
Esas No: 2015/14226
Karar No: 2016/12091
Karar Tarihi: 21.10.2016
Taksirle öldürme - Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2015/14226 Esas 2016/12091 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : TCK’nın 85/1, 62, 51/1-3. maddeleri gereğince mahkumiyet
Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
TCK’nın 50/4. maddesi uyarınca taksirli suçlardan dolayı hükmedilen hapis cezasının uzun süreli de olsa diğer koşulların varlığı halinde adli para cezasına çevrilmesi mümkün olmasına rağmen sanık hakkında verilen cezanın süresi dikkate alınarak TCK"nın 50. maddesinde yer alan seçenek yaptırımlara çevrilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de; sanığın tekstil işçisi olup 850 TL aylık geliri olduğunu, üzerine kayıtlı malvarlığı olmadığını beyan ettiği, hakkında mahkumiyet hükmü kurulması halinde, hükmolunacak hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine veya ertelenmesine yönelik açık bir isteminin olmadığı ve TCK’nın 50 ve 51. maddelerinin her ikisinin de kişiselleştirme kurumu olup, birbirlerine karşı önceliklerinin bulunmadığı dikkate alındığında, sanık hakkında hükmolunan sonuç hapis cezasının TCK"nın 51. maddesi uyarınca ertelenmiş olması nedeniyle, tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA, 21.10.2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(M) (M)
MUHALEFET ŞERHİ:
Sanık ... hakkında; Küçükçekmece 9. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; 11/06/2014 gün, 2013/599 E-2014/392 K sayılı karar ile taksirle öldürme suçundan dolayı TCK"nın 85/1, 62, 51/1-3 Maddeleri gereğince 1 Yıl 8 Ay Hapis Cezasına hükmedilerek verilen ceza TCK"nın 51. maddesi uyarınca ertelenmiştir.
Bu karara karşı sanık müdafi tarafından süresinde açılan temyiz davası üzerine, Yargıtay Yüksek 12. Ceza Dairesi tarafından yapılan inceleme sonucunda, 21/10/2016 gün, 2015/14226 E-2016/12091 K sayılı karar ile sanık hakkında yerel mahkemece verilen mahkumiyet kararının ONANMASINA, karar verilmiştir.
Yerel mahkemece verilen mahkumiyet kararının Yargıtay Yüksek 12. Ceza Dairesi tarafından "ONANMASINA“ dair karara karşı aşağıda arz ve izah edilecek sebeplerle iştirak edilmemiştir.
Sanık ... hakkında; taksirli suçtan dolayı mahkumiyet kararı verilirken; TCK"nın 50. maddesi uyarınca anılan maddeki adli para cezasına çevrilmesine yasal engel bulunmadığı halde; sırf “ceza süresi” gerekçe olarak gösterilerek ayrım yapılmaksızın TCK"nın 50. maddesindeki seçenek yaptırımların uygulanmasına yer olmadığına karar verilerek hükmolunan hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiştir. Taksirli suçlardan dolayı hükmedilen uzun süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesinin mümkün olmasına karşın, hükmedilen cezanın TCK"nın 50/1-a maddesindeki adli para cezasına çevrilmesinin mümkün olmadığı yada ertelemeninin daha lehe olduğu gibi yanlış gerekçelerle hükmedilen hapis cezasını erteleyen yerel mahkemelerce verilen mahkumiyet hükümlerini temyizen inceleyen Yargıtay Yüksek 12. Ceza Dairesinin benzer olaylardaki içtihatlarında; TCK"nın 50 ve 51. maddelerinin her ikisinin de kişiselleştirme kurumu olup, birbirlerine karşı önceliklerinin bulunmadığı sonucuna varıldığı ve bu sonucun herhangi bir istisnası belirtilmeksizin yerleşik uygulamaya dönüştüğü daha önceki karar içeriklerinden anlaşılmıştır. Somut olayımızda da yerel mahkemece verilen erteli hapis cezasından ibaret mahkumiyet hükmünün ONANMASINA dair kararda, adli para cezalarının, erteli hapis cezalarından daha lehe olup olmadığı tartışmasının sonucuna bağlı olarak yerel mahkeme tarafından hükmedilen hapis cezasının ertelenmesine karşın, yanlış gerekçeyle adli para cezasına çevrilme-mesinin, sanık aleyhine sonuç doğurup doğurmayacağı ve buna bağlı olarak yanlış gerekçenin sonuca etkili olup olamayacağı konusunda Yargıtay Yüksek 12. Ceza Dairesinin sayın çoğunluğu ile aramızda uyuşmazlık doğmuştur.
Uyuşmazlığın çözümü için, öncelikle sanık ... hakkında hükmedilen erteli hapis cezasından ibaret hükümlülüğün adli para cezasından daha ağır sonuçlar doğrup doğurmayacağının ertelemenin ve adli para cezalarının hukuki nitelikleri ile doğurabileceği hukuki sonuçların bu husustaki kanuni düzenlemeler ışığında karşılaştırılarak yargı kararları ve öğretideki görüşlerden yararlanılarak belirlenmesi gerekmektedir
Erteleme, 5237 sayılı TCK’nın 51. maddesinde düzenlenmiş, şartlı bir af olmaktan çıkarılıp, hürriyeti bağlayıcı cezanın bir infaz şekli hâline getirilmiştir. Cezası ertelenen hükümlü hakkında, mahkûm olunan ceza süresinden az olmamak kaydı ile bir yıl ila üç yıl arasında bir denetim süresi belirlenecektir. Cezası ertelenen hükümlü denetim süresini yükümlülüklere uygun veya iyi hâlli olarak geçirdiği takdirde cezasını infaz etmiş sayılacak, ancak denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere, hâkimin uyarısına rağmen uymamakta ısrar etmesi hâlinde, ertelenen cezasının kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verilecektir.
Hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi ise 5237 sayılı TCK’nın 50. maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde ile, kısa süreli ya da uzun süreli olmakla birlikte taksirli suçtan dolayı hapis cezasına mahkum olan kişilerin, belirlenecek bir miktar adli para cezasını ödemek suretiyle infaz kurumuna girmelerinin önlenmesine imkan tanınmıştır. Hapisten çevrilen adli para cezalarının infazı 5237 sayılı TCK"nn 50. maddesinin 6 ve 7. fıkraları uyarınca yapılmakta iken, 01.03.2008 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5739 sayılı Kanun ile 5237 sayılı TCK"nın 50. maddesinin 6. fıkrasında yer alan "yaptırım" ibaresinin "tedbir" olarak değiştirilmesi ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun"un 106. maddesinin 4 ila 9. fıkralarının yeniden düzenlenip, 10. fıkrasının yürürlükten kaldırılması ile 5275 sayılı CGTİHK"nın 106. maddesindeki esaslara tabi kılınmış ve bu suretle doğrudan hükmolunan ve hapisten çevrilen adli para cezalarının infazında birlik sağlanmıştır.
18/6/2014 Tarih ve 6545 Sayılı Kanunu 81. maddesi ile – 5275 sayılı Kanunun 106.ı maddesinin üçüncü ve sekizinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve on birinci fıkrasına “İnfaz edilen hapsin” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya kamuya yararlı işte çalışmanın” ibaresi eklenmiştir.
“(3) Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir. Hükümlünün, hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması hâlinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir.”
“(8) Hükümlü, hapis yattığı veya kamuya yararlı işte çalıştığı günlerin dışındaki günlere karşılık gelen parayı öderse hapisten çıkartılır veya kamuya yararlı işte çalıştırılma sona erer.”
Şeklindeki en son değişiklik ile adli para cezasının ödenmemesi halinde hapis cezasına dönüştürülse dahi 2 saat çalışma karşılığı 1 gün hapis cezası olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalışmak suretiyle hapis cezasının infazına olanak tanınarak, Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulunun somut olaylara özgü olarak verilmiş olsa dahi yıllarca verilmiş olan bütün içtihatlara ve Türk Ceza Kanunundaki açık sıralamaya aykırı olacak şekilde verilen 04.06.2013 gün ve 1526-286, 02.10.2007 gün ve 160-192, 17/12/2013 gün, 2012/12-1519 E-2013/613 K sayılı ilamlarındaki tartışmayı bile sona erdirmiştir.
Adli Para cezalarının erteli hapis cezasından daha lehe olduğu konusunda Yargıtay Yüksek 12. Ceza Dairesi ile 02/10/2007-04/06/2013 ve 17/12/2013 tarihli Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulu kararlarına kadar aşağıda ki içtihatlarda açıklandığı üzere herhangi bir duraksama mevcut değildi.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23/11/2010 gün, 2010/181 E-2010/234 K sayılı ilamında;
Yerel mahkemenin temyiz edilmeksizin kesinleşen ve hükümlünün 5237 sayılı TCY’ nın 228/1, 62 ve 55. maddeleri uyarınca 25 gün hapis cezası ve 500 Lira adli para cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının TCY’nın 51. maddesi uyarınca ertelenmesine ilişkin hükmünün, Özel Dairece “hükmolunan kısa süreli hapis cezasının, 5237 sayılı TCY"nın 50. maddesi uyarınca seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi zorunluluğunun gözetilmemesi” nedeniyle yasa yararına bozulmasında, hükmün davanın esasını çözen bir mahkumiyet hükmü olmasından dolayı “aleyhe sonuç doğurmama” kuralı kapsamında kaldığı ve hükümlü aley¬hine sonuç doğmaması gerektiği konularında bir duraksama bulunmamaktadır.
Daha önce herhangi bir sabıkası bulunmayan ve suç tarihinde 65 yaşını da bitirmiş olan hükümlü hakkında yerel mahkemece 5237 sayılı TCY’nın 228/1, 62 ve 55. maddeleri uyarınca hükmedilen 30 günden az hapis cezasının aynı Yasanın 50/3. maddesine göre 1. fıkrada sayılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi zorunluluğuna uyulmaması isabetsiz olup, Özel Dairece yasa yararına bozma isteminin kabulüne karar verilerek hükmolunan hapis cezasının seçenek yaptırımlardan paraya dönüştürülmesine karar verilmiş olması CYY’nın 309/4-d maddesi uyarınca yerinde bir uygulamadır. Ancak yerel mahkemenin kesinleşen hükmündeki bir hukuka aykırılığı bu şekilde gideren Özel Dairece, “yerel mahkeme kararında erteleme hükmünün uygulanmasının kazanılmış hak oluşturduğu” gerekçesiyle, yasal olanak bulunmamasına karşın hükmolunan adli para cezasının ertelenmesine karar verilmek suretiyle yeni bir hukuka aykırılık oluşturulmuştur. Bu uygulama yasa yararına bozma kurumunun amacına uymamaktadır.
Bu itibarla, Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının kabulü ile Özel Daire yasa yararına bozma kararından adli para cezasının ertelenmesine ilişkin kısmın çıkartılmasına karar verilmelidir.
Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulunun 23/11/2010 gün, 2010/2-180 E-2010/233 K sayılı ilamı:
5237 sayılı Türk Ceza Yasasında, suç karşılığında öngörülen cezalar, hapis ve adli para cezaları olarak belirlenmiştir (TCK"nın 45. md). Kişinin özgürlüğünü kısıtlaması nedeniyle hapis cezasının adli para cezasına göre kişinin aleyhine olduğu yönünde kuşku yoktur. Hükmolunan adli para cezası sanığın lehine olan bir cezadır.
Öte yandan 647 sayılı Yasanın 6. maddesinde düzenlenen erteleme kurumu ile suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCY’nın 51. maddesinde düzenlenen erteleme kurumu arasında uygulanma koşulları ve hukuksal sonuçları bakımından, oldukça büyük farklılıklar bulunmaktadır. 5237 sayılı TCY’nın 51/8. maddesinde; “Denetim süresi yüküm¬lülüklere uygun veya iyi hâlli olarak geçirildiği takdirde, ceza infaz edilmiş sayılır” hükmü uyarınca erteleme süresi sonunda, yükümlülüklere uygun davranılsa ve herhangi bir suç işlenmese bile ceza infaz edilmiş sayılacaktı.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Yerel mahkemenin temyiz edilmeksizin kesinleşen ve hükümlünün 5237 sayılı TCY"nın 86/2, 29 ve 62. maddeleri uyarınca 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve bu cezasının TCY"nın 51. maddesi uyarınca ertelenmesine ilişkin hükmünün, Özel Dairece “hükmolunan kısa süreli hapis cezasının, 5237 sayılı TCY"nın 50. maddesi uyarınca seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi zorunluluğunun gözetilmemesi” nedenleriyle yasa yararına bozulmasında, hükmün davanın esasını çözen bir mahkûmiyet hükmü olması nedeniyle “aleyhe sonuç doğurmama” kuralı kapsamında kaldığı ve hükümlü aleyhine sonuç doğma¬ması gerektiği konularında bir duraksama bulunmamaktadır.
Daha önce işlediği bir suç nedeniyle verilen ve 21.05.1982 tarihinde kesinleşen 10 aylık erteli hapis cezasının esasen vaki olmamış sayılması nedeniyle herhangi bir sabıkası bulunmayan hükümlü hakkında yerel mahkemece 5237 sayılı TCY’nın 86/2, 29 ve 62. maddeleri uyarınca hükmedilen 30 günden az hapis cezasının aynı Yasanın 50/3. maddesine göre 1. fıkrada sayılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi zorunluluğuna uyulmaması isabetsiz olup, Özel Dairece yasa yararına bozma isteminin kabulüne karar verilerek hükmolunan hapis cezasının seçenek yaptırımlardan paraya dönüştürülmesine karar verilmiş olması CYY’nın 309/4-d maddesi uyarınca yerinde bir uygulamadır.
Yargıtay Yüksek 9. Ceza Dairesinin 03/11/2015 gün, 2015/16336 E-2015/6895 K sayılı ilamında;
Aleyhe temyiz edilmeyen, 24 eşit taksitle ödenmesine karar verilen 7300 TL adli para cezasına ilişkin ilk hükmün sanığın temyizi üzerine bozulması nedeniyle, kazanılmış hakkı bulunan sanık hakkında bozma sonrasında kurulan hükümde tayin olunan hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi gerektiği gözetilmeden erteli hapis cezasına karar verilmesi suretiyle CMUK"un 326/4. maddesine muhalefet edildiğinden bahisle yerel mahkemece verilen mahkumiyet hükmünün BOZULMASINA, karar verilmiştir
Yargıtay Yüksek 9. Ceza Dairesinin 25/02/2014 gün, 2013/10038 E-2014/2204 K sayılı ilamında;
Aleyhe temyiz edilmeyen 6000 TL adli para cezasına ilişkin ilk hükmün sanık müdafiinin temyizi üzerine bozulması nedeniyle, kazanılmış hakkı bulunan sanık hakkında bozma sonrasında kurulan hükümde tayin olunan hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi gerektiği gözetilmeden erteli hapis cezasına karar verilmesi suretiyle CMUK"un 326/4. maddesine muhalefet edildiğinden bahisle yerel mahkemece verilen mahkumiyet hükmünün BOZULMASINA, karar verilmiştir
Yargıtay Yüksek 2. Ceza Dairesinin 02/07/2013 gün, 2011/32054 E-2013/18045 K sayılı ilamında;
Adli para cezasının erteli hapis cezasına göre sanık yararına olması karşısında, 12.07.2006 tarihli ilk hükümde atılı hakaret suçundan temel ve sonuç ceza olarak adli para cezası verilmesine rağmen 1412 sayılı CMUK"un 326/son maddesine aykırı olarak sanığın kazanılmış hakkı gözetilmeden, bu kez temel ceza olarak hapis cezası öngörülüp 5237 sayılı TCK"nın 51. maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiğinden bahisle yerel mahkemece verilen mahkumiyet hükmünün BOZULMASINA, karar verilmiştir
Yargıtay Yüksek 19. Ceza Dairesinin 22/04/2015 gün, 2015/262 E-2015/660 K sayılı ilamında;
Sanık hakkında bozma öncesi verilen hükmün lehe temyiz edildiği ve bu hükümde hapis cezasının adli para cezasına çevrildiği gözetilmeden, incelemeye konu ikinci hükümde önceki kararla ilgili aleyhe bozma yasağına aykırı olarak, hapis cezasının ertelenmesine karar verildiğinden bahisle yerel mahkemece verilen mahkumiyet hükmünün BOZULMASINA, karar verilmiştir
Yargıtay Yüksek 19. Ceza Dairesinin 29/03/2016 gün, 2015/7493 E-2016/14009 K sayılı ilamında;
Sanığın temyizi üzerine bozulmasına karar verilen mahkumiyet hükmünde hapis cezasının adli para cezasına çevrilmiş olması karşısında, bozma sonrası yapılan yargılama sonunda hapis cezasının ertelenmesine karar verilmek suretiyle sanığın kazanılmış hakkının gözetilmediğinden bahisle yerel mahkemece verilen mahkumiyet hükmünün BOZULMASINA, karar verilmiştir
Yargıtay Yüksek 19. Ceza Dairesinin 22/06/2016 gün, 2016/9193 E-2016/20042 K sayılı ilamında;
Cezanın bireyselleştirilmesi ile kazanılmış hak kuralı farklı kavramlar olup, 5237 sayılı TCK"nın 51. maddesinde düzenlenen ertelemenin, şartlı bir af olmaktan çıkarılıp, hürriyeti bağlayıcı cezasının bir infaz şekli haline getirilmiş olması, cezası ertelenen hükümlü hakkında, mahkum olunan ceza süresinden az olmamak kaydı ile bir yıl ila üç yıl arasında bir denetim süresi belirlenmesinin zorunlu bulunması sanığın denetim süresini yükümlülüklere uygun veya iyi halli olarak geçirdiği taktirde cezasını infaz etmiş sayılacağı, ancak denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi veye kendisine yüklenen yükümlülüklere, hakimin uyarısına rağmen uymamakta ısrar etmesi halinde, ertelenen cezasının kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verilebileceği dikkate alındığında kişi hürriyetini sınırlaması nedeni ile hapis cezasının, malvarlığına yönelik olan adli para cezasından daha ağır nitelikte olduğu hususunda herhangi bir şüphenin bulunmaması ve cezaların sonuçları itibariyle ağırlığının objektif kriterlere göre belirlenmesi gerektiği hususunda herhangi bir duruksamanın mevcut olmaması karşısında;
Bozmadan önce sanık hakkında adli para cezasına hükmedildiği halde bozmadan sonra sanık hakkında ertelenmiş olsa bile hapis cezasına hükmedilmesinin 5320 sayılı Kanun"un 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan CMUK"un 326/son maddesine aykırı olacağından bahisle yerel mahkemece verilen mahkumiyet hükmünün BOZULMASINA, karar verilmiştir
Yargıtay Yüksek 19. Ceza Dairesinin 26/05/2016 gün, 2016/587 E-2016/18552 K sayılı ilamında;
6831 sayılı Orman Kanunu"na muhalefet suçundan sanık İbiş Durmaz"ın, anılan Kanun"un 93/2, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 62. maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmedilip hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildikten sonra, denetim süresi içerisinde suç işlediğinden bahisle hükmün açıklanmasına, 6831 sayılı Kanun"un 93/2, 5237 sayılı Kanun"un 62. maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5237 sayılı TCK"nın 51. maddesi uyarınca hapis cezasının ertelenmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş bulunan ve suç tarihi itibariyle 65 yaşını bitirmiş bulunan sanığın denetim süresi içerisinde yeniden suç işlemesi karşısında; yasal olarak uygulanması zorunlu olan TCK"nın 50/3. maddesi uyarınca hükmedilen 10 ay hapis cezasının aynı maddenin 1. fıkrasındaki seçenek yaptırım yada tedbirlerden birine çevrilerek hükmün açıklanmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği bu nedenlerle yerinde görüldüğünden, Türkoğlu (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesinin 04/02/2014 tarihli ve 2013/207 esas, 2014/30 sayılı kararının CMK"nın 309/4-d maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sanık hakkında hükmolunan 10 ay hapis cezasının, TCK"nın 50/1-a maddesi uyarınca günlüğü 20 TL"den 6.000,00 TL adli para cezasına çevrilmesine, karardaki diğer yönlerin aynen saklı tutulmasına, infazın hapisten çevrilen 6.000,00 TL üzerinden yapılmasına, karar verilmiştir.
Yukarıda ayrıntılı bir şekilde açıklanan gerek Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulunun, gerekse özel dairelerin içtihatlarının tamamında; erteli hapis cezasının, adli para cezasından daha ağır olduğu özellikle vurgulanmış, hatta bu kurala uyulmaması halinde çok istisnai olarak kullanılan ve olağanüstü kanun yolu olarak adlandırılan kanun yararına bozma yoluna gidilerek, sanıklar aleyhine oluşan sonuçlar düzeltilmiştir. Yerleşik içtihata dönüşen bu uygulamaların tek istisnası özellikle taksirli suçlardan dolayı uzun süreli hapis cezalarının, adli para cezasına çevrilmesi halinde çok yüksek miktarlara ulaşan bu cezaların sanıkların ekonomik durumu itibariyle ödenmesinin imkansız hale gelebileceğini ve bu cezaların ödenmemesi durumunda hapis cezasına çevrilmesi durumunda sanıklar aleyhine sonuç doğuracağı endişesiyle Yargıtay Yüksek 12. Ceza Dairesinin somut bir olaya özgü olarak verdiği karara itiraz edilmiş ve Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulu tarafından aşağıda özet olarak açıklanan sonuca varılmıştır. Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulunun 02/10/2007 ve 04/06/2013 tarihli kararlarında da aynı doğrultuda olduğu görülmüştür.
Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulunun 17.12.2013 gün, 2012/12-1519 E-2013/613 K sayılı ilamı:
Suçun sübutuna ilişkin bir uyuşmazlık ve bu kabulde dosya kapsamı itibari ile herhangi bir isabetsizlik bulunmayan somut olayda, Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; yalnız sanık lehine temyiz edilen 12.100 Lira adli para cezasından ibaret olan hükmün bozulmasından sonra yerel mahkemece bu kez sanığın hürriyeti bağlayıcı ceza ile cezalandırılmasına ve bu cezasının ertelenmesine karar verilmesi nedeniyle 1412 sayılı CMUK"un 326/son maddesinin ihlal edilip edilmediğinin belirlenmesine ilişkindir.
Kişi hürriyetini sınırlaması nedeni ile hapis cezasının, malvarlığına yönelik olan adli para cezasından daha ağır nitelikte olduğu hususunda bir şüphe bulunmamaktadır. Ancak bu tespitten hareketle hemen bir sonuca varılmamalı, açıklandığı üzere önceki ve sonraki hükümlerde yer alan ceza ve yaptırımların tüm yönleri ile karşılaştırılmak ve bu kapsamda sanığın sosyal ve ekonomik durumu da göz önüne alınmak suretiyle kazanılmış hakkın ihlal edilip edilmediği belirlenmelidir.
Erteleme de, hapis cezasının seçenek yaptırım olarak adli para cezasına çevirmesi de cezanın suçlunun kişiliğine uydurulması, yani bireyselleştirilmesinin yollarından birisi olup mutlak olarak birinin diğerinden daha lehe olduğundan söz edilemeyecektir. Bu bağlamda ödeme gücü bulunmayan bir sanık için ertelemenin, ödeme gücü yerinde olan ve bu yönde talepte bulunan bir sanık için ise adli para cezasına çevirmenin daha lehe olduğunun kabulü mümkündür. Her somut olayda sanığın sosyal ve ekonomik durumu ile kişiliğine göre bir belirleme yapmak gerekir.
Nitekim, Ceza Genel Kurulunun 04.06.2013 gün ve 1526-286 ile 02.10.2007 gün ve 160-192 sayılı kararların da aynı sonuca ulaşılmıştır
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Adli para cezasının miktarı, para cezasının ertelenmesinin mümkün olmaması, ödenmediği takdirde zorunlu olarak hapse çevrilmesi, suçun taksirli bir suç olması, sanığın değişen sosyal ve ekonomik durumu, aşamalarda lehe hükümlerin uygulanmasını talep eden sanık müdafii ile sanığın hükmolunan hapis cezasının paraya çevrilmesi yönünde bir talepleri ile kazanılmış hakkın ihlal edildiğine ilişkin bir itirazlarının bulunmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde; yalnız sanık lehine temyiz edilen sonuç 12.100 Lira adli para cezasından ibaret hükmün bozulmasından sonra yeniden hüküm kuran yerel mahkemece, sanık müdafiinin lehe hükümlerin uygulanması talebi ile sanığın sosyal ve ekonomik durumu göz önünde bulundurularak önceki hükümde 12.100 Lira adli para olarak tayin edilen sonuç cezanın, yeni hükümde hapis olarak belirlenmesinde ve bu cezanın ertelenmesine karar verilmesinde 1412 sayılı CMUK"un 326/son maddesine bir aykırılık ve yerel mahkeme hükmünün onanmasına ilişkin Özel Daire kararında da bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulunun; yukarıda özet olarak açıklanan içtihatı ile aynı doğrultuda olan ve tarihleri belirtilen içtihatlarının; Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulunun yıllardır tereddütsüz bir şekilde uygulanan bütün içtihatlarına ve diğer daire kararlarına aykırı olduğu gibi ceza hukukunun en temel ilkelerinden birisi olan kanunilik ilkesine de aykırı olacağı açıktır. Zira 5237 sayılı TCK"nın 45. maddesinde cezalar; hapis ve adli para cezası olarak sıralandıktan sonra; aynı kanunun 46 maddesinde hapis cezaları ağırdan hafife doğru ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve süreli hapis cezaları olarak sınıflandırılmış, 47, 48, 49 maddelerde bu cezaların sınırları gösterilmiş, TCK"nın 50. maddesinde ise kısa süreli hürriyeti bağlayacı cezalar yerine uygulanabilecek adli para cezası ve diğer tedbirler sayılmış, taksirli suçlar açısından ise uzun süreli hapis cezalarının da TCK"nın 50/1-a maddesindeki adli para cezasına çevrilebeleceği belirtilmiştir. Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulunun, diğer içtihatlarından ayrılan üç ayrı içtihatına örnek olarak yukarıda anlatılan 27/12/2013 tarihli içtihatında dahi “kişi hürriyetini sınırlaması nedeni ile hapis cezasının, malvarlığına yönelik olan adli para cezasından daha ağır nitelikte olduğu hususunda bir şüphe bulunmamaktadır” denilerek hapis cezalarının adli para cezalarından daha ağır olduğunun özellikle vurgulanmasına karşın, farklı bir sonuca ulaşılarak çelişkiye düşüldüğü tartışmayı gerektirmeyecek kadar açıktır.
Ayrıca devlet memurları tarafından işlenen suçlar sonucunda hükmedilen erteli hapis cezaları ile adli para cezalarının memuriyete etkisi konusunda; somut bir olay nedeniyle Danıştaydan görüş sorulduğunda; aşağıda özet olarak açıklanan sonuçlara varıldığı anlaşılmıştır.
657 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin (A) bendinin 5 inci fıkrasında sayılan suçlar dışındaki bir suç nedeniyle 6 aydan fazla hapis veya ağır hapis cezası alıp, bu cezaları tecil edilmiş olanların görevlerine dönebilecekleri" yolunda danıştay tarafından görüş bildirildikten sonra;
Türk Ceza Hukukunda geniş kapsamlı değişiklikler yapılmış, 26.9.2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 4.12.2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Mahkemesi Kanunu ile 13.12.2004 tarih ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun yürürlüğe konulmuştur.
Türk Ceza Hukukunda yapılan yeni düzenlemeler karşısında, 657 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin A bendinin 5 inci alt bendinde değişiklik yapılması sonucu oluşan yeni hukuki durumun ise danıştay tarafından aşağıdaki şekilde değerlendirilmiştir.
657 sayılı Kanunun 23.1.2008 tarih ve 5728 sayılı Kanunla değişik 48-A-5 maddesi;
"Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından dolayı mahkum olmamak" şeklindedir.
Bu değişiklik sonucunda; "tecil edilmiş hükümler hariç" ifadesiyle tecil müessesesine yapılan gönderme kaldırılmış, yeni Türk Ceza Kanununun "Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma" başlıklı 53 üncü maddesine atıf yapılmış, ceza süresi koşulu yönünden ağır hapis cezası kaldırılarak yerine bir yıl veya üstü hapis cezası getirilmiş, suç türü yönünden de yeni Türk Ceza Kanunundaki sınıflandırmaya uygun belirleme yapılarak suçlar sayılmıştır.
TCK"nın 53. maddesine göre özetle;
Kasten işlenmiş olan suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak kişi, birinci fıkrada sayılan hakları kullanmaktan yoksun bırakılacak,
Mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, kişinin hak ve yetki yoksunluğu sürecek,
Hapis cezası ertelense bile üçüncü fıkrada sayılan istisnalar hariç, yine bu hak ve yetkileri kullanmaktan yoksun bırakılacak,
Beşinci fıkradaki koşullar oluştuğunda, cezanın infazından sonra işleyecek süre içinde de hak ve yetki yoksunluğu devam edecek,
İnfaz tamamlandığında veya infazdan sonra verilen ek süre bittiğinde, kişinin hak ve yetki yoksunluğu ortadan kalkacaktır.
Ancak, 657 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin A bendinin 5 inci alt bendinde geçen "Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile" ifadesi; bu alt bentde süre (bir yıl veya daha fazla süreli) yönünden belirlenen hapis cezasına veya tür (casusluk, zimmet, hırsızlık gibi) itibariyle sayılan suçlardan dolayı mahkumiyet halinde, cezanın infaz süresi veya ek süre tamamlanarak hak ve yetki yoksunluğu kalksa bile, mahkumiyet kararı kalkmadığı için Devlet memurluğuna atama hakkını kazandırmamakta, nitelik kaybı nedeniyle memuriyete son verilmesini gerektirmektedir. Mahkumiyetin ertelenmiş olması da bu durumu değiştirmemektedir. Sonuç olarak, 657 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin A bendinin 5 inci altbendi hükmü, bu hükümde belirlenen süreli hapis cezası veya nevi sayılan suçlardan mahkumiyet halinde, Devlet memurluğuna atanma ve memuriyeti sürdürme hak ve yetkisini süresiz olarak ortadan kaldırmaktadır.
Kaldı ki..!.. 5237 sayılı TCK"nın 51. maddesindeki erteleme müessesesinin, 765 sayılı TCK"nın 95. maddesindeki tecil müessesinden çok farklı sonuçlarının olduğu konusunda gerek uygulamada gerekse teoride herhangi bir duraksamanın bulunmadığı ve tecil müessesesinin yürürlükte olduğu dönemdeki yerleşik uygulamalarda dahi erteli hapis cezalarının, o dönemde yürürlükte bulunan ağır yada haif para celarından daha ağır olduğu kabul edilirken, erteleme müessesinin yürürlükte olduğu bu dönemde türk ceza kanunundaki cezaları gösteren sıralamaya karşın, aksine bir sonuca ulaşılmasının kanunilik ilkesini ihlal edeceği kaçınılmaz bir gerçek olarak karşımıza çıkacaktır. Kişi hürriyetini sınırlaması nedeni ile hapis cezasının, malvarlığına yönelik olan adli para cezasından daha ağır nitelikte olduğu hususunda herhangi bir şüphenin bulunmadığı ve cezaların sonuçları itibariyle ağırlığının objektif kriterlere göre belirlenmesi gerektiği hususunda herhangi bir duruksamanın mevcut olmadığı; Yargıtay Yüksek 19. Ceza Dairesinin 22/06/2016 gün, 2016/9193 E-2016/20042 K sayılı ilamında vurgulanmış, tarihleri yukarıda belirtilen üç ayrı içtihatında dahi dolaylı olarak aynı ilkeyi benimseyen ancak, somut olaylara özgü bir şekilde yerleşik içtihatlardan ayrılan Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulu, bir taraftan kendi içerisinde çelişkiye düşerken, diğer taraftan somut olayımızda olduğu gibi bu sonucu genel kural olarak kabul eden içtihatların doğmasına yol açmıştır. Muhalefete konu uyuşmazlıkta; Yargıtay Yüksek 12. Ceza Dairesinin sayın çoğunluğunun görüşü, sadece cezaların sıralaması konusundaki yerleşik görüşlerin temelden sarsılmasına yol açmakla kalmayarak, benzer olaylarda örneğin 5237 sayılı kanunun yürürlüğe girmesinden sonra infazla ilgili hiç bir değerlendirme yapılmadan sadece her iki kanun hükümlerinin blok halinde eyleme uygulanması sonucunda çıkan sonuçların kıyaslanması suretiyle lehe olan kanunun belirlenmesi gerektiği yönündeki binlerce içtihattaki ana felsefenin oluşmasını sağlayan görüşleri de derinden sarsacaktır. Ayrıca Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulunun, genel kurallardan ayrılan ve yukarıda tarihleri belirtilen üç içtihatındaki görüşlerine iştirak etmemekle birlikte anılan içtihatların oluştuğu dönemde yürürlükte bulunan kanunlara göre doğruluğu bir an için kabul edilse dahi bu içtihatların 18/6/2014 Tarih ve 6545 Sayılı Kanunu 81 maddesi ile getirilen değişiklik ile birlikte yeniden değerlendirilmesi gerekecektir. Zira 18/06/2014 tarihli değişiklikten sonra hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet Savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilecektir. Artık hükümlünün ödenmenmeyen adli para cezasının hapis cezası olarak infaz edilmesi zorunlu değildir. Bu durumda Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulunun üç ayrı içtihatının doğmasına neden olan gerekçelerde ortadan kalkmıştır. Bir başka deyişle 18/06/2014 tarihli düzenlemeden sonra; adli para cezalarının her halükarda daha lehe olduğu tescillenmiştir.
TCK"nın 51. maddesi ile ertelenen hapis cezasının, hapisten çevrilen yada doğrudan doğruya hükmedilen adli para cezalarından daha ağır sonuçlar doğrubileceğini yukarıda kararlar ve kanuni düzenlemeler ışığında şu şekilde özetlemek mümkündür.
1-)TCK"nın 51. maddesine göre ertelenen hapis cezası için öngörülen denetim süresi suç işlenmeden geçirilse dahi, ceza infaz edilmiş sayılacağından; sonradan suç işlenmesi halinde tekerrüre esas alınabilecek ve sonradan işlenen suçtan dolayı, belkide sonraki cezanın ertelenmesine engel teşkil edecektir.
2-)657 sayılı kanunun 48. maddesinin A fıkrasının 5. bendinde yer alan suçların dışındaki suçlardan dolayı hükmedilen 1 yıl hapis cezasının ertelenmesi durumunda dahi memurluk görevinin sona ermesine karşın, aynı süredeki cezanın adli para cezasına çevrilmesi halinde; memuriyet görevine devam edilebilecektir.
3-)Deneme süresi içerisinde suç işleyen kişi hakkında daha önce hükmedilen erteli hapis cezasının aynen yada kısmen infazına karar verilebilmesine karşın, 18/06/2014 tarihindeki değişiklikten sonra ödenmeyen adli para cezalarının, hapis cezasına çevrilmesinden sonra 1 gün hapis cezasına karşılık olmak üzere, 2 saat kamuya yararlı bir işte çalışmasısna olanak tanınarak, hapis cezası olarak infaz etme zorunluluğu ortadan kaldırılmıştır.
Yukarıda ayrıntılı bir şekilde açıklanan bilgiler ile benzer olaylarda benimsenen içtihatlar ışığında somut olayımıza baktığımızda; yerel mahkeme tarafından mahkumiyet kararı verilirken, işlenen suçun taksirli suç olduğu dikkate alınmadan ceza süresi gerekçe olarak gösterilerek hükmedilen hapis cezası adli para cezasına çevrilmemiştir. Yargıtay Yüksek 12. Ceza Dairesinin TCK"nın 50 ve 51. maddelerinin her ikisinin de kişiselleştirme kurumu olup, birbirlerine karşı önceliklerinin bulunmadığı yönündeki görüşünün doğru olduğu bir an için kabul edilse dahi somut olayımızda yerel mahkeme tarafından erteli hapis cezası ile adli para cezasının hangisinin lehe olduğu tartışılmamış, yanlış gerekçeyle hükmedilen hapis cezası adli para cezasına çevrilmemiştir. Bir başka deyişle yasal engel bulunmadığı halde ceza süresini yasal engel olarak gören yerel mahkeme, hükmedilen cezayı adli para cezasına çevirmeyerek ertelemiştir. Cezanın bireyselleştirilmesi sırasında; somut olayın özelliğine göre dosya içeriğine uygun yasal gerekçelerle hürriyeti bağlayıcı cezayı erteleyebileceği gibi adli para cezasına çevirme olanağı bulunan yerel mahkemenin böyle bir değerlendirme yapmadan sırf ceza süresini gerekçe olarak göstererek hapis cezasını adli para cezasına çevirmediği anlaşılmıştır. Böyle bir durumda verilen hükmü denetlemekle görevli olan Yargıtay Yüksek 12. Ceza Dairesi, daha önceki bizce iştirak edilmeyen içtihatlarına uygun olacak şekilde hapis cezasının ertelenmiş olması nedeniyle adli para cezasına çevrilmeme hususundaki yanlış gerekçeyi dikkate almayarak sanık aleyhine bir sonucun doğmasına yol açmıştır. Bütün ihtimalleri değerlendirmek suretiyle olayın özelliği ile sanığın kişisel durumuna göre yasal gerekçelerle bireyselleştirme yapmakta tamamen özgür olan yerel mahkeme tarafından verilen erteli hapis cezasından ibaret mahkumiyet hükmünün yasal olmayan gerekçeyle adli para cezasına çevrilmediğinden bahisle BOZULMASINA karar verilmesi gerekirken, Yargıtay Yüksek 12. Ceza Dairesinin sayın çoğunluğunun yerel mahkemece verilen mahkumiyet kararının ONANMASINA, dair kararına yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle iştirak edilmemiştir.
Muhalif Üye Muhalif Üye
... ...
Bu alandan sadece bu kararla ilintili POST üretebilirsiniz. Bu karardan bağımsız tamamen kendinize özel POST üretmek için TIKLAYINIZ
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.