10. Hukuk Dairesi 2015/24537 E. , 2017/9411 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, 30.04.1998 tarihinde meydana iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlananan gelirlerin, yapılan fiili ödemelerin ve evlenme yardımlarının davalılardan rücuan tahsili istemine ilişkin olup, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 26. maddesidir.
Davacı Kurum, 11.01.2008 tarihinde davalılar aleyhine açmış olduğu kısmi davada hükmedilen alacak miktarına göre bakiye alacağın tahsili istemli olarak eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, tarafları aynı olan ilk rücu davasında Bursa 5. İş Mahkemesi"nden verilen 14.02.2013 tarih ve 2012/78 E-2013/48 K nolu ilamın kesinleştiği gerekçesi ile bu ilamdaki kusur oranlarına göre bakiye alacak hüküm altına almıştır. Anılan Bursa 5. İş Mahkemesi"nden verilen 14.02.2013 tarih ve 2012/78 E-2013/48 K nolu ilamın ise kesinleşmesi usulüne uygun olarak yapılmamıştır. Davalılar ... ve ... adına doğrudan Tebligat Kanunu 35. md göre çıkartılan tebligata göre ilam 17.04.2014 tarihinde kesinleştirilmiştir.
19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunun 3. maddesi ile değişik 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. maddesine göre “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.”; Yine, 6099 sayılı Kanunun 5. maddesi ile 7201 sayılı Kanunun 21. maddesine eklenen ikinci fıkrasına göre, “Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
Tüm bu düzenlemeler gözetildiğinde, artık, adres kayıt sisteminde yazılı adresi bulunanlara, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, adres kayıt sisteminde yazılı adresine, 21. maddenin ikinci fıkrasına göre tebliğ yapılması gerekecektir. Anılan bu düzenleme karşısında Tebligat Kanunu 21/2 maddesi gereğince, tebligat yöntemince çıkartıldıktan sonra, temyiz süresi geçtikten ve (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun geçici 3. maddesinde yer alan 1086 sayılı Yasa"nın temyize ilişkin hükümlerinin uygulanmasının gerektiğine ilişkin düzenleme gereğince) Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanunu"nun 432. maddesindeki prosedür işletildikten sonra ilamın kesinleştirilmesi gerekirken 35. md göre yapılan tebligata göre hükmün kesinleştirilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Hal böyle olunca hukuken kesinleşmemiş karara göre kusur oranın kabulü ile bakiye alacağın hüküm altına alınması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Mahkemece yapılacak iş Bursa 5. İş Mahkemesi"nden verilen 14.02.2013 tarih ve 2012/78 E-2013/48 K nolu ilamının tebligatlarının yukarıda belirlenen ilkeler çerçesinde yapılarak hükmün kesinleşmesi sağlandıktan sonra oluşacak sonuca göre karar vermekten ibarettir.
O halde, davalı ..."nun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, istek halinde temyiz harcının davalı ..."na iadesine 28.12.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.