11. Hukuk Dairesi 2017/5022 E. , 2019/2124 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İZMİR FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 28/09/2017 tarih ve 2017/70-2017/120 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının 2001/1574 sayılı faydalı model belgesi ile “damacanalarda kullanılan pompalar için pompa başı kilitleme düzeneği ve uzunluğu ayarlanabilen emiş borusu” isimli ürünün sahibi olduğunu ve bu ürünü yasadışı olarak imal ettiği iddiası ile müvekkili şirket hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı"na şikayette bulunduğunu, bu şikayet neticesinde İzmir Fikri Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin 2005/248 E. sayılı dosyası ile davacı aleyhine dava açıldığını, ceza yargılaması sırasında müvekkilinin işyerinde bulunan ürünlerin toplatıldığını, yargılama neticesinde davalı tarafın ürününün 551 sayılı KHK’nın 156. maddesi uyarınca yeni sayılmasının mümkün olmadığı, davacının ürünü ile birebir aynı olmadığı ve bu nedenle patent hakkının ihlali suçunun oluşmadığı gerekçesi ile 22.06.2006 tarih ve 2006/274 K. sayılı kararı ile davacı şirket yetkilisi ... Kayahan’ın beraatine karar verildiğini, ancak bu yargılama sürecinde müvekkili şirkete ait mallara el konulduğunu, müvekkilinin işlerinin aksadığını, itibarının olumsuz bir şekilde yaralandığını ileri sürerek, 20.000.-TL maddi tazminatın ve 20.000.- TL munzam zararın temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının ürünlerine savcılık kararı ile el konulduğunu, davacının uğradığını iddia ettiği zarardan müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, el konulan ürünlerin de yediemin olarak yine davacı şirketin yetkilisine bırakıldığını, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; dava konusu üründe yenilik bulunmadığını, buluşun kullanıldığı pek çok ürünün hali hazırda piyasada başka firmalarca da üretildiğinin belirlendiğini, bu belirlemenin buluşun yaygın ve harcıalem olduğuna dair ciddi bir değerlendirme olduğunu, sınai mülkiyet belgesi almak isteyen kişilerin incelemenin patentten daha zayıf olduğunu bilerek faydalı modelini daha titiz bir ön değerlendirme ile başvuru konusu etmesinin bekleneceğini, dolayısıyla faydalı model alanında basiret yükümlülüğünün esaslı olduğunu, somut olayda da faydalı model alan davalının basiretli davranmadığı ve taşkın tedbir işleminden doğan zarardan sorumlu olduğunu, davacı firmanın toplatma nedeniyle bu ürünün sınai ve ticari kârından mahrum kaldığını, elindekileri satamama nedeniyle zarara uğradığını, ürünlerin uzun süre yedieminde kalarak bozulup satılamaz hale geldiğini, kalıp vasıflarının bozulduğunu, ambalaj ve iş gücü kaybı oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 25.518,86 TL maddi zarar ve 14.119,96 TL munzam zarar olmak üzere toplam 39.638,72 TL tazminatın 31.03.2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, tescilli faydalı model belgesinden doğan hakların korunması amacıyla yapılan suç duyurusuna bağlı olarak uygulanan arama ve el koyma nedeniyle uğranılan maddi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davacı 13.056 adet su emiş borusu ve bu borulara ait su pompası borusu kalıbına el konulması nedeniyle bu ürünlerin ve ambalajlarının kullanılamaz hale geldiğini, ambalajların sökümü esnasında iş gücü kaybı yaşandığını, el konulan ürünler yerine başka bir model boru üretilmek zorunda kalındığını, ödediği vekalet ücretleri dolayısıyla maddi zarara uğradığını ileri sürerek 20.000 TL maddi tazminat ile devam eden yargılamalar süresince el konulan ürünleri imal edemediğini, pazarlayamadığını bu nedenle davalının pazarda tek satıcı durumuna geldiğini, firmanın imajının olumsuz etkilenmesi nedeniyle satış kaybı yaşandığını ileri sürerek maddi zarar ve faizle karşılanamayan zararları bakımından ise 20.000 TL munzam zarar talebinde bulunmuştur.
Davacı dava dilekçesinde munzam zarar talebini el koyma tedbirinin devam ettiği süre zarfında malını piyasaya sürememesi, kâr elde edememesi, davalının piyasaya hakim olması gerekçesine dayandırmıştır. Ancak karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK."nın 33. maddesi uyarınca hukuki tavsif hakime aittir. Davacı zararını munzam zarar olarak nitelendirmişse de davacının talebi munzam zarara ilişkin olmayıp, bahsi geçen ürünlere haksız el koyma nedeniyle uğranılan zarara ilişkindir.
Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi raporunda el konulup yediemin olarak davacıya teslim edilen malların ambalaj kutu maliyeti 2.350,08 TL, ürünlerin satılamaz hale gelmesi nedeniyle 20.055,84 TL, kalıbın evsafının bozulmuş olması nedeniyle 3.029,01 TL, ambalajların sökümü esnasındaki iş gücü kaybı nedeniyle 83,93 TL olmak üzere davacının toplam maddi zararı 25.518,86 TL olarak hesaplanmış, ayrıca el koyma tarihi olan 30.03.2005 tarihinden dava tarihi olan 02.11.2007" ye kadar el koyma nedeniyle davacının mal üretip satışının yapılamaması neticesinde kâr kaybı da 14.119,96 TL zarar olarak hesaplanmıştır.
Davalının şikayeti üzerine davacı şirket yetkilisi hakkında patent hakkının ihlali suçu nedeniyle yapılan yargılama sonunda İzmir Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi"nin 2005/248 E.2006/274 K ve 22.06.2006 tarihli kararı ile davacı şirket yetkilisi sanık ... Kayahan"ın beraatine, yedieminde bulunan ürünler ile kalıbın da sanığa iadesine karar verilmiştir.
30.03.2005 tarihinde el konulan 13.056 adet su emiş borusu ve su pompası borusu kalıbının el koyma tedbirinin kalktığı tarih itibariyle ne durumda olduğu tespit edilmeden ve yediemin sıfatıyla davacının elinde bulunan malların tedbirin kalktığı tarihteki değeri belirlenmeden sadece davacının malları kullanamama ve satamama iddiasına değer verilerek tüm mallar yönünden karar verilmesi doğru olmadığı gibi, davacının üretimde kullandığı su pompası kalıbına el konulması nedeniyle hesaplanacak zarar miktarınında ancak bu kalıpla üretilecek mala hasren yapılması ve ürünlere el konulduğu tarihle ürünlerin davacıya iade edildiği tarih arasındaki zararın hesaplanması gerekirken mahkemece yazılı gerekçeyle karar verilmesi doğru olmamış kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 13/03/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.