10. Hukuk Dairesi 2015/15444 E. , 2016/358 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti ile 6111 sayılı Kanunun yapılandırmaya ilişkin hükümlerinden yararlandırılması istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma üzerine, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kısmen konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, kısmen reddine, 6111 sayılı Kanundan yararlanma talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraflar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı Kurum vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dairemizin 2012/ 20346 - 24105 sayılı birinci bozma ilâmımızın ilişkin olduğu ilk kararda, 01.6.1995 - 24.01.2011 dönemi hakkında tespit hükmü verildiği ve 6111 sayılı Kanundan yararlanılması isteinin kabul edildiği, ancak 2002 – 2011 yılları arasına dair araştırmaya yönelik olarak hükmün bozulduğu, ikinci kararda 01.6.1995-01.02.1996 dönemi hakkında davanın reddine, sonrası için konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, davalı Kurumun temyizi üzerine bu kez Dairemizin 2014/ 23550-24102 sayılı ikinci bozmasında, davacının tarım bağ-kur sigortalılığı hakkındaki Kurum kabulünün 01.02.1996-31.12.1997 tarihleri arasına ve 24.01.2011 sonrasına dair bulunduğu belirtilerek Kurumca kabul edilmeyen dönemler yönünden ilk bozma ilamımızda belirtilen ilkeler çerçevesinde araştırmaya yönelik olarak hükmün bozulduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk
Dairesince de, sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 Esas, 2006/521 sayılı kararı).
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki KURU, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 Ankara, 1974, sayfa 395 vd.)
Bozma kararı ile ilk hüküm hayatiyetini yitirdiğinden, hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılması bu kısımların bağımsız bir şekilde onandığını göstermez ise de, hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usulü kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır.
Bu hukuki kuralın ancak iki istisnası bulunmaktadır. Bunlardan biri, mahkemece Yargıtay bozma kararına uyulduktan sonra görülmekte olan davaya uygulama imkanı olan yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı çıkması; diğeri de, 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirlendiği üzere, hükmüne uyulan bozma kararından sonra görevle ilgili yeni bir yasal düzenlemenin getirilmiş olmasıdır. Olayda; bozma kararına uyulmakla, meydana gelen usuli kazanılmış hakkın sonuç doğurmayacağı haller de söz konusu değildir.
Kurumun en son davacının kesinleşmiş Tarım Bağ-Kur sigortalılık sürelerini 01.02.1996-31.12.1997 ve 01.6.2007"den devam eder şekilde bildirmiş olması karşısında, ilk karar hakkında bozmaya konu edilmeyen 1998-2002 dönemi yönünden davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu dikkate alınmaksızın hüküm tesisi isabetsizdir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönlerini amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davacıya iadesine, 19.01.2016 günü oybirliği ile karar verildi.