Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2015/670
Karar No: 2018/93

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2015/670 Esas 2018/93 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2015/670 E.  ,  2018/93 K.

    "İçtihat Metni"


    Kararı Veren
    Yargıtay Dairesi : 12. Ceza Dairesi
    Mahkemesi :Asliye Ceza
    Günü : 14.02.2013
    Sayısı : 96-32

    Taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçundan sanık ..."ın TCK"nun 85/1, 22/3, 62, 53/1 ve 53/6. maddeleri gereğince 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve sürücü belgesinin 1 yıl süre ile geri alınmasına ilişkin Adilcevaz Asliye Ceza Mahkemesince verilen 14.02.2013 gün ve 96-32 sayılı hükmün, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesince 15.10.2014 gün ve 25686-19967 sayı ile; hak yoksunluğuna ilişkin bölümün çıkarılması suretiyle düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 06.04.2015 gün ve 82504 sayı ile;
    "İtirazı gerektiren konu sanık hakkında alkollü oluşu nedeniyle TCK"nun 22/3. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağına ilişkindir.
    Dosyamızın incelenmesinde, sanık savunmasında olay öncesinde alkol almadığını beyan etmiştir.
    Acil Servis nöbetçi hekimi tarafından düzenlenen 09.09.2011 tarihli geçici raporda "Fizik muayenede koklamakla alkol tespit edilemedi, hastanın sevk edildiği yerde kanda etanol bakılması uygundur" şeklinde rapor düzenlendiği,
    Bitlis Devlet Hastanesinde yapılan kan tetkiki sonrası düzenlenen raporlarda ise sanığın 1.3 mg/dl alkollü olduğu belirlenmiştir.
    Kanun ve uygulamalardaki alkollü araç kullanmaya ilişkin belirlenen sınır 0.5 promildir. 0.5 promil alkol 0.5 gram alkole karşılıktır. 0.5 gram alkolde 50 mg alkol demektir. Sanıkta belirlenen alkol miktarı ise 1.3 mg dır ki bunun karşılığı ise 0.013 promildir. Kısacası, sanığı yasal sınırların çok çok altında bir miktar alkollü olarak kabul etmek gerekmektedir. Kabul edildiği gibi sanığı 130 veya 1.3 promil alkollü olarak kabul etmek mümkün değildir.
    Dosyada mevcut, sanığa kusur yükleyen raporlardan Adli Tıp Kurumunca düzenlenen bilirkişi raporunda sanığın 1.3 promil alkollü olarak kabul edildiği, diğer raporlarda ise 130 promil alkollü olarak kabul edilerek buna göre kusur oranı belirlendiği anlaşılmış, mahkemede gerekçeli kararında sanığı 130 promil alkollü olarak kabul ederek sanık hakkında bilinçli taksire ilişkin TCK"nun 22/3. maddesinin uygulanmasına karar vermiş ve belirlenen temel ceza arttırılmıştır.
    Yüksek Yargıtay 12. Ceza Dairesince de sanığın 130 promil alkollü olarak ve mahal sınırlarının çok üzerinde bir hızla seyrettiğinden bilinçli taksir şartlarının oluştuğu gerekçesiyle, hükmün bozulmasına ilişkin görüşümüz yerinde görülmemiş ve hüküm düzeltilerek onanmış ise de,
    Sanıkta, yasal sınırların çok altında bir miktar alkol tespit edilmiş olması nedeniyle bilinçli taksir hükmünün uygulanma koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından hükmün bozulmasına karar verilmesi gerektiği" düşüncesiyle itiraz kanun yoluna müracaat etmiştir.
    CMK"nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Özel Dairece, 06.05.2015 gün ve 4575-7504 sayı ile; "Olay günü, düğün konvoyunun önünde, idaresindeki araçla meskun mahalde, düz, zemini kuru ve asfalt yolda, gece, aydınlatmanın bulunmadığı mahalde seyri sırasında, direksiyon hakimiyetini kaybedip orta refüje çıkarak, aracının ön kısmıyla orta refüjde bulunan yayaya çarparak, sol bacak ve vücudunun sol kısımlarının çarpmanın etkisiyle parçalanıp, ileriye fırladığı yere düşmesini müteakip öleni altına alıp, sürükleyerek, organ parçalarının çarpmanın ve sürüklemenin meydana geldiği 100 metre civarındaki alana yayılması ve fren izi olmadan çarpma noktasından 150 metre ileride durması, aracın ön camında, tavanında, bagaj kapağı üstünde ve aracın iç kısımlarında, ölene ait et ve kan parçalarının ilk çarpışma anında oluştuğunun belirlenmesi karşısında; mahal sınırlarının çok üzerinde hızlı seyri nedeniyle olayda bilinçli taksir şartlarının oluştuğu, olaydan 2 saat sonra yapılan ölçümde 1.3 mg/dl alkolün promil değerinin 0.13 olduğunun kabulünün sonucu değiştirmeyeceği" açıklamasıyla itirazın reddine karar verilerek Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; bir kişinin ölümü ile neticelenen olayda, sanığın eylemini taksirle mi yoksa bilinçli taksirle mi gerçekleştirdiğinin belirlenmesine ilişkindir.
    İncelenen dosya kapsamından;
    09.09.2011 tarihinde saat 21.00 sıralarında, sanığın sevk ve idaresindeki otomobil ile asfalt, 7 metre genişliğinde, yol şeridi şeklinde orta refüjle bölünmüş düz yolda, aydınlatmanın bulunmadığı meskûn mahalde, düğün konvoyunun önünde seyri sırasında, direksiyon hakimiyetini kaybedip orta refüjde bulunan ölene çarptığı, çarpmanın etkisi ile ileri fırlayıp aracın altına giren ölenin uzuvlarının yolun 100 metrelik kısmına yayıldığı, aracın çarpma noktasından 150 metre ileride durabildiği ve fren izi tespit edilemediği,
    Ölü muayene tutanağına göre; ölenin iki ayrı ceset torbası ile morga getirildiği, 1 nolu ceset torbasında ölenin leğen kemiğinden kopmuş sol bacağı ve kaval kemiğinden kopmuş sağ ayağının bulunduğu, 2 nolu ceset torbasında ise kopmuş olan başı ve bedeni ile vücut parçalarının bulunduğu, bedenin sağ ayağın bilek kısmından, sol bacağın ise uyluk kemiğinden kopmuş olduğu, sağ koldaki bütün kemikler ile sol el bileğindeki kemiklerin, kaburgaların ve kalça kemiğinin kırık oldukları, ölümün trafik kazasına bağlı vücut bütünlüğünün tamamen bozulması ve başın kopmasından kaynaklandığı,
    Olay yeri inceleme birimi tarafından çekilen fotoğraflarda; aracın ön camında, tavanında, bagaj kapağı üstünde ve aracın iç kısımlarında ölene ait et ve kan parçalarının bulunduğunun görüldüğü,
    Adli muayene raporuna göre; olaydan iki saat sonra sanığın kanında tespit edilen alkol miktarının 1.3 mg/dl olduğu,
    Kaza tespit tutanağında; sanığın "yer işaretlemeleri ile belirtilen veya gösterilen hususlara uymak ve trafik durumuna göre hızının gerektirdiği şeritte aracı sürmek zorundadır" kurallarını ihlal etmesi nedeniyle asli kusurlu olduğu bilgisine yer verildiği,
    Polis memuru ve jandarma personeli tarafından düzenlenen bilirkişi raporlarında; kaza tespit tutanağındaki kusur değerlendirmesine ek olarak, sanığın "alkollü araç kullanmak yasaktır" kuralını da ihlal ettiği, ölenin ise kusursuz olduğu şeklinde görüş bildirildiği,
    Adli Tıp Kurumu raporunda; sanığın sevk ve idaresindeki otomobil ile alkollü vaziyette, gece vakti, aydınlatmasız yolda seyrederken hızını far ışığı altındaki görüş mesafesine göre ayarlamadığı, yola gereken dikkatini vermediği, hızla geldiği olay yerinde aracını kendi yol bölümünde tutma becerisi göstermediği, sevk ve idare hatasıyla orta refüj üzerine geçerek yolu karşıdan karşıya geçmek için orta refüjde bulunan ölene önlemsizce çarptığı olayda, sanığın dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı hareket etmesi nedeniyle asli kusurlu olduğu, ölenin ise kusurunun bulunmadığı kanaatinin bildirildiği,
    Ölenin yakınlarının şikâyetlerinin bulunmadığı,
    Anlaşılmıştır.
    Tanıklar ..., ....ve ...; sanığın idaresindeki araç ile seyir halinde iken olay yerine geldiklerinde ölenin aracın önüne birden çıkması üzerine kazanın meydana geldiğini beyan etmişlerdir.
    Sanık ...; gelin arabası olarak kullandığı otomobil ile kına töreni bittikten sonra Aşağısüphan köyünden Adilcevaz istikametine doğru E-99 karayolunda düğün konvoyunun en önünde 90-100 km hızla seyir halinde olduğunu, Adilcevaz ilçesi girişinde bulunan inşaat şantiyesi civarına geldiğinde önüne aniden bir karartı çıktığını, insan olduğunu anlamadığı bu karartıya hızını kesemeyerek çarptığını, çarpmanın etkisi ile aracınının ön camlarının kırıldığını, yaklaşık 30-40 metre sonra durabildiğini savunmuştur.
    Uyuşmazlığın sağlıklı bir hukuki çözüme kavuşturulabilmesi bakımından, taksir ve bilinçli taksir kavramları üzerinde durulması gerekmektedir.
    Kural olarak suç; ancak kastla, kanunda açıkça gösterilen hallerde ise taksirle işlenir. İstisnai bir kusurluluk şekli olan taksirde, failin cezalandırılabilmesi için mutlaka kanunda açık bir düzenleme bulunması gerekmektedir. TCK"nun 22/2. maddesinde taksir; "dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla bir davranışın, suçun yasal tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir" şeklinde tanımlanmıştır.
    Ceza Genel Kurulunun birçok kararında vurgulandığı ve öğretide benimsendiği üzere, taksirli suçlarda bulunması zorunlu olan hususlar;
    1- Fiilin taksirle işlenebilen bir suç olması,
    2- Hareketin iradi olması,
    3- Sonucun istenmemesi,
    4- Hareket ile sonuç arasında nedensellik bağının bulunması,
    5- Sonucun öngörülebilir olmasına rağmen öngörülmemiş olması,
    Şeklinde kabul edilmektedir.
    Taksirli suçlarda, gerek icrai gerekse ihmali hareketin iradi olması ve meydana gelen neticenin öngörülebilir olması gerekmektedir. İradi bir davranış bulunmadığı takdirde taksirden bahsedilemeyeceği gibi, öngörülemeyecek bir sonucun gerçekleşmesi halinde de failin taksirli suçtan sorumluluğuna gidilemeyecektir.
    Sonucun gerçekleşmesinde, mağdurun taksirli davranışının da etkisinin bulunması halinde, diğer taksirli davranış nedensellik bağını kesmediği sürece bu durum failin taksirli sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı gibi, taksirin niteliğini de değiştirmez. 5237 sayılı TCK’nda kusurun derecelendirilmesi suretiyle herhangi bir ceza indirimi söz konusu olmadığından, bu hal ancak temel cezanın tayininde dikkate alınabilir.
    TCK"nda taksir; basit taksir ve bilinçli taksir şeklinde ayrıma tâbi tutulmuş, Kanunun 22. maddesinin üçüncü fıkrasında bilinçli taksir; "kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi" şeklinde tanımlanarak, bu durumda taksirli suça ilişkin cezanın üçte birden yarıya kadar arttırılacağı öngörülmüştür. Anılan fıkranın gerekçesinde; "Bilinçli taksiri basit taksirden ayıran özellik, fiilin neticesinin failce fiilen öngörülmüş fakat istenmemiş olmasıdır. Bilinçli taksir halinde hükmedilecek ceza üçte birden yarısına kadar artırılacaktır. Böylece bilinçli taksir, iş kazalarını, trafikte meydana gelen taksirli suçları önlemek bakımından caydırıcı etki yapacak ve suçların önlenmesinde yarar sağlayacaktır" açıklamasına yer verilmiştir.
    Basit taksirle bilinçli taksir arasındaki ayırıcı ölçüt; taksirde failin öngörülebilir nitelikteki neticeyi öngörememesi, bilinçli taksirde ise bu neticeyi öngörmüş olmasıdır.
    Bilinçli taksirde, neticenin gerçekleşmesini istemeyen fail, hareketinin tipe uygun ve hukuka aykırı bir sonuca neden olabileceğini öngörmesine rağmen, hareketine devam ederek istemediği zararlı neticeyi meydana getirmektedir. Hukuka aykırı neticeyi öngördüğü halde gerçekleşmeyeceğine güvenen ve bu güvenle hareketini sürdüren failin söz konusu güveninin dayanağı; şans, bilgi, beceri, yetenek, tecrübe gibi çeşitli etkenler olabilir. Örneğin, sevk ve idaresindeki araçla trafikte seyri esnasında, kendi yönündeki araçlara kırmızı ışığın yandığını ve diğer istikametten gelen araç veya yayaların hareket etmeye başladığını görmesine rağmen şoförlük yetenek ve tecrübelerine güvenerek süratle yola girip yaya veya araçlara çarpan fail, gerçekleşen zararlı neticeyi öngörmesi ancak istememesi nedeniyle bilinçli taksirden sorumlu olacaktır.
    Görüldüğü üzere, bilinçli taksirde meydana gelen netice, fail tarafından öngörüldüğü halde istenmemiştir. Gerçekten fiilinin kanunda suç olarak düzenlenen bir neticeye sebebiyet verebileceğini öngördüğü ve bu neticeyi istemediği halde, sırf şansına veya başka etkenlere, hatta beceri veya bilgisine güvenerek hareket eden kimsenin hali, bunu öngörmemiş bulunan kimsenin durumu ile bir tutulamayacağından ve neticeyi öngören kimse, ne olursa olsun bu sonucu meydana getirecek bir harekette bulunmamakla yükümlü olduğundan, "neticenin fail tarafından öngörülmesi" ölçü alınarak basit ve bilinçli taksir ayrımına gidilmiştir.
    Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
    09.09.2011 tarihinde saat 21.00 sıralarında, sanığın sevk ve idaresindeki otomobil ile asfalt, 7 metre genişliğinde, yol şeridi şeklinde orta refüjle bölünmüş düz yolda, aydınlatmanın bulunmadığı meskûn mahalde, düğün konvoyunun önünde seyri sırasında, direksiyon hakimiyetini kaybedip orta refüjde bulunan ölene çarptığı, çarpmanın etkisi ile ileri fırlayıp aracın altına giren ölenin uzuvlarının yolun 100 metrelik kısmına yayıldığı olayda; fren izinin tespit edilmemesi, aracın çarpma noktasından 150 metre sonra durabilmesi, aracın ön camında, tavanında, bagaj kapağı üstünde ve aracın iç kısımlarında ölene ait et ve kan parçalarının bulunması ile ölenin vücut ve kemik yapısının tamamen bozulmuş olması dikkate alındığında mahal sınırlarının çok üzerinde bir hızla seyir halinde olduğu anlaşılan sanığın, ilçe girişinde bulunan inşaat şantiyesi civarındaki olay yerinde geçiş halinde olabilecek yayalara çarpabileceğini öngörmesine karşın şoförlük yeteneğine, şansına ve yayaların kendisini fark ederek tedbirli ve dikkatli davranacağına güvenerek istemediği neticeye neden olduğu kazada bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu kabul edilmelidir.
    Bu itibarla Özel Daire düzeltilerek onama kararı isabetli olduğundan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
    Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Ceza Genel Kurulu Üyesi; "olayda bilinçli taksirin koşullarının oluşmadığı" düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.
    SONUÇ:
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
    2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.03.2018 tarihinde yapılan müzakerede oyçokluğuyla karar verildi.


    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi