23. Hukuk Dairesi 2011/3237 E. , 2012/1661 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, davalılardan ..."un bir dönem kooperatifte bekçi olarak çalıştığını, diğer davalıların ise bir önceki dönem yönetim kurulu üyeleri olduğunu, G blok 1 no.lu bağımsız bölümün irtibat bürosu olarak kullanıldığını ve su ihtiyacının buradaki sayaçtan karşılandığını, çok az su kullanılmasına rağmen yüksek miktarda fatura geldiğini, yapılan araştırmada davalılardan ..."a ait binadan bu aboneliğe boruyla bağlantı yapılarak su verildiğini, evde ve bahçede kullanıldığının tespit edildiğini, ..."un tesisatın 5 yıl önce yönetimce döşendiğini ve suyu evinde ve bahçesinde kullandığını kabul ettiğini, kooperatif kayıtlarında bekçinin su ihtiyacının kooperatifçe karşılanacağı yönünde alınmış bir karar bulunmadığını, su kullanımı neticesinde kooperatifin zarara uğradığını, haksız su kullanan ..."un ve kullanıma izin veren kooperatif yönetiminin zarardan sorumlu olduklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, 8.000,00 TL"nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ..., inşaatta bekçi olarak çalıştığını, evindeki kuyudan inşaata su alındığı için kooperatifin buna karşılık evine su bağladığını, bundan davalılardan ..."un haberi olduğunu, ...in haberi olup olmadığını bilmediğini, ..."ın haberi olmadığını, suyu yalnızca evde içme suyu ve yemekte kullandığını, diğer ihtiyaçlarını kuyudaki sudan karşıladığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... kendi adına asaleten ... dışındaki davalılara vekaleten, ..."un evine su hattı çekildiğinden haberleri olmadığını, bilgileri dahilinde su bağlantısı yapılmadığını, bekçi evinde daha önceden su aboneliği bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, yönetim kurulu üyeleri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için genel kurulda karar alınması ve davanın da denetçiler tarafından açılması gerektiği, denetçiler açılan davaya muvafakat etmiş ise de, genel kurul tarafından yönetim kurulu üyeleri hakkında dava açılması yönünde bir kararın mevcut olmadığı, davalıların diğer davalı ..."un evine çeşme bağlanması yönünde karar aldığı ya da buna izin verdiği hususunun kanıtlanamadığı, diğer davalı ... yönünden ise kooperatifin inşaatında kullanılan su ile inşaatın sulanmasında kullanılan suyun ..."a ait kuyudan alındığı, buna karşılık olarak da ..."a söz konusu çeşmeden su verildiği, Borçlar Kanunu"nun 43. ve 44. maddelerince davalı ..."a tazminat yüklenilmesinden sarfınazar edilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davacı kooperatifin eski yöneticileri olan bir kısım davalılar tarafından zarara uğratıldığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Kooperatifin eski yönetim kurulu üyeleri aleyhine açılan sorumluluk davasının görülebilmesi, 1163 sayılı Kooperatifler Yasası"nın 98 nci maddesinin yollamasıyla TTK.nun 341 nci maddesi gereğince, genel kurulun bu yönde karar alması ve davanın denetçiler tarafından açılması prosedürüne bağlıdır. Ancak, anılan usuli eksiklikler dava şartı olmayıp, sonradan da tamamlanabileceğinden anılan yönteme uyulmaması davanın hemen reddini gerektirmez. Esasen bu hususlar üzerinde mahkemece de re"sen durulması zorunludur.
Somut olayda, her ne kadar dava denetçiler tarafından verilmiş vekaletname ile açılmamışsa da bu yöndeki usuli eksikliğin, davanın geldiği aşamada görev yapan denetçiler tarafından verilen vekaletname ile giderildiği görülmüştür. Ancak mahkemenin 20.11.2009 tarihli celsesinde taraf vekillerine, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilip edilmediğine ve davalı yönetim kurulu üyeleri hakkında dava açılmasına dair genel kurul kararı alınıp alınmadığına ilişkin genel kurul kararı örneklerini sunmak üzere süre verilmiş, takip eden celselerde davacı vekili tarafından diğer genel kurul kararları sunulmuş, 21.05.2010 tarihli celsede ise davacı vekili, davalılara karşı dava açılması için genel kurulda alınmış bir kararın mevcut olmadığını beyan etmiştir. Mahkemece davalı yöneticiler hakkında genel kurul tarafından alınan bir karar bulunmadığı gerekçesiyle, bu davalılar bakımından davanın reddine karar vermiştir. Oysa, mahkemece, davacı tarafa, 6100 sayılı HMK"nun 52,53 ve 54. (HUMK"nun 39. Ve 40.) maddeleri uyarınca anılan davalılar hakkında sorumluluk davası açılmasına ya da açılan işbu davaya muvafakat verilmesine ilişkin genel kurul kararının ibrazı için usulüne uygun bir kesin önel verilmesi, noksan olan bu usuli işlem yerine getirildikten sonra davaya devam edilmesi, verilen kesin süre içinde bu eksiklikler tamamlanmaz ise davanın anılan davalılar bakımından açıklanan usul yönünden reddedilmesi gerekir.
Bu durumda, mahkemece anılan usuli eksiklikler üzerinde yeterince durulmaması doğru görülmemiştir.
2- Diğer davalı ... hakkındaki temyize gelince; anılan davalı yönünden yapılan araştırma yeterli değildir.Mahkemece, davalı ..."un kooperatife ait sayaçtan su kullanmasının belli bir dayanağı olup olmadığı etraflıca araştırılmalı, herhangi bir dayanağının bulunmaması durumunda, davalının yıllara göre kullanması gerekli su miktarının bulunması, bulunduktan sonra, kooperatifin de ..."a ait kuyudan su kullandığı anlaşıldığından, kooperatifin kullandığı su miktarı da bulunup, bunların parasal miktarları da tespit edilerek denkleştirme yapılması ve gerektiğinde gerekçesi de gösterilmek suretiyle Borçlar Kanunu"nun 43. ve 44. maddelerince indirim yapılması gerekirken, bu hususlar üzerinde durulmadan, yetersiz inceleme ve gerekçe ile ... hakkındaki davanın tamamen reddi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 05.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.