
Esas No: 2017/149
Karar No: 2018/71
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/149 Esas 2018/71 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : 7. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Asliye Ceza
Günü : 17.12.2013
Sayısı : 1352-1767
5607 sayılı Yasaya muhalefet suçundan sanık ..."ün beraatine ve suça konu eşyanın mahrecine iadesine ilişkin İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 14.10.2010 gün ve 817-740 sayılı hükmün, katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 08.07.2013 gün ve 10824-16448 sayı ile;
"Sanık ...’ün imzaya yetkili genel müdürü olduğu.... Ambalaj ve Gıda San. Tic. Ltd. Şti. adına gümrük müşaviri olan Osman Hilmi Damar tarafından düzenlenen 24/09/2008 tarih ve IM084933 sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesi ile 32 kap 14.483 kilo briston karton ve 7.617 kap oluklu kâğıt ve karton olarak beyan edilen eşyanın, sarı hat kriterlerine göre yapılan muayenesi sonucunda; beyan edilen eşya haricinde gümrüklenmiş değeri 31.802 TL, gümrük vergileri toplamı 5.992 TL olan tür ve nitelikleri 24/06/2009 tarihli kaçak eşyaya mahsus tesbit varakasında yazılı 5.000 kilo ağırlığında 11 farklı kalemden ibaret eşyanın da ele geçmesi, alınan bilirkişi raporuna göre beyan edilen eşyanın vergi muafiyetinde olan emtialar olduğu hâlde, beyan harici ele geçen eşyanın vergili emtialar olduğunun belirtilmesi ile tüm dosya kapsamına göre, sanık ...’ün yurda vergilerini ödemeden eşya ithal etmeye teşebbüs suçunun sübut bulduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel mahkeme ise 17.12.2013 gün ve 1352-1767 sayı ile;
"Sanık ... hakkında her ne kadar atılı suçtan kamu davası açılmış ise de; sanığın ithalatçı şirketin yetkilisi ve ortağı olduğu, beyannamede belirtilen ve ithali yapılan mal dışında aynı konteynere malı gönderen İsveç firması tarafından farklı kalemlerde yaklaşık 5.000 kg civarında eşyanın da yüklendiği, sanığın savunmasında bu eşyanın bilgileri dışında yüklendiğini belirttiği, eşyayı gönderen İsveçli firmanın 08.01.2008 tarihli eşyanın yanlış yükletildiğine ilişkin yazısının Türkiye"nin Stockholm Büyükelçiliği tarafından da tasdik edildiği anlaşıldığından, sanığın beyan dışı eşyayı bilerek ithal ettiğine ilişkin savunmasının aksine delil elde edilemediği ve atılı suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı" gerekçesiyle direnerek, önceki hükümdeki gibi sanığın beraatine ve suça konu eşyanın mahrecine iadesine karar vermiştir.
Bu hükmün de Cumhuriyet savcısı ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.07.2015 gün ve 78261 sayılı “bozma” istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca 07.12.2016 gün ve 692-545 sayı ile; 6763 sayılı Kanunun 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 10. madde uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 7. Ceza Dairesince 16.02.2017 gün ve 16-1101 sayı ile direnme hükmünün yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Sanık Osman Hilmi Damar hakkında 5607 sayılı Yasaya muhalefet suçundan kurulan beraat hükmü Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşmiş olup direnmenin kapsamına göre inceleme, sanık ... hakkında aynı suçtan kurulan hükümle sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözülmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı suçun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de, Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca öncelikle dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğinin, dava zamanaşımının gerçekleştiği sonucuna ulaşılması hâlinde, elkonulan eşyanın iadesi veya müsaderesi hususunda Ceza Genel Kurulunca bir karar verilip verilemeyeceğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlık konularının ayrı ayrı değerlendirilmesinde yarar bulunmaktadır.
1- Dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediği;
İncelenen dosya içeriğinden;
Sanığın ortağı ve imzaya yetkili müdürü olduğu firmaca İsveç"ten ithal edilen ve 24.09.2008 tarihli serbest dolaşıma giriş beyannamesinde bildirilen eşyanın bulunduğu konteynerde, X-Ray cihazı tarafından yapılan taramada farklı yoğunluklar bulunduğunun tespit
edilmesi üzerine 26.09.2008 tarihinde yapılan aramada, beyannamede gösterilmeyen bir kısım eşyanın ele geçirildiği iddiasıyla sanık hakkında eşyayı gümrük işlemlerine tabi tutmaksızın ülkeye sokma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı,
Sanığın sorgusunun istinabe suretiyle 03.03.2009 tarihinde yapıldığı,
Yerel mahkemece sanığın atılı suçtan beraatine karar verildiği,
Anlaşılmaktadır.
5237 sayılı TCK"nun 66. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça kamu davasının maddede yazılı sürelerin geçmesiyle düşeceği düzenlenmiş, maddenin birinci fıkrasının (e) bendinde de beş yıldan fazla olmamak üzere hapis ya da adli para cezasını gerektiren suçlarda bu sürenin sekiz yıl olacağı hüküm altına alınmıştır.
Aynı Kanunun 67. maddesinin 3 ve 4. fıkraları uyarınca kesen bir nedenin varlığı halinde zamanaşımı, kesilme gününden itibaren yeniden işlemeye başlayacak ve ilgili suça ilişkin olarak kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzayacaktır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun süreklilik gösteren birçok kararında açıkça vurgulandığı üzere, yargılama yapılmasına engel olup davayı düşüren hâllerden biri olan dava zamanaşımının yargılama sırasında gerçekleşmesi hâlinde, yerel mahkeme ya da Yargıtay, resen zamanaşımı kuralını uygulayarak kamu davasının düşmesine karar verecektir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanığa atılı eşyayı gümrük işlemlerine tâbi tutmaksızın ülkeye sokma suçunun yaptırımı, suç tarihinde ve hâlen yürürlükte bulunan 5607 sayılı Kanunun 3. maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesinde bir yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezası, bozma ilamında belirtilen nitelendirmeye göre de; eşyayı gümrük vergilerini ödemeden ülkeye sokma suçunun yaptırımı, suç tarihinde yürürlükte bulunan 5607 sayılı Kanunun 3. maddesinin ikinci fıkrasında bir yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezası olup, TCK"nun 66/1-e maddesi uyarınca her iki nitelendirmeye göre suçun asli dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır.
Daha ağır cezayı gerektiren başka bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan ve 26.09.2008 tarihinde gerçekleştirilen eylemle ilgili olarak, sanık hakkında dava zamanaşımını kesen en son işlem 03.03.2009 tarihli sorgusu olup, bu tarihten sonra zamanaşımını kesen veya durduran başkaca bir sebebin gerçekleşmediği gözetildiğinde, TCK"nun 66/1-e maddesindeki sekiz yıllık zamanaşımı süresi, Ceza Genel Kurulunun inceleme tarihinden önce 03.03.2017 tarihinde dolmuş bulunmaktadır.
Bu itibarla, yerel mahkeme direnme hükmünün, gerçekleşen dava zamanaşımı nedeni ile bozulmasına, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda, 1412 sayılı CMUK"nun, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 322. maddesine göre karar verilmesi mümkün olduğundan, 5237 sayılı TCK"nun 66/1-e ve 5271 sayılı CMK"nun 223/8. maddeleri uyarınca sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmelidir.
2- Dava zamanaşımının gerçekleştiği sonucuna ulaşılmakla, elkonulan eşyanın iadesi veya müsaderesi hususunda Ceza Genel Kurulunca bir karar verilip verilemeyeceği;
İncelenen dosya içeriğinden;
26.09.2008 tarihli sayım, tespit, elkoyma, mühürleme ve teslim tutanağına göre;.... Ambalaj ve Gıda San. Tic. Ltd. Şti. adına tescilli 24.09.2008 tarihli serbest dolaşıma giriş beyannamesinde, içerisinde 32 kap 14.483 kilogram bristol karton ve 7617 kap oluklu kâğıt veya karton kutu olduğu belirtilen konteynerde, X-Ray cihazı ile yapılan tarama sonucunda, konteynerin çeşitli bölgelerinde farklı yoğunluklar olduğunun tespiti üzerine, beyan edilen yükten farklı bir yük olduğundan şüphelenilerek yapılan sayım neticesinde serbest dolaşıma giriş beyannamesinde bahsi geçen eşya dışındaki 1 adet baskı makinesi merdanesi, 2 adet rulman, 3 adet karton kesim makinesinin temizleme ünitesi aparatı, 54 adet (1090 kg) mürekkep, 54 adet 155 mm 1,63 kg rulo halinde streç film, 151 adet 200 mm 2,10 kg rulo halinde streç film, 83 adet 73 cm boyunda streç film, 8 adet 50 cm boyunda streç film, 18 adet rulo halinde çöp torbası, 1 adet 4,5 kg kapasiteli Elektro Helios marka sanayi tipi çamaşır makinesi ve 3.900 kg paketlemeye hazır yarı mamûl kâğıt tabakanın beyan edilmedikleri ve herhangi bir gümrük işlemine tabi tutulmadıkları, bu eşya ile ilgili bir belgenin de ibraz edilmediği tespit edilerek eşyaya elkonulduğu ve kaçak eşyaya mahsus tespit varakası düzenlendiği,
İhracatçı İsveç firması tarafından düzenlenen dolaşım belgesi, fatura, çeki listesi ile konşimento ve ithalatçı firmanın ödeme belgelerinin, 24.09.2008 tarihli gümrük beyannamesi muhteviyatı ile uyumlu olduğu, beyanname dışında kalıp elkonulan eşyayı kapsamadığı,
Kaçak eşyaya mahsus tespit varakasına göre; suça konu olan eşyanın CİF değerinin 25.810 Lira, vergiler toplamının 5.992,09 Lira, gümrüklenmiş değerinin ise 31.802,09 Lira olduğu,
Bilirkişi kurulunca düzenlenen raporlarda; elkonulan yaklaşık 5.000 kg ağırlığındaki, 11 kalemden müteşekkil, ticari mahiyet ve miktardaki beyan harici eşyanın tamamının gümrüğe tabi, yabancı menşeili mallardan olup CİF kıymetleri toplamının 25.810 Lira olduğu, 24.09.2008 tarihli beyanname ile beyan edilen ve vergi muafiyeti bulunan emtiaların devamı niteliğinde olmadıkları, çok sayıda ve farklı kalemde emtianın olduğu, bunlardan kâğıt-karton cinsi dışındakilerin vergiye tabi oldukları belirtilerek bu eşyanın sipariş edilmeden gönderici firma tarafından gönderilmesinin ticari teamüllere ve hayatın olağan akışına uygun olmadığı ve 5607 sayılı Kanun kapsamında kaçak olarak değerlendirilmesi gerektiği yönünde kanaat bildirildiği,
Anlaşılmaktadır.
İnceleme dışı sanık Osman Hilmi Damar aşamalarda; ithalatçı firmanın verdiği konşimento, fatura ve dolaşım belgesine göre gümrük beyannamesi hazırlayıp gümrük idaresine sunduklarını, tescilden sonra yapılan muayene sonucunda beyanname muhteviyatı dışında eşyanın ortaya çıktığını, konteynerde beyannamede bildirilenlerin dışında eşya olduğunu bilmediğini beyan etmiştir.
Sanık ... soruşturma aşamasında; .... Ambalaj ve Gıda San. Tic. Ltd. Şti."nin ortağı ve imzaya yetkili müdürü olduğunu, yeni kurulan fabrikaları için İsveç"te bulunan firmadan baskı ve diğer üretim makinelerini satın aldıklarını, üretim için gerekli ham madde gereksinimini de aynı firmadan temin ettiklerini, olay gününe kadar üç konteyner mal getirdiklerini, son olarakda 24.09.2008 tarihli serbest dolaşıma giriş beyannamesi muhteviyatında olan emtiaları sipariş ettiklerini, fakat konteynerden sipariş etmedikleri ve haberleri dışında gelen eşyanın da çıktığını, İsveç firmasının beyan edilen malzemeler dışında daha önce göndermeyi unuttuğu veya daha sonra gönderebileceği malzemeleri de bilgileri dışında konteynere koymuş olabileceğini, olayın İsveç"teki firmanın bu durumu kendilerine bildirmemesinden kaynaklandığını,
Kovuşturma aşamasında ek olarak; olaydan sonra İsveçli firma ile irtibata geçmeleri sonucunda İsveçli firmanın farklı çıkan eşyayla ilgili olarak kendi gümrüğüne yeni bir beyanname verdiğini, o beyannamesine yükleme hatasına konu olan eşyanın bulunduğu faturanın da eklendiğini, bu belgeler çerçevesinde olayın İsveçli firmanın yükleme hatasından kaynaklandığının sabit olduğunu,
Savunmuştur.
Konumuzla ilgisi bakımından müsadereyi düzenleyen hükümlerin incelenmesi gerekmektedir.
Müsadere, 5237 sayılı TCK"nun "Genel Hükümler" başlıklı birinci kitabının, "Yaptırımlar" başlıklı üçüncü kısmının, "Güvenlik Tedbirleri" başlıklı ikinci bölümünün "Eşya Müsaderesi" başlıklı 54 ve "Kazanç müsaderesi" başlıklı 55. maddelerinde düzenlenmiş olup, uyuşmazlığın konusunu oluşturan "Eşya Müsaderesi" başlıklı 54. maddesi;
"(1) İyiniyetli üçüncü kişilere ait olmamak koşuluyla, kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşyanın müsaderesine hükmolunur. Suçun işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanan eşya, kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel ahlâk açısından tehlikeli olması durumunda müsadere edilir. Eşyanın üzerinde iyiniyetli üçüncü kişiler lehine tesis edilmiş sınırlı ayni hakkın bulunması hâlinde müsadere kararı, bu hak saklı kalmak şartıyla verilir.
(2) Birinci fıkra kapsamına giren eşyanın, ortadan kaldırılması, elden çıkarılması, tüketilmesi veya müsaderesinin başka bir surette imkânsız kılınması hâlinde; bu eşyanın değeri kadar para tutarının müsaderesine karar verilir.
(3) Suçta kullanılan eşyanın müsadere edilmesinin işlenen suça nazaran daha ağır sonuçlar doğuracağı ve bu nedenle hakkaniyete aykırı olacağı anlaşıldığında, müsaderesine hükmedilmeyebilir.
(4) Üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç oluşturan eşya, müsadere edilir.
(5) Bir şeyin sadece bazı kısımlarının müsaderesi gerektiğinde, tümüne zarar verilmeksizin bu kısmı ayırmak olanaklı ise, sadece bu kısmın müsaderesine karar verilir.
(6) Birden fazla kişinin paydaş olduğu eşya ile ilgili olarak, sadece suça iştirak eden kişinin payının müsaderesine hükmolunur" şeklindedir.
Müsadere, bir şeyin mülkiyetinin devlete geçmesi sonucunu doğurmakta olup, 5237 sayılı TCK"nda müsadere bir güvenlik tedbiri olarak kabul edilmiştir. Anılan Kanunun 54. maddesinin birinci fıkrasına göre, kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşya, iyiniyetli üçüncü kişilere ait olmamak şartıyla müsadere edilir. Suçun işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanmış olan eşya ise, suçun icra hareketlerine henüz başlanmamış ise, sadece bu nedenle müsadere edilemeyecek, ancak niteliği itibarıyla kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel ahlak açısından tehlikeli olması durumunda eşyanın müsaderesine hükmedilecektir.
Kural olarak müsadereye hükmedilmesi için kasıtlı bir suçun işlenmesi zorunlu olmakla birlikte, bu suçtan dolayı bir kimsenin mutlaka cezaya mahkûm edilmesi gerekmemektedir. Örneğin suçun işlenmesinde kullanılan eşyanın, bunu kullanan fail akıl hastası olması nedeniyle cezalandırılamasa dahi müsaderesine hükmedilebilecektir.
Üçüncü fıkrada, müsaderede orantılılık kuralı kabul edilmiş olup, buna göre, suçta kullanılan eşyanın müsadere edilmesinin işlenen suça nazaran daha ağır sonuçlar doğuracağının ve bu nedenle hakkaniyete aykırı olacağının anlaşıldığı durumlarda, eşyanın müsaderesine hükmedilmeyebilecektir.
Maddenin dördüncü fıkrasına göre, üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç oluşturan eşyanın, eylem suç oluşturmasa dahi her hâlde müsaderesine hükmolunacaktır.
5607 sayılı Kanunun 13. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi "Bu Kanunda tanımlanan suçlarla ilgili olarak 26.09.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun eşya ve kazanç müsaderesine ilişkin hükümleri uygulanır", aynı maddenin ikinci fıkrası ise "Etkin pişmanlık nedeniyle fail hakkında cezaya hükmolunmaması veya kamu davasının düşmesine karar verilmesi, sadece suç konusu eşya ile ilgili olarak müsadere hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil etmez" şeklinde düzenlenmiştir.
Bu kapsamda, zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle kamu davasının düşmesine karar verildiği durumlarda, elkonulan eşya ile ilgili olarak müsadere koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi zorunlu olup, elkonulan eşyanın müsaderesi ya da iadesi hususunda karar verilebilmesi için başkaca bir inceleme ve araştırma yapılmasının gerekmediği hâllerde, usul ekonomisi de gözetilerek Ceza Genel Kurulunca hükmün bu yönüyle de incelenebileceği ve müsadere ya da iade hususunda bir karar verilebileceği kabul edilmelidir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanığın ortağı ve imzaya yetkili müdürü olduğu firmaca ithal edilen ve 24.09.2008 tarihli serbest dolaşıma giriş beyannamesinde bildirilen eşyanın bulunduğu konteynerde, beyannamede ya da ekindeki belgelerde gösterilmeyen 11 kalemden oluşan, yaklaşık 5.000 kg ağırlığında, ticari mahiyet ve miktardaki eşyanın tespit edilerek ele geçirildiği anlaşılmakla; bahse konu eşyanın serbest dolaşıma giriş beyannamesi ve eklerinde beyan edilmemesi, herhangi bir gümrük işlemine tabi tutulmaması, beyan edilen emtianın devamı niteliğinde olmaması, ticari nitelikte ve miktarda olması, çok sayıda ve farklı kalemden oluşması, sipariş edilmeden yollanmasının ticari teamüllere uygun düşmemesi, beyan edilen emtianın vergi muafiyeti kapsamında olmasına rağmen beyan edilmeyen eşyanın vergiye tabi emtia olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, beyan edilmemek suretiyle gümrük işlemlerine tabi tutulmaksızın ülkeye sokulmaya teşebbüs edildiği sabit olan, 5607 sayılı Kanun kapsamında kaçak eşya niteliğindeki suça konu eşyanın müsadere koşullarının oluştuğu, bu hususta karar verilebilmesi için başkaca bir inceleme ve araştırma yapılması gerekmediğinden usul ekonomisi de gözetilerek Ceza Genel Kurulunca müsadere kararı verilebileceği kabul edilmelidir.
Bu itibarla, yerel mahkeme direnme hükmünün, suça konu eşyanın müsaderesi yerine mahrece iadesine karar verilmesi isabetsizliğinden bozulmasına, ancak yeniden yargılama gerektirmeyen bu konuda, 1412 sayılı CMUK"nun, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 322. maddesine göre karar verilmesi mümkün olduğundan, TCDD İzmir Liman İşletme Müdürlüğü 3/B Ambarında ambar giriş defterinin 22.09.2008 tarih ve 812752 sırasında kayıtlı, beyan edilmeyen kaçak eşyanın 5607 sayılı Kanunun 13/1. maddesi delaletiyle TCK"nun 54/1. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmelidir.
İkinci uyuşmazlık yönünden çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Üyesi ...;
"Sanık ... hakkında açılan kamu davasında yapılan yargılama sonunda yerel mahkemece, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 08.07.2013 tarihli bozma ilamına karşı direnilmesine ve sanığın beraati ile suça konu eşyanın mahrecine iadesine ilişkin hükmün, Ceza Genel Kurulunca, kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine, mahkemece mahrecine iadesine karar verilen eşyanın zoralımına yönelik çoğunluğun görüşüne aşağıdaki nedenlerle katılma olanağı olmamıştır.
Yüksek Ceza Genel Kurulunda yapılan görüşme sonunda, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülmesine, elkonulan eşyanın zoralımına karar verilmiştir.
Zoralım 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun "Yaptırımlar" başlıklı üçüncü kısım, "Güvenlik Tedbirleri" başlıklı ikinci bölümde "Eşya Müsaderesi" başlığı altında 54. maddede düzenlenmiştir.
"Kamu Davasının Sona Ermesi ve Hüküm" başlıklı 5271 sayılı CMK.nun 223/1. maddesinde "Güvenlik Tedbiri" hüküm olarak sayılmıştır.
Müsaderenin, TCK"nun 54. maddesinde güvenlik tedbiri olarak düzenlenmesi ve CMK"nun 223/1. maddesinde hüküm olarak belirtilmiş olması karşısında istinaf veya temyiz yasa yoluna tabi olacaktır.
5271 sayılı CMK"nun 256, 257, 258. maddelerinde müsaderede uygulanacak başvuru, duruşma ve karar ile kanun yolları gösterilmiştir.
1412 sayılı CMUK"nun 322. maddesinde Yargıtayca davanın esasına, hükmedilecek haller ve karar düzeltilmesi, 5271 sayılı CMK.nun 303. maddesinde Yargıtayca davanın esasına hükmedilecek hâller ve hukuka aykırılık hâllerinin düzeltilmesi CMK"nun 308. maddesinde de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi düzenlenmiştir.
Türk Ceza Kanununun 54. maddesine göre bir güvenlik tedbiri olan ve 5271 sayılı CMK"nun 223/1. maddesi uyarınca hüküm sayılan müsadere istinaf ve temyiz yasal yoluna tabidir.
5271 sayılı CMK"nun 257. maddesi uyarınca müsadere kararının duruşmalı olarak verilmesi yasal bir zorunluluktur.
Duruşma yapılması, müsadereye konu eşya üzerinde hak sahibi olan veya kişiyi ilgilendiren bir konuda delillerini ileri sürmesi ve kanun yollarına başvurma imkânına sahip olmasını sağlayacaktır.
Somut olayda yerel mahkemece ürünlerin iadesine karar verilmiş olup, Ceza Genel Kurulunca doğrudan müsadere kararı verilmiş olması nedeniyle sanığın müsadereye ilişkin Ceza Genel Kurul kararına karşı kullanabileceği bir kanun yolu da kalmamıştır.
1412 sayılı CMUK"nun 322. maddesi ile 5271 sayılı CMK"nun 303. madde hükümleri göz önüne alındığında, yerel mahkemenin iade kararı kaldırılmadan doğrudan müsadereye karar verilmesi olanaklı değildir. Esasen 1412 sayılı Kanunun 322. ve 5271 sayılı CMK"nun 303. madde hükümleri uyarınca müsadere hususunda Yargıtay Ceza Genel Kurulunca bir karar verilmesi mümkün görülmemektedir.
1412 sayılı CMUK"nun 326. maddesinin 3. fıkrasına göre ısrar üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara uymanın mecburi olduğu, 5271 sayılı CMK"nun 307. maddesinin 3. fıkrasına göre de direnme üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara karşı direnilemeyeceğine dair hükümleri ile CMK"nun 308. maddesi gereğince Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca ancak Ceza Dairelerinin kararlarına karşı itiraz edilebileceğine ilişkin hükümler birlikte değerlendirildiğinde, yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmeyerek Ceza Genel Kurulunca müsadere konusunda karar verilmesi ilgililerin kanuni yollara başvurma hakkını ortadan kaldırmakta ve hak ihlaline neden olmaktadır.
Bu itibarla, vergileri ödenmeden ithal edilmeye teşebbüs olunan eşyanın zoralımına ilişkin sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir." düşüncesiyle,
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Genel Kurul Üyesi de; benzer düşüncelerle karşı oy kullanmışlardır.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.12.2013 gün ve 1352-1767 sayılı direnme hükmünün; dava zamanaşımının gerçekleşmesi nedeninden ve suça konu eşyanın müsaderesi yerine mahrece iadesine karar verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,
Ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu konuda, 1412 sayılı CMUK"nun, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 322. maddesine göre karar verilmesi mümkün olduğundan;
A- Sanık hakkındaki kamu davasının TCK’nun 66/1-e ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞMESİNE,
B- TCDD İzmir Liman İşletme Müdürlüğü 3/B Ambarında ambar giriş defterinin 22.09.2008 tarih ve 812752 sırasında kayıtlı, beyan edilmeyen kaçak eşyanın 5607 sayılı Kanunun 13/1. maddesi delaletiyle TCK"nun 54/1. maddesi uyarınca MÜSADERESİNE,
2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"na TEVDİİNE, 27.02.2018 tarihinde yapılan müzakerede birinci uyuşmazlık yönünden oybirliğiyle, ikinci uyuşmazlık yönünden oyçokluğuyla karar verildi.
Bu alandan sadece bu kararla ilintili POST üretebilirsiniz. Bu karardan bağımsız tamamen kendinize özel POST üretmek için TIKLAYINIZ
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.