Ceza Genel Kurulu 2017/156 E. , 2018/82 K.
"İçtihat Metni"Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : 19. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Asliye Ceza
Günü : 06.09.2016
Sayısı : 343-414
Orman alanının işgali ve faydalanma suçundan açılan kamu davalarında birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda sanık ..."ın beraatine ilişkin, Eyüp 2. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 17.06.2010 gün ve 387-939 sayılı hükmün, katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesince 17.01.2013 gün ve 29927-1529 sayı ile;
"Dava konusu yerle ilgili olarak Orman Bakanlığından 18.05.2001 tarihli olur ile ocak açma izni alınıp, 20.07.2001 tarih ve 25806 numaralı noter tasdikli taahhüt senedi düzenlenmesine, taahhüt senedinin 16. maddesinde, hak sahibinin açık işletme yaptığı alanları çevreye uyumlu ve ağaçlandırma yapılabilecek bir hâle getirmek zorunda olduğunun belirtilmesine, ocak açma izninin 06.10.2003 tarihinde sona ermesine, mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi heyeti raporundan 89.639 m²"lik alanda madencilik faaliyeti sona erdikten sonra kesinleşmiş orman tahdidi ve 2/B çalışmalarına göre devlet ormanı sınırları içerisinde kalan sahaya izinsiz olarak toprak ve inşaat artıklarının dökülmeye devam edildiğinin ve taahhütnamede yazılı yükümlülüğün yerine getirilmediğinin anlaşılmasına, raporda suça konu yerin Maki Tefrik Komisyonu kararı ile makiye ayrıldığına dair bir tespit de bulunmamasına göre sanığın devlet ormanında işgal ve faydalanma eyleminin sübut bulduğu gözetilmeden yerinde olmayan gerekçelerle yazılı şekilde hüküm tesisi" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda 18.02.2014 gün ve 258-162 ile; sanığın ilk hükümdeki gibi beraatine karar verilmiştir.
Hükmün katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 19. Ceza Dairesince 03.05.2016 gün ve 36083-17159 sayı ile;
"Mahallinde yapılan keşif sonrası iki orman yüksek mühendisi ve harita mühendisi tarafından düzenlenen 19.04.2010 tarihli raporda, sanığın orman kadastrosu kesinleşmiş alanda maden ocağı işletme izin süresinin 06.10.2003 tarihinde sona ermesinden sonra izin sahasının 52.383 m² sini noter onaylı taahhüt senedinin 16. maddesi gereğince çevreyle uyumlu ve ağaçlandırma yapılacak hâle getirerek idareye geri teslim ettiği ancak bu sahanın 89.639 m² sinde ise izinsiz toprak dökmeye devam ettiği ve yükümlülüğünü yerine getirmediğinin belirtilmesine, aynı bilirkişilere ait 07.06.2010 tarihli ek raporda ise, sanığın madencilik faaliyeti ve orman izin süresi sona erdikten sonra Eyüp 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2003/1045 Esas sayılı dosyasında verilen 13.04.2004 tarihli ihtiyati tedbir kararıyla sanık tarafından dava konusu yerin çevreyle ve ağaçlandırmaya uyumlu hale getirilmesine karar verilmesine karşılık sanığın inşaat artıkları, hafriyat toprağı ve çok çeşitli malzemelerle ocak çukurlarını doldurduğunun, fazla miktarda döküm yapılarak su akışının engellendiğinin, bölgenin topoğrafik yapısının bozulduğunun, kuru dere ve göletlerin oluşmasına ve insan sağlığı açısından tehlike teşkil edecek kot farklarının oluştuğunun belirtilmesine göre; sanığın noter taahhüt senedinin 16. maddesinde ve ihtiyati tedbir kararında belirtilen koşul ve amaç kapsamında hareket ettiğinin kabulü mümkün bulunmadığından, sanığın üzerine atılı suçun sübut bulduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde beraat kararı verilmesi" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel mahkeme ise 06.09.2016 gün ve 343-414 sayı ile bozma kararına direnmiştir.
Bu hükmün de katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.11.2016 gün ve 381979 sayılı "bozma" istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca 14.12.2016 gün ve 1367-2065 sayı ile; 6763 sayılı Kanunun 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 10. madde uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 19. Ceza Dairesince 20.02.2017 gün ve 304-1437 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı orman alanının işgali ve faydalanma suçunun sabit olup olmadığının tespitine ilişkin ise de; Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca öncelikle, dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
5237 sayılı TCK"nın 66. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça kamu davasının maddede yazılı sürelerin geçmesiyle düşeceği düzenlenmiş, maddenin birinci fıkrasının (e) bendinde de beş yıldan fazla olmamak üzere hapis ya da adli para cezasını gerektiren suçlarda bu sürenin sekiz yıl olacağı hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanunun 67. maddesinin 3 ve 4. fıkraları uyarınca kesen bir nedenin varlığı hâlinde zamanaşımı, kesilme gününden itibaren yeniden işlemeye başlayacak ve ilgili suça ilişkin olarak kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzayacaktır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun birçok kararında açıkça vurgulandığı üzere, yargılama yapılmasına engel olup davayı düşüren hallerden biri olan dava zamanaşımının yargılama sırasında gerçekleşmesi hâlinde, yerel mahkeme ya da Yargıtay, resen zamanaşımı kuralını uygulayarak kamu davasının düşmesine karar verecektir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde,
Sanığa atılı orman alanının işgali ve faydalanma suçunun yaptırımı, 6831 sayılı Orman Kanununun suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanığın lehine olan 93. maddesinin birinci fıkrasında altı aydan bir yıla kadar hapis cezası olarak düzenlenmiştir. Buna göre, TCK’nun 66/1-e maddesi uyarınca bu suçun asli dava zamanaşımı sekiz yıl, 67/4. maddesi göz önüne alındığında kesintili dava zamanaşımı ise on iki yıldır. Aynı Kanunun 66/6. maddesinde ise zincirleme suçlarda dava zamanaşımının son suçun işlendiği günden itibaren başlayacağı hüküm altına alınmıştır.
Daha ağır cezayı gerektiren başka bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan ve son suçun 17.12.2005 tarihinde işlendiği iddia edilen eylemlerle ilgili olarak, on iki yıllık kesintili dava zamanaşımı süresi, Ceza Genel Kurulunun inceleme tarihinden önce 17.12.2017 günü dolmuş bulunmaktadır.
Bu itibarla, yerel mahkemenin direnme kararına konu hükmün gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle bozulmasına, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda, 1412 sayılı CMUK"nun 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 322. maddesine göre karar verilmesi mümkün bulunduğundan, TCK"nun 66/1-e, 66/6, 67/4 ve 5271 sayılı CMK"nun 223/8. maddeleri uyarınca sanık hakkındaki kamu davasının düşmesine karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- İstanbul 78. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.09.2016 gün ve 343-414 sayılı direnme kararına konu hükmün, gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle BOZULMASINA,
Ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda, 1412 sayılı CMUK"nun, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 322. maddesine göre karar verilmesi mümkün bulunduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının TCK"nun 66/1-e, 66/6, 67/4 ve 5271 sayılı CMK"nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞMESİNE,
2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.03.2018 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.