Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2014/770
Karar No: 2018/95

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2014/770 Esas 2018/95 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2014/770 E.  ,  2018/95 K.

    "İçtihat Metni"


    Kararı veren
    Yargıtay Dairesi : 12. Ceza Dairesi
    Mahkemesi :Sulh Ceza
    Günü : 28.11.2012
    Sayısı : 276-599

    Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanık ..."ın TCK"nun 179/3. maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 179/2 ve 62. maddeleri gereğince 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı CMK’nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile 5 yıl denetim süresine tâbi tutulmasına ilişkin, Niğde Sulh Ceza Mahkemesince verilen 17.11.2008 gün ve 1172-1409 sayılı kararın kesinleşmesinden sonra, sanığın denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi nedeniyle dosyayı ele alan Niğde 1. Sulh Ceza Mahkemesince 28.11.2012 gün ve 276-599 sayı ile hükmün açıklanmasına, sanığın TCK"nun 179/3. maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 179/2, 62, 50/1-3 ve 52/2-4. maddeleri uyarınca 500 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve cezanın 2 taksitte tahsiline karar verilmiş, hüküm temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
    Bu hükme yönelik Adalet Bakanlığının 05.03.2013 gün ve 15474 sayılı kanun yararına bozma talebi ve bu talep üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 26.03.2013 gün ve 91047 sayılı ihbarnamede;
    "5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 52/4. maddesinde yer alan "Taksit süresi iki yılı geçemez ve taksit miktarı dörtten az olamaz" şeklindeki amir hüküm karşısında, sanık aleyhine olacak şekilde para cezasının birer ay vade ile 2 eşit taksitte tahsiline karar verilmesinde isabet görülmediği" gerekçesiyle hükmün kanun yararına bozulmasının istenmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesince 02.05.2013 gün ve 11040-12119 sayı ile;
    “Niğde 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 28.11.2012 tarih ve 276-599 sayılı kararı ile, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 52/4. maddesinde yer alan "Taksit süresi iki yılı geçemez ve taksit miktarı dörtten az olamaz" şeklindeki hükme rağmen, adli para cezasının birer ay vade ile 2 eşit taksitte tahsiline karar verilmesi hukuka aykırı ise de, olağanüstü kanun yolu olarak yasada yer alan kanun yararına bozma talebine konu hukuka aykırılıkların önemli nitelikte hukuka aykırılıklar olması gerektiği, her türlü hukuka aykırılığın bu yolla denetlenemeyeceği, bu hususta adli para cezasının infazı sırasında mahkemesinden her zaman karar talep edilebileceği anlaşılmakla, kanun yararına bozma talebinin reddine” karar verilmiştir.
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 17.02.2014 gün ve 91047 sayı ile;
    “İtirazın konusunu oluşturan uyuşmazlık; sanık hakkında tayin olunan netice adli para cezasının 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 52/4. maddesi hükmüne aykırı olarak iki eşit taksitte tahsiline karar verilmesi şeklindeki hukuka aykırılığın, kanun yararına bozma yasa yoluna konu yapılıp yapılmayacağının belirlenmesine ilişkindir.
    Uyuşmazlığın çözümü için konuya ilişkin olan yasal düzenlemelere bakıldığında;
    5237 sayılı Türk Ceza Kanununun "Adli para cezası" başlıklı 52. maddesinin 4. fıkrası; "Hâkim, ekonomik ve şahsi hallerini göz önünde bulundurarak, kişiye adli para cezasını ödemesi için hükmün kesinleşme tarihinden itibaren bir yıldan fazla olmamak üzere mehil verebileceği gibi, bu cezanın belirli taksitler halinde ödenmesine de karar verebilir. Taksit süresi iki yılı geçemez ve taksit miktarı dörtten az olamaz. Kararda, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği belirtilir" şeklinde düzenlenmiş olup bu yasal düzenleme gereğince hâkim, tayin olunan netice adli para cezasının, dörtten az olmamak üzere en fazla yirmi dört eşit taksitte ödenmesine hükmedebilir. Adli para cezasının, taksitlendirilmesinde hâkimin takdir hakkı bulunduğu halde, taksitle ödeme kararı verilmesinden sonra hâkimin, yasanın amir hükmü gereği taksit miktarını dörtten az tayin etmesine yasal imkan bulunmamaktadır.
    5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun "Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama" başlıklı 98. maddesindeki;
    "(1) Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilmeyeceği ileri sürülür ya da sonradan yürürlüğe giren kanun, hükümlünün lehinde olursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenir,
    (2) 16’ıncı madde gereğince cezasının ertelenmesi isteminin reddi halinde de aynı hüküm uygulanır.
    (3) Yukarıdaki fıkralar uyarınca yapılan başvurular cezanın infazını ertelemez. Ancak, mahkeme olayın özelliğine göre infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir" hükmü uyarınca, mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği hususu ileri sürülür ise mahkemesinden bir karar istenmesi ve hükmün bu yolla açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Sorunun bu yöntemle giderilmesinin mümkün olduğu halde kanun yararına bozma yasa yoluna başvurma imkanı mevcut değildir. Ancak, 5275 sayılı Kanunun 98. maddesi, hükmün bünyesine dahil bir husustaki hukuka aykırılığın infaz aşamasında alınacak bir kararla düzeltilmesi imkanı vermemektedir. Hükmün bünyesine dahil olan bir husustaki hukuka aykırılık ancak olağan veya olağanüstü yasa yollarına başvurulmasıyla giderilebilir. Zira mahkemenin, işten elini çektikten sonra hükmün bünyesindeki bir hukuka aykırılığı kendiliğinden veya istem üzerine yeni bir karar vererek gidermesi mümkün değildir.
    Nitekim, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.12.2007 tarih ve 243-258 sayılı kararında da, 647 sayılı Kanun yürürlükten kalktıktan sonra verilen hükümdeki ‘gecikme zammı’ uygulanmasına ilişkin hukuka aykırılığın infaz aşamasında alınabilecek bir kararla giderilemeyeceği, bu hukuka aykırılığın, ancak olağan kanun yolu olan temyiz veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmişse kanun yararına bozma yasa yoluyla Yargıtayca giderilebileceği kabul edilmiştir.
    Uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenlemelerden sonra kanun yararına bozma kurumuna bakıldığında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun ‘Kanun yararına bozma’ başlıklı 309. maddesi,
    "(1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına bildirir.
    (2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir.
    (3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar.
    ...." şeklinde düzenleme altına alınmış olup bu düzenlemeye göre, kanun yararına bozma yasa yoluna başvurabilmek için iki koşulun bir arada bulunması gerekmektedir.
    Bunlar;
    1- Ceza hâkimi ya da mahkemesi tarafından verilmiş karar,
    2- İlgili karar ya da hükmün istinaf ya da temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş olması koşullarıdır. Bu iki koşulun dışında, kanun yararına bozma yasa yoluna başvurulması için gerekli başka bir koşul yasada düzenlenmemiştir.
    5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiş bulunan ve olağanüstü bir yasa yolu olan kanun yararına bozma kurumundaki bozma nedenleri ise, aynı Kanunun 309. maddesinin dördüncü fıkrasında dört bent halinde sırasıyla gösterilmiştir.
    Bozma nedenleri;
    5271 sayılı Yasanın 223. maddesinde tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise, 309. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca; kararı veren hâkim veya mahkemece gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden karar verilecektir. Bu halde yargılamanın tekrarlanması yasağına ilişkin kurallar uygulanamayacağı gibi, davanın esasını çözen bir karar bulunmadığı için, verilecek hüküm veya kararda, lehe ve aleyhe sonuçtan da söz edilemeyecektir.
    Mahkûmiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine ilişkin olması halinde ise, anılan fıkranın (b) bendi uyarınca kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hüküm verilecek, ancak bu halde verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamayacaktır.
    Davanın esasını çözen mahkûmiyet dışındaki diğer hükümlerin bozulmasında ise (c) bendi uyarınca aleyhte sonuç doğurucu herhangi bir işlem yapılamayacağı gibi, ‘tekriri muhakeme’ yasağı nedeniyle kanun yararına bozma kapsamında yeniden yargılama da gerekmeyecektir.
    Dördüncü fıkranın (d) bendi gereğince bozma nedeninin hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektirmesi halinde, cezamn kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektirmesi halinde ise bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesince doğrudan hükmedilecektir. Bu halde yargılamanın tekrarlanması yasağı bulunduğundan, Yargıtay ceza dairesince hükmün bozulması ile yetinilmeyip gereken kararın doğrudan ilgili daire tarafından verilmesi gerekmektedir.
