10. Hukuk Dairesi 2015/20289 E. , 2016/1278 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Davacı, davalı ...’a ait işyerinde 2000–2001–2002 yıllarında geçen 800 günlük çalışmalarının Kurumca kendisine ait olmadığı gerekçesi ile yaşlılık aylığı talebine ilişkin isteminin reddine dair kurum işleminin iptali ile bu 800 günlük sürenin kendisine ait olduğunun tespitini ve 01.01.2013 tarihinden itibaren tahsise hak kazandığının tespitini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyulduktan sonra, ilâmında belirtildiği şekilde, “Davanın kabulü ile, davacının hizmet cetvelinde yer alan 2000, 2001 ve 2002 yıllarına ait 800 günlük hizmetin davacıya ait olduğunun ve davacının tahsis talep tarihini takip eden ay başı olan 01/01/2013 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine, karar verilmiştir.
Hükmün, davalılardan ... avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Eldeki davada, mahkemece verilen ilk hüküm, davacının abisine ait işyerinde geçen kendisine ait olduğunu iddia ettiği çalışmalar bakımından eksik araştırma bulunduğu, buna göre öncelikle yazılı delillerin bulunup bulunmadığının araştırılması sonrasında ise var ise bordrolu tanıkların ve özellikle komşu işyerlerine ait çalışmalardan dolayı komşu tanıkların davalı kurumdan tespiti ile yeterli şekilde araştırma yapılarak aidiyetin tam olarak belirlenmesi gereğine işaret edilerek dairemizce bozulmuştur.
Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı).
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki KURU, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 Ankara, 1974, sayfa 395 vd.)
Eldeki davada, davacının iddia ettiği dönemler bakımından ilk bozmamızda açıklanan hususların tam olarak yerine getirildiğinden bahsedilemez. Mahkemece dairemiz bozma kararına uyulduktan sonra bozma gerekleri yerine getirilmeksizin ve dinlenen tanıklar beyanından anlaşıldığı kadarıyla ...’nin de davalı ...’a ait işyerinde 1998 yılından beri çalışmakta olduğunu fakat hangi tarihler arasında ara verdiğini belirtmeksizin sadece ara verdiğini beyan etmesi nedeniyle, davacının diğer tanıkları ile komşu işyerleri tanıklarının beyanları arasındaki bariz çelişkiler giderilmeksizin, diğer taraftan davacı bakımından Kurumca kabul edilmeyen sürenin tam olarak 780 gün olmasına rağmen infazda çelişki yaratacak şekilde ve süreleri ve dönemleri de belirlenmeksizin 800 güne karar verilmesi isabetsiz olup bozma nedenidir.
Diğer taraftan, mahkemece verilecek kararın dinlenen tanık ...’nin de hak alanını ilgilendireceği dikkate alınarak, bu kişiye HMK’nın 124. Maddesi gereğince husumet yöneltilmesi, söz konusu hizmetlerin aidiyeti bakımından delillerinin toplanması ve davaya devam edilmesi sağlanmalı ve ilk bozma kararı çerçevesinde araştırma yapılmak suretiyle dava konusu hizmetlerin aidiyetinin somut delillerle açıklıkla belirlenmesi için yeterli araştırma ile hâsıl olacak sonuca göre irdeleme yapılması gerekirken, bu yönde yeterli araştırma yapılmadan karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları nazara alınmalı ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 08.02.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.