Abaküs Yazılım
12. Ceza Dairesi
Esas No: 2016/7328
Karar No: 2016/12072
Karar Tarihi: 21.10.2016

Göçmen kaçakçılığı - taksirle öldürme - Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2016/7328 Esas 2016/12072 Karar Sayılı İlamı

12. Ceza Dairesi         2016/7328 E.  ,  2016/12072 K.

    "İçtihat Metni"

    Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
    Suçlar : Göçmen kaçakçılığı, taksirle öldürme
    Hükümler : 1- Sanıklar hakkında göçmen kaçakçığı suçundan dolayı TCK"nın 79/1-b- son, 79/2-a-son, 62, 52/2-4, 53/1. maddeleri ve sanıklar... ve ... hakkında ayrıca TCK"nın 58/6-7. maddesi gereğince mahkumiyet, sanık ... adına kayıtlı göçmen kaçakçılığı suçunda kullanılan Torun isimli teknenin TCK"nın 54/1. maddesi gereğince müsaderesine
    2- Sanıklar hakkında taksirle öldürme suçundan dolayı TCK"nın 85/2, 22/3, 62, 63. maddeleri gereğince mahkumiyet

    Göçmen kaçakçılığı ve taksirle öldürme suçlarından sanıkların mahkumiyetlerine ilişkin hükümler, sanıklar Kerem ve ...ile sanıklar müdafiileri tarafından süresinde duruşmalı olarak temyiz edilmekle, sanıklar ...ve ..."a her iki suçtan ve sanık ..."e göçmen kaçakçığı suçundan dolayı hükmedilen hapis cezalarının sürelerinin on yıldan az olması nedeniyle bu hükümler açısından 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 318 ve 5271 sayılı CMK"nın 299. maddeleri gereğince duruşmasız, sanık ..."e taksirle öldürme suçundan dolayı hükmedilen hapis cezasının süresinin on yıldan fazla olması nedeniyle bu hüküm açısından sözü geçen kanun maddeleri gereğince duruşmalı olarak temyiz incelemesi yapılmasına karar verilip, 07.10.2016 tarihinde yapılan duruşmada hazır olan sanık ... müdafii Av. ..."ın, sanık ... müdafii Av. ..."ın ve sanık ... müdafii Av. ..."nun sübuta, sanıklara yüklenen suçların yasal unsurlarının oluşmadığına ilişkin sözlü açıklamaları ile temyiz dilekçelerinde yer verdikleri ve içeriğini tekrarladıkları itirazları üzerine, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
    A) Sanıklar hakkında göçmen kaçakçılığı suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelenmesinde;
    Oluşa ve dosya kapsamına göre; yasal olmayan yollardan ülkeye giren ve yasa dışı yollarla Türkiye"den çıkış yaparak Romanya"ya gitmek isteyen Afganistan vatandaşı toplam 42 göçmenin, sanık ..."ın sahibi olduğu, gövde boyu 8.60 metre, genişliği 3.00 metre ve derinliği 1.20 metre olan, ana makinesi 6 silindirli dizel makine olup, maksimum 6-8 kişi taşınabilen, yapısal gerekli ekipmanların özellikleri, makine gücü ve akaryakıt yeterliliği verilerine göre açık denize açılmaya elverişli olmadığı tespit edilen “Torun” isimli tekneye bindirilmelerinden kısa süre sonra gece vakti olumsuz hava şartlarının etkisiyle teknenin devrildiği ve suda boğularak hayatını kaybeden 13"ü çocuk 27 göçmen ile tekne kaptanı ..."in cesetlerine ulaşıldığı, 6 göçmenin ise sağ olarak kurtarıldığı olayda,
    Olaydan kısa süre önce “Torun” isimli teknenin satın alınıp, teknenin bulunduğu limandan Riva"daki çıkış bölgesine götürülerek, teknenin bakım ve yola hazırlanma işlerinin yapılması, göçmenlerin teknenin yanına getirildikleri ve sessizce tekneye bindirildikleri sırada onlara refakat edilmesi, örgüt faaliyeti çerçevesinde göçmen kaçakçılığı suçundan daha önce hakkında dava açılmış olan ve kaçak olması nedeniyle dosyası tefrik edilen Afgan uyruklu sanık Murtaza ve tekne kaptanı ile sanıklar arasındaki görüşmeler dikkate alındığında, aralarındaki işbölümü gereği farklı görevler üstlenmekle beraber olaydan önceki, olay esnasındaki ve olaydan sonraki tutum ve davranışlarına göre suçun icrasına etkin katkıda bulunup, birlikte hareket ettikleri ve maddi menfaat elde etmek amacıyla yabancı uyruklu 42 göçmenin yasal olmayan yollardan yurt dışına çıkmalarına imkan sağlama amacını taşıdıkları anlaşılan, aynı zamanda arkadaş olan sanıkların, TCK"nın 37/1. maddesi kapsamında doğrudan fail olarak aynı Kanun"un 79/1-b-son maddesinde tanımlanan göçmen kaçakçılığı suçunu işlediklerine; ayrıca, müsait olmayan mahal ve hava şartları, teknenin yapısal özellikleri, taşınan göçmen sayısı, yeterli güvenlik ekipmanlarının bulunmayışı hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, suçun mağduru olan göçmenlerin hayatı bakımından tehlike oluşması nedeniyle sanıklar hakkında TCK"nın 79/2-a-son maddesinin uygulanmasına dair yerel mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
    Gece vakti, olumsuz hava şartlarına rağmen elverişsiz vasıtaya bindirilen yabancı uyruklu 42 göçmenin yasal olmayan yollardan yurt dışına çıkmalarına imkan sağlamaya teşebbüs eden sanıkların kasıtlarının yoğunluğu, suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araç, suçun işlendiği zaman, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı gözetilip, alt sınırdan daha fazla uzaklaşılarak hak ve nasafete uygun bir ceza yerine, TCK"nın 79/1-b maddesi gereğince üç yıldan sekiz yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adli para cezası tayin ve takdir etmek durumunda olan yerel mahkemece, sanık ... hakkındaki temel cezanın 6 yıl hapis ve 1500 gün adli para cezası, sanıklar ...ve ... hakkındaki temel cezaların 5 yıl hapis ve 900 gün adli para cezası olarak belirlenmesi suretiyle adalet ve hakkaniyete uygun olmayacak şekilde sanıklara az ceza tayini, aleyhe temyiz bulunmadığından, bozma nedeni olarak kabul edilmemiştir.
    Göçmen kaçakçılığı suçunda, uluslararası toplum düzeninin yanı sıra kaçak göçmenlerin yararları da dikkate alınmalıdır. Esasen suçun mağduru, ceza hükmünün koruduğu hak ve yararın maliki veya bunlar üzerinde tasarruf yetkisi olan kişi olarak kabul edildiğinde, bu suçla korunan birden fazla hukuki menfaat arasında göçmenlere ait bir takım yararların da bulunmakta olması nedeniyle bu kişilerin de suçun mağduru olarak görülmeleri bakımından bir engel bulunmamaktadır. TCK"nın 79. maddesinin gerekçesin de; “Bu suçta asıl mağdurların, çaresizlik ve yoksulluk nedeniyle kendilerine bir ekmek kapısı açmak için çırpınan insanlar” olduğuna dair bir tespite de yer verilmiştir. Son olarak 2010 yılında 6008 sayılı Kanun"la TCK"nın 79. maddesinde yapılan değişiklikler ile kanun koyucunun iradesinin de göçmenlerin bu suçun mağduru olduğu yönündeki görüşün madde hükmüne yansıdığı görülmektedir. Özellikle maddenin ikinci fıkrasında: “Suçun, mağdurların; a) Hayatı bakımından bir tehlike oluşturması, b) Onur kırıcı bir muameleye maruz bırakılarak işlenmesi halinde, verilecek ceza yarısından üçte ikisine kadar arttırılır.” ibarelerine yer verilmek suretiyle göçmenlere mağdur sıfatı tanınmıştır. TCK"nın 43/3. maddesinde sayılan suçlar arasında yer almayan göçmen kaçaklığı, zincirleme suç şeklinde işlenmesi mümkün suçlar arasındadır. Birden fazla göçmeni tek bir araçla yurt dışına çıkartma eyleminde de göçmenlerin suçun mağduru olarak kabulü ile TCK"nın 43/2. maddesinde belirtilen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerekmektedir (Bayraktar Köksal /Kurt Gülşah, Özel Ceza Hukuku, c. I, Uluslararası Suçlar, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul, 2016).
    Açıklanan nedenlerle atılı suçu birden fazla mağdura (göçmene) karşı tek bir fiil ile gerçekleştiren sanıklara hükmedilen cezalarda, TCK"nın 43/2. maddesi yollamasıyla aynı Kanun"un 43/1. maddesi gereğince artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, temyiz edenlerin sıfatlarına göre, bozma sebebi olarak kabul edilmemiştir.
    Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ..."in sübuta, hakkında gönüllü vazgeçme hükümlerinin uygulanması gerektiğine, sanık ..."ın fikri içtima hükmünün gözetilmediğine, aynı kazada kaybolduğu iddia olunan dokuz kişi hakkındaki soruşturma dosyasının sonuçlanması beklenilmeden karar verilmesinin isabetsiz olduğuna, işlenen suçtan dolayı ancak yardım eden olarak sorumlu tutulabileceğine, sanık ... müdafiinin sübuta, suçun yasal unsurunun oluşmadığına, fazla ceza hükmedildiğine, sanık ... hakkında TCK"nın 41. maddesinin uygulanması gerektiğine, sanık ... müdafiilerinin sübuta, suçun yasal unsurunun oluşmadığına, fazla ceza hükmedildiğine, sanık ... hakkında TCK"nın 39. maddesinin uygulanması gerektiğine, sanık ... müdafiinin suçun yasal unsurunun oluşmadığına ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
    1- Olaydaki rol ve etkinlikleri farklı olmakla beraber sanıkların birlikte hareket ederek TCK"nın 37/1. maddesi kapsamında doğrudan fail olarak göçmen kaçakçılığı suçunu işledikleri kabul edildiği halde, sanıklar hakkında temel cezalar tayin edilirken, uygulanan kanun maddesinin, “TCK"nın 37/1. maddesi yollamasıyla aynı Kanun"un 79/1-b-son maddesi” şeklinde gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle CMK"nın 232/6. maddesine aykırı hareket edilmesi,
    2- Sanıklara hükmedilen adli para cezaları taksitlendirildikten sonra, TCK"nın 52/4. maddesi gereğince, ödenmeyen adli para cezalarının hapse çevrileceğinin kararda belirtilmemesi, kanuna aykırı,
    3- Sanıklar hakkında TCK"nın 53. maddesi tatbik edilirken, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete"de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının gözetilmesinde zorunluluk bulunması,
    Bozmayı gerektirmiş olup, sanıklar Kerem ve ...ile sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususlarda aynı Kanun"un 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; hüküm fıkrasının B-1 harf ve numarası ile gösterilen bölümünün temel cezaların tayin edilmesine ilişkin ilk iki paragrafındaki, “TCK 79/1-b,son maddesi” ibarelerinin, “TCK"nın 37/1. maddesi yollamasıyla aynı Kanun"un 79/1-b-son maddesi” olarak değiştirilmesi, hüküm fıkrasının B-5 harf ve numarası ile gösterilen taksitlendirmeye ilişkin bölümünün hüküm fıkrasından çıkarılarak, yerine, “5- Sanıkların ekonomik ve şahsi halleri nazara alınarak, hükmedilen adli para cezalarının TCK"nın 52/4. maddesi gereğince birer ay ara ile 24 eşit taksitte ödenmesine, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceğinin ve ödenmeyen adli para cezalarının hapse çevrileceğinin sanıklara bildirilmesine,” ibarelerinin eklenmesi, hüküm fıkrasının B-6 harf ve numarası ile gösterilen 53. maddenin uygulanmasına ilişkin bölümünün, “Sanıkların kasten işlemiş oldukları suçtan dolayı hapis cezalarına mahkumiyetlerinin kanuni sonucu olarak TCK"nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a), (d), (e) bentlerindeki hakları kullanmaktan aynı Kanun"un 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; TCK"nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendindeki hakları kullanmak yönünden ise, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından aynı Kanun"un 53/3. maddesi gereğince koşullu salıverilme tarihine kadar, diğer kişiler bakımından TCK"nın 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmalarına, TCK"nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendindeki hak yoksunlukları açısından ise Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete"de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının gözetilmesine,” olarak değiştirilmesi suretiyle, eleştiri dışında, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, sanıklara hükmedilen ceza miktarları, sanıklar ...ve ..."ın 05.11.2014 tarihinden bu yana tutuklulukta geçirdikleri süre, yerel mahkemenin karar tarihi olan 25.06.2015 tarihinde ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmeyen suçlar için CMK"nın 102/1. maddesinde öngörülen bir yıl altı aylık süre dolmamış olup, temyiz aşamasında geçen sürenin azami tutukluluk süresinin hesabında dikkate alınamayacağına ilişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12.04.2011 tarihli, 2011/1-51 esas, 2011/42 karar sayılı ilamı ve Anayasa Mahkemesinin 16.05.2015 günlü 29357 sayılı Resmi Gazete"de yayımlanan 12.03.2015 tarihli, 2014/14310 başvuru numaralı kararı, göçmen kaçakçılığı suçundan dolayı kurulan hükümlerin kesinleştiği gözetilerek, TCK"nın 79/1-b maddesinde tanımlanan göçmen kaçakçılığı suçundan dolayı tutuklu olan sanıklarla ilgili bu suça ilişkin TAHLİYE TALEPLERİNİN REDDİNE,
    B) Sanıklar hakkında taksirle öldürme suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelenmesine gelince;
    Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ..."in sübuta, sanık ..."ın fikri içtima hükmünün gözetilmediğine, aynı kazada kaybolduğu iddia olunan dokuz kişi hakkındaki soruşturma dosyasının sonuçlanması beklenilmeden karar verilmesinin isabetsiz olduğuna, sanık ... müdafiinin sübuta, suçun yasal unsurunun oluşmadığına, fazla ceza hükmedildiğine, sanık ... müdafiilerinin sübuta, suçun yasal unsurunun oluşmadığına, fazla ceza hükmedildiğine, sanık ... müdafiinin suçun yasal unsurunun oluşmadığına ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
    1- Olası kast TCK’nın 21. maddesinin 2. fıkrasında; “Kişinin, suçun kanunî tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi hâli” biçiminde tanımlanmış, fıkra gerekçesinde ise; “Olası kast durumunda suçun kanuni tanımında yer alan unsurlardan birinin somut olayda gerçekleşebileceği öngörülmesine rağmen, kişi fiili işlemektedir. Diğer bir deyişle, “fail unsurların meydana gelmesini kabullenmektedir.” şeklinde, olası kastın uygulanma şartları belirtilmiştir. Öğretide de, olası kast, suçun kanuni tanımındaki objektif unsurların gerçekleşebileceği, ciddi bir şekilde mümkün görülmesine rağmen, fiilin işlenmesi suretiyle tipikliğin gerçekleşmesi şeklinde tanımlanmıştır. (Koca/Üzülmez; Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler; 4. Baskı; sh. 152.).
    Fail, hareketinden doğacak sonuçları bilerek ve isteyerek hareket etmişse kast gerçekleşmiştir. Buna karşılık, fail belli bir sonucu gerçekleştirmek üzere hareket ederken, bunun yanında başka sonuçların meydana gelmesini de göze almış ve bu sonuçlar da gerçekleşmişse, failin bu sonuçlar açısından da kasten hareket ettiği kabul olunur. Çünkü fail, asıl kastettiğinden başka, hareketinden doğacak diğer sonuçları tahmin ettiği veya öngördüğü halde hareketini devam ettirmiştir. Dolaylı kast olarak adlandırılan bu kast türüne, belirli olmayan kast, gayrimuayyen kast, olursa olsun kastı veya dolus eventualis de denilmektedir. (Nur Centel, Türk Ceza Hukukuna Giriş, 2.Bası, s.349, Artuk-Gökcen-Yenidünya, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Cilt 1, s.597 vd.), (Ayhan Önder, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Cilt.2, s. 293 vd, Uğur Alacakaptan, Suçun Unsurları, s.139 vd., Timur Demirbaş, Ceza Hukuku Genel Hükümler, s.312 vd.).
    İstisnai bir kusurluluk şekli olan taksir, 5237 sayılı TCK’nın 22/2. maddesinde “dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesi” şeklinde tanımlanmış olup, 5237 sayılı TCK’da, , 765 sayılı TCK’da yer verilen, “tedbirsizlik”, “dikkatsizlik”, “meslek ve sanatta acemilik”, “nizamat, evamir ve talimata riayetsizlik”, “kayıtsızlık veya tedbirsizlik”, “hataen ve kayıtsızlıkla”, “müsamaha ve dikkatsizlik” şeklindeki taksir kalıplarına ilgili suç tiplerinde yer verilmemiş, ancak gerek öğretide, gerek uygulamada, bu taksir kalıplarına yer verilmemiş olmanın, bir eksiklik veya farklılık oluşturmayacağı kabul edilmektedir.
    Toplumsal yaşamda belli faaliyetlerde bulunan kimselerin başkalarına zarar vermemek için bir takım önlemler alması ve bazı davranış kurallarına uyma zorunlulukları bulunmaktadır. Bu kurallar toplum olarak yaşama zorunluluğundan doğabileceği gibi, Devletin müdahalesiyle de ortaya çıkabilmektedir. Taksirli suç bu kuralların ihlal edilmesi sonucu belirir, fail tedbirli ve öngörülü davranmamış olduğu için cezalandırılır. Bu bakımdan sorumluluğun nedeni, öngörebilme imkân ve ödevinin varlığına rağmen sonuca iradi bir hareketle neden olmaktan kaynaklanmaktadır.
    Öğretide ve yargı kararlarında taksirin unsurları,
    a) Fiilin taksirle işlenebilen bir suç olması,
    b) Hareketin iradiliği,
    c) Neticenin iradi olmaması,
    d) Hareketle netice arasında nedensellik bağının bulunması,
    e) Neticenin öngörülebilmesi, ancak bu neticenin fail tarafından öngörülmemesi,
    Şeklinde belirtilmiştir.
    Bilinçli taksir kavramı mülga 765 sayılı TCK’nın 45. maddesine 08.01.2003 tarihli ve 4758 sayılı Kanun ile eklenen son fıkra ile hukukumuza girmiş olup, anılan fıkrada, “Failin öngördüğü neticeyi istememesine rağmen neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır; bu halde ceza ... arttırılır.” hükmüne yer verilmiş, aynı hüküm, 5237 sayılı TCK’nın 22. maddenin 3. fıkrasında da korunmuştur.
    Taksirden söz edilebilmesi için neticenin öngörülebilir olması gerekli ve yeterli olmasına karşılık, bilinçli taksir halinde failin somut olayda ayrıca bu neticeyi öngörmüş olması da gereklidir.
    Bilinçli taksirde gerçekleşen sonuç, fail tarafından öngörüldüğü halde istenmemiştir. Gerçekten neticeyi öngördüğü halde, sırf şansına veya başka etkenlere, hatta kendi beceri veya bilgisine güvenerek hareket eden kimsenin tehlike hali, bunu öngörmemiş olan kimsenin tehlike hali ile bir tutulamaz; neticeyi öngören kimse, ne olursa olsun, bu neticeyi meydana getirecek harekette bulunmamakla yükümlüdür.
    Bilinçli taksirde netice somut olarak öngörüldüğü halde, istenmemiştir.
    Bilinçli taksiri, taksirden ayıran özellik, bilinçli taksirde istenmeyen netice fiilen öngörülürken, taksirde öngörülmemektedir.
    Yasada, taksirin bir türü olarak düzenlenmiş bulunan bilinçli taksir esas itibariyle olası kastın sınırlarını daraltıcı bir işlev görmektedir. Bu nedenle, olası kastın anlamı ve sınırları belirlenmeden, bilinçli taksirin kapsamının tayini mümkün değildir.
    Olası kast ve bilinçli taksir öngörme unsuru itibariye örtüşmesine rağmen, isteme unsuru bakımından ayrılmaktadır.
    Olası kastı bilinçli taksirden ayıran özellik, mümkün yada muhtemel olarak öngörülen neticenin kabullenilmesi, failin öngördüğü tipik neticenin meydana gelmeyeceğine yönelik bir güveni olmadan hareket etmesidir. Başka bir anlatımla, fail "öyle ya da böyle herhalde hareketi gerçekleştirirdim" diyorsa olası kast, "neticenin gerçekleşeceğini bilseydim hareketi gerçekleştirmezdim", diyorsa bilinçli taksir söz konusudur.
    Somut olay bu çerçevede değerlendirildiğinde; müsait olmayan mahal ve hava koşullarına rağmen açık denize açılmaya elverişli olmayan ve maksimum 6-8 kişi taşınabilen yeterli güvenlik ekipmanları bulunmayan tekneye 42 göçmenin binmesine olanak sağlayan, gece vakti tehlikeli olacağı kaçınılmaz deniz yolculuğu için gerekli güvenlik önlem ve ekipmanlarının alınmasını da kaçak göçmenlerin inisiyatif ve iradesine bırakan ve 13"ü çocuk olmak üzere 27 göçmenin ölümüne ve birden fazla göçmenin yaralanmasına neden olan sanıkların, muhtemel tüm sonuçları öngörmelerine rağmen öngördükleri sonucu kabullenerek yani olursa olsun diyerek fiillerini icra ettikleri anlaşıldığından, sanıklar hakkında olası kastla öldürme suçundan dolayı mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken, suç vasfından yanılgıya düşülerek, sanıkların bilinçli taksirle öldürme suçundan dolayı yazılı şekilde cezalandırılmalarına karar verilmesi,
    2- Kabul ve uygulamaya göre de:
    Taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK"nın 61/1 ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle aynı Kanun"un 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerektiği gözetilmeden, tam kusurlu eylemlerinden dolayı 13"ü çocuk olmak üzere 27 göçmenin ölümüne ve birden fazla göçmenin yaralanmasına sebep olan sanıklar hakkında, TCK"’nın 85/2. maddesi gereğince 2 yıl ile 15 yıl arasında hapis cezası tayin ve takdir etmek durumunda olan yerel mahkemece, sanık ... hakkındaki temel cezanın 9 yıl hapis cezası, sanıklar ...ve ... hakkındaki temel cezaların 7 yıl 6 ay hapis cezası olarak belirlenmesi suretiyle adalet ve hakkaniyete uygun olmayacak şekilde sanıklara az ceza tayini,
    Kanuna aykırı olup, sanıklar Kerem ve ...ile sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, aynı Kanun"un 326/son maddesi uyarınca ceza miktarları yönünden sanıkların kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 24.11.2014 tarihinden bu yana tutuklu olan sanık ..."e, 05.11.2014 tarihinden bu yana tutuklu olan sanıklar ...ve ..."a hükmedilen cezaların miktarı ile yerel mahkemenin karar tarihi olan 25.06.2015 tarihinde ve halen ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlar için CMK"nın 102/2. maddesinde öngörülen beş yıllık azami tutukluluk süresinin dolmadığı gözetilerek, TCK"nın 85/2. maddesinde tanımlanan taksirle öldürme suçundan dolayı tutuklu olan sanıklarla ilgili tahliye taleplerinin reddi ile bu suça ilişkin SANIKLARIN TUTUKLULUK HALLERİNİN DEVAMINA, 21.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

    TEFHİM ŞERHİ:

    21/10/2016 tarihinde verilen iş bu karar Yargıtay Cumhuriyet Savcısı huzurunda, duruşmada hazır bulunan sanık ... müdafii Av. ..., sanık ... müdafii Av. ..., sanık ... müdafii Av. ..."ın yokluklarında 21/10/2016 tarihinde usulen ve açık olarak tefhim olundu.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi