18. Ceza Dairesi 2015/16949 E. , 2016/2655 K.
"İçtihat Metni"
KARAR
İşyeri dokunulmazlığını ihlal suçundan suça sürüklenen çocuk ..."in 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 116/2, 31/3 ve 62. maddeleri uyarınca 3 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın 3 yıl süre ile denetime tabi tutulmasına dair Bakırköy 3. Çocuk Mahkemesinin 24/01/2011 tarihli ve 2010/811 esas, 2011/14 sayılı kararının kesinleşmesine müteakip, sanığın deneme süresi içerisinde suç işlediğinden bahisle sanık hakkındaki hükmün açıklanmasına 3 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezasının infaz kurumunda çektirilmesine ilişkin aynı Mahkemenin 23/01/2014 tarihli ve 2013/841 esas, 2014/70 sayılı kararım Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.07.2014 gün ve 262893 sayılı istem yazısıyla, Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
İstem yazısında; “5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 50/3. maddesindeki "Daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olmak koşuluyla, mahkum olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkum edildiği bir yıl ve daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir" hükmü uyarınca anılan maddenin 1. fıkrası bentlerindeki seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin zorunlu olduğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmiş bulunulmasında isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay’ca bozulması istemini, yasal nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak, Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtay’ca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Buna göre hâkim veya mahkemece verilen karar veya hükümlerin kanun yararına bozma konusu yapılabilmesi için istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmesi gerekmektedir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu"nun 22. maddesine göre "(1) Er ve erbaşlara yapılacak tebliğ, kıta komutanı ve kurum amiri gibi en yakın üste yapılır.
(2) Nöbetçi amiri veya subayı, tebliğ memurunun en yakın üste tebliğ yapmasını temin eder.
İnceleme konusu somut olayda;23/01/2014 tarihinde suça sürüklenen çocuk yokluğunda verilen karar 07/02/2014 tarihinde Suça sürüklenen çocuk ..."in aynı konutta mukim yengesi Ceylan Bilmez"e tebliğ edilmiş ve tebliğ evrakı üzerine suça sürüklenen çocuk ..."in askerde olduğu belirtilmiş olduğu ve suça sürüklenen çocuğun bu tarihte askerde olup olmadığına dair bir araştırma yapılmadığı görülmekle tebligat usülüne uygun olmadığının anlaşıldığı, gerekçeli kararın usulüne uygun olarak tebliğ edilmemiş olması nedeniyle hüküm henüz kesinleşmediği anlaşılmakla, bu aşamada kanun yararına bozma yoluyla incelenmesi olanaklı görülmemiştir.
IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, hükmün henüz kesinleşmemiş olması nedeniyle yerinde görülmediğinden, CMK"nın 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN REDDİNE,
2- Dosyanın, kanun yolu bildiriminin başvuru mercii, süresi ve yöntemi açısından şerhli davetiye ile sanık Savaş Yayla"ya bildirilip, tebligat eksikliğinin ikmali ile süresinde başvuruda bulunulması halinde temyiz incelemesi için Yargıtay’a gönderilmesini, aksi takdirde usulünce kesinleştirme işlemi yapılarak, bu aşamadan sonra kanun yararına bozma isteminde bulunulmasını teminen mahkemesine iadesine, 15.02.2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.