12. Ceza Dairesi 2016/9782 E. , 2016/12261 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Katılanlar : 1-..., 2- ...
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : Sanık ... hakkında;
Taksirle öldürme suçunda: TCK"nın 85/1, 53/1. maddeleri gereğince mahkûmiyet,
Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan: TCK"nın 206, 53/1. maddeleri gereğince mahkumiyet,
Özel belgede sahtecilik suçundan: TCK"nın 207/1, 53/1. maddeleri gereğince mahkumiyet,
Sanık ... hakkında özel belgede sahtecilik suçundan: TCK"nın 207/1, 37/1, 51/1-3-7-8, 53/1. maddeleri gereğince mahkumiyet
Taksirle öldürme, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan ve özel belgede sahtecilik suçlarından sanık ..."un; özel belgede sahtecilik suçundan ise sanık ..."in mahkumiyetlerine ilişkin hükümler, sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1- Sanık ..."un resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan mahkumiyetine ilişkin hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin suçun unsurlarının oluşmadığına, kasıt olmadığına, ceza miktarına, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK"nın 53/1-c maddesinde belirtilen velayet, vesayet ve kayyımlığa ait hizmette bulunmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirinin aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca sadece kendi alt soyu açısından koşullu salıverme süresine kadar uygulanabileceği, alt soy haricindeki kişiler yönünden ise, yoksunluğun, hapis cezasının infazına kadar devam edeceğinin gözetilmemesi ve sanık hakkında TCK"nın 53. maddesi tatbik edilirken, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete"de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının gözetilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA: ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun"un 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan mahkumiyetine ilişkin hükmün 53. maddenin uygulanmasına ilişkin 4. paragrafının hüküm fıkrasından çıkarılarak, yerine, "Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak TCK"nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a), (d), (e) bentlerindeki hakları kullanmaktan aynı Kanun"un 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; TCK"nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendindeki hakları kullanmak yönünden ise, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından aynı kanun"un 53/3. maddesi gereğince koşullu salıverilme tarihine kadar, diğer kişiler bakımından TCK"nın 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına, TCK"nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendindeki hak yoksunlukları açısından ise Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete"de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının gözetilmesine," ibarelerinin eklenmesi suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Sanıklar ... ile ..."un özel belgede sahtecilik suçundan ve sanık ..."un taksirle öldürme suçundan mahkumiyetine ilişkin hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince;
Sanıklar ... ile ..."un özel belgede sahtecilik suçundan yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiilerinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık ... tarafından ..."in muayenesinden sonra uzman doktor ... kaşesi taşıyan reçete düzenlenip katılanlara verdiği, katılanlara verilen ilaçların sabah alınıp kullanılması gerektiğinin sanık tarafından katılanlara bildirildiği, muayene ve tedavi işlemi bittikten sonra eve dönen bebek ..."in sabaha doğru vefat ettiği, katılanların bu süreçte sanık tarafından verilen reçeteyi eczaneye götürerek ilaçları temin etmediği, TCK"nın 207/1. maddesinde düzenlenen özel evrakta sahtecilik suçunun oluşması için sahte olarak düzenlenen evrakın düzenlenmesi yeterli olmayıp aynı zamanda kullanılmasının da gerektiği, ancak katılanlar tarafından reçetenin işleme konulmaması sebebiyle sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmadığı, diğer sanık ... açısından da unsurları oluşmayan suça iştirakin mümkün olmadığı gözetilerek, sanıkların üzerlerine atılı sahtecilik suçundan beraatlerine karar verilmesi yerine, mahkumiyetlerine ilişkin hüküm kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre de;
Kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında TCK"nın 53. maddesinde belirtilen hak yoksunluğuna hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
13.10.2009 günü gece saat 02:00 sularında bebek ..."in rahatsızlanması üzerine sanık tarafından muayene edilerek akut bronşit teşhisi konulduğu, tedavi için müşahedeye alındığı, oksijen, ventolin, pulmikort nebül şeklinde, Novasef, Prednol ampul uygulandığı, reçetesinin düzenlenip eve gönderildiği ,sabah 06:00 sularında anne ... tarafından bebeğin ölü olarak bulunduğu ve tekrar aynı hastaneye getirildiği ,ancak bebeğin ölmüş olduğunun tespit edildiği olayla ilgili olarak alınan ATK İstanbul 1. İhtisas Kurulunun 26.10.2011 gün ,2011/43140-2025 sayı ve 3423 karar numaralı raporunda “tıbbi belgeler ve otopsi bulgularına göre ..."in ölümünün akut bronşit ve gelişen solunum yetmezliğine bağlı olarak öldüğü ve ölümün meydana gelmesinde 13.10.2009 günü gece saat 02:00 sularında çocuğu muayene eden doktorun çocuğun vital bulgularını kayıt altına almaması( ateş, nabız, solunum) ve akciğer grafisi çekmemesi, bebeğin prematür doğuşu, sık enfeksiyon geçirmesi, yaşı dikkate alındığında bebeğin hastaneye yatışının yapılarak tedavisinin yapılması gerektiği halde ayakta tedavi edilmesinin eksiklik olduğunun belirtildiği, ancak sanık tarafından uygulanan tedavi ile bebeğin ölümü arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığının belirlenmediği dikkate alınarak, Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan illiyet bağına ilişkin rapor alındıktan sonra sanığın hukuki durumunun tayini ve tespiti gerekirken, eksik inceleme neticesinde yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kabul ve uygulamaya göre de;
1- Yargıtay Ceza Genel Kurulu"nun 07/07/2009 tarih 2009/9-62-191 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK"nın 61/1. maddesinin f bendinde yer alan "kastının ağırlığı gerekçesine dayanılamayacağının gözetilmemesi,
2- 5237 sayılı TCK"nın 53/1. maddesindeki hak yoksunluklarının taksirli suçlarda uygulama olanağı bulunmadığı gözetilmeden, sanık hakkında hak yoksunluğuna hükmedilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 27/10/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.