23. Hukuk Dairesi 2017/1454 E. , 2020/2501 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, yetkisiz Sapanca Asliye Hukuk Mahkemesi"ne sunduğu dava dilekçesinde kooperatif üyeliğinden ayrılan davalının, kooperatife ödemiş olduğu aidatların reeskont faizi ile birlikte tahsili amacıyla başlattığı icra takibinin itiraz edilmeksizin kesinleştiğini, çıkan ortağın ödediği aidatların tamamını geri isteyemeyeceğini, alacağının 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu"nun 17. maddesine göre hesaplanması gerektiğini, faiz talep edemeyeceğini ileri sürerek, Sapanca İcra Müdürlüğü"nün 2006/370 Esas sayılı dosyasında davacı kooperatifin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı kooperatif taahhütlerini yerine getiremediğinden müvekkilinin ortaklıktan ayrıldığını, alacağın muaccel olduğunu, muaccel alacak nedeniyle faiz de istenebileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar ,davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizin 24.06.2015 tarih ve 2872 E., 4837 K. sayılı ilamıyla ;kooperatifle üyesi arasında ticari ilişki olmadığından alacağa yasal faiz uygulanabileceği, icra takibinde faize faiz istenilmesinin TBK’nın 121/son hükmüne aykırı olduğu, çıkma payı alacağının hesaplanmasında davalının ayrıldığı yıl sonu bilançosunda yer alan genel giderlerden davalıya düşen kısmın düşülmesi gerektiği belirtilerek bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, iddia, savunma, dosya kapsamı ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı alacağının ayrıldığı yılın bilançosunun genel kurulca kabulünden bir ay sonra muaccel olacağı, giderlerden payına düşen miktar düşüldükten sonra davacının davalıya toplam 3.264,24 TL borçlu olduğu, yargılama sırasında sunulan protokole istinaden 20.205,00 TL ödendiğinden fazla ödenen 15.732,80 TL’nin istirdatı gerektiği belirtilerek davanın kısmen kabulü ile davacın icra takibi nedeniyle 3.264,24 TL harici borçlu olmadığının tespiti ile fazla ödenen 15.732,80 TL’nin istirdatına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Dairemiz bozma ilamından sonra alınan ek bilirkişi raporuna karşı davacı vekilinin sunduğu beyan dilekçesine ekli “Protokol” başlıklı fotokopi belgede borcun 20.205,00 TL olarak sabitlendiği belirtilmiştir. Davalı vekili tarafından, 23.02.2017 tarihli celse de davacının protokol imzalayarak borcu kabul ettiği beyan edilmiş olmakla söz konusu protokol davalı tarafça da kabul edilmiş olup temyiz aşamasında imza inkarında bulunulması mümkün değildir.
Bu durumda mahkemece, taraflarca imzalandığı anlaşılan “Protokol” başlıklı borcun sabitlenip kabul edildiği belge uyarınca davanın reddine karar verilmesi gerekirken, bilirkişi raporunda davacının daha az borcu bulunduğu tespit edildiğinden menfi tespit isteminin kısmen kabulü ile fazla ödenen kısmın istirdatına karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin (1) numaralı bent dışındaki temyiz itirazının kabulü ile hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07.07.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.