Ceza Genel Kurulu 2017/703 E. , 2019/694 K.
"İçtihat Metni"
Yargıtay Dairesi : 12. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Ağır Ceza
Sayısı : 160-278
Taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçundan sanık ..."in TCK"nın 85/1, 62 ve 63. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba ilişkin Ceyhan Ağır Ceza Mahkemesince verilen 13.05.2008 tarihli ve 266-71 sayılı hükmün, katılanlar vekili ve sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesince 19.06.2014 tarih ve 18641-15245 sayı ile;
"1-...İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 1. İhtisas Kurulunun 07.11.2007 tarihli raporunda, ölenin otopsi raporunda kişinin vücudunda ölüme neden olabilecek nitelikte travmatik değişim tanımlanmadığı, tanımlanan travmatik değişimlerin basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte oldukları, yine otopside kalp ve akciğer ağırlıkları artmış, histopatolojik incelemede akciğerde ödem, fokal endizem, bol serbest ve hemosiderin yüklü makrofajlar bulunduğu, kroner arterde lümeni %70-80 daraltıcı özellikte atherosklerotik plaklar bulunduğu, myokardinal liflerde kronik hipoksik değişiklikler tarif edildiğine göre, kişide kronik kalp damar hastalığı bulunduğu ve ölümünün, kendinde mevcut kronik kalp damar hastalığının karıştığı olayın efor ve stresiyle aktif hâle geçmesine bağlı dolaşım solunum durmasından ileri geldiği, olay ile ölüm arasında illiyet bağı bulunduğu belirtilmiş ise de, yaşanan kavga olayı ile ölüm arasında illiyet bağının kurulmuş olmasının, olayın meydana gelmesinden sonra geçen süre ve bu süreç içerisinde ölenin hastanede muayene olması da nazara alındığında, sanığı meydana gelen ölüm sonucundan sorumlu tutmak için yeterli olmadığı, ölenin kalp damar rahatsızlığının ölenin ailesi tarafından dahi bilinmediği bu itibarla, sanığın üzerine atılı taksirle öldürme suçunun yasal unsurlarının somut olayda gerçekleşmediği; sanığın eyleminin TCK"nın 86/2. maddesinde tanımlanan kasten yaralama suçunu oluşturduğu düşünülmeden yazılı şekilde hüküm tesisi,
2- Kabul ve uygulamaya göre; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.07.2009 tarihli ve 62-191 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK"nın 61/1. maddesinin (g) bendinde yer alan "failin güttüğü amaç ve saik" gerekçesine dayanılamayacağının gözetilmemesi," isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme ise 18.11.2014 tarih ve 160-278 sayı ile;
"...Sanık ... meydana gelen olaylar sırasında elindeki kazma ile katılan ... ve ölen ... ile kavga ettiği sırada ölen ..."in sanık ..."e sarılarak birlikte yere düştükleri ve bu şekilde bir süre boğuştukları ve bunu gören sanık ..."in eşi ...in kocasını bırakması için ölenin kolunu ısırdığı, ölende kalp damar hastalığı bulunduğu ve karıştığı bu olayın efor ve stresi ile aktif hale geçmesine bağlı dolaşım solunum durması neticesinde öldüğü, sanıkların bu eylemleri ile müteveffanın ölümü arasında illiyet bağı bulunduğu anlaşılmakla, sanıklar ..."in müteveffa ..."i taksirle öldürme suçundan mahkûmiyetlerine karar verilmesi gerekmiştir." şeklindeki gerekçeyle bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir.
Direnme kararına konu olan bu hükmün de sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.01.2016 tarihli ve 37514 sayılı “Düzeltilerek onama” istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca 07.12.2016 tarih ve 119-900 sayı ile; 6763 sayılı Kanun"un 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanun"a eklenen geçici 10. madde uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 12. Ceza Dairesince 12.04.2017 tarih ve 111-3158 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Sanıklar ... ve ... hakkında taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçundan verilen beraat kararları Özel Dairece onanmak; sanıklar ... ve ... hakkında hakaret ve yaralama suçlarından, sanık ... hakkında ise taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararlar itiraz merciince itirazın reddine karar verilmek suretiyle kesinleşmiş olup direnmenin kapsamına göre inceleme, sanık ... hakkında taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçundan verilen mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin TCK"nın 86. maddesinin ikinci fıkrası kapsamındaki kasten yaralama suçunu mu yoksa TCK"nın 85. maddesi kapsamındaki taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçunu mu oluşturacağının belirlenmesine ilişkin ise de; Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca öncelikle,
1- Direnmeye konu olan hükmün (4.) ve (5.) paragraflarına ilk kez yer veren Yerel Mahkeme kararının ‘yeni hüküm’ niteliğinde olup olmadığının,
2- Yeni hüküm olmadığının kabulü hâlinde direnme kararının yasal ve yeterli gerekçe içerip içermediği,
Hususlarının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Ceza Genel Kurulunun süreklilik kazanmış uygulamalarına göre şeklen direnme kararı verilmiş olsa dahi;
a) Bozma kararı doğrultusunda işlem yapmak,
b) Bozma kararında tartışılması gerektiği belirtilen hususları tartışmak,
c) Bozma sonrası yapılan araştırma, inceleme ya da toplanan yeni delillere dayanmak,
d) Önceki kararda yer almayan ve daire denetiminden geçmemiş olan yeni ve değişik gerekçe ile hüküm kurmak,
Suretiyle verilen hüküm, direnme kararı olmayıp yeni bir hükümdür. Bu nitelikteki bir hükmün temyiz edilmesi hâlinde ise incelemenin Yargıtayın ilgili dairesi tarafından yapılması gerekmektedir.
İncelenen dosya kapsamından;
Sanık ... hakkında taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçundan kurulan ilk mahkûmiyet hükmünün, Özel Dairece, sanığın eyleminin TCK"nın 86. maddesinin ikinci fıkrası kapsamındaki kasten yaralama suçunu oluşturduğu belirtilerek bozulmasından sonra, Yerel Mahkemece önceki hükümde yer almayan;
"4- Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı aldığı hapis cezasının kanuni sonucu olarak TCK"nın 53/3. maddesine göre, 53/1-c maddesinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velâyet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 53/1. maddesinde yazılı diğer haklardan 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına,
5- Olayın oluş şekli, sanığın kişiliği ve suçun işlenmesindeki diğer özellikler göz önüne alınarak sanığa verilen cezada başkaca takdiri ve kanuni artırım veya indirim yapılmasına, cezanın paraya veya kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlarına çevrilmesine ya da ertelemeye ve CMK.nun 231/7 maddesinin uygunlanmasına takdiren yer olmadığına," şeklindeki paragraflara hüküm fıkrasında yer verildiği anlaşılmaktadır.
Bu şekilde bozma sonrası yapılan incelemeye dayanılarak yeni ve değişik gerekçeyle hüküm kurulmuş olup verilen karar direnme kararı niteliğinde değildir. Önceki hükümde yer almayan bu hususlar Özel Dairece denetlenmemiş olduğundan, Özel Dairece denetlenmeyen bir konunun ilk kez ve doğrudan Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmesine kanunen imkân bulunmamaktadır.
Bu itibarla, Ceyhan 1. Ağır Ceza Mahkemesinin kararı direnme kararı olmayıp yeni bir hüküm niteliğinde bulunduğundan Özel Daire denetiminden geçmemiş olan yeni hükmün doğrudan ve ilk kez Ceza Genel Kurulu tarafından ele alınması mümkün olmadığından, dosyanın incelenmek üzere Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Ceyhan 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 18.11.2014 tarihli ve 160-278 sayılı karar "yeni hüküm" niteliğinde olduğundan, dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 05.12.2019 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.