
Esas No: 2020/1646
Karar No: 2022/979
Karar Tarihi: 10.02.2022
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2020/1646 Esas 2022/979 Karar Sayılı İlamı
11. Hukuk Dairesi 2020/1646 E. , 2022/979 K."İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 26.02.2020 tarih ve 2017/826 E. - 2020/156 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 08.02.2022 günü hazır bulunan davacı asil İzzet Koyuncu ile davalılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekili ile icra dosyasında borçlu sıfatında bulunan ..., ..., ... ve ... arasında borçlulara ait Delphin Evenstein Food GmbH ve EU Delphinland ticaret unvanlı şirkete kâr-zarar ortaklığı konusunda anlaşma yapıldığını, bu ortaklıkla ilgili olarak Alman Noterliği'nde düzenlenen belgenin bulunduğunu, dava dışı ... yetkisiyle şirketin diğer ortağı davalı ... ile davacı arasında 15/02/2011 tarihli anlaşma tutanağı akdedildiği söz konusu protokolde davacının 150.000,00 Euro karşılığında dava dışı şirkete 1/3 oranında kâr ve zarar dağılımına ortak olacağının 15/02/2011 tarihi itibariyle kazanılacak kârın veya oluşacak zararın 1/3 oranında taraflar arasında paylaştırılacağının ortaklığın sona ermesi durumunda davacının ortaklığın kuruluşu sırasında vermiş olduğu 150.000,00 Euro ve şirketten ayrılık tarihine kadar oluşacak değerin yarısının verileceğinin hüküm altına alındığını, davacının anlaşma uyarınca şirket ortaklarından dava dışı ...hesabına 24/02/2011 tarihinde 150.000,00 Euro para transferi yaptığını, müvekkilinin şimdiye kadar yaklaşık 434.000,00 Euro verdiğini ancak bu paradan 238.000,00 Euro'nun davacıya döndüğünü, davalıların kâr dağıtımı yapmadıklarından dolayı şirketten ayrılmak istediğini, davalıların şirketten ayrılınca protokol gereği ödeyecekleri 150.000,00 Euro ödenmeyince İstanbul 18. İcra Müdürlüğü'nün 2013/5984 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını davalıların itirazı ile takibin durduğunu beyanla, itirazın iptali ile %20 inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili; davacı ile davalılar arasında hukuki bir ilişkinin olmadığını, davada taraf sıfatının bulunmadığını, müvekkili ...'ın, ... adına dava konusu sözleşmeye imza attığını, diğer müvekkili ...'ın dava konusu sözleşmelerle ilgisinin imzasının olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece uyulan bozma ilamına göre, davacı ile ... yetkisiyle davalı ... arasında 15/02/2011 tarihinde "anlaşma tutanağı" başlıklı belgenin imzalandığı, bu belgenin içeriği itibariyle bir tür kâra ve zarara katılmalı ödünç anlaşması niteliğinde olduğu, davacının bu sözleşme karşılığında dava dışı ...'ye 150.000 Euro ödeyeceği, ortaklıktan ayrılma zamanı geldiğinde bu paranın davacı tarafından geri alınacağının kararlaştırıldığı, ...'ın, ... tarafından yetkilendirilmiş vekil olduğu, davalı ..., davacı ile yapmış olduğu anlaşmayı ...'ye vekaleten yapmış olmakla bu davalıdan tahsili gereken herhangi bir alacağının bulunmadığı, takip ve davaya konu edilen sözleşme nedeniyle davalı ...'ın şahsen sorumluluğu yoluna gidilemeyeceği gerekçesiyle davacının ... aleyhine açmış olduğu davanın husumet nedeniyle reddine, ... aleyhine açmış olduğu itirazın iptali davasının subut bulmaması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve her ne kadar davalı ... aleyhine açılan dava sıfat yokluğundan reddedilmiş olup, davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’nin 7/(2). maddesi gereğince Tarife’nin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunması gerekmekte ise de, davacı tarafça temyiz sebepleri arasında yer verilmeyen bu hususun, Mülga HUMK’nın 435. maddesi gereğince Dairemizce resen gözetilebilecek hususlardan da olmamasına göre davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 26,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 10/02/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, hakimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli karar uyum içinde olmalıdır. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar ve hüküm arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm veya gerekçe başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır.
Öyle ki, İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Ayrıca 6100 sayılı HMK 294 ve 297 maddelerinde hüküm fıkrasında nelerin yer alacağı açıklanmış; 6100 sayılı HMK 297/son maddesi gereğince; hükümde, tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerinin yer alacağı belirtildikten sonra, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekli olduğu belirtilmiş yine anılan kanunun 298/2. maddesi gereğince de; gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı belirtilmiştir.
Temyize konu davada, hüküm fıkrasının 2. bendinde, davacının ... aleyhine açmış olduğu itirazın iptali davasının sübut bulmaması nedeniyle reddine ve davacı aleyhine nisbi vekalet ücreti tayinine karar verildiği halde, gerekçe de sayın çoğunluğunda kabulünde olduğu üzere adı geçen davalı aleyhindeki davanın sıfat yokluğundan (pasif husumet) reddedildiği gerekçesi ile hüküm-gerekçe çelişkisi oluşturulmuştur.
Yukarıda da açıklandığı üzere, bu çelişki, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın re'sen bozma nedenidir.
Yerel mahkeme kararının açıklanan nedenle bozulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile onanmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.