23. Hukuk Dairesi 2011/4335 E. , 2012/1499 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hüküm süresi içinde davacı vekilince duruşmalı, davalı vekilince duruşmasız olarak temyiz edilmiştir. Duruşma isteğinin miktar yönünden reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, müvekkilinin üyesi olduğu davalı kooperatiften yönetim kurulunun 29.01.2008 tarihli kararıyla ayrıldığını, 14.02.2009 tarihli genel kurulda 2008 yılı bilançosunun kabul edilerek, çıkma payı alacaklarının otuz ayda taksitle ödenmesine karar verildiğini, çıkma payı alacaklarının muaccel hale gelmiş olmasına rağmen ödenmemiş olması nedeniyle davalıya karşı icra takibine girişildiğini, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, vaki itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili kooperatiften ayrılan tüm ortaklara ödeme yapılması durumunda kooperatifin acze düşeceğini, bu nedenle genel kurulda ödemelerin üç yıl ertelemesi imkanı varken bu yola başvurulmadığını ve otuz ayda taksitle ödenmesine karar verildiğini, bu nedenle davacının alacağının muaccel olmadığını, takibin haksız olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, benimsenen 21.03.2011 tarihli bilirkişi raporuna ve tüm dosya kapsamına göre, genel kurulda çıkma payı alacaklarının ertelenmesi yönünde bir karar alınmadığı, bu nedenle alacağın 15.03.2009 tarihi itibariyle muaccel hale geldiği, taksitle yapılmış olan ödemelerin de dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının vaki itirazının 14.845,30 TL asıl alacak, 160,51TL işlemiş faiz için iptaline, asıl alacak üzerinden takibin devamına, icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dava, kooperatif üyeliğinden ayrılan davacının, çıkma payının tahsili için başlattığı takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
1) 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 17/1 nci maddesi ve anasözleşmenin 15 nci maddesi gereğince, kooperatiften ayrılan ortak, ödemiş olduğu aidatın tamamını değil, ayrıldığı yıl bilançosuna göre hesaplanacak olan genel gider payı düşüldükten sonra bakiyenin iadesini talep hakkını haiz olup, bilançonun kabulü suretiyle kesinleşmesinden itibaren bir ay geçtikten sonra en erken bu hak talep edilebilir. Aynı Kanun’un 17/2 nci maddesi uyarınca kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürecek olması nedeniyle
ödemelerin geciktirilmesine ilişkin bir genel kurul kararı alınmış ve mahkemece, ödemenin kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürecek nitelikte olduğu bilirkişi raporu ile saptansa dahi, bu husus kooperatife ödemeyi geciktirme hakkı verir ise de, alacağın muacceliyet tarihini etkilemez. Diğer yandan, davalı kooperatif ana sözleşmesinin 15/1 nci maddesinde “ devir dışında bir nedenle ortaklığı sona erenlerin sermaye ve diğer alacakları, o yılın bilançosuna göre hesaplanarak bilanço tarihinden itibaren bir ay içinde geri verilir.” hükmü yanında aynı maddenin 2 nci fıkrasında ise “ ortaklığı sona erenlerin yerine yeni ortak alınması halinde, eski ortağın 21 nci madde uyarınca ödediği gider taksitleri derhal geri verilir. ” hükmü yer almaktadır. Somut olayda davalı kooperatifin 14.02.2009 tarihli genel kurul toplantısının 8. maddesinde 2008 yılında üyelikten ayrılmış olanların ödediği miktarların 2009 yılının temmuz ayından başlamak üzere 30 ayda ödenmesi hususunda yönetim kuruluna yetki verilmesi şeklindeki kararı Kooperatifler Kanunu’nun 17. maddesi kapsamında bir erteleme kararı olarak kabul edilemeyeceği gibi taksitle ödeme hususunda kooperatifin mevcudiyetinin tehlikeye düşeceğinden de bahsedilmediğinden davalı kooperatif vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3)Yukarıda belirtilen ilkeler kapsamında davacının çıkma payı alacağı, ilgili yıl bilançosunun onaylandığı tarihi müteakip bir aylık sürenin geçmesiyle muaccel olacağından, davacının alacağının o tarih itibariyle hesaplanması, takip tarihine kadar ödenen miktar ve işlemiş faizlerin hesaplanarak, takip tarihinden sonra yapılan ödemelerde ise BK’nun 84. maddesi gözetilerek hesap yapılması gerekirken, aksi yöndeki ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazının reddine (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, davacının peşin harcının istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 29.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.