Ceza Genel Kurulu 2017/807 E. , 2018/73 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Ağır Ceza
Özel belgede sahtecilik suçundan sanık ..."nun (Kaplan) beraatine ilişkin Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 31.05.2011 gün ve 337-191 sayılı hükmün, katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 21. Ceza Dairesince 02.07.2015 gün ve 1845-2638 sayı ile;
“Sanık ... Kaplan"ın Sercan Özel Eğitim Kurumunda fizyoterapist olarak çalıştığı, suça konu eğitim çizelgeleri üzerindeki eğitici imzaları konusunda oluşan şüphe üzerine eğiticilerin imzaları ile belgeler üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemeleri neticesinde;... ., ..., ...ve ... isimli öğrencilere ait 2006 yılı Kasım ayına ilişkin eğitim çizelgesinde sınıf öğretmeni Şefik Özdal adına atılmış 4 adet imza ile ...isimli öğrenciye ait Kasım 2006 tarihine ilişkin eğitim çizelgelerinde fizyoterapist ... adına atılan 2 adet imzanın sanığa ait olduğunun tespit edildiği, sanığın sahte imza atmak yoluyla iki öğrenci ile ilgili olarak özel belge niteliğindeki sahte eğitim çizelgeleri ile kamu kurumu olan Milli Eğitim Müdürlüğünden ödeme alınmasını sağladığı, adı geçen kurumda çalışması nedeniyle maddi menfaatin bulunduğu; her ne kadar ... ve ... adına düzenlenen Kasım ayına ait belgelerin aslı dosyaya alınamamış olsa da; sanığın imzaların kendisine ait olmadığına dair savunmasının bilirkişinin belge fotokopilerinden yapmış olduğu inceleme sonucunda çürütülmüş olduğu ve ayrıca dosya arasına alınan ..., ... ve ... isimli öğrencilere ait 2006 yılı Kasım ayına ilişkin eğitim çizelgesi aslı üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde sınıf öğretmeni ... adına atılmış 4 adet imzanın da sanığa ait olduğunun belirlenmiş olması karşısında, sanığın özel belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda 15.10.2015 gün ve 334-414 sayı ile; sanığın özel belgede sahtecilik suçundan TCK"nun 207/1, 43/1, 62, 51/1 ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, ertelemeye ve hak yoksunluğuna karar verilmiş, hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 21. Ceza Dairesince 03.03.2016 gün ve 14349-2062 sayı ile;
"1- Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığının 26.11.2010 tarihli iddianamesi ile, suç tarihinde Sercan Özel Eğitim Merkezi Müdürlüğünde fizyoterapist olarak görev yapan Seher Kaplan (Namlu)"nun, kurumda eğitim almadığı halde bazı öğrenciler hakkında Kasım ayı eğitim çizelgelerine diğer eğitimciler adına sahte imzalar atarak sahtecilik suçunu işlediğinin iddia olunması karşısında; adı geçen evrakta "fizyoterapist" olarak imzası bulunan sanığın kurumdaki görev ve unvanının tespiti ile suç tarihinden önce 14.02.2007 gün ve 26434 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun 9/b maddesi gereğince 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca sayılan unvanlardan birine sahip olması halinde sanık hakkında soruşturma izni alınması ve izin koşulunun gerçekleşmesi durumunda ise aynı Kanunun 9/son madde ve fıkrası da dikkate alınmak suretiyle eylemlerinin TCK"nun 204/1-2. maddesindeki resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturup oluşturmayacağının gözetilmemesi;
2- Kabule göre de;
a-) 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununda sayılan kişilerin aynı Kanunun 9/son maddesi gereğince kamu görevlisi sayılacağı belirtildiğinden, düzenlemeye yetkili oldukları belgelerin de resmi belge kabul edileceği cihetle, sanığın düzenlenen resmi belge niteliğindeki belgelerde diğer eğiticiler yerine imza attığı, böylelikle eyleminin resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağının gözetilmemesi;
b-) T.C. Anayasa Mahkemesinin, TCK’nun 53. maddesine ilişkin olan, 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı iptal kararının 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olmasından kaynaklanan zorunluluk" nedenlerinden, ceza miktarı itibarıyla kazanılmış hakkın saklı tutulması suretiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel mahkeme ise 31.05.2016 gün ve 156-202 sayı ile önceki hükmünde direnmiştir.
Bu hükmün de katılan vekili ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08.02.2017 gün ve 299966 sayılı “bozma” istekli tebliğnamesiyle dosya, 6763 sayılı Kanunun 36. maddesiyle değişik CMK"nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunun 22.12.2016 gün ve 398 sayılı kararı ile Yargıtay 21. Ceza Dairesinin 13.04.2017 tarihinden geçerli olmak üzere kapatılmasına karar verilmesi nedeniyle aynı karar uyarınca bu Daireye ait işlerin devredildiği Yargıtay 11. Ceza Dairesince 17.05.2017 gün ve 3753-3788 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Sanıklar Ozan Ersan ve Onur Yenikent hakkında nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar, itiraz merciince itirazın reddine karar verilmek suretiyle kesinleşmiş olup direnmenin kapsamına göre inceleme, sanık ... (Kaplan) hakkında özel belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümle sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı eylemin hukuki niteliğinin tespiti ve suç tarihinde özel eğitim kurumunda çalışmakta olan sanık hakkında soruşturma izni alınmasına gerek olup olmadığı hususlarında eksik araştırma ile hüküm kurulup kurulmadığının belirlenmesine ilişkin ise de; Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca öncelikle direnme hükmünün yasal ve yeterli gerekçe içerip içermediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
İncelenen dosya kapsamından;
Yerel mahkemece bozmadan sonra yapılan yargılama sonucunda, Yargıtay 21. Ceza Dairesinin, sanığa atılı eylemin hukuki niteliğinin tespiti ve suç tarihinde özel eğitim kurumunda çalışmakta olan sanık hakkında soruşturma izni alınmasına gerek olup olmadığı hususlarında eksik araştırma ile hüküm kurulması nedenine dayanan bozma ilamına ilişkin direnme nedenleri gösterilmeden ve bozmaya niçin uyulmadığı açıklanmadan, önceki hükümdeki gerekçe tekrarlanarak Özel Dairece verilen ilk bozma ilamı doğrultusunda karar verildiğinin belirtilmesi suretiyle direnme hükmü kurulduğu anlaşılmaktadır.
Anayasamızın 141 ve 5271 sayılı CMK’nun 34. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının gerekçeli olması zorunludur. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, kanun koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi uygulamada da keyfiliğe yol açacağında kuşku yoktur. Nitekim Ceza Genel Kurulunun yerleşmiş uygulamalarına göre de, bir karar bozulmakla tamamen ortadan kalkacağından, yerel mahkeme tarafından CMK’nun 34, 230 ve 232. maddeleri uyarınca yeniden usulüne uygun olarak hüküm kurulması, bunun yanında direnmeye ilişkin gerekçenin de gösterilmesi gerekmektedir.
Bu açıklamalar ışığında önsoruna ilişkin olarak yapılan değerlendirmede;
Yerel mahkemece, Özel Dairenin bozma kararı ile tamamen ortadan kalkan sanık hakkındaki önceki hükümde direnilirken bu ilkeler doğrultusunda işlem yapılmamış, direnme nedenleri gösterilmeden ve bozmaya niçin uyulmadığı açıklanmadan hüküm kurulmuştur.
Bu itibarla, diğer yönleri incelenmeyen direnme hükmünün belirtilen nedenle bozulmasına karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.05.2016 gün ve 156-202 sayılı direnme hükmünün, usul ve kanuna uygun direnme gerekçesi gösterilmeden karar verilmesi isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
2- Dosyanın, mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.02.2018 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.