, bozma sonrasında yapılan araştırmaya, incelemeye, toplanan yeni delillere dayanmak, ilk kararda yer almayan ve daire denetiminden geçmemiş bulunan yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurmak suretiyle verilen karar; özde direnme niteliğinde olmayıp, bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni bir hükümdür. Bu nitelikteki bir hükmün temyiz edilmesi halinde ise incelemenin Yargıtayın ilgili dairesi tarafından yapılması gerekir.
Bu kapsamda Dairemizin 09/09/2019 tarih, 2019/560 Esas - 2019/8459 Karar sayılı bozma ilamından sonra yerel mahkemece yapılan yargılama sonunda direnme kararı verilmiş ve önceki uygulama aynen benimsenmiş ise de; 18/01/2016 tarih, 2015/368 Esas - 2016/15 Karar sayılı hükümde yer almayan yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurulmasından dolayı yerel mahkemenin son uygulaması direnme kararı olmayıp, yeni hüküm niteliğinde olduğundan, hükmü temyizen inceleme görevinin Dairemize ait olduğu belirlenerek yapılan incelemede:
1- Mahalli Cumhuriyet Savcısının temyiz isteminin incelenmesinde;
Her ne kadar 5271 sayılı CMK"nın 142/8. maddesinde, koruma tedbirleri nedeniyle tazminat taleplerine ilişkin kararlara karşı, Cumhuriyet savcısının kanun yoluna müracaat edebileceği belirtilmiş ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12/12/1977 tarih, 393/435 sayı ve 23/03/1992 tarih, 3/68-91 sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, kişisel hakka ilişkin taleplerle ilgili olarak Cumhuriyet savcısının temyiz isteminde bulunamayacağı; bu kapsamda koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında, Cumhuriyet savcısının belirlenen tazminat miktarına yönelik olarak temyiz hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşıldığından, mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi yollamasıyla halen yürürlükte bulunan 1412 Sayılı CMUK"un 317. maddesi gereğince isteme aykırı olarak REDDİNE,
2- Davalı vekilinin temyiz isteminin incelenmesine gelince;
Tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/188 Esas - 2015/143 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının Türkiye Cumhuriyeti hükümetini cebren iskat veya vazife görmekten menetmeye teşebbüs suçundan 22/02/2010 -24/02/2010 tarihleri arasında gözaltında, 24/02/2010 - 31/03/2010 ve 11/02/2011 - 19/06/2014 tarihleri arasında ise tutuklu olmak üzere toplam 3 yıl 5 ay 14 gün hürriyetinden yoksun kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 08/06/2015 tarihinde kesinleştiği, davanın tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK"nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye açıldığı ve dava için kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu,
Davacının 167.548,90 TL maddi tazminatın zarar kalemlerinin doğduğu tarihlerden itibaren işleyecek yasal faizi ile, 1.500.000 TL manevi tazminatın ise tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesi talebine ilişkin söz konusu davada, yerel mahkemece maddi tazminat talebinin reddine, 450.000 TL manevi tazminatın ise tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine hükmedilmesi üzerine dairemizce yapılan incelemede davacının gözaltında ve tutuklu kaldığı dönemlerde emekli olup olmadığı araştırılarak, emekli olduğunun belirlenmesi halinde net asgari ücret üzerinden hesaplanacak gelir kaybı miktarının maddi tazminat kapsamında davacıya ödenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi ve hükmolunan manevi tazminat miktarının fazla olduğu gerekçeleri ile hükmün bozulması üzerine yerel mahkemece duruşma açılıp, maddi tazminat talebinin reddine, 450.000 TL manevi tazminatın ise tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine hükmedildiği anlaşılmakla;
Dosya içeriğine göre, davacının gözaltında ve tutuklu kaldığı dönemlerde emekli olduğunun anlaşılması karşısında, net asgari ücret üzerinden hesaplanacak gelir kaybı miktarının maddi tazminat kapsamında hüküm altına alınması gerektiğinin gözetilmemesi, davacı tarafın temyiz isteminde bulunmadığı dikkate alınarak bozma nedeni yapılmamıştır.
Bozma ilamı üzerine yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davalı vekilinin, davanın reddine karar verilmesi gerektiğine, eksik araştırma yapıldığına, zararın dayandığı sebeplerin ispatlanmadığına, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtayın görevi ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması ve benzer olaylarda aynı çözüm tarzının oluşturulmasıdır. Bu görev yerine getirilirken hukukun genel ilkeleri, ülkedeki pozitif hukuk normları ve uluslararası temel insan haklarına ilişkin kural ve kabullere uygun bir yorum ve uygulama benimsenmelidir.
Bu ilke yalnızca denetim mahkemeleri için değil, hüküm mahkemeleri için de geçerlidir. Hukuk devletinin en belirgin özelliği hiçbir kurum ve makam ayrımı gözetilmeden herkesin hukuk kurallarına uymasıdır.
Dairemizin yerleşik kararlarında da vurguladığı üzere, nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak ve emsal uygulamaların da üzerinde olacak şekilde fazla manevi tazminata hükmolunması,
Kanuna aykırı olup, davalı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 08/02/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.