(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi 2013/6264 E. , 2013/16971 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın iptali ve alacak
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali ve alacak davasına dair karar, davacı ve davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Asıl dava kira alacağının tahsili istemiyle kiracı ve kefil hakkında yapılan takibe vaki itirazın iptali, birleşen dava ise kiralananın sözleşmeye aykırı şekilde zarar verilerek ve eski hale getirilmeden tahliye edildiğinden bahisle kiracı ve kefil hakkında tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece her iki dava yönünden de istemi itirazın iptali davası olarak görerek, kefil olan davalı hakkında davaların reddine, davalı kefil lehine kötü niyet tazminatına, kiracı olan davalı yönünden her iki davanın kısmen kabulüne, davacı lehine kabul edilen miktarlar üzerinden inkar tazminatına hükmedilmiş, hüküm davacı ve davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı asıl davasında davalı ..."in 01.07.2005 Başlangıç tarihli 3 yıl süreli kira sözleşmesi ile kiracısı olduğunu, diğer davalı ..."in ise kefil olduğunu kira sözleşmesinin 1. maddesinde kiracının 3 yıl içinde kiralananı boşaltırsa süre sonuna kadar kira parasından sorumlu olacağının kararlaştırıldığını, davalının 01.04.2009 tarihinde kiralananı sözleşmeye aykırı olarak tahliye ettiğini, 01.11.2008-01.04.2009 dönemi kira parasını ödemediğini, ayrıca sözleşmenin birinci maddesine göre de süre sonuna kadar kira parasından sorumlu olduğundan ödenmeyen ve sözleşme süresi sonuna kadar kira parasının tahsili için icra takibi yaptıklarını davalıların haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazlarının iptaline ve inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir. Davalı kiralananın kreş olarak kullanıldığını ve davalının bilgisi dahilinde 01.11.2008 tarihinde ..."a devrediliğini, bu nedenle kira borcunun olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davacı birleşen davasında ise, kiralananda 14.09.2009 tarihinde mahkemece delil tespiti yaptırdığını, kiralananın kiracı tarafından hor kullanılarak zarar verildiği gibi sözleşmenin 8. ve 10 maddesine aykırı olarak tahliye edildiğini, yapılan delil tespitinde zararın 8.598,76 TL olduğunu ayrıca 490,45 TL delil tespit gideri olduğunu belirterek toplam 9089,24 TL nin 14.04.2009 tarihinden itibaren tahsiline kadar verilmesini istemiştir. Davalı asıl davadaki sebepleri de belirterek kiralananın 01.11.2008 tarihinde tam ve eksiksiz teslim edildiğini, istenen tazminatın fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut delillere, davalı tarafından kiralananın 01.11.2008 tarihinde tahliye edilerek davalıya teslim ediliğinin kanıtlanamaması, davacının da kiralananı 14.04.2009 tarihinde yapılan delil tespiti ile kiralananın hakimiyetine geçirdiğini beyan etmesine göre davalının teslim tarihine ilişkin temyiz itirazları ile kefil olan davalının kefaletinin adi kefalet olması ve ayrıca birleşen davadaki tazminat isteminin sorumluluğunun sınırları içerisinde kalmaması nedeniyle davacının kefil hakkında da davanın kabul edilmesi gerektiğine dair temyiz itirazları yerinde değildir.
Davalı ve davacının diğer temyiz itirazlarına gelince;
1) Öncelikle birleşen davada davacı, kiralananın hor kullanılması ve sözleşmeye aykırı olarak eski hale getirilemeden teslim edilmesi nedeniyle tazminat isteminde bulunmuş olup, mahkemece davacının talebi doğrultusunda, eski hale getirme bedeli ve hor kullama giderleri ile delil tespiti giderleri yönünden; delil tespiti giderlerinin yargılama gideri olduğundan asıl davada nazara alınması gerektiği belirtilerek, diğer tazminat talepleri yönünden haklı olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, gerekçesinde de belirttiği üzere hüküm kurarken dava itirazın iptali davası olarak vasıflandırılarak itirazın iptaline, inkar tazminatına ve kefil olan davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi, HMK"nın 297/son ve HMK.nın 26. maddesine aykırıdır.
2)Davacının asıl davada kefil lehine hükmedilen inkar tazminatına yönelik temyiz itirazına gelince ;
Davalı ..."in diğer davalı ile davacı arasında imzalanan 01.07.2005 tarihli kira sözleşmesini kefil olarak imzaladığına ilişkin taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Mahkemece Kefil hakkındaki dava, davacı tarafından bir takım yasal gereklilikler yerine getirilmeden doğrudan icra takibi yapılmış olması nedeniyle BK.nın 486. maddesine istinaden reddedilmiştir. Doğrudan kefil hakkında icra takibi yapılmış olması davacının kötü niyetli olduğunu kanıtlamayacağından asıl davada kefil olan davalı tarafından talep edilen kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
3-) Asıl dava ve birleşen davaya ilişkin karara esas alınan rapora yönelik olarak davacı ve davalının temyiz itirazları yönünden ise;
6099 sayılı TBK.nın 316/1.maddesi (BK.nın 256.maddesi) hükmü uyarınca kiracı kiralananı özenle kullanmak ve aynı kanunun 334. maddesi (BK,nın 266.maddesi) gereğince sözleşme sonunda aldığı hali ile kiralayana teslim etmekle yükümlüdür. Ayrıca sözleşmede de teslime ilişkin kiracıya bir takım yükümülükler getirilmişse kanunun emredici hükümlerine aykırı olmadıkça kiracı sözleşmedeki teslime ilişkin hükümlerle de bağlıdır. Kiracının bu yükümlüklerinin ihlali halinde kiraya veren, bu yüzden uğradığı zarar için giderim isteminde bulunabilir. Davacı birleşen dava dosyasında hem hor kullanmaya ilişkin zararlarının hemde sözleşmenin 8. ve 10. maddesinden kaynaklandığını iddia ettiği kiralananın eski hale getirilmesi için yapılacak masrafların tazminini talep etmiştir. Davalı ise talep edilen masrafların fahiş olduğunu ve kiralananın eksiksiz teslim ediliğini belirterek talep edilen tazminata itiraz etmiştir. Talep edilen tazminat kalemlerinin tamamının istenip istenemeyeceği taraflar arasında uyuşmalık konusu olduğundan çözümü, özel veya teknik bilgiyi gerektiren bu konuda uzman bilirkişi veya heyetinden rapor alınması zorunludur. Öte yandan:Asıl dava da, davacı ödenmeyen kira alacaklarının yanı sıra kiracının tek taraflı olarak kiralananı tahliye ettiğinden bahisle tahliye tarihinden itibaren sözleşme sonuna kadar kira parasının ödenmesini istemiştir. Mahkemece davacının zararının tahliye tarihinden kiralananın aynı koşullarla yeniden kiraya verilebileceği tarihe kadar boş kaldığı süreye ilişkin kira parası olduğu kabul edilerek yerleşik yargıtay içtihatları doğrultusunda değerlendirme de bulunulmuş ise de; bu yöndeki değerlendirme de özel veya teknik bilgiyi gerektiren bir husus olduğundan makul sürenin belirlenmesine ilişkin tespitin de, mahallinde yapılacak keşif neticesinde taşınmazın özellikleri de nazara alınarak uzman bir bilirkişiden alınacak raporla tesbit edilmelidir.
Somut olayda gerek asıl dava yönünden gerekse birleşen dava yönünden mahallinde keşif yapılmaksızın hukukçu bilirkişiden rapor alınmıştır. Alınan rapor dava konusu edilen uyuşmazlıkta uzman bilirkişiden alınmadığı gibi, bilirkişi tarafından taraflar arasındaki kira sözleşmenin 10. maddesinde yazılı “iki dairenin banyo ve tuvaletlerinin fayansları lavabo takımları normal meskene çevrilerek mal sahibine teslim edilecektir.” şartı da raporda değerlendirilmemiş olamasına göre mahkemece alınan rapor karar vermeye yeterli değildir. Mahkemece gerek asıl davada gerekse de birleşen davada alanında uzman (inşaat mühendisi, mimar, emlakçı vs) bilirkişi veya bilirkişi heyetiyle mahallinde keşif yapılarak davacının talep ettiği tazminata ve kiralananın özellikleri ve konumu da nazara alınarak tahliyesinden sonra aynı şartlarla ne kadar sürede kiraya verilebileceğinde ilişkin mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden, hükmün eksik incelme nedeniyle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Kabule göre de; kira sözleşmesinin feshi ile anahtarın tesliminden sonraki dönem için öngörülen makul süre kira bedeli nitelik olarak tazminat olup, mahkemece belirlendiğinden likit ve belirlenebilir değildir. Bu nedenle makul süreye göre belirlenen tazminat miktarı üzerinden inkar tazminatına hükmedilemez. Mahkemece kiralananın teslim tarihine kadar olan kira parası tespit edilerek, kiralananın teslimine kadar ödenmeyen kira parası ile sınırlı olarak inkar tazminatına hükmedilerek, tazminata yönelik inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, asıl davada hükmedilen tüm alacak üzerinden davacı lehine inkar tazminatına hükmedilmesi de doğru değildir.
SONUÇ:Yukarıda 1, 2 ve 3 no"lu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 18.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.