23. Hukuk Dairesi 2011/4851 E. , 2012/1361 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, borçluya ait taşınmazın satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde 1. sıraya alınan davalının alacağının muvazaalı olduğunu, ödeme emrinin ... ... tarafından dairede tebellüğ edildiğini, itiraz sürelerinden feragat edilerek icra takibinin açıldığı gün kesinleşmesinin sağlandığını, satışı yapılan taşınmazın haczini borçlu ...."nın bizzat talep ettiğini, böylece borçlunun malvarlığına davalı yanca ilk sırada haciz konulduğunu ve alacaklıların alacaklarını tahsil imkanının fiilen engellendiğini, gerçekte böyle bir alacak ilişkisinin mevcut olmadığını ileri sürerek, davalının alacaklı olmadığının tespitine ve sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin dava dışı borçlu ile ... ili, ... ilçesi, .... mahallesinde bulunan 447 ada, 6 parselde kayıtlı taşınmazın 30/1680 ve 33/1680 hisselerinin satışı konusunda anlaştığını, müvekkilinin bedelin bir miktarını peşin ödediğini, bir miktarının da tapuda ödeneceğinin kararlaştırıldığını, ancak tapuda taşınmazların 33/1680 hisseli olan kısmının borçlunun annesine ait olduğunun, diğerinin de hacizli bulunduğunun öğrenildiğini ve satış işleminin gerçekleşmediğini, dava dışı borçlunun müvekkilinin ödediği parayı iade etmediğini, bunun üzerine müvekkilinin ödediği parayı tahsil için başlattığı icra takibinde borcunu kabul ettiğini bildirdiğini, dava dışı borçlunun mal beyanı olarak bildirdiği taşınmaza haciz konulduğunu, müvekkili ile dava dışı borçlu arasında taşınmaz satışı için yapılan görüşme dışında hiçbir ilişkinin mevcut olmadığını, borçlunun hiç tanımadığı müvekkiline üçüncü şahıslardan mal kaçırma kastıyla borçlanmasının hiçbir mantığı olamayacağını, davacının alacağının dayanağı olan çeklerin tarihlerinin müvekkilinin başlattığı icra takibinden sonra olduğunu, henüz ortada olmayan çekler için borçlunun muvazaalı borçlanmasının söz konusu olamayacağını, davacının çeklerin ibrazından uzun bir süre sonra icra takibine başladığını ve sıra cetvelinde gerilerde kalarak dördüncü sırada yer aldığını, müvekkilinin alacağının gerçek bir alacak olduğunu, davacının muvazaa ve mal kaçırma iddialarının dayanağının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava dışı borçlu ... Karslı"nın borçlu olarak gösterilerek hakkında açılan takibin başladığı gün kesinleştirilmesinin, borçlunun, üzerine haciz konması için taşınmazın tapu kayıt bilgilerini vermesinin ve böylece taşınmazın üzerine haciz konulmasının, satışının sağlanması suretiyle davacının ve diğer alacaklıların alacağına engel olmak için davalı ... ile el ve işbirliği içinde bulundukları, davalı ile borçlu arasındaki icra takibi işlemlerinin muvazaalı olduğu vicdani kanaate varıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile sıra cetvelinde davalı alacağının 1 inci sıraya kaydına ilişkin işlemin iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Muvazaa iddiasına dayalı sıra cetveline itiraz davalarında ispat yükü, davalı alacaklıdadır. Davalı alacaklı alacağının varlığını ve miktarını, takipten önce düzenlenmiş usulüne uygun delillerle kanıtlamalıdır. Somut olayda davalı yan alacağın taşınmaz satış vaadinin yerine getirilmemesi üzerine peşin ödenen kısmın iadesi amacıyla düzenlenen belgeye dayandığını ileri sürmüş ve bu belgeyi de 4.6.2008 tarihli takip talepnamesine eklemiştir. Bir diğer anlatımla, hukuki ilişki bakımından alacaklının bir miktar parayı verdiği beyanını ve bu paranın iadesi taahhüdünü içeren, takip dayanağı belgenin bu tarihten daha sonra düzenlenmiş olması ihtimali bulunmamaktadır.
Muvazaadan söz edilebilmesi için, kural olarak, muvazaalı tasarrufun, diğer alacaklı lehine yapılan borçlandırıcı işlemden sonraki tarihi taşıması gerekir. Takip işlemlerinin hızlandırılması, İİK’nun 20. maddesi uyarınca sürelerden feragat ve haczin borçlunun beyanı üzerine konulması, tek başına muvazaayı gösteren vakıalar değildir.
Bu durumda mahkemece, davacı ile borçlu arasındaki hukuki ilişkinin kuruluşu, borcun doğumu ve özellikle takip dayanağı kılınan çeklerin keşide tarihleri ile davalının alacağının doğum tarihinin, yukarıdaki ilke de göz önünde tutularak değerlendirilmesi gerekirken, eksik inceleme ve hatalı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisinde isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 24.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.