Abaküs Yazılım
10. Hukuk Dairesi
Esas No: 2020/3800
Karar No: 2021/4421
Karar Tarihi: 31.03.2021

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2020/3800 Esas 2021/4421 Karar Sayılı İlamı

10. Hukuk Dairesi         2020/3800 E.  ,  2021/4421 K.

    "İçtihat Metni"

    Mahkemesi : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
    ...

    Asıl dava, vefat eden sigortalı babasından hak sahibi kız çocuğu sıfatıyla aylık almakta olan davacının, boşandığı eşiyle birlikte yaşadığından bahisle aylıklarının kesilerek, 25.10.2008 – 24.05.2014 arası dönemde ödenen aylıklar için borç tahakkuk ettirildiğini beyanla, ilgili kurum işleminin iptali ile aylığın kesildiği tarihten itibaren yasal faiziyle yeniden bağlanması istemine; birleşen dava ise yersiz aylıklar için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
    İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen karara karşı davalı-birleşen dava davacısı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince Kurumun istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
    Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince verilen kararın, Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
    I-İSTEM
    Asıl davada, davacı-birleşen dava davalısı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin kurum emeklisi ..."nın kızı olması sebebiyle 01.04.2005-24.05.2014 tarihleri arasında aylık almakta iken kurum tarafından yapılan araştırma sonucunda 25.10.2008 tarihinde boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşamaya devam ettiğinin tespit edildiğinin gerekçe gösterilerek 24.05.2014 tarihi itibariyle yetim aylığının kesildiğinin bildirildiğini, 25.10.2008-24.05.2014 tarihleri arasında ödenen toplam 9.331,77 Türk Lirası aylıkların yasal faizleri ile ödenmesinin talep edildiğini, müvekkilinin eşi ... ile Aksaray 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/356 K. sayılı ilamı ile boşandıklarını boşanma sonrasında bir araya gelmediklerini müvekkilinin ikametini ...,... adresine taşıdığını kira kontratının elektrik ve su aboneliğinin ve adres belgesinin mevcut olduğunu müvekkilinin hastalıklarla mücadele ettiğini ve bu haliyle hasta haklarından yeterince faydalanamadığını bu sebeple haklı davanın kabulü ile kurum işleminin iptaline karar verilmesi talep edilmiştir.
    Birleşen davada davalı-birleşen dava davacısı Kurum vekili, davalıya 25.10.2008 - 24.5.2014 dönemi yersiz ödenen aylıklar toplamı 9.331,77 TL"nin ve 3.166,46 TL nin tahsili için Ankara 24. İcra Müd. 2015/19503 E. sayısında takip başlatıldığını, itiraz ile durduğunu beyanla, itirazın iptali, takibin devamı ve %20 icra inkar tazminatına karar verilmesi talep edilmiştir.
    III-MAHKEME KARARI
    A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
    Mahkemece, tüm tutunaklar, bilirkişi raporları, medula kayıtları ve emniyet araştırmalarının, davacı ile kocasının birlikte yaşamadığı ayrı ikametgahta oturdukları gerekçesiyle; asıl dava yönünden davanın kabulüne davacının eşi ... ile birlikte yaşamadığının tespiti ile kesilen kurum aylığının yeniden bağlanmasına, aksine kurum işleminin iptaline, Haziran 2014"den beri kesilen yetim aylığının ödemesinin devamına, davacının kuruma borçlu olmadığının tespitine, birleşen Ankara 33. İş Mahkemesinin 2017/170 Es sayılı dava dosyasında kurum alacağının tahsili için girişilen icra takibine yapılan itirazın, iptali istendiğinden davanın reddine karar verilmiştir.
    B-BAM KARARI
    Birleşen davalı-birleşen dava davacı-birleşen dava davalısı Kurum vekilinin istinaf yoluna başvurması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
    TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
    Kurum vekili tarafından; ...’nın boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşadığının tespit edilmesi nedeniyle aylıklarının kesildiği ve kendisine süresinde 25.826,20 TL yersiz ödeme yapıldığı tespit edilerek borç çıkartıldığını, 5510 sayılı Kanunun 56. ve 96. maddeleri ile dosyaya ibraz edilen 10/03/2014 tarih ve 2014/ME/039 sayılı raporun incelenmesinden, davacı-birleşen dava davalısı ile eski eşi ..."in ikamet adreslerine gidildiği ve bina sakinleri ve akrabalarının imzalı beyanlarına göre boşanmalarına rağmen birlikte yaşadıklarının tespit edildiğini belirterek, kararın bozulması talep edilmiştir.
    IV-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
    Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 56"ncı maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96"ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5510 sayılı Yasanın 56. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi"ne yapılan 2009/86 Esas numaralı başvurunun, 28.04.2011 tarihinde verilen karar ile reddedilmiştir.
    5510 sayılı Kanunun 56"ncı maddesinin ikinci fıkrası, daha önceki sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir-aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi, eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir-aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun/durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir. Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan-olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli, ortak çocuk-çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak, eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir-aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli, boşanılan eşle kurulan-yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenerek saptama yapılmalıdır.
    Anılan 56"ncı maddede, oldukça yalın olarak “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup, kanun koyucu tarafından örneğin; “sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, “hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Maddede boşanma amacına-saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin-samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma-irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununda “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibarıyla gerçek-samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin-aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.
    Sonuç olarak; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 56"ncı maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir.

    Eldeki davada, davacı-birleşen dava davalısının eski eşi ...’in Keçiören-Ankara’daki ve Aksaray’daki adreslerde mahalinde zabıta araştırması yapılarak; birlikte yaşam olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediğine dair tespitte bulunulmalı; ayrıca davacı-birleşen dava davalısının aylığının kesilmesi ile ilgili 2013- 2014 – 2015 ve 2016 yıllarında yapılan denetimin sebepleri ile bu raporlarda farklı değerlendirmeler yapılmasına rağmen aylığın kesilmesine dayanak olan 10.03.2014 tarihli rapora neden itibar edildiği Kurumdan sorulmalı, içerikleri değerlendirilmelidir. Öte yandan tanıkların mahkeme huzurunda, davacı-birleşen dava davalısının eski eşinin gündüz gelerek çocukların ihtiyaçlarını giderdiğine dair beyanları birlikte yaşama olgusu yönünden tartışılıp değerlendirilmeden göz ardı edilerek; eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
    O halde, davalı-birleşen dava davacısı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi kararının HMK"nın 373/1. Maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 31.03.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.






    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi