Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2017/633
Karar No: 2018/92

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/633 Esas 2018/92 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2017/633 E.  ,  2018/92 K.

    "İçtihat Metni"



    Kararı Veren
    Yargıtay Dairesi : 12. Ceza Dairesi
    Mahkemesi :Ağır Ceza
    Günü : 19.11.2013
    Sayısı : 149-311

    Taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma suçundan sanığın beraatine ilişkin Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 07.04.2011 gün ve 378-95 sayılı hükmün, katılanlar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesince 10.06.2013 gün ve 21823-15790 sayı ile;
    "Oluşa ve kabule göre; sürücü ..."in yönetimindeki otomobil ile açık havada, gündüz vakti, meskun mahalde, bölünmüş, tek yönlü, 7 metre genişliğinde, asfalt kaplama, yüzeyi kuru, düz devlet yolunda, köprü üstüne doğru süratlice seyir halindeyken, ön ilerisinde seyreden sanık idaresindeki yolcu otobüsünü geliş hızıyla geçmek amacıyla, hatalı ve tehlikeli biçimde seyrine devam ettiği, sanığın da sağ şerit ağırlıklı, kısmen de sol şeritte seyir halinde iken, sol şeride doğru yönelmesi üzerine, otomobil sürücüsünün sola manevra yapıp, karşı yol bölümüne geçmesi sonucu, karşı yönde kendi şeridinde ilerleyen kamyonetle çarpışması neticesinde 5 kişinin ölümü, 1 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan olayda; Dairemizce incelenen kaza anını gösterir kamera kaydına dayalı görüntülere ve dosya kapsamına göre, sanığın yönetimindeki otobüsü kendi şeridinin dışına taşacak şekilde sevk ve idare etmesi ve arka taşıt trafiğini kontrol etmeden tehlikeli şekilde sola yönelmesi nedeniyle otomobil sürücüsünün seyir dengesini bozduğu ve olayın oluşumunda tali kusurlu bulunduğu anlaşılmakla; Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan keşfe dayalı olarak hazırlanan bilirkişi raporuna itibarla sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, otobüsün sağ şeritten ani olarak sol şeride geçtiği şeklinde kayıt bulunmadığına dair oluşa uygun düşmeyen 15.03.2010 tarihli bilirkişi heyet raporu ve İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 25.10.2010 tarihli raporuna itibarla, yazılı şekilde, sanığın beraatine karar verilmesi" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiş,
    Daire Başkanı A. Doğan "Olay günü saat 18.53 sularında olan sürücü ... yönetimindeki otomobili ile Aydın Denizli yönüne seyir halinde iken ön ilerisinde iki gidiş şeritli yolda seyretmekte olan sanık ... yönetimindeki otobüsü sollamak isterken köprü girişinde geliş şeridine geçerek karşı yönden gelen sürücü ... yönetimindeki kamyonetin ön kesimi ile çarpışmaları şeklinde gelişen olayda;
    Trafik kaza tespit tutanağı, Karayolları Trafik Fen heyeti raporu ve Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas dairesinin raporlarına göre sanık olay nedeniyle kusursuz kabul edilmiştir.
    Sanığa kusur izafe eden tek rapor Cumhuriyet savcısı refakatinde yapılan keşifte dinlenilen bilirkişi raporu olup rapor içeriğine göre Trafik Kazası Tespit tutanağı ve kaza yerini gören kameradan alınan kayıtların incelenmesinde 02 BU 7043 plakalı aracı kullanan ölen ... önünde seyir halinde bulunan Pamukkale logolu yolcu otobüsünü sollamaya başladığı esnada otobüs sürücüsü sanığın aracını sol şeride doğru diğer şeridi ihlal edecek şekilde yönlendirdiği ve sol şeritteki yolu oldukça daralttığı, ölenin sollamakta olduğu otobüse çarpmamak için aracının direksiyonunu sola doğru kırarak karşı istikamete geçtiği ve karşı şeritten gelen araç ile çarpıştıkları, sanığın Karayolları Trafik Kanunun 56/a maddesinin 1. fıkrasında belirtildiği üzere sürücülerin geçme dönme duraklama durma ve park etme gibi haller dışında şerit değiştirmeleri veya iki şeridi birden kullanmaları yasaklandığı gerekçesi ile kusurlu olduğu belirtilmiştir.
    Olay Yeri: Yerleşim yeri düz kuru asfalt yüzeyli her bir platformu 7 m genişlikte ikişer şeritli bölünmüş yer olarak belirlenmiş olup,
    Tutanaktaki krokide otomobil seyir yönünde sol şeritten sol yönelip köprü girişindeki refüj başına çarptıktan sonra geliş şeridine girerek karşı yönden yaklaşan kamyonet ile çarpışmış ve ön kesimlerinden hasarlı gösterilmiştir.
    Olay mahallinde fren izi tespiti yoktur. Jandarma tarafından çizilmiş krokide çarpışma noktası köprü üstünde kamyonetin seyir yönünde sol gidiş şeridinde gösterilmiştir.
    Adli Tıp Kurumunun kamera kayıtları ve bu kayıtlardan üretilmiş fotoğrafların incelenmesinde;
    Sanık yönetimindeki otobüsün görüntüye girdiği sırada sağ tekerlekleri sağ şeritte bulunur şekilde ilerlediği bilahare köprüye yaklaşırken sol şeride girdiği bu sırada arkadan gelen otomobilinde sol şeritte seyrederek otobüse yaklaştığı, köprü girişinde geliş platformuna geçtiği, arkasında yoğun toz bulutu bırakarak köprü üstünde karşıdan gelen araçla çarptığının izlendiği belirlenmiştir.
    Kamera kayıtlarında otomobilin ön ilerisinde seyreden otobüse süratli şekilde yaklaşmakta olduğu ve otobüse süratli şekilde yaklaşmakta olduğu ve otobüse arkadan çarpmamak için geliş platformuna sevk edildiği,
    Otobüsünde sol şerit ağırlıklı kısmen de sağ şeritte seyir halinde iken sol şeride doğru ilerleyerek geçtiği ancak otobüsün sağ şeritten ani olarak sol şeride geçtiği şeklinde kayıt olmadığının ifade edildiği,
    Mevcut verilere göre de olay mahallinde sol şeride girişini tamamlamak üzere olan otobüse gerisinden, otomobilin sol şeridi takiben tespitlere göre fren uygulamadan ve hızını trafik şartlarına uydurmadan süratla yaklaştığı otobüsün arkasına çarpmamak için son anda geliş platformuna yönlendirildiği, geliş platformunda karşıdan yaklaşan kamyonet ile kamyonetin seyir şeridinde çarpışmaları ile olayın meydana geldiği bu itibarla ölen sürücünün tam kusurlu sanığın kusursuz olduğu tespitine yer verilmiş bu tespit ile Karayolları Fen heyeti mensuplarından oluşan bilirkişi heyeti raporu bir birini teyit etmiştir.
    Dairemizce de kamera kayıtlarının incelenmesinde sanığın her iki gidiş şeridini çömertce kullandığı tespit edilememiş ve çok az şekilde ve ani olmayan sola yönelmenin olaya etkisi olmadığı kanaatine varmış olduğumdan izah edilen neden ve oluş karşısında mahkemenin kabulünün yerinde olduğu ve sanığın beraat etmesi düşüncesi ile çoğunluk görüşüne iştirak etmemekteyim" görüşüyle karşıoy kullanmıştır.
    Yerel mahkeme ise 19.11.2013 gün ve 149-311 sayı ile;
    "2918 sayılı Yasanın "Geçme Kural ve Yasakları" başlıklı 54. maddesine göre, "sürücülerin önlerinde giden bir aracı geçmeleri için; önündeki sürücünün başka bir taşıt veya aracı geçme niyetini belirten uyarma işaretini vermemiş olması, geçeceği aracın hızı ile geçme esnasındaki kendi hızını da göz önüne alarak iki yönlü trafiğin kullanıldığı taşıt yollarında karşıdan gelen trafik dahil karayolunu kullananların tümü için tehlike veya engel olmadan geçme için kullanacağı şeridin yeteri kadar ilerisinin boş olması zorunludur.
    Geçme, geçilecek aracın solundaki şeritten yapılır. Geçilecek aracın sürücüsü ses ve ışık cihazları ile uyarılarak, geçerken kullanılan şeritte güvenli mesafe gidildikten sonra işaret verilip izlenecek şeride girmekle tamamlanır.
    Araçların sağından veya banketlerden yararlanmak suretiyle geçmek yasaktır"
    2918 sayılı Yasanın "Geçilen Araçlara Ait Kurallar" başlıklı 55. maddesine göre, bölünmüş karayollarında bulunduğu şeridi izlemek ve hızını artırmamak,
    Dar taşıt yolları ile trafiğin yoğun olduğu karayollarında yavaş gitme nedeni ile kendilerini geçmek için izleyen araçların kolayca ve güvenli geçmelerini sağlamak için; araçlarını elverdiği oranda sağ kenara almak, yavaşlamak, gerekiyorsa durmak,
    Geçiş üstünlüğü bulunan bir aracın duyulur veya görülür işaretini alınca, bu araçların kolayca ilerlemelerini sağlamak için taşıt yolu üzerinde yer açmak, gerekiyorsa durmak, zorundadırlar.
    54"üncü maddede yazılı durumlar dışında, geçiş yapmak isteyenlere yol vermemek, geçilmekte iken bir başka aracı geçmeye veya sola dönmeye kalkışmak yasaktır",
    2918 sayılı Yasanın "Şerit İzleme, Gelen Trafikle Karşılaşma, Araçlar Arasındaki Mesafe, Yavaş Sürme ve Geçiş Kolaylığı Sağlama" başlıklı 56. maddesine göre, "Sürücülerin; geçme, dönme, duraklama, durma ve park etme gibi haller dışında şerit değiştirmeleri veya iki şeridi birden kullanmaları, araçların cinsine ve hızına uygun olmayan şeritten gitmeleri, işaret vermeden şerit değiştirmeleri yasaktır.
    Sürücüler önlerinde giden araçları yönetmelikte belirtilen güvenli ve yeterli bir mesafeden izlemek zorundadırlar".
    2918 sayılı Yasanın "Karayollarında Trafiğin Akışı" başlıklı 46. maddesine göre "Karayollarında trafik sağdan akar. Aksine bir işaret bulunmadıkça sürücüler, araçlarını, gidiş yönüne göre yolun sağından, çok şeritli yollarda ise yol ve trafik durumuna göre hızının gerektirdiği şeritten sürmek, şerit değiştirmeden önce gireceği şeritte sürülen araçların emniyetle geçişini beklemek, trafiği aksatacak veya tehlikeye sokacak şekilde şerit değiştirmemek, gidişe ayrılan en soldaki şeridi sürekli olarak işgal etmemek zorundadırlar".
    2918 sayılı Yasanın "Hızın Gerekli Şartlara Uygunluğunu Sağlamak" başlıklı 52. maddesine göre sürücüler, hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak, diğer bir aracı izlerken yukarıdaki fıkrada belirlenen durumları göz önünde tutarak güvenli bir mesafe bırakmak zorundadırlar".
    2918 sayılı Yasının "Trafik Kazalarında Sürücü Kusurlarının Tespiti ve Asli Kusur Sayılan Haller" başlıklı 84. maddesine göre araç sürücüleri trafik kazalarında, bölünmüş karayolunda karşı yönden gelen trafiğin kullandığı şerit, rampa ve bağlantı yollarına girme, doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapma, şeride tecavüz etme, hallerinde asli kusurlu sayılırlar" düzenlemeleri bulunmaktadır (Yukarıda yazılı yasa maddelerinden sadece olayla ilgisi görülen bölümleri alınmıştır).
    Bu yasa maddeleri ile birlikte somut olayımızda değerlendirme yapıldığında, öncelikle olayın meydana geldiği yerin orta refüj ile bölünmüş, tek yönlü, 7 metre genişliğinde, asfalt kaplama bir yol olduğu, dosyadaki fotoğraflara göre yolun düz ve hem geliş hem gidiş istikametine göre görüş mesafesinin oldukça uzun olduğu, havanın açık ve gündüz vakti olduğu, bölünmüş yolun sadece çizgilerle birbirinden ayrıldığı, ortada yolları ayıran herhangi bir engelin bulunmadığı anlaşılmıştır.
    Kazanın .... ..."in kullandığı otomobilin önünde seyreden ..."ın kullandığı otobüsü geçmek isterken, bölünmüş yolda karşı yönden gelen araçların kullandığı şeride girmesi ve bu şeritte seyreden araç ile çarpışması nedeni ile meydana geldiği anlaşılmıştır.
    Olayın tek delili olan kamera kayıtlarına göre, otobüsün görüntüye girdiği anda orta şerit çizgisini ortalar şekilde hareket etmekte olduğu, bir süre sonra aralarında bir araç boyu kadar mesafe kalacak şekilde otomobilin görüntüye girdiği, bu sırada otobüsün ön kısmından itibaren köprü başlangıcına bir otobüs boyu kadar mesafe kaldığı, bu ana kadar otomobilin fren lambalarının yanmadığı, ancak otobüsün soluna yaklaştığı anda fren lambalarının yandığı, hafif bir toz bulutunun çıktığı, tam köprü girişinde otomobilin karşı yönden gelen trafiğin bulunduğu yola girdiği ve köprü üzerinde kazanın meydana geldiği anlaşılmaktadır.
    Mağdur ..."in beyanına göre, içinde bulunduğu ve maktul ..."in kullandığı aracın hızlı gittiğini, Aydın"da bir ara araç kaçla gidiyor diye baktığını, 180 yazdığını söylediği, avukatın sorusu üzerine 80 mi 180 mi yazdığını hatırlamadığını söylediği anlaşılmıştır.
    Bu belirlemelere göre otomobil sürücüsü .... ..."in aracı hız sınırlarının çok üstünde kullandığı, kazanın meydana geldiği yolun öncesinin düz ve görüş mesafesinin uzun olmasına ve otobüsün şeridi ortalar şekilde gittiğini görebilecek durumda olmasına rağmen hızını yavaşlatmadan otobüse bir araç boyu mesafe kalacak şekilde yaklaştığı ve otobüsün sol şeride yerleşmesine rağmen muhtemelen bölünmüş yolu ayıran engel bulunmamasını da gözeterek orta refüjü ve karşı yönden akan trafiğin kullandığı şeridi kullanarak otobüsü geçmek istediği, ancak bu aşamada aracın frenlerine basması da dikkate alındığında köprü geçişinin ve köprü korkuluklarını gördüğü ve bu aşamadan sonra köprü korkuluklarına çarpmak veya karşı yönden gelen trafiğin kullandığı şeride girme tercihini yaptığı anlaşılmaktadır.
    Bu belirlemelere göre kazanın oluşumunda otomobil sürücüsünün asli kusurlu olduğu ve bu konuda tereddüt bulunmadığı yüksek mahkeme Yargıtay tarafından da tespit edilmiştir.
    Somut alayımızda otobüs şoförü ..."ın kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti gerekmektedir.
    Öncelikle mevcut görüntülere göre otobüsün bir anda şerit değiştirdiği ve arkasından gelen aracın şeridini bir anda ihlal ettiği konusunda delil bulunmamaktadır. Otobüs görüntüye girdiği anda orta şeridi ortalar şekilde hareket ettiği ve bir süre sonra sol şeride yerleştiği anlaşılmaktadır. Yukarıda da yazıldığı üzere yolun düz ve görüş mesafesinin uzun olduğu, gidiş istikametine göre her iki şeridinde boş olduğu, otobüsün sol şeride yerleşmesi için herhangi bir nedenin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Otobüs şoförünün arkasından gelen aracı görmesi için herhangi bir engel bulunmamaktadır. Arkasından gelen aracın hızla yaklaştığını görmesi gerekmesine rağmen şerit değiştirmeye devam etmiştir.
    Ancak yukarıda da açıklandığı üzere, sanığın şerit ihlalini bir anda yaptığına dair delil bulunmamaktadır. Otobüs görüntüye girdiği andan itibaren bir anda değil süreye yayarak sol şeride doğru girdiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar otobüs şoförünün arkadan gelen trafiği gözeterek şerit değiştirmesi gerekmekte ise de, yukarıda diğer araç sürücüsü için yapılan değerlendirmelerde de açıklandığı üzere, arkadan gelen aracında önünde seyreden aracı güvenli mesafeden takip etmesi, önündeki aracı geçmek istediği takdirde gerekli olduğunda ışıklı ve sesli uyarı ile uyarması, yolu açık ise önündeki aracı geçmesi gerekirken, arkadan gelen araç sürücüsünün hızla önündeki araca yaklaştığı, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, gerekirse orta refüjüde kullanarak önümdeki aracı geçerim niyeti ile hareket ettiğinin kuvvetle muhtemel olması ve bu nedenle son ana kadar fren tedbirine dahi başvurmamış olması, öndeki aracın bir anda şerit değiştirdiğine dair delil bulunmaması, arkadan gelen aracın kullanmayı düşündüğü şeridi ilk başta kısmen dahi olsa bir başka aracın kullandığını görmesi/görmesi gerekmesine rağmen aracının hızını düşürmeden sürmeye devam etmesi ve buna rağmen önündeki aracı geçmeye çalışması nedenleri ile sanık ..."ın eyleminin sadece idari para cezası yaptırımı gerektiren bir eylem olduğu sonucuna varılmıştır. Sanık ..."ın bir anda diğer şeridi ihlal ettiği kabul edildiği taktirde kazanın oluşumunda kusurunun bulunacağı, buna ilişkin delilde bulunmadığı kabul edilmiştir. Bu nedenlerle sanık ..."ın, aksine bir işaret bulunmadıkça aracını yol ve trafik durumuna göre hızının gerektirdiği şeritten sürmemesi, gidişe ayrılan en soldaki şeridi sürekli olarak işgal etmesi nedeni ile idari yaptırım gerektiren eyleminden dolayı atılı suçtan beraatine, mahkememizin yüksek mahkeme tarafından bozulmasına karar verilen bir önceki hükmünün de aynı yönde olması nedeni ile bir önceki kararda direnilmesine karar vermek gerekmiştir..." gerekçesiyle ilk hükmünde direnmiştir.
    Direnme kararına konu hükmün de katılanlar ..., ..., ..., ... ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.04.2014 gün ve 5326 sayılı “onama” istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca 07.12.2016 gün ve 257-769 sayı ile; 6763 sayılı Kanunun 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 10. madde uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 12. Ceza Dairesince 03.04.2017 gün ve 155-2659 sayı ile, direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; birden fazla kişinin ölümü ve yaralanmasıyla sonuçlanan olayda sanığın kusurunun bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.
    İncelenen dosya kapsamından;
    16.09.2009 tarihinde saat 18.53 sıralarında yerleşim yerinde, her bir platformu 7 metre genişliğinde olan ikişer şeritli bölünmüş yolda, içerisinde ölenler ..., ... ve mağdur ..."in bulunduğu otomobil ile seyir halinde olan ölen .... ..."in, Mergen çayı köprüsüne yaklaştığı sırada, önünde seyir halinde olan sanık ..."ın yönetimindeki otobüsü sollamaya çıktığı, bu esnada köprü girişindeki korkuluklara çarpıp yolun karşı yön bölümüne geçtiği ve karşı yönde nizami şekilde seyir halinde olan içerisinde ölen ..."ın bulunduğu ölen ... yönetimindeki kamyonet ile çarpıştığı, kaza sonucunda beş kişinin öldüğü, mağdur ..."un ise nitelikli şekilde yaralandığı,
    Ceza Genel Kurulunca izlenen kazaya ilişkin görüntü kayıtlarına göre; sanığın yönetimindeki otobüs ile sağ şerit ağırlıklı, kısmen de sol şeritte seyir halinde iken, sol şeride doğru yönelmesi üzerine, otomobil sürücüsünün sola manevra yapıp, karşı yol bölümüne geçmesi sonucu, karşı yönde kendi şeridinde ilerleyen kamyonetle çarpıştığı,
    Olay yeri inceleme tutanağına göre; incir yüklü açık kasa kamyonet ile otomobilin ön kısımlardan çarpıştığı, fren izine rastlanılmadığı, otomobilin beşinci viteste, el freni inik, fren pedalı basılı, göstergelerin çalışır; kamyonetin ise dördüncü viteste, el freni inik, sağ ayakkabı tekinin sıkıştırması nedeniyle fren pedalı basılı durumda oldukları,
    Görüntü ve belge inceleme uzmanı tarafından düzenlenen rapora göre; sanık ..."ın idaresindeki otobüsün güvenlik kamerasının görüş alanına girdiği ilk anda gidiş istikametine göre orta şerit çizgilerini ortalamış vaziyette ilerlediği, ilerleme esnasında sol şeride kayarak hareket ettiği, kazaya karışan ölen ..."in yönetimindeki otomobilin, güvenlik kamerasının görüş alanına girdiği ilk anda gidiş istikametine göre sol şeritte hızlı bir şekilde seyir halinde olduğu, hem hızlı bir şekilde seyir etmesi hem de otobüsün sol şeride kayması sebebiyle otomobilin karşı şeride geçip davaya konu kazanın meydana geldiği, bu sırada otobüsün gidiş istikametine göre sol şeritte yoluna devam ettiği,
    Kaza tespit tutanağına göre; ölen ..."in, yönetimindeki otomobil ile seyir halinde iken Mergen Köprüsüne yaklaştığı sırada önünde sağ şeritte seyreden sanık ..."in idaresindeki otobüsü solladığı sırada direksiyon hakimiyetini kaybederek köprü giriş demir korkuluk kısmına çarptığı, ardından karşı yöndeki yola girerek aracın ön kısmı ile karşı istikamette seyreden ölen ..."ın sevk ve idaresindeki kamyonetin ön kısmına çarptığı, ölen ..."in bölünmüş karayolunda karşı yönden gelen trafiğin şerit ve yoluna girme kuralını ihlal ettiği, ölen ..."ın ise kusurunun bulunmadığı,
    Jandarma personeli tarafından düzenlenen bilirkişi raporuna göre; ölen ..."in yönetimindeki otomobilin önünde seyir halinde bulunan sanık yönetimindeki yolcu otobüsünü sollamaya başladığı esnada, sanığın otobüsü sol şeride doğru diğer şeridi ihlal edecek şekilde yönlendirdiği ve sol şeritteki yolu oldukça daralttığı, ölen ..."in yönetimindeki otomobilin şeritin daralması nedeniyle otobüse çarpmamak için direksiyonunu sola doğru kırarak karşı istikamete geçtiği ve karşı istikamette seyir halinde bulunan ölen ... yönetimindeki kamyonet ile çarpıştığı kazada, ölen ..."in "geçilecek araca takip mesafesi kadar önceden sol şeride yerleşmeye mecburdurlar" kuralını, sanığın "bölünmüş karayollarında bulunduğu şeridi izlemek ve hızını artırmamak" ve "iki şeridi birden kullanmamak" kurallarını ihlal ettiklerinden kusurlu oldukları, ölen ..."ın ise kusurunun bulunmadığı,
    Karayolları Fen Heyeti tarafından düzenlenen rapora göre; sanığın yönetimindeki otobüsün köprü yaklaşımı öncesinde ve köprü geçişinde yolu ortalamış şekilde ve kısmen sol şeritte seyir halinde olduğu, ancak son anda ani hareket ile sol tarafa manevra yapmadığı, olayın tamamen arkadan aşırı süratle gelen otomobilin ön ilerisini görememesine rağmen ısrarla otobüsün solundan orta refüjü kullanarak geçmek istemesi ve köprü üzerindeki demir korkulukları görmesinden sonra sert fren yaparak aniden sola direksiyon manevrası ile karşı yönden gelen araçlara ait yol bölümüne girmesi sonucu meydana geldiği, kazada sanık ve ölen ..."ın kusursuz, ölen ..."in ise tamamen kusurlu olduğu,
    Adli Tıp Kurumu raporuna göre; sanığın yönetimindeki otobüsün sağ şeritten ani şekilde sol şeride geçmediği, platform ortalarından sol şeride giriş yapacak şekilde sevk edilip köprü girişinde sol şeritte ilerlediği, otobüsün arkasından yaklaşan otomobilin aşırı hızlı olması nedeniyle gerçekleşen kazada, sanığa kusur atfedilebilecek bir davranışının bulunmadığı, ölen ..."in ise asli kusurlu olduğu,
    Tespit ve görüşler serdedilmiştir.
    Katılanlar ..., ..., ..., Rifat Şenerolayı ve ...; olayı görmediklerini ve şikâyetçi olduklarını,
    Mağdur ... talimat mahkemesinde; ölenlerden ..."ın kızı olduğunu, suç tarihinde ölen ..."in aracında Didim"e doğru seyir halinde olduklarını, arka koltukta sol tarafta oturduğunu, önlerinde seyir halinde olan otobüsten ölen ...."in kaçmaya çalıştığını, bu sırada ölen ...."in gözlerinin kapanır gibi olduğunu, annesinin ölen ...."i uyandırmaya çalıştığını ve "kamyonet geliyor" dediğini, o sırada otobüsün de yan taraflarına geldiğini, sonrasını hatırlamadığını,
    Mahal mahkemesinde de; ölen ..."in aracı hızlı şekilde kullandığını, seyir sırasında uyuduğunu ve kazadan hemen önce uyandığını, bu nedenle kazayı hayal meyal hatırladığını, Aydın"dan Nazilli"ye gelinceye kadar otobüsün kendilerini sıkıştırdığını, hatta annesinin "otobüs bizi mi takip ediyor" dediğini, ölen ..."in kaza sırasında bir ara gözlerinin kapanır gibi olduğunu, bir ara annesinin "gözlerini aç, otobüs yaklaşıyor" dediğini, ölen ..."in gözlerinin kapatır gibi olduğunu kendisinin de farkettiğini, ölen ..."in uykusuzluktan değil korkusundan gözlerini kapattığını, o sırada kazanın gerçekleştiğini, otobüsün aniden yanlarına yaklaşması üzerine ölen ...."in fren yaptığını, ancak yine de çarpıştıklarını,
    Beyan etmişlerdir.
    Sanık ... soruşturma evresinde 75-85 km hızla seyir halinde olduğunu ve kazayı fark etmediğini; kovuşturma evresinde, hızının normal olduğunu, Denizli istikametine doğru ilerlediğini, sağ tarafta bulunan tali yoldan araçlar kontrolsüz çıktığı için yolun biraz sol tarafında seyrettiğini, ilerlediği sırada köprüyü geçtiğini ve kazayı fark etmediğini, görüntülerde izlediği şekilde otomobilin kullandığı otobüsü sollamaya kalktığını da fark etmediğini, uykusuz veya yorgun olmadığını, otobüsü aniden sola kırmadığını savunmuştur.
    Uyuşmazlık konusunda isabetli bir hukuki çözüme ulaşılması bakımından, öncelikle taksir üzerinde durulması gerekmektedir.
    5237 sayılı TCK"nun hazırlanmasında esas alınan suç teorisinde "kanunda tanımlanmış haksızlık" olarak ifade edilen suç; kural olarak ancak kastla, kanunda açıkça gösterilen hallerde ise taksirle de işlenebilir. İstisnai bir kusurluluk şekli olan taksirde, failin cezalandırılabilmesi için mutlaka kanunda açık bir düzenleme bulunması gerekmektedir.
    5237 sayılı TCK’nun 22/2. maddesinde taksir; “dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla bir davranışın, suçun yasal tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir” şeklinde tanımlanmıştır. Toplumsal yaşamda belli faaliyetlerde bulunan kimselerin başkalarına zarar vermemek için birtakım önlemler alma ve bazı davranış kurallarına uyma zorunlulukları bulunmaktadır. Bu kurallar toplum olarak yaşama mecburiyetinden doğabileceği gibi, Devletin müdahalesiyle de ortaya çıkabilmektedir. Taksirli suç, bu kuralların ihlal edilmesi sonucu belirmekte, fail; dikkatli, tedbirli ve öngörülü davranmamış olduğu için cezalandırılmaktadır. Bu bakımdan sorumluluğun nedeni, öngörebilme imkân ve ödevinin varlığına rağmen, sonuca iradi bir hareketle neden olmaktan kaynaklanmaktadır.
    Ceza Genel Kurulunun birçok kararında vurgulandığı ve öğretide de benimsendiği üzere taksirli suçlarda aranması gereken hususlar;
    1- Fiilin taksirle işlenebilen bir suç olması,
    2- Hareketin iradi olması,
    3- Sonucun istenmemesi,
    4- Hareket ile sonuç arasında nedensellik bağının bulunması,
    5- Sonucun öngörülebilir olmasına rağmen öngörülmemiş olması,
    Şeklinde kabul edilmektedir.
    Taksirli suçlarda da, gerek icrai hareketin gerekse ihmali hareketin iradi olması ve meydana gelen neticenin öngörülebilir olması gerekmektedir. İradi bir davranış bulunmadığı takdirde taksirden bahsedilemeyeceği gibi, öngörülemeyecek bir sonucun gerçekleşmesi halinde de failin taksirli suçtan sorumluluğuna gidilemeyecektir.
    Sonucun gerçekleşmesinde, mağdurun taksirli davranışının da etkisinin bulunması halinde, diğer taksirli davranış nedensellik bağını kesmediği sürece bu durum failin taksirli sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı gibi, taksirin niteliğini de değiştirmeyecektir. 5237 sayılı TCK’nda kusurun derecelendirilmesi suretiyle herhangi bir ceza indirimi söz konusu olmadığından, bu hal ancak temel cezanın tayininde dikkate alınabilecektir.
    Uyuşmazlığın çözümünde esas alınması gereken 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun “Geçilen araçlara ait kurallar” başlıklı 55. maddesi;
    "Geçilmek istenen araçların sürücüleri:
    a) Duyulur veya görülür bir geçiş işareti alınca trafiğin iki yönlü kullanıldığı karayollarında taşıt yolunun sağ kenarından gitmek, dörtten fazla şeritli veya bölünmüş karayollarında bulunduğu şeridi izlemek ve hızını artırmamak,
    ...
    Zorundadırlar.
    ..."
    " Şerit izleme, gelen trafikle karşılaşma, araçlar arasındaki mesafe, yavaş sürme ve geçiş kolaylığı sağlama" başlıklı 56. maddesi ise;
    "Sürücüler aşağıdaki kurallara ve yasaklara uymak zorundadırlar.
    a) Şerit izleme:
    1. Sürücülerin; geçme, dönme, duraklama, durma ve park etme gibi haller dışında şerit değiştirmeleri veya iki şeridi birden kullanmaları,
    ...
    Yasaktır.
    ...” şeklinde düzenlenmiştir.
    Diğer taraftan, yargılamayı gerçekleştiren hâkim, bilirkişilerin belirledikleri kusurun varlığı ya da yokluğu ve kusur oranları ile bağlı olmayıp, bilirkişilerin yapacakları teknik belirlemeler çerçevesinde failin kusurunun bulunup bulunmadığı, varsa kusurunun ne olduğu ve bu kusurun cezanın belirlenmesinde ne derece etkin olacağını, her olayın özelliklerine göre ve kanuni gerekçelerle belirlemelidir. Olayın gerçekleşme şeklini belirleme görevi de hâkime ait olup, bilirkişi ancak bu hususta ortaya koyacağı teknik veriler ile hâkime yardımcı olacak ve tarafların taksirli davranışlarının ve kusur durumlarının nelerden ibaret olduğunu gösterecektir.
    Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
    16.09.2009 tarihinde saat 18.53 sıralarında yerleşim yerinde, her bir platformu 7 metre genişliğinde olan ikişer şeritli bölünmüş yolda, içerisinde ölenler ..., ... ve mağdur ..."in bulunduğu otomobil ile seyir halinde olan ölen .... ..."in, Mergen çayı köprüsüne yaklaştığı sırada, önünde seyir halinde olan sanık ..."ın yönetimindeki otobüsü sollamaya çıktığı, bu esnada köprü girişindeki korkuluklara çarpıp yolun karşı yön bölümüne geçtiği ve karşı yönde nizami şekilde seyir halinde olan, içerisinde ölen ..."ın bulunduğu ölen ... yönetimindeki kamyonet ile çarpıştığı, kaza sonucunda beş kişinin öldüğü, mağdur ..."un ise nitelikli şekilde yaralandığı olayda; mağdure Sudenaz"ın sanığın yönetimindeki otobüsün, ölen ...."in sevk ettiği araca aniden yaklaştığını beyan etmesi, Jandarma personeli tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda sanığın tali kusurlu olduğunun belirtilmesi ve Ceza Genel Kurulunca izlenen görüntü kayıtlarına göre sanığın yönetimindeki otobüs ile sağ şerit ağırlıklı, kısmen de sol şeritte seyir halinde iken, sol şeride doğru yönelmesi üzerine, otomobil sürücüsünün sola manevra yapıp, karşı yol bölümüne geçmesi sonucu kazanın meydana geldiğinin anlaşılması hep birlikte değerlendirildiğinde; sanığın 2918 sayılı Kanunun 55 ve 56. maddelerinde yer alan kurallara göre bölünmüş karayollarında bulunduğu şeridi izlemek ve hızını artırmamak zorunluluğu ile sürücülerin geçme, dönme, duraklama, durma ve park etme gibi haller dışında şerit değiştirmemesi ve iki şeridi birden kullanmaması gerekirken bu kuralları ihlal etmesi nedeniyle kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğunun kabulü gerekmektedir.
    Bu itibarla, yerel mahkeme direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
    SONUÇ:
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.11.2013 gün ve 149-311 sayılı direnme kararına konu hükmün, sanığın kusurlu olduğu gözetilmeden mahkûmiyeti yerine beraatine karar verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,
    2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.03.2018 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.





    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi