18. Ceza Dairesi 2015/16946 E. , 2016/2669 K.
"İçtihat Metni" KARAR
Hakaret ve tehdit suçlarından şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda, Düzce Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 05/02/2014 tarihli ve 2014/1087 soruşturma, 2014/1005 karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik müşteki vekili tarafından yapılan itirazın reddine ilişkin, mercii Bolu Ağır Ceza Mahkemesi kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02/09/2014 gün ve 283866 sayılı istem yazısıyla dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre şüpheli hakkında hakaret ve basit yaralama suçlarından kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturun delil bulunmaması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de,
5271 sayılı Kanun"un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun" un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun"un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun"un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanunun 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar nazara alındığında, müştekinin ifadesinde ve itiraz dilekçesinde iş yerine ait yemekhanede öğle yemeğini arkadaşları ile yediği esnada şüpheli ile yaptığı tartışma sırasında şüphelinin kendisine tokat atarak hakaret ettiğini belirtmiş olması karşısında, müşteki tarafın göstereceği tanıkların da dinlenerek, mevcut delillerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle, sonucuna göre şüphelinin hukuki durumu hakkında bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
I-Olay:
Hakaret ve tehdit suçlarından şüpheli hakkında yapılan soruşturma sonucunda, yeterli şüphe oluşturan delil bulunmadığı gerekçesiyle takipsizlik kararı verildiği, müşteki vekilinin karara süresinde itirazı üzerine, mercii Bolu Ağır Ceza Mahkemesi"nin 01/04/2014 tarihli kararı ile itirazın reddine karar verildiği, kesin olan bu karara karşı kanun yararına bozma talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyerek, reddeden merci kararının hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
CMK"nın 160. maddesinin 1. fıkrasında, "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar." 2. fıkrasında, "Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür." 170. maddesinin 2. fıkrasında, “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler." 172. maddesinin 1. fıkrasında, “Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.” hükümleri düzenlenmiştir.
Yukarıda yer verilen düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, Ceza Muhakemesi Kanununun “soruşturma” başlıklı 2. kitabında, Cumhuriyet savcısının suç soruşturmasına ilişkin süreci nasıl yürüteceği ve kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi durumunda, itirazı incelemekle görevli mahkemenin görevleri açık bir şekilde düzenlenmiş bulunmaktadır.
Bu çerçevede, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen mahkeme, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
CMK’nın 170/2. maddesine göre kamu davası açılabilmesi için soruşturma aşamasında toplanan delillere göre suçun işlendiğine dair yeterli şüphe bulunması gerekir. Suç ihbar veya şikayeti yoluyla soruşturma yaparak maddi gerçeğe ulaşma yükümlülüğü ve yetkisi bulunan Cumhuriyet savcısı, soruşturma sonucunda elde edilen delilleri değerlendirerek kamu davası açmayı gerektirir nitelikte yeterli şüphe olup olmadığını takdir edecektir. Bu durum delil değerlendirmesini gerektirir. Diğer bir deyişle Cumhuriyet savcısı elde edilen delillerin kamu davası açılması için yeterli olduğu kanaatine varırsa dava açacak, aksi durumda takipsizlik kararı verecektir. Bu nedenle savcının delilleri değerlendirme yetkisi vardır. Aksi durumun kabulü her ihbar veya şikayet üzerine Cumhuriyet savcısının kamu davası açmasını, delil takdirinin ise mahkemeye bırakılmasını gerektirir ki bu kabul lekelenmeme hakkıyla bağdaşmayacak ve kanunun ruhuna uygun düşmeyecektir.
İnceleme konusu somut olayda; müştekinin, şikayetinde özetle, işyeri yemekhanesinde arkadaşları ile konuştukları sırada, Fahrettin İnci isimli iş arkadaşının "sus E....." dediğini, kendisine neden susayım diye cevap verdiğini, F........."in yanında bulunan şüphelinin de "susacaksın" dediğini, kendisinin "susmuyorum" dediğinde ise şüphelinin hakaret ettiğini, sağ kulağına vurup saçını çektiğini, iddia ettiği; şüphelinin, müştekinin yüksek sesle konuşması nedeniyle aralarında tartışma yaşandığını kabul ettiği, ancak, hakarette bulunmadığını ve tokat atmadığını savunduğu, şüphelinin gösterdiği tanıklar Fahrettin ve Tuncay"ın hakaret ve kasten yaralama olayını görmediklerini beyan ettikleri, müştekinin raporunda lezyon olmadığının tespit edildiği, müşteki tarafından tanık gösterilmediği, şüphelinin hakaret ve yaralama suçlarını işlediğine dair müştekinin beyanı dışında kamu davası açmayı gerektirir nitelikte delil bulunmadığı, tarafların birbirini suçlayan soyut iddiaları dışında kamu davasının açılmasını gerektiren nitelikte her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığı anlaşıldığından, itirazın reddine dair merci kararı yerinde görülmekle kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir.
IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"nın düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, CMK"nın 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN REDDİNE, 15.02.2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.