
Esas No: 2015/17920
Karar No: 2016/3105
Karar Tarihi: 22.02.2016
Konut dokunulmazlığı ihlal etme - Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2015/17920 Esas 2016/3105 Karar Sayılı İlamı
18. Ceza Dairesi 2015/17920 E. , 2016/3105 K.
"İçtihat Metni"
KARAR
Konut dokunulmazlığı ihlal etme suçundan sanık ..."nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 116/son, 31 ve 62. maddeleri uyarınca 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, bu cezasının anılan Kanun"un 50. maddesi gereğince 2 sene süre ile meslek edinme ve sanat öğrenmeye yönelik eğitim kurumuna devam etmesi cezasına çevrilmesine dair. Of Asliye Ceza Mahkemesinin 20/03/2009 tarihli ve 2008/25 esas, 2009/62 sayılı kararının infazı sırasında, denetimli serbestlik tedbirinin yerine getirilmesi için Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezi Şube Müdürlüğünün 20/08/2013 tarihli ve 2013/36 ÇDS sayılı bildirim kağıdının sanığa tebliği üzerine, tedbir kararma uymayan sanık hakkında gereği için Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan talebi müteakip, 5237 sayılı Kanun"un 50/6. maddesi gereğince hükümlü hakkında verilen 6 ay 20 gün hapis cezasının aynen infazına ilişkin Of Asliye Ceza Mahkemesinin 08/01/2014 tarihli ve 2008/25 esas, 2009/62 sayılı ek kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04/11/2015 gün ve 352365 sayılı istem yazısıyla dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında; “Benzer bir olay nedeniyle Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 16/01/2013 tarihli 2012/24704 esas, 2013/274 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun"un 106/4 maddesindeki "Çocuklar hakkında hükmedilen adlî para cezasının ödenmemesi hâlinde, bu ceza hapse çevrilemez." şeklindeki düzenleme ile 5237 sayılı Kanun"un 50/6-7. maddesindeki "Hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet savcılığınca yapılan tebligata rağmen otuz gün içinde seçenek tedbirin gereklerinin yerine getirilmesine başlanmaması veya başlanıp da devam edilmemesi hâlinde, hükmü veren mahkeme kısa süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verir ve bu karar derhâl infaz edilir. Bu durumda, beşinci fıkra hükmü uygulanmaz... Hükmedilen seçenek tedbirin hükümlünün elinde olmayan nedenlerle yerine getirilememesi durumunda, hükmü veren mahkemece tedbir değiştirilir." hükümler birlikte değerlendirildiğinde, seçenek tedbiri yerine getirmeyen ve suç tarihinde 18 yaşını tamamlamamış olan suça sürüklenen çocuk hakkında hükmolunan seçenek tedbirin yerine getirilmemesi halinde maddede öngörülen diğer seçenek tedbirlerinden birine çevrilmesinin gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
5237 sayılı TCK"nun “Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar” başlıklı 50. maddesi; “(1) Kısa süreli hapis cezası, suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre;
a) Adli para cezasına,
b) Mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle, tamamen giderilmesine,
c) En az iki yıl süreyle, bir meslek veya sanat edinmeyi sağlamak amacıyla, gerektiğinde barınma imkanı da bulunan bir eğitim kurumuna devam etmeye,
d) Mahkum olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanmaya,
e) Sağladığı hak ve yetkiler kötüye kullanılmak suretiyle veya gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranılarak suç işlenmiş olması durumunda; mahkum olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, ilgili ehliyet ve ruhsat belgelerinin geri alınmasına, belli bir meslek ve sanatı yapmaktan yasaklanmaya,
f) Mahkum olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle ve gönüllü olmak koşuluyla kamuya yararlı bir işte çalıştırılmaya,
Çevrilebilir.
(2) Suç tanımında hapis cezası ile adli para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hallerde, hapis cezasına hükmedilmişse; bu ceza artık adli para cezasına çevrilmez.
(3) Daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olmak koşuluyla, mahkum olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkum edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir.
(4) Taksirli suçlardan dolayı hükmolunan hapis cezası uzun süreli de olsa; bu ceza, diğer koşulların varlığı halinde, birinci fıkranın (a) bendine göre adli para cezasına çevrilebilir. Ancak, bu hüküm, bilinçli taksir halinde uygulanmaz.
(5) Uygulamada asıl mahkumiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen adli para cezası veya tedbirdir.
(6) Hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet savcılığınca yapılan tebligata rağmen otuz gün içinde seçenek tedbirin gereklerinin yerine getirilmesine başlanmaması veya başlanıp da devam edilmemesi halinde, hükmü veren mahkeme kısa süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verir ve bu karar derhal infaz edilir. Bu durumda, beşinci fıkra hükmü uygulanmaz.
(7) Hükmedilen seçenek tedbirin hükümlünün elinde olmayan nedenlerle yerine getirilememesi durumunda, hükmü veren mahkemece tedbir değiştirilir” hükmünü içermektedir.
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun"un "Adli para cezasının infazı" başlıklı 106. maddesinin uyuşmazlıkla ilgili 4. ve 11. fıkralarında ise;
“(4) Çocuklar hakkında hükmedilen adli para cezasının ödenmemesi halinde, bu ceza hapse çevrilemez. Bu takdirde onbirinci fıkra hükmü uygulanır...
(11) İnfaz edilen hapsin süresi, adli para cezasını tamamıyla karşılamamış olursa, geri kalan adli para cezasının tahsili için ilam, Cumhuriyet Başsavcılığınca mahallin en büyük mal memuruna verilir. Bu makamlarca 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre kalan adli para cezası tahsil edilir” hükmü yer almaktadır.
Kanunun diğer seçenek tedbirlerin infazını düzenleyen 109. maddesinde ise kısa süreli hapis cezası yerine Türk Ceza Kanununun 50. maddesine göre hükmedilen seçenek tedbirlerin infazında uygulanacak rejimin tüzükte gösterileceği belirtilmektedir.
Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük"ün 51. maddesinin uyuşmazlıkla ilgili bir eğitim kurumuna devam etme yaptırımının infazına ilişkin 3. fıkrasında da; "a) Bir eğitim kurumuna devam etme yaptırımının infazı, hükümlünün mahkeme kararıyla en az iki yıl süreyle, bir meslek veya sanat edinmeyi sağlamak amacıyla gerektiğinde barınma imkanı da bulunan eğitim kurumunda eğitime tabi tutulması suretiyle yerine getirilir,
b) Denetimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürlüğü ya da bürosu, ilgili kurumlarla işbirliği yaparak, bölgelerinde bulunan eğitim kurumlarını belirler ve mahkemelere verir,
c) Kesinleşen bir eğitim kurumuna devam etme yaptırımını içeren ilâm Cumhuriyet başsavcılığına verilir. Cumhuriyet başsavcılığınca ilâm denetimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürlüğüne ya da bürosuna gönderilir. Bu birimlerce yapılacak tebligatta on gün içinde hükümlünün kararın infazı için başvurması istenir. Başvuru halinde hükümlüye eğitim kurumuna devam etme yaptırımının infaz şekli bildirilir. Hükümlünün, haklı, geçerli ve gerektiğinde belgelendirilebilen mazereti olmaksızın on gün içinde gelmemesi ve otuz gün içinde seçenek yaptırımın infazına başlanmaması hâlinde durum Cumhuriyet başsavcılığı aracılığı ile mahkemeye bildirilir" şeklinde düzenleme yer almaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu"nun 10.06.2014 tarih ve 2014/180 Esas, 2014/324 Karar sayılı ilamında : “çocuk sanıklar hakkında verilen hükümlerin infazının ana amacı çocuk haklarının korunması, çocuğun gelecekte yeniden suç işlemekten uzak kalabilmesi ve böylece toplumun da yeni suçlardan korunmasının yanısıra, onun yeniden sosyalleşmesinin temini ile topluma kazandırılmasıdır. Çocuk sanık hakkında hükmolunan ve son çare olarak düşünülen hürriyeti bağlayıcı cezanın infazı mümkündür, ancak bu ceza kısa süreli olup TCK"nun 50. maddesi uyarınca adli para cezasına ya da seçenek tedbirlere çevrilmişse, adli para cezasının ödenmemesi ya da seçenek tedbirin yerine getirilmemesi halinde artık kısa süreli hapis cezasının tamamen ya da kısmen infazına karar verilemeyecektir.
Çocuk sanıklar hakkında, sadece adli para cezasının infazı açısından bir istisna getirilerek hükmedilen adli para cezasının ödenmemesi halinde, bu cezaların hapse çevrilemeyeceği ancak amme alacaklarının tahsili yöntemine başvurularak tahsil edileceğinin düzenlenmiş olması ve diğer seçenek tedbirler yönünden böyle bir istisnaya yer verilmemesi nedeniyle TCK"nun 50. maddesinin 6. fıkrasının çocuk sanıklar hakkında da uygulanmasının mümkün olduğu ileri sürülebilir ise de; 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununda ve Çocuk Hakları Sözleşmesinde yer alan "mahkemelerce çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde çocuğun yararının temel düşünce olması" ve "özgürlüğü sınırlayıcı tedbirler ile hapis cezasına en son çare olarak başvurulması" gibi ilkelere göre, tıpkı adli para cezasının ödenmemesi halinde, bu cezanın hapse çevrilmesi yasağına benzer şekilde, seçenek tedbirin gereğini yerine getirmeyen çocuk sanık hakkında da kısa süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verilemeyeceği ve adli para cezasına çevrilme de dahil olmak üzere diğer seçenek yaptırımlara hükmolunması seçeneklerinin değerlendirilmesi gerektiğinin kabulü kanun koyucunun amacına daha uygun olacaktır.” şeklindeki gerekçeyle, suça sürüklenen çocuklar hakkında hükmedilen seçenek tedbirlerin, yerine getirilmemesi halinde hapis cezasının aynen infazına karar verilemeyeceğine hükmedilmiştir.
5237 sayılı TCK"nun 50. maddesinin 6. fıkrası ile yalnızca yetişkin sanıklarla ilgili bir düzenleme öngörüldüğü ve anılan bu düzenlemenin çocuk sanıklarla ilgili olarak uygulama imkanı bulunmadığından, hakkında hükmolunan kısa süreli hapis cezası 5237 sayılı TCK"nun 50. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan seçenek tedbire çevrilen, ancak seçenek tedbirin gereklerini yerine getirmeyen çocuk sanık hakkında, aynı maddenin 6. fıkrası uyarınca hapis cezasının tamamen ya da kısmen infazına karar verilmeyerek, adli para cezasına çevrilme de dahil olmak üzere, 50. maddenin birinci fıkrasında yer alan diğer seçenek yaptırımlardan birisine çevrilmesi gerektiğinden, kanun yararına bozma talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünceler yerinde görüldüğünden,
1- Of Asliye Ceza Mahkemesinin 08/01/2014 tarihli ve 2008/25 esas, 2009/62 sayılı ek kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2- CMK"nın 309/4-b maddesi gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, 22.02.2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.