15. Hukuk Dairesi 2019/3903 E. , 2020/2895 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi
İlk Derece Mahkemesi : ... Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı olan Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi’nce verilen kararın temyizen tetkiki davacı vekili tarafından duruşmalı olarak istenmiş, duruşma talebi kabul edilerek 13.10.2020 tarihinde yapılan duruşmaya davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde davanın reddine dair verilen karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvuruları üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi"nin istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen kararına karşı, davacı tarafından süresinde temyiz isteminde bulunulmuştur.
Davacı davasında, taraflar arasında imzalanan sözleşme ile ... Kampüsü Hukuk Fakültesi Yeni Bina İnşaatı işini müvekkilinin üstlendiğini, işin tamamlanarak teslim edildiğini, sözleşme süresinin 465 gün olup 28.02.2014 tarihinde dolduğunu, ancak idareden kaynaklanan sebeplerden dolayı 240 gün ilave süre verildiğini, defalarca yazılı başvuru yapmalarına rağmen davalı idarenin fiyat farkı ödemediğini, davalıdan kaynaklanan sebeplerden müvekkilinin uzun süre personel istihdam ettiğini, iş makinelerinin rantabıl kullanılamadığını veya kiraya verilerek gelir elde edilemediğini, maliyetin arttığını, hakedişlerinin süresinde ödenmediğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla hakedişlerin süresinde ödenmemesi nedeniyle 25.000,00 TL, fiyat farkı alacağı nedeniyle 25.000,00 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı savunmasında, taraflar arasında sözleşme imzalandığı, 240 gün ek süre verildiğini, işin tamamlanarak geçici ve kesin kabulünün yapıldığını, davacıya KDV ve fiyat farkı hariç 21.062.917,21 TL ödeme yapıldığını, herhangi bir alacağının kalmadığını, idarenin proje ve teknik belgelerde değişiklik yapma hakkını kullandığını, bu nedenle ek süreler verildiğini, şartları gerçekleşmeyen fiyat farkı alacağının talep edilemeyeceğini, yine zarar iddiasının da kanıtlanmasının gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davacı tarafından işin tamamlanarak teslim edildiği, işin davalı işverenden kaynaklanan sebeplerle süresinin uzatıldığı, taraflar arasında 11 adet ara hakediş düzenlendiği, hakedişlerin davacı tarafından itirazsız olarak imzalandığı, hakedişlerde herhangi bir fiyat farkı dikkate alınmadığı, sadece 10 ve 11 nolu hakediş tutarları için fiyat farkı verildiği, davacı yüklenicinin kesin hakedişi itiraz şerhi ile imzalamışsa da sözleşme eki YİGŞ nin 40 ve 41.maddesinde belirtildiği şekilde yazılı olarak yerleri ile birlikte açık ve seçik şekilde idareye bildirdiği hususunu belgelendirmediğinden davacı yüklenicinin itirazlarının YİGŞ hükümlerine uygun şekilde bildirmediği anlaşıldığından fiyat farkını talep edemeyeceği, yine davacı geciken hakedişlerini tahsil ederken haklarını saklı tutmadığından asıl borç sona ermekle bu borca ilişkin gelir kaybı, faiz gibi hakları da sona erdiğinden geç ödeme sebebiyle uğradığı gelir kaybı talebinin yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesinin kararının davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi tarafından mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle taraflar arasındaki sözleşmenin 14.2. maddesinde yükleniciye fiyat farkı verilmeyeceği, ancak mücbir sebepler veya idarenin kusuru nedeniyle işin bitim tarihinin süre uzatımı verilmek suretiyle uzatılması halinde, ilan/ davet tarihinde yürürlükte bulunan fiyat farkı esasları uyarınca fiyat farkı ödeneceği kabul edildiği, bu hükme göre, sözleşmede işin uzaması halinde yüklenicinin muhtemel zararının fiyat farkı ödemek suretiyle karşılanması öngörülüp taraflarca kabul edilmiş olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HGK’nın 24.02.2010 tarih ve 2010/1-86 Esas, 2010/108 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; “...Yasa’nın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çekişmesiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması” gerekmektedir. Kararın gerekçesi ile hüküm sonucu çelişkili ise, tarafları adalete uygun karar verildiği ve yargılamanın adil yapıldığına ikna edebilecek, mantıksal tutarlılık taşıyan kanuna uygun verilip, yazılmış yasa yolu denetimine elverişli bir hüküm bulunduğundan söz edilemez.
Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılması; Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair Anayasa ve Yasa hükümlerine aykırılık teşkil eder (Örnek; Yargıtay
15. Hukuk Dairesi 11.01.2017 Tarih 2016/4164 Esas 2017/118 Karar, 08.10.2019 Tarih, 2019/2679 Esas, 2019/3826 Karar). Belirtilen nedenlerle gerekçesi ile sonucu arasında çelişki yaratılmaksızın hüküm kurulmalıdır.
Somut olayda ilk derece mahkemesinin, davanın reddine ilişkin kararına karşı istinaf talebi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın gerekçe bölümü 3. fıkrasında ve özellikle diye başlayan bölümdeki gerekçe ile hüküm fıkrasının birinci bendindeki istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararı çelişkili olduğundan, çelişkiyi ortadan kaldıracak şekilde Dairemiz emsalleri ve İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca karar verilmek üzere Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma sebebine göre davacının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 2.540,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay"daki duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine,
ödenenden 5766 sayılı Kanun"un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 218,50 TL Yargıtay başvurma harcının mahsup edilerek, varsa fazla alınan temyiz harcının temyiz eden davacıya iadesine,
6100 sayılı HMK 373. madde hükümleri gözetilerek dosyanın Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi"ne, karardan bir örneğinin ise ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 04.11.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.