23. Hukuk Dairesi 2011/4092 E. , 2012/2158 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki kooperatif ortaklığının tespiti davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkilinin, davalı kooperatif yönetim kurulunun 28.12.2004 tarihli kararıyla B blok 18 numaralı daire için kooperatife peşin ödemeli ortak olduğunu, sözleşmeyle belirlenen bedelin tamamını kooperatife ödediğini, ancak yönetim kurulunun 15.11.2005 tarihli kararıyla anılan dairenin ..."a verilerek, müvekkiline C blok 20 numaralı dairenin verildiğini, müvekkilinin büyük miktarda masraf yaparak daireyi oturulabilir hale getirdiğini ileri sürerek, müvekkilinin C blok 20 numaralı daire için kooperatif ortağı olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı kooperatif vekili, davacı ile müvekkili kooperatif arasında geçerli bir sözleşme bulunmadığını, davacının ödemelerinin kooperatif kayıt ve defterlerinde görünmediğini, önceki yönetim kurulu üyelerinin yaptıkları usulsüzlükler nedeniyle yargılandıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının, davalı kooperatifin ortağı olduğu, ortaklığa 102 nolu ortak ..."ün yerine alındığı, dava konusu dairenin davacıya ait olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile anılan dairenin ferdileşme işlemleri sırasında davacı adına tahsisi ile tapuya tesciline karar verilmiştir.
Kararı, davalı kooperatif vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacının davalı kooperatifin ortağı olduğunun ve C blok 20 numaralı dairenin davacıya ait olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Dosyadaki belgelerden, davacının daha önce 18 numaralı daire için ortaklığa alındığı sonradan dava dışı...’e verilen dava konusu 20 numaralı dairenin yönetim kurulunca davacıya verildiği anlaşılmaktadır. Davacının, kooperatif yönetim kurulu kararıyla ortaklığa alındığı, kooperatif anteti taşıyan makbuzlarla ödemede bulunduğu sabit olduğuna göre davacının davalı kooperatifin ortağı olduğu kuşkusuzdur. Ancak, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu"nun 23. maddesi hükmü uyarınca, ortaklar hak ve yükümlülüklerde eşit konumda olup yönetim kurulu bu ilkenin dışına çıkmak istediği takdirde, bu hususu genel kurul gündemine alarak, genel kurulun tartışmasına açıkça sunması gerekmekte veya genel kurulun yapılan uygulamayı açıkça ya da zımnen benimsemesi icap etmektedir. Bu nedenle, sabit ve peşin aidat ödemek suretiyle ortaklığa alınmadaki bu usule uyulmamışsa, böyle bir ortağın (devam eden inşaatların finansmanına katılımı için) aidat yükümlülüğü devam eder. Açıklanan usule uyulmuşsa, ortaklığa alınmadaki bu farklılık, ortaklığa alındıktan sonra üyelik aidatı
istenmesini mümkün kılmaz ise de, kooperatifin amacına ulaşıncaya kadar yapılan genel yönetim ve alt yapı giderlerinden ortağın sorumluluğu devam eder. Genel kurulca açık yetki verilmedikçe ya da benimsemedikçe 1163 sayılı Yasa"nın 23. maddesine aykırı şekilde yönetim kurulunun diğer ortaklardan farklı statüde ortaklığa kabul kararı vermesine veya akçalı konularda bir ortağı farklı statüde konumlandırmasına geçerli hukuki sonuç bağlanamaz. O halde mahkemece, davacının peşin ortaklığa alınmasına ilişkin geçerli bir genel kurul kararı bulunup bulunmadığı belirlenerek, geçerli bir peşin ortaklık varsa, davacının inşaat finansman giderlerinden sorumlu olmadığı bunun dışındaki yukarıda belirtilen giderlerden sorumlu olduğu, davacının peşin ödemeli ortak olmadığının anlaşılması halinde ise diğer ortaklar gibi genel kurul kararlarıyla belirlenen aidatları ödemekle yükümlü olduğu düşünülerek davacının ortaklık statüsüne göre kooperatife karşı olan yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediği belirlenmeden karar verilmesi doğru değildir.
2- Konut yapı kooperatifleri aidat ödeme yükümlüğünü yerine getiren ortaklarına kullanılabilir durumdaki bir konutu tahsisle yükümlüdür. Kooperatif anasözleşmesinin 62. maddesi uyarınca, konutlar maliyet bedelleri kesinleştikten sonra ortaklar veya temsilcilerinin katılımıyla noter önünde çekilecek kur"a ile dağıtılır. Konutların anasözleşmenin 59/2. maddesine göre ortaklara dağıtılması halinde kur’aya başvurulmaz. Bu durumda, bir konutun ortağa tahsis edildiğinden söz edilebilmesi için ya kur’a sonucu konutun tahsis edilmiş olması veya konutların genel kurulca belirlenecek esaslar dahilinde ortaklara dağıtılmış olması ve genel kurulun bu dağıtımı açık veya zımni olarak onaylaması gerekir. Anlatılan ilkeler dışında, yönetim kurulu genel kurulun karar veya onayı olmaksızın bir konutun belli bir ortağa tahsisine karar veremez. Dava konusu konut üzerinde... isimli ortağın hak iddia ettiği, 20.08.2003 tarihli kur’a zaptına göre konutun ...’a tahsis edildiği anlaşılmaktadır. Konut tahsisi, ortağa şahsi hak kazandırır. Bir ortağa daire tahsisi halinde, bu kişinin ortaklığı devam ettiği sürece, rızası olmaksızın kooperatif organlarınca aynı dairenin başka ortağa tahsisi mümkün olmadığından konut üzerinde hak sahibi olma ihtimali bulunan kişilere yönelik dava açması için davacıya süre verilmeli, dava açıldığı takdirde davalar birleştirilerek diğer yanın delilleri sorulmalı ve dava konusu dairenin kime tahsis edildiği, birden çok kişiye tahsis söz konusu ise ilk tahsisin kime yapıldığı üzerinde durularak davacıya dava konusu dairenin veya başka bir dairenin tahsis edilip edilmediği belirlenerek oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak dava konusu dairenin davacıya tahsisine karar verilmesi yerinde değildir.
3- Dairemize intikal eden dosyalardan davalı kooperatife yönelik benzer iddialarla çok sayıda dava açıldığı, davalı kooperatif yönetim kurulu üyelerinin bir çok ortağın şikayeti nedeniyle ... Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandıkları anlaşılmaktadır. İncelenen dosyalardan, yönetim kurulunca bazı dairelerin birden fazla ortağa tahsis edildiği, kooperatifle arsa sahipleri arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesi hükümlerine göre arsa sahiplerine bırakılan dairelerin dahi birden fazla kişiye tahsis edildiği anlaşıldığından sadece dava konusu dairenin incelenerek sağlıklı bir sonuca varılması mümkün değildir. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılarak karar verilmiş ise de bilirkişi incelemesi hüküm kurmak için yeterli olmadığından mahkemece konusunda uzman üç kişilik bilirkişi kurulu oluşturularak, kooperatifin tüm belgeleri, defterleri, genel kurul tutanakları, ortakların ödeme belgeleri, kur’a tutanakları, kat karşılığı inşaat sözleşmesi ve tahsise ilişkin tüm belgeler getirtilmeli, kooperatife benzer iddialarla yöneltilen tüm dosyalar ve ağır ceza mahkemesi
dosyası göz önünde bulundurularak kooperatifçe inşa edilen dairelerden hangi dairenin, hangi ortağa tahsis edildiği kuşkuya yer vermeyecek şekilde denetime ve keşfi izlemeye olanak veren bilirkişi raporuyla belirlenmelidir. Yapılacak incelemede dava konusu veya başka bir dairenin davacıya tahsis edildiğinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanması halinde davacının tapu iptali ve tescil veya tahsis isteminde bulunmadığı düşünülerek, davacıya tahsis edilen dairenin davacıya ait olduğunun tespitine karar vermekle yetinilmesi gerekir.
4- Kabul şekline göre de, davacının ortaklık tespiti ve ıslahla dava konusu dairenin teslimini istediği halde istemi aşılarak HMUK’nun 74 ve HMK’nun 26. maddesine aykırı şekilde tahsis ve tescil kararı verilmesi dahi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1), (2), (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 20.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.