13. Hukuk Dairesi 2017/3379 E. , 2019/6101 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki ayıplı mal davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıya ait çiftlikte 20.05.2000-10.02.2012 tarih aralığında kesintisiz olarak çalıştığını, iş akdinin haksız olarak hiçbir gerekçe gösterilmeden fesih edildiğini, kıdem, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, hafta sonu tatili alacağı, dini ve resmi bayramlar ve resmi tatil günleri alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek toplam 24.000.00 TL alacağının tahsiline karar verilmesini istemiş; 01.04.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile fazla mesai talebini 19.689.-TL’na, yıllık izin alacağını 4.630,00.-TL’na yükseltmiş, 23.05.2013 tarihli duruşmada davacı vekili iş akdinin davacı asil tarafından fesedildiğini dava dilekçesinde sehven o şekilde yazıldığını beyan etmiştir.
Davalı, icra edilen işin tarım işi olması hasebiyle davaya bakmakla genel mahkemelerin görevli olduğunu, davacının sigortaya bildirilmeyen çalışması olmadığını, iddia edilenin aksine davacının iş akdini 10.02.2012 tarihli ihtarname ile kendisinin feshedip ardından 03.03.2012 tarihinde başka bir işyerinde çalışmaya başladığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabul kısmen reddine, davacının ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin alacağı taleplerinin reddine, 2.052,78 TL muhik tazminat, 6.738,16 TL fazla mesai alacağı, 494,41 TL ... tatili alacağı olmak üzere toplam 9.285,35.-TL alacağın dava tarihi olan 03/10/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Yanlar arasındaki uyuşmazlık 6098 sayılı TBK.nun 393. (Mülga 818 sayılı BK’nun 313. maddesi) ve devamı maddelerinde düzenlenen hizmet akdinden kaynaklanmakta olup, Davacının 20.05.2000-10.02.2012 tarihleri arasında çalıştığı hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık hizmet aktinin haklı nedenle feshedilip edilmediği ve davacının tazminata hak kazanıp kazanmadığı ve ayrıca diğer işçilik alacaklarından davalının sorumlu olup olmadığı konusunda toplanmaktadır. 4857 Sayılı Kanunun 4. maddesinde tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerlerinde çalışanların bu kanun hükümlerinin uygulanmayacağı vurgulanmıştır. Bu durumda uyuşmazıkta uygulanacak hükümler davanın açıldığı tarih itibariyle 6098 Sayılı Kanun hükümleridir.
Mahkemece davacının taleplerinin haklılığın karşılanması için öncelikle taraflar arasındaki çalışma ilişkisini sona erdiren feshin haklı olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Feshin işveren tarafından haksız yada işçi tarafından haklı olarak feshedildiğinin belirlenmesi halinde işçinin TBK.nun az yukarıda değinilen 393. ve devamı hükümlerinde düzenlenen tazminatları isteyebileceği gözetilmelidir.
Somut olaya dönülecek olursa; gerek davalı tarafın bu hususa ilişkin yanıt dilekçesinde ileri sürdüğü davacının sözlü olarak 09/02/2012 tarihinde işten ayrılmak istediğini söylediği, 10/02/2012 tarihli ihtarname ile de iş akdini feshettiğini bildirdiği savunmaları ve gerekse davacı vekilinin 23.05.2013 tarihli celsede ifade ettiği üzere iş akdinin davacı asil tarafından 10.02.2012 tarihinde sonlandırıldığı beyanı var iken; bu beyan ve savunma ile çelişir mahiyette ve bu çelişkinin gerekçesi de gösterilmeksizin mahkemece, hüküm gerekçesinde davacının iş aktinin davalı tarafından haksız yere feshedildiği ve tazminatlarının davalı işveren tarafından ödenmediğinin anlaşılmış olduğu kabulü üzerine hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 14/05/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.