10. Hukuk Dairesi 2015/18132 E. , 2016/494 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Dava, sigortalık başlangıcının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı vekili, davacının 1977 yılında ... unvanlı işyerinde 1 gün süre ile çalıştığını, işe giriş bildirgesinin verilmesine rağmen Kurum tarafından davacının sigortalılık başlangıcının 1977 yılı olarak kabul edilmediğini belirterek, davacının anılan işyerinde 1977 yılında 1 gün süre ile çalıştığının tespitini talep etmiş olup, dava, nitelikçe sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti istemine ilişkindir. Ancak Mahkemece hatalı değerlendirme ile davanın Kurum işleminin iptali talebine ilişkin olduğu ve istemin hak düşürücü süreye tabi olmadığı, davacının işe giriş bildirgesinin işveren tarafından verildiği gerekçesiyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kurumun cevap dilekçesindeki itirazları karşısında yeri gelmişken değinmek gerekirse, bir günlük sigortalılığın tespitine ilişkin olarak 506 sayılı Kanunun 79/10 ve 108. maddelere göre açılan bu tip davalarda işverenin hasım gösterilmesi zorunlu değildir.
Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır. Yargılama sırasında resmi belge veya yazılı delil esas ise de; somut bilgilere dayanması ve inandırıcı olmaları koşuluyla tanık beyanları ile de ispatı mümkündür.
İnceleme konusu davada, mahkemece istem aynen hüküm altına alınmış ise de, karar eksik araştırmaya dayalı olup, dosyada yer alan bilgi ve belgeler karar vermeye elverişli görünmemektedir. Bu bakımdan; mahkemece davacıya verilen sigorta sicil numarasının işe giriş bildirgesinin verildiği yıla ait olup olmadığı davalı Kurumdan sorulmalı, 1977 yılında davacının askerlik çağında olduğu da gözetilerek, ilgili askerlik şubesinden sorulmak suretiyle davacının askerlik ödevini yerine getirdiği dönem belirlenmeli, dava konusu işyerinin 506 sayılı Kanun hükümleri kapsamında bulunduğu süreler (tescil dönemi) Kurumdan sorulmalı, işverenin vergi kayıt ve faaliyet durumu ilgili vergi dairesinden araştırılmalı, davacının bildirdiği tanıklar dinlenmeli, dava konusu dönemde işyerinden bordrolu çalışan bildirilmemiş ise de, ilgili dönem bordroları da celbedilerek dava konusu dönemden önce ve sonraki yakın dönemlerde bildirilen bordrolu tanıklardan yeteri kadarına davacının çalışması sorularak davacının çalışması hakkında bilgi sahibi olup olmadıkları öğrenilmeli, ilgili kolluk birimleri aracılığıyla aynı çevrede faaliyet yürüten işverenler ve çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, belirdiği takdirde tanık anlatımları arasındaki çelişkiler giderilmeli, toplanan tüm kanıtlar değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 21.01.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.