    Mahkûmiyete ilişkin hükmün bozulması üzerine mahkemece yeniden yargılama yapılmasını gerektiren durum, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendinde sınırlı bir biçimde sayılmıştır. Buna göre mahkûmiyete ilişkin hükmün bozulması üzerine kararı veren mahkemece yeniden yargılama yapılabilmesi için, bozma nedeninin davanın esasını çözmeyen yönüne, savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul hükmüne ilişkin olması gerekmektedir.
    Bozma nedeni, hükümlünün cezasının kaldırılmasını ya da daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa 5271 sayılı Kanunun 309. maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi gereğince yeniden yargılama yasağı bulunduğundan bu hafif cezaya Özel Dairece hükmedilmesi gerekmektedir.
    Bu açıklamalar karşısında, incelemeye konu dosyaya bakıldığında, sanık Mehmet Çakmak hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 179/2, 62, 50/1 ve 52/2. maddeleri gereğince tayin olunan 500 TL adli para cezasının, aynı Kanunun 52/4. maddesi hükmüne aykırı olarak iki eşit taksitte ödenmesine karar verilmesi nedeniyle yerel mahkeme kararı hukuka aykırıdır. Hükmün bünyesine dahil bulunan ve sanığın aleyhine olan bu aykırılığı, mahkemenin kendiliğinden ya da talep üzerine alacağı bir kararla gidermesi mümkün değildir. Bu ihlalin, "yasa yoluyla" giderilmesi gerekmektedir. Somut olayda da, hüküm temyiz incelemesinden geçmeden kesinleştiğinden tek bir yol kalmaktadır. O da kanun yararına bozma yasa yoludur. Bu itibarla Özel Dairenin, haklı nedene dayanan kanun yararına bozma istemini kabul ederek, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi kapsamında kalan bu hukuka aykırılığı bizzat kendisinin gidermesi yerine, hukuka aykırılığın önemli nitelikte bulunmadığı ve adli para cezasının infazı sırasında mahkemesinden her zaman karar talep edilebileceği gerekçesiyle kanun yarına bozma isteminin reddine karar vermesinin isabetli olmadığı kanaatine varılmıştır.
    Yüksek Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 18.12.2013 gün ve 31395-47101, 4. Ceza Dairesinin 21.02.2013 gün ve 3359-4910 ve 15. Ceza Dairesinin 04.11.2013 gün ve 21022-16559 sayılı kararlarında da, 360, 400 ve 6.000 TL"den ibaret adli para cezalarına ilişkin hükümlerde, dörtten az yapılan taksitlendirmelere dair hukuka aykırılıklara karşı yapılan kanun yararına bozma istemleri kabul edilerek, bu aykırılıklar bizzat Özel Dairelerce giderilmiştir.
    Yukarıda açıklanan nedenlerle; 02.05.2013 tarih ve 11040-12119 sayılı kanun yararına bozma isteminin reddine dair kararın kaldırılması, Adalet Bakanlığının, haklı nedene dayanan kanun yararına bozma isteminin kabulü ile, Niğde l. Sulh Ceza Mahkemesinin 28.11.2012 gün ve 276-599 sayılı hükmünün bozulmasına karar verilmesi" görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
    CMK"nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 12. Ceza Dairesince 24.02.2014 gün ve 4571-4504 sayı ile; itiraz nedeninin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında hükmedilen sonuç adli para cezasının taksitlendirilmesi sırasındaki hukuka aykırı uygulamanın kanun yararına bozma yasa yolu ile incelenip incelenemeyeceğine ilişkindir.
    1412 sayılı CMUK"nda “yazılı emir”, öğretide ise “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan bu olağanüstü kanun yolu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309 ve 310. maddelerinde “kanun yararına bozma” olarak yeniden düzenlenmiştir.
    5271 sayılı CMK"nun 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemelerce verilip istinaf ya da temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya muhakeme hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, kanuni nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ilgili ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi durumunda karar veya hüküm kanun yararına bozulacak, yerinde görülmemesi halinde ise istem reddedilecektir.
    Böylece kanun yararına bozma yöntemi, karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkların, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesini ve ülke sathında uygulama birliğine ulaşılmasını sağlamak amacıyla olağanüstü bir denetim muhakemesi yolu olarak öngörülmüştür.
    Uyuşmazlığa konu 5237 sayılı TCK"nun "Adli para cezası" başlıklı 52. maddesinin dördüncü fıkrası;
    “Hâkim, ekonomik ve şahsi hallerini göz önünde bulundurarak, kişiye adlî para cezasını ödemesi için hükmün kesinleşme tarihinden itibaren bir yıldan fazla olmamak üzere mehil verebileceği gibi, bu cezanın belirli taksitler halinde ödenmesine de karar verebilir. Taksit süresi iki yılı geçemez ve taksit miktarı dörtten az olamaz. Kararda, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrileceği belirtilir” şeklinde düzenlenmiş olup anılan fıkraya göre, hükmedilen adli para cezasının belirli taksitler halinde ödenmesine karar verilebilecek ancak taksit miktarı dörtten az olamayacaktır.
    İnfaz aşamasında alınabilecek kararları düzenleyen 5275 sayılı Kanunun "Mahkumiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama" başlığını taşıyan 98. maddesinin 1. fıkrasındaki;
    “Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülür ya da sonradan yürürlüğe giren kanun, hükümlünün lehinde olursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenir” şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, hükmün bünyesine dahil bir husustaki hukuka aykırılığın infaz aşamasında alınacak bir karar ile de düzeltilmesine olanak bulunmamaktadır. Bu nedenle hükmün bünyesine dahil olan bir hususta hukuka aykırılık, ancak, olağan veya olağanüstü yasa yollarına başvurulmasıyla giderilebilir.
    Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
    Adalet Bakanlığının “TCK"nun 52/4. maddesindeki taksit miktarının dörtten az olamayacağına ilişkin amir hükme karşın sanık hakkında para cezasının 2 eşit taksitte tahsiline karar verilmesinin isabetsiz olduğu” şeklindeki kanun yararına bozma isteminde belirtilen bariz hukuka aykırılık, 5275 sayılı Kanunun 98. maddesinin 1. fıkrası uyarınca hükmün infazı sırasında mahkemesinden karar istenmesi yoluyla giderilemeyeceğinden ancak olağanüstü kanun yollarından kanun yararına bozmanın konusunu oluşturabilecektir.
    Bu itibarla, haklı nedene dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.
    Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Üyesi ...; "Olağanüstü kanun yolu olan ve öğretide "olağanüstü temyiz" olarak adlandırılan kanun yararına bozmanın amacı hakim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen kararların Yargıtay’ca incelenmesini, buna bağlı olarak da kanunların uygulanmasında ülke sathında birliğe ulaşmak, hakim veya mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkları toplum ve birey açısından hukuk yararına gidermektir.
    Olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma müessesesinin konusunu oluşturabilecek kanuna aykırılık halleri, olağan kanun yolu olan temyiz nedenlerine göre dar ve kısıtlı tutulduğunda kesin hükmün otoritesi korunmuş olur.
    26.10.1932 gün ve 29/12 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve bu karar esas alınmak suretiyle verilen Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Özel Dairelerin süreklilik arz eden kararlarında belirtildiği üzere, kabul edip etmemenin hakim veya mahkemenin takdirine bağlı olduğu istekler hakkında verilen kararlar ile kanıtların değerlendirilmesine ve şahsi hakka ilişkin kararlar kanun yararına bozma konusu olamaz.
    Hükmolunan beş yıl hapis cezasına yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin hükme karşı temyiz yasa yoluna başvurma olanağı bulunmayan bir hukuk sisteminde 500 TL. adli para cezasının kaç taksitte alınması gerektiğinin olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozmaya konu edilmesi ve bu hususun Yargıtay Ceza Genel Kurulunda görüşülmesi de başlı başına bir çelişkidir.
    500 TL. adli para cezasının dört taksit yerine iki taksitte tahsiline karar verilmesindeki hukuka aykırılığın giderilmesi kanunların uygulanmasında ülke sathında birliğe ulaşmaya bir katkı sağlamayacaktır.
    Açıkladığım nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmesi görüşünde olduğumdan itirazın kabulüne ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyorum" düşüncesiyle,
    Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Üyesi ...; "5271 sayılı CMK"nun 309 ve 310. maddelerinde kanun yararına bozma kurumu olağanüstü kanun yolu olarak öngörülmüştür. Buna göre kanun yararına bozma; istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeyen ve bu suretle kesinleşen kararlara karşı başvurulan olağanüstü bir kanun yoludur.
    Kanun yararına bozma kanun yolu; ülke genelinde uygulama birliğini sağlamak ve farklı uygulamalar nedeniyle oluşabilecek hak kayıplarını önlemek için kabul edilmiş istisnaî bir denetim aracıdır. Bu denetimin konusunu maddi hukuka ve yargılama hukukuna ilişkin esaslı hukuka aykırılıklar oluşturmaktadırlar. Ancak kesin hüküm otoritesinin korunması zorunluluğu karşısında kapsamı dar tutulması gereken bu olağanüstü yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddî boyutlara oluşması gerekmektedir. Her hukuka ve usule aykırılığın kanun yararına bozmaya konu edilmesi kurumun amaç ve kapsamıyla bağdaşmayacaktır.
    Nitekim 14.11.1977 tarihli ve 1977/3-2 sayılı İçtihatı Birleştirme Kararı içeriğinde de kanun yararına bozma kurumunun olağanüstü bir kanun yolu olarak öngörüldüğü açıkça belirtilmiştir. Yine Yargıtay Ceza Genel Kurulu"nun 03.04.2012 gün 10/438-141; 04.10.2011 gün 8/164-203; 10.05.2011 gün 6/80-90; 12.04.2011 gün 7/21-47; 14/12/2010 gün 4/210-259; 23/11/2010 gün 2/181-234; 14/07/2009 gün 6/163-202; 23/06/2009 gün 9/30-177; 09/06/2009 gün 4/70-153 sayılı kararlarında da kanun yararına bozma kurumunun olağanüstü bir kanun yolu olduğu vurgulanmış, kanun yararına bozma yoluyla incelemenin, hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi ve ülke sathında uygulama birliğine ulaşma amaçlarına katkı sağlanmasının aranacağı belirtilmiştir.
    Ayrıca yine aynı mahkeme olan Niğde 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 12.12.2012 gün ve 629-668 sayılı aynı hususa ilişkin kararının, kanun yararına bozma talebine konu olması üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 28/11/2017 tarihli ve 2014/12-769 Esas, 2017/513 sayılı kararıyla bu kez kanun yararına bozma istemi reddedilmiştir. Kısa aralıklarla aynı hususla ilgili iki farklı Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararı oluşturulması, yargı kararlarındaki istikrarı da bozmuştur.
    Somut olayda; Niğde 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 17/11/2008 gün ve 1172-1409 sayılı kararı ile trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanık hakkında TCK"nun 179/3. maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 179/2 ve 62. maddeleri gereğince 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı CMK’nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile 5 yıl denetim süresine tâbi tutulmasına ilişkin, Niğde Sulh Ceza Mahkemesince verilen kararın kesinleşmesinden sonra, sanığın denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi nedeniyle dosyayı ele alan Niğde 1. Sulh Ceza Mahkemesince 28/11/2012 gün 276-599 sayı ile hükmün açıklanmasına, sanığın TCK"nun 179/3. maddesi yollaması ile aynı Kanunun 179/2, 62, 50/1-3 ve 52/2-4. maddeleri uyarınca 500 Lira adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve cezanın iki taksitte tahsiline karar verilmiş, hüküm temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
    Bu hükme yönelik Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma talebi ve bu talep üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 26/03/2013 tarihli ve 2013/91047 sayılı ihbarnamede; "Dosya kapsamına göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 52/4. maddesinde yer alan "Taksit süresi iki yılı geçemez ve taksit miktarı dörtten az olamaz" şeklindeki amir hüküm karşısında, sanık aleyhine olacak şekilde para cezasının birer ay vade ile 2 eşit taksitte tahsiline karar verilmesinde isabet görülmediği" gerekçesiyle hükmün kanun yararına bozulmasının istenmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesi 02/05/2013 gün ve 11040-12119 sayılı kanun yararına bozma talebine konu hukuka aykırılığın önemli nitelikte hukuka aykırılık olmaması nedeniyle kanun yararına bozmaya konu edilemeyeceğinden talebin reddine karar verilmiş, bu karara Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca itiraz edilerek dosya Ceza Genel Kurulu gündemine getirilmiştir.
    Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında hükmedilen sonuç adli para cezasının taksitlendirilmesi sırasında TCK"nun 52/4. maddesine aykırı uygulamanın kanun yararına bozma yasa yolu ile incelenip incelenemeyeceğine ilişkindir.
    1412 sayılı CMUK"da "yazılı emir", öğretide ise "olağanüstü temyiz" olarak adlandırılan bu olağanüstü kanun yolu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309 ve 310. maddelerinde "kanun yararına bozma" olarak yeniden düzenlenmiştir.
    5271 sayılı CMK"nun 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemelerce verilip istinaf ya da temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya muhakeme hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, kanuni nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ilgili ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi durumunda karar veya hüküm kanun yararına bozulacak, yerinde görülmemesi halinde ise istem reddedilecektir.
    Böylece kanun yararına bozma yöntemi, karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesini ve ülke sathında uygulama birliğine ulaşılmasını sağlamak amacıyla, olağanüstü bir denetim muhakemesi yolu olarak öngörülmüştür. Bu denetimin konusu, maddi ve yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılıklardır. Ancak, gerek kesin hükmün otoritesinin korunması zorunluluğu, gerekse olağanüstü bir denetim yolu olması nedeniyle dar kapsamlıdır; her türlü hukuka aykırılığın öne sürülüp incelenmesine elverişli bir denetim yolu değildir. Dolayısıyla, bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddî boyutlara ulaşması gerekmektedir.
    Uyuşmazlığa konu 5237 sayılı TCK"nun "Adli para cezası" başlıklı 52. maddesinin dördüncü fıkrası; "Hâkim, ekonomik ve şahsi hallerini göz önünde bulundurarak, kişiye adlî para cezasını ödemesi için hükmün kesinleşme tarihinden itibaren bir yıldan fazla olmamak üzere mehil verebileceği gibi, bu cezanın belirli taksitler halinde ödenmesine de karar verebilir. Taksit süresi iki yılı geçemez ve taksit miktarı dörtten az olamaz. Kararda, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrileceği belirtilir" şeklinde düzenlenmiş olup anılan fıkraya göre, hükmedilen adli para cezasının belirli taksitler halinde ödenmesine karar verilebilecek ancak taksit miktarı dörtten az olamayacaktır.
    Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
    Hükümle ilgili olarak, kanun yararına bozma yasa yoluna konu edilip edilemeyeceği tartışılan tek hukuka aykırılık, sanık hakkında sonuç olarak hükmedilen 500 Lira adli para cezasının dört taksit yerine iki taksitte tahsiline karar verilmesinden ibarettir.
    Belirtilen uygulama yanılgısının kanun yararına bozma yasa yoluyla incelenmesinin, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi ve ülke sathında uygulama birliğine ulaşma amaçlarına erişme yönünde herhangi bir katkı sağlamayacağı; başka bir deyişle, anılan hukuka aykırılığın kanun yararına bozma yoluyla incelenmesinin kimseye bir yarar veya hukuk alemine herhangi bir yenilik getirmeyeceği anlaşıldığından Özel Daire tarafından bu hususla ilgili olarak kanuna yararına bozma isteminin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmesi düşüncesiyle yüksek çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir" görüşüyle,
    Çoğunluk görüşüne katılmayan sekiz Ceza Genel Kurulu üyesi de; benzer düşüncelerle karşı oy kullanmışlardır.
    SONUÇ:
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
    2- Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 02.05.2013 tarih ve 11040-12119 sayılı kararının KALDIRILMASINA,
    3- Niğde 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 28.11.2012 tarih ve 276-599 sayılı hükmünün 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca kanun yararına bozulmasına ve aynı maddenin 4. fıkrasının (d) bendi uyarınca hükmün adli para cezasının taksitlendirilmesine ilişkin 8. bendindeki "2 eşit taksitle" ibaresinin hükümden çıkarılmasına, yerine "birer ay ara ile 4 eşit taksitle" ibarelerinin eklenmesi suretiyle diğer hususların aynen bırakılmasına, infazın buna göre yapılmasına,
    4- Dosyanın mahalline iade edilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.02.2018 tarihinde yapılan ilk müzakerede yeterli çoğunluk sağlanamadığından 13.03.2018 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi