
Esas No: 2020/10528
Karar No: 2021/1102
Karar Tarihi: 03.02.2021
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2020/10528 Esas 2021/1102 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
Mahkemeleri : Eskişehir 8. Asliye Ceza Mahkemesi, Eskişehir 7. Asliye Ceza Mahkemesi
Karar Tarihleri : 15/10/2019, 23/09/2019
Esas-Karar Numaraları : 2019/272-2019/1528, 2019/419-2019/717
Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan sanık ..."nin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 136/1 ve 62/1. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Eskişehir 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.10.2019 tarihli ve 2019/272 esas, 2019/1528 sayılı kararı ile sanığın verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 136/1 ve 43. maddeleri gereğince 2 yıl 13 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Eskişehir 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.09.2019 tarihli ve 2019/419 esas, 2019/717 sayılı kararını kapsayan dosyalar incelendi.
Dosya kapsamına göre, sanık hakkında katılan ..."a yönelik 25.01.2019 tarihli verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme eylemi nedeni ile Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 01.03.2019 tarihli ve 2019/2429 sayılı iddianame ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda, Eskişehir 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.10.2019 tarihli ve 2019/272 esas, 2019/1528 sayılı kararı ile sanığın mahkumiyetine karar verildiği, yine anılan katılana yönelik 20.02.2019 tarihli verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme eylemi nedeni ile Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının 10.04.2019 tarihli ve 2019/3888 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda, Eskişehir 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.09.2019 tarihli ve 2019/419 esas, 2019/717 sayılı kararı ile mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmış ise de, sanığın her iki eyleminin ilk hukuki kesintiyi oluşturan Eskişehir 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/272 esas sayılı dosyası kapsamında yer alan 01.03.2019 tarihli iddianameden önce olması karşısında, iddianame düzenleme tarihi daha önce olan Eskişehir 8. Asliye Ceza Mahkemesine birleştirme kararı verilerek, sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 43. maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde ayrı ayrı mahkumiyet kararı verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığının 07.10.2020 tarihli ve 94660652-105-26-4198-2020-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27.10.2020 tarihli ve 2020/92265 sayılı ihbarnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakları tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.06.2020 tarihli ve 2018/525-2020/330 sayılı, 18.06.2020 tarihli ve 2017/1127-2020/298 sayılı, 11.06.2020 tarihli ve 2017/332-2020/282 sayılı kararları ile bu kararlarla uyumlu ceza dairelerinin istikrar kazanan uygulamalarına göre; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununa hakim olan ilke gerçek içtima olduğundan, bunun sonucu olarak, “kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza” söz konusu olacaktır. Nitekim bu husus Adalet Komisyonu raporunda da; “Ceza hukukunun temel kurallarından birisi, ‘kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza vardır" şeklinde ifade edilmektedir. Bunun istisnaları, suçların içtimaı bölümünde belirlenmiştir. Bu istisnalar dışında, işlenen her bir suçla ilgili olarak ayrı ayrı cezaya hükmedilecektir. Böylece verilen her bir ceza, bağımsızlığını koruyacaktır” şeklinde ifade edilmiştir. Bu kuralın istisnalarına ise, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun “suçların içtimaı” bölümünde, 42 (bileşik suç), 43 (zincirleme suç) ve 44. (fikri içtima) maddelerinde yer verilmiştir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 43. maddesinin birinci fıkrasında; “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır.” biçiminde zincirleme suç, ikinci fıkrasında; “Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır.” denilmek suretiyle aynı neviden fikri içtima düzenlemesine yer verilmiş, üçüncü fıkrasında da zincirleme suç ve aynı neviden fikri içtima hükümlerinin uygulanmayacağı suçlar belirtilmiştir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 43/1. madde ve fıkrası uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için;
a- Aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi,
b- İşlenen suçların mağdurlarının aynı kişi olması,
c- Bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlenmesi gerekmektedir.
Aynı suç 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 43/1. madde ve fıkrasında; “Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır” ifadesi ile açıklığa kavuşturulmuş olup, aynı madde ve fıkrada bulunan, “değişik zamanlarda” ibareleri nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için, suçların mutlaka değişik zamanlarda işlenmesi gerekir. Bunun sonucu olarak, aynı mağdura, aynı zamanda, aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda tek suç oluşacaktır. Öte yandan, anılan hükmün uygulanabilmesi için, işlenen suçların mağdurları da aynı olmalıdır. Mağdurun kim olduğunun belirlenmesinde öncelikle madde metnine bakılmalı, madde metninin yeterli olmadığı durumlarda hükmün konuluş amacı, kanun içerisinde suçun düzenlendiği yer gibi hususlar birlikte değerlendirilerek sonuca ulaşılmaya çalışılmalıdır.
Suç kastından daha geniş bir anlamı içeren suç işleme kararı ise suç kastından daha önce gelen genel bir karar ve niyeti ifade etmektedir. Önce suç işleme kararı verilmekte ve bundan sonra bu genel kararın icrası farklı zamanlardaki suçlarla gerçekleştirilmektedir. Kararın gerçekleştirilmesi için gerekli suçların her birinde ayrı suç kastları, bir başka deyişle bir suç için gerekli olan maddi ve manevi unsurlar ayrı ayrı yer almaktadır.
Suç işleme kararının yenilenip yenilenmediği, birden çok suçun aynı karara dayanıp dayanmadığı, aynı zamanda suçlar arasındaki süre ile de ilgilidir. İşlenen suçların arasında kısa zaman aralıklarının olması suç işleme kararında birlik olduğuna; uzun zaman aralıklarının olması suç işleme kararında birlik olmadığına karine teşkil edebilecektir. Yine de suçlar arasında az veya çok uzun zaman aralığının var olması, bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlendiğini ya da işlenmediğini her zaman göstermeyecektir. Diğer bir anlatımla, sürenin uzunluğu kararın yenilendiğini düşündürebileceği gibi, kısalığı da her zaman kararın yürürlükte olduğunu göstermeyebilecektir. Diğer taraftan, hukuki veya fiili kesintiler olduğunda farklı değerlendirmeler yapılması mümkündür. Ancak bu değerlendirme her olayda ayrı ayrı ve diğer şartlar da dikkate alınarak yapılmalıdır. Bu nedenle, başlangıçta belirli bir süre geçince suç işleme kararı yenilenmiş ya da değişmiş olur demek, soyut ve delillerden kopuk bir değerlendirme olacaktır. Failin iç dünyasını ilgilendiren bu kararın varlığının her olayın özelliğine göre suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işlendikleri yer ve işlenme zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluşum ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler değerlendirilerek belirlenmesi gerekecektir.
Zincirleme suça ilişkin bu genel açıklamalardan sonra “hukuki kesinti” kavramı üzerinde durulması gerekmektedir.
Yapılmakta olan soruşturma sonucunda toplanan delillerin failin suçu işlediği yönünde yeterli şüphe oluşturması üzerine Cumhuriyet savcısınca şüpheli hakkında CMK"nın 170. maddesi uyarınca iddianamenin düzenlenmesiyle hukuki kesinti oluşmaktadır. İddianamenin düzenlenmesiyle olaylar arasında hukuki kesinti oluştuğundan iddianamenin düzenlenmesinden sonra devam eden eylemler ise başka bir ceza soruşturmasının konusunu oluşturacaktır. Başka bir anlatımla sanık hakkında iddianame düzenlendikten sonra, sanık tarafından aynı suçun tekrar işlenmesi durumunda, yeni ve ayrı bir suç söz konusu olacaktır.
Buna karşın işlemiş olduğu suçtan dolayı henüz hakkında iddianame düzenlenmeden, sanığın aynı suç işleme kararıyla ve aynı mağdura karşı yeniden suç işlemesi durumunda, hukuki kesinti gerçekleşmeden aynı suçun işlenmesi söz konusu olduğundan sanık hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanacaktır. Bu durumda sanığın her suçtan ayrı ayrı cezalandırılması yoluna gidilmeyecek, sanığa bir suçtan ceza verildikten sonra hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle cezasından artırım yapılacaktır.
Bu nedenle soruşturma aşamasında sanığın aynı suç işleme kararıyla aynı mağdura karşı değişik zamanlarda aynı suçu işlediğinin tespit edilmesi durumda, soruşturma dosyalarının birleştirilerek kamu davası açılması, bu hususa riayet edilmeden kamu davalarının açılması halinde ise hukuki kesintinin oluşmasından önce sanığın aynı mağdura karşı bir suç işleme kararıyla aynı suçu değişik zamanlarda işlediğinin anlaşılması durumunda dava dosyalarının birleştirilerek sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi isabetli bir uygulama olacaktır.
Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada;
Mağdur ...’in 25.01.2019 tarihli başvurusu üzerine başlatılan adli soruşturma kapsamında, tanık ...’nın sevgilisi olmasını arzulayan ve tanık Hüseyin tarafından işletilen araç kiralama firmasında işçi olarak çalışan sanık ...’in, iş yerinde görüp, fotoğraflarını çektiği tanık ...’nın erkek arkadaşı olan mağdur ...’e ait kişisel veri niteliğindeki nüfus cüzdanı ve ehliyet fotokopisi ile araç kiralama sözleşmesi örneğini, 25.01.2019 tarihinde, whatsapp adlı uygulama üzerinden, tanık ...’ya gönderdiği tespit edilerek, sanık ... hakkında tamamlanan adli soruşturma sonunda, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığınca 01.03.2019 tarihinde düzenlenen iddianamede; “... Tüm dosya incelendiğinde şüphelinin işçi olarak çalıştığı işyerindeki bilgi ve belgeleri rıza olmadan fotoğraflayarak tanık ...’ya atmak sureti ile verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek ve yaymak suçunu işlediği...” biçimindeki anlatımla sanık ...’in mağdur ...’e yönelik 25.01.2019 tarihinde verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu işlediğinin iddia edildiği ve sanık ... hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 136/1, 53/1. madde ve fıkralarının uygulanmasının talep edildiği, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının 01.03.2019 tarihli iddianamesinin Eskişehir 8. Asliye Ceza Mahkemesince 15.03.2019 tarihinde kabul edilip, aynı Mahkemenin 2019/272 esasına kaydedilen davanın yapılan yargılaması sonunda, 15.10.2019 tarihli ve 2019/272 esas, 2019/1528 sayılı karar ile sanık ...’in verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 136/1, 62/1, 53/1-2-3. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair hüküm kurulduğu ve mahkumiyet kararının istinaf edilmeksizin 22.11.2019 tarihinde kesinleştiği,
Mağdur ...’nın “...” isimli facebook hesabındaki paylaşıma ilişkin belge örneklerini de ekleyip, 04.03.2019 tarihinde ve mağdur ...’in de 13.03.2019 tarihinde sanık ...’ten şikayetçi olmaları üzerine başlatılan adli soruşturma kapsamında, sanık ...’in, kullanıcısı olduğu “...” isimli facebook hesabında, “Dolandırıcılar bunlar... eskişehir odunpazarı ... mh ... SK... kalıyorlar bunlarda fuhuş ve esrar... dolandırırlar. aldanmayın yalanlarına” ibarelerinin altında, mağdur ...’nın birinde kızı ile diğerinde yalnız başına poz vererek çektirdiği kişisel veri niteliğindeki iki adet fotoğrafını ve mağdur ...’e ait nüfus cüzdanı fotokopisinin fotoğraflı ön yüzünü, aynı sayfada yayımladığı tespit edilerek, sanık ... hakkında tamamlanan adli soruşturma sonunda, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığınca 10.04.2019 tarihinde düzenlenen iddianamede; “...Müşteki ...’nın müşteki Gazanfer ile gayri resmi evli oldukları, müşteki ..."ın önceki evliliğinden kızının bulunduğu, müşteki ..."nın şüpheli hakkında önceki şikayetlerine istinaden önleyici tedbir kararı aldırdığı, müşteki ..."nın kendisinin ve kızının fotoğrafları ile gayri resmi eşi Gazanfer’in nüfus cüzdan bilgilerini şüphelinin kullanmakta olduğu ... adlı facebook hesabından paylaşılarak ‘dolandırıcılar bunlar... eskişehir odunpazarı ... Mah ... SK... kalıyorlar bunlarda fuhuş ve esrar, hap, genellikle yaşlı insanları dolandırırlar, aldanmayın yalanlarına’ şeklinde paylaşımlarda bulunduğu... footoğrafını ve kızının fotoğrafını paylaşarak özel hayatın gizliliğini ihlal eden, adres bilgilerini paylaşıp kişisel verilerini yayan kendisine dolandırıcı diyerek hakarette bulunan şüpheliden şikayetçi olduğu, müşteki Gazenfer’in nüfus cüzdanı bilgilerinin şüphelinin kullandığı Buhrasoydan 26 facebook hesabından paylaşılmak suretiyle ‘dolandırıcılar bunlar... eskişehir odunpazarı ... Mah ... SK... kalıyorlar bunlarda fuhuş ve esrar, hap, genellikle yaşlı insanları dolandırırlar, aldanmayın yalanlarına’ şeklinde... hakarette bulunan, kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirip yayan şüpheliden şikayetçi olduğu... şüphelinin bu şekilde üzerine atılı yukarıda sevk maddesinde belirtilen suçları işlediği...” biçimindeki anlatımla sanık ...’in 20.02.2019 tarihinde mağdur ...’ya yönelik özel hayatın gizliliğini ihlal, mağdurlar ... ile Gazanfer’e yönelik zincirleme şekilde hakaret ve zincirleme şekilde verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçlarını işlediğinin iddia edildiği ve sanık ... hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 125/2-1, 43, 53, 134/1, 53, 136/1, 43, 53. madde ve fıkralarının uygulanmasının talep edildiği, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığınca 10.04.2019 tarihli iddianamesinin Eskişehir 7. Asliye Ceza Mahkemesince 24.04.2019 tarihinde kabul edilip, aynı Mahkemenin 2019/419 esasına kaydedilen davaların yapılan yargılaması sonunda, 23.09.2019 tarihli ve 2019/419 esas, 2019/717 sayılı karar ile sanık ... hakkında mağdur ...’ya yönelik özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan hüküm verilmesine yer olmadığına karar verilip, sanık ...’in mağdurlar ... ile Gazanfer’e yönelik zincirleme şekilde hakaret suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 125/2. maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 125/1, 43 (2), 52/2-4. maddeleri gereğince 112 gün karşılığı 2.240,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına; mağdurlar ... ile Gazanfer’e yönelik zincirleme şekilde verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 136/1, 43 (2), 53/1-2-3. maddeleri gereğince 2 yıl 13 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair hükümler kurulduğu ve verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçuna ilişkin mahkumiyet kararının istinaf edilmeksizin 01.11.2019 tarihinde kesinleştiği,
Görüldüğü üzere, Eskişehir 8. Asliye Ceza Mahkemesince 15.03.2019 tarihinde kabul edilip, aynı Mahkemenin 2019/272 esasına kaydedilen dava dosyasındaki 01.03.2019 tarihli ilk iddianamede açıklanan 25.01.2019 tarihli ilk eylemin, sanık ... tarafından mağdur ...’e yönelik işlendiği, Eskişehir 7. Asliye Ceza Mahkemesince 24.04.2019 tarihinde kabul edilip, aynı Mahkemenin 2019/419 esasına kaydedilen dava dosyasındaki 10.04.2019 tarihli ikinci iddianamede açıklanan ikinci eylemin ise sanık ... tarafından mağdur ...’in yanı sıra mağdur ...’ya yönelik işlendiği, gerek 10.04.2019 tarihli iddianamede gerek Eskişehir 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.09.2019 tarihli ve 2019/419 esas, 2019/717 sayılı kararının başlığında suç tarihi olarak yazılı 20.02.2019 tarihinin, ilgili kolluk biriminin tahkikat evrakı konulu 07.03.2019 tarihli yazısından alıntı yapılmasından kaynaklanan maddi hata niteliğinde olduğu, Eskişehir 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/419 esasına kaydedilen dava dosyasındaki adli soruşturmanın mağdur ...’nın “...” isimli facebook hesabındaki paylaşıma ilişkin belge örneklerini de ekleyip, 04.03.2019 tarihli şikayeti üzerine başladığı ve dosya kapsamına göre mağdur ...’nın şikayetçi olduğu tarihe kadar mağdurlara ait kişisel verilerin yayımlanmaya devam ettiği dikkate alındığında, 04.03.2019 olan suç tarihinin sehven yazıldığı açıkça anlaşılan 20.02.2019 tarihi olarak değerlendirilemeyeceği, her iki suçun işleniş biçimleri ile oluşum ve gelişimlerinin birbirlerinden farklılık gösterdiği de göz önünde tutulduğunda, sanık ...’in mağdur ...’e ait kişisel verilerin fotoğraflarını çekerek ele geçirip, ele geçirdiği mağdur ...’e ait kişisel verileri tanık ...’ya gönderdiği 25.01.2019 tarihli ilk eyleminden sonra, ilk suç işleme kararından bağımsız olarak yeni bir suç işleme kararının icrası kapsamında mağdurlar ... ile Gazanfer’e ait kişisel verileri facebook adlı sosyal paylaşım sitesi üzerinden yayımladığının kabul edilmesi gerektiği, dolayısıyla sanık her iki eylemini aynı suç işleme kararının icrası kapsamında aynı mağdurlara yönelik işlemediği gibi, sanığın 04.03.2019 tarihli ikinci eyleminin, 01.03.2019 tarihli ilk iddianameden sonra işlenmesi nedeniyle her iki eylem arasında hukuki kesintinin de bulunduğu, bu bağlamda sanığın eylemlerinin ayrı ayrı suçları oluşturduğu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 43/1. madde ve fıkrasındaki zincirleme suç hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle; sanığın farklı tarihlerde gerçekleştirdiği her iki eyleme ilişkin iddianame içeriklerini değerlendiren ilk derece mahkemelerince sanık hakkındaki davalar birleştirilmeden yargılamaya devamla iki ayrı mahkumiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiş olup,
Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen ihbarnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görülmediğinden, Eskişehir 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.10.2019 tarihli ve 2019/272 esas, 2019/1528 sayılı kararı ile Eskişehir 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.09.2019 tarihli ve 2019/419 esas, 2019/717 sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma talebinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu alandan sadece bu kararla ilintili POST üretebilirsiniz. Bu karardan bağımsız tamamen kendinize özel POST üretmek için TIKLAYINIZ
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